Süt ile Büyüdük,Sırada İhracat Var…


Yaşar Holding CEO’su Aktaş: Sütte üretime destek verildi dünyanın 15’incisi olduk şimdi sıra ihracatta Yaşar Holding İcra Başkanı (CEO) Mehmet Aktaş, tarımsal sanayiye ihracat desteğinin sağlanması halinde Türkiye’nin Ortadoğu ve Körfez ülkeleri pazarında Hollanda büyüklüğünde ihracat rakamına ulaşabileceğini söyledi. Aktaş, hükümetin bu yönde çalışmalarının bulunduğunu, desteğin gelmesinin iç piyasaya da fiyat dengesi getireceğini savundu.

Mehmet Aktaş, Avrupa ülkelerinde devam eden borç çevirme probleminin bir güven bunalımına neden olduğunu, Avrupa’nın ”siyasi olduğu kadar ekonomik bir birlik olup olmadığını test ettiğini” belirterek, Türkiye’nin bu süreçten doğrudan etkileneceğini söyledi.

Son dönemde pazar çeşitlendirme konusunda gelişme kaydetmesine rağmen Türkiye’nin ihracatının büyük bölümünü Avrupa’ya yaptığına, bu pazarda bir resesyon yaşanması halinde, TL’deki değer kaybına rağmen ekonomi için önemli riskler oluşabileceğine işaret eden Aktaş, cari açık sorununun çözümünde yerli girdiye sahip sektörlerin yapacağı ihracatın kilit önemde olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin orta vadeli sanayi stratejisinde ”cari denge dostu” sektörleri desteklemesi gerektiğini belirten Aktaş, şöyle devam etti:”Tarımsal sanayide ihracatla ithalat arasındaki fark pozitif ama potansiyelinin çok altında. 10 milyar dolar ihracat, 6 milyar dolar ithalat var. Ama Hollanda’nın 40 milyar dolar. Türkiye, ihracat kabiliyeti olan tarımsal sanayi şirketlerinin önünü açacak bir teşvik sistemini harekete geçirirse cari açık problemini orta vadede çözüme götürebilir.  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün de teşvik mevzuatını cari açığı olumlu yönde etkileyen sektörleri destekleyecek şekilde tasarladıklarını ifade etti. Bugüne kadar teşvik sisteminin odağında büyüme ve istihdam vardı. Ancak anlaşıldığı kadarıyla artık cari açık sorununun çözümüne yönelik bir bakış açısı gelişecek.”
Yaşar Grubu’nun cirosunun yüzde 70’ini tarıma dayalı sanayiden elde ettiğini, bu alanda 30 yıllık bir ihracat deneyimine sahip olduğunu ifade eden Aktaş, teşvik sağlanması halinde özellikle süt sektörünün büyük başarı elde edebileceğine dikkat çekti.

Aktaş, Türkiye’nin çevresindeki ülkelerin net gıda ithalatçısı olduğunu ifade ederek, “Türkiye net bir üretim üssü olup bu ülkelerin gıda ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bu da orta vadede Ortadoğu’nun Hollanda’sı olma misyonunu ortaya koyabilir” dedi.

SÜBVANSİYON DEĞİL DESTEK BEKLİYORUZ

Genç nüfusa sahip Türkiye’de tarımsal sanayi sektörlerinin hızla büyümeye devam ettiğini, üretim konusunda hükümetin verdiği desteklerin neticelerinin de alındığını kaydeden Aktaş, şöyle konuştu:”Son 8 yılda 50 baş ve üstü süt sığırına sahip çiftlik sayısı 4 binden 18 bine çıktı, süt arzımız ise 12,5 milyon tona çıktı ve dünyada 15’inci sıraya yükseldik. Demek ki burada doğru bir yapı oluşturuldu. Kaliteli ve yeterli miktarda üretime ulaştık. Et tarafı biraz daha sıkıntılı ama süt konusunda Türkiye bir aşama kaydetti. Bunun devamlılığını ancak işleme sanayicilerinin sürekli süt talep etmesiyle sağlayabiliriz. Süt fiyatlarındaki dengesizlik bu konuda en büyük risk. Bu kısır döngünün kırılması için de ihracatın artırılması lazım. Sütte üretime destek verildi ve dünyanın 15’incisi olduk, şimdi sıra ihracata geldi.”
İhracata destek verilirse burada da istikrarın sağlanacağını belirten Aktaş, şöyle devam etti:
”Yatırım yapan çiftçilerin ürünleri düzenli olarak alınacak ve ihracattan elde edilen döviz cari açığın kapanmasına katkıda bulanacak.

Süt ürünlerine ihracat desteği zaman zaman süt tozuna veriliyor ama bunun dışında yok. Devlet bu sektöre vereceği desteğin çok üzerinde bir geliri geri kazanabilecek. Biz sübvansiyon değil rekabetçilik yaratacak, ihracatı artıracak bir destek bekliyoruz. Şu anda süt sektöründe 200-300 milyon dolar olan ihracat, bir kaç yıl içinde milyar dolarlara ulaşır. Bunun altyapısı müsait. AB yıllardır kendi firmalarını destekledi ve bizim en doğal pazarlarımız olan Körfez ülkelerinde hatırı sayılır bir paya ulaştılar. Bizim sınırlı da olsa bir etkinliğimiz var. Rekabetçi olursak bu yapıyı önemli ölçüde değiştiririz. Bu durum Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşılmasını da destekler.”

TÜRK MALI İMAJI

Hükümetin bu konunun farkında olduğunu, bir süredir görüşüldüğünü belirten Aktaş, ihracata dönük çeşitli destekleme enstrümanları üzerinde değerlendirme yapıldığını ifade etti.

İhracat desteğinin su ürünleri sektörünü Avrupa lideri yaptığına dikkat çeken Aktaş, ihracat desteğinin yanında yem bitkileri üretiminin de desteklenmesi halinde ithal girdi oranının en aza indirilebileceğini kaydetti.

Aktaş, Türkiye’nin Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde halk nezdinde yükselen bir imaja sahip olduğunu, Türk mallarının da prestijli bir konuma geldiğini, süt ürünlerinde bu imajın çok olumlu bir etki yaratacağını söyledi.

ET KONUSU SIKINTILI

Ette daha sıkıntılı bir sürecin yaşandığını, şu anda dünya fiyatlarının çok üzerinde et tüketildiğini belirten Aktaş, hayvan varlığının zamanla artabileceğini, ithalatın da geçici bir çözüm olarak getirildiğini söyledi.

“Böyle kritik ve stratejik bir sektörün ithalatla yoluna devam etmesi doğru değil” görüşünü dile getiren Aktaş, etin bir ihracat kalemi olabilmesi için fiyatların dengeye oturması gerektiğini ifade etti.


Yazan - 20 Ekim 2011. Kategori GIDA, SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x