Avrupa Birliği Raporunda Ticarete Kilitlendi


“2011 yılı AB İlerleme Raporunun Gıda, Tarım ve Hayvancılık yönünden analizi”

Karne niteliğinde olan Avrupa Birliğinin Türkiye için yayınladığı İlerleme Raporu 12 Ekim 2011 tarihinde yayınlandı.  Raporun tarım, gıda ve hayvancılık bölümünün satır aralarında ülkemiz çıkarlarına uygun hafif dokundurmalar olsa da genelde kendi çıkarlarına uygun olmayan bölümlerin üzerinde daha çok durulduğu görülmüştür. Tarım ve hayvancılığa yönelik desteklerin yetersizliği nedeniyle tarımsal ürün fiyatlarındaki artışlar görülmek istenmemiş, buna rağmen canlı hayvan ve et ithalatının daha da artmasını ve bununla ilgili engellerin tamamen kaldırılmasını istemişlerdir. Bununla yetinmemiş ithalatın daha sorunsuz yapılabilmesi için Güney Kıbrıs kesiminin limanlarının kullanılmasını da ön koşul olarak ortaya koymuşlardır. Bu da raporun samimiyetten uzak hazırlandığını ve kendi çıkarlarını ön plana aldıklarını göstermiştir.

 

Türkiye’nin tarım ve hayvancılığındaki yapısal değişikliklerle ilgili Tarım ve Köyişleri Bakanlığını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak yeniden yapılandıran kanun hükmündeki kararname ilerleme olarak gösterilmiştir. Hâlbuki hayvancılığın veya bitkisel üretimin aynı kefeye konulup desteklemelerinin ayrı, kontrolünün ayrı, üretiminin ayrı olduğu bir idari yapının olumsuz sonuçlar doğurduğunu daha önceden görmüştük. Ayrıca hiçbir Avrupa ülkesinde bitkisel üretim ile hayvansal üretim aynı kefeye konup planlama yapılmamıştır. İthalattaki engelleri görüp söyleyen kişilerin var olan bu olumsuz yapılanmayı görmemesi, raporun ticaret kaygısıyla hazırlandığı izlenimini vermiştir.

 

Her yıl olduğu gibi bu yılki raporda da istatistiklerin doğru tutulmadığı belirtilmiştir. Zaten Sayın Bakan Türkiye’ye yetecek kadar hayvan var dedikten 15 gün sonra ithalat kararı aldığında bunun teyidini almıştık. Ülkedeki hayvan sayısı ve dağılımını bilmeden plan-program yapmak, hayvancılık projesi üretmek, destekleme kararlarını almak herhalde sadece Türkiye’ye özgü olsa gerek. Çünkü mevcut durumu tam olarak bilmeden ileri vadede plan yapmak mümkün değildir. Bunu da hayvancılık işletme ekonomisi uzmanlığı bulunan bir Bakan’ın bilmediğini kabul etmek bile istemiyoruz.  O halde ülkenin tarım ve hayvancılık politikalarının başka yerlerden belirlenmediğini kim söyleyebilir? İthalat kapılarının sonuna kadar açıldığı, sınırlarımızdan geçen kaçak hayvanlara neredeyse göz yumulduğu, depoların etle dolu olduğu, ama kırmızı et fiyatlarının bir türlü düşürülemediği bir ortamda insanın aklına başka bir şey gelmiyor ki!!!

 

Raporun balıkçılıkla ilgili konusunda ise daha önceki yıllardan az da olsa bir ilerleme kaydedildiği ancak denetim ve kontrol, uluslararası anlaşmaların uygulanması, mevzuat uyumu, pazar politikası, yapısal eylem ve devlet destekleri konularında hâlâ ilave çabalara ihtiyaç bulunduğu kaydedilmiştir. Hâlbuki ülkemiz, 4 adet denizi bulunan ve balıkçılık potansiyeli yüksek bir ülkedir. 1.55 milyon hektar içsu (göl, baraj gölü ve nehir gibi) alanına, 24.6 milyon hektar deniz üretim alanına ve8333 km.lik bir kıyı şeridine sahip bulunmaktadır. Ancak buna rağmen balıkçılıkla ilgili bir stratejimizin bulunmaması ve bu yılki üniversite yerleştirme sınavlarında Su Ürünleri Fakültelerinin kontenjanlarının büyük oranda boş kalması zayıflığımızı ortaya koymaktadır. Stoklarımız bilinmemekte, ekonomik türlerimiz aşırı avcılık tehdidi altında bulunmakta, ayrıca iç su kaynaklarımız hidroelektrik santrallerle (HES) ve betonlaşmayla tehlikeli bir biçimde kurutulmaya çalışılmaktadır.

 

 

Sonuç olarak AB ilerleme raporu ülke çıkarları yönünden dikkatli bir şekilde okunmalıdır. Olumsuzluk olarak belirtilen yerler kendi ulusumuzun sağlığı, güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından düzeltilmelidir. Rehberimiz AB ülkelerinin idari yapılanması ve mevzuatı olmalıdır. Türkiye’de onların idari yapılanması ile mevzuatını okuyup, görüp anlayacak yeterince uzmanımız bulunmaktadır. Onların vereceği raporlara veya notlara ihtiyacımız yok. Ulu önderimiz Atatürk’ün aşağıdaki sözleri bizlere her zaman yol gösterecektir;

 

“Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Hâlbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!”

 

Sonuç olarak AB Veteriner Hekim Platformu olarak her ne olursa olsun ülkemizin gıda güvenliği, hayvan sağlığı ve refahı ile halk sağlığı için daha olumlu adımların atılmasını bekliyoruz.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 16/10/2011

 

 

AB Veteriner Hekim Platformu

web: www.abveteriner.org

 

Platform Kurumsal Üyeleri: 

Ankara-Giresun-İstanbul-İzmir-Mersin-Afyonkarahisar- Antalya-Hatay-Adana-Amasya-Kayseri-Elazığ-Trabzon-Bursa-Kastamonu-Uşak-Malatya-Samsun-Trakya-Diyarbakır-Kahramanmaraş-Aydın-Şanlıurfa- Kocaeli   Bölge Veteriner Hekim Odaları

Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği, Veteriner Hekimler Derneği, Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneği, Veteriner Halk Sağlığı Derneği ve Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği


Yazan - 17 Ekim 2011. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x