Bir Dünya Çevre Gününün Düşündürdükleri


 

 

Bir Dünya Çevre Gününün Düşündürdükleri

 

 

özer Ergün

 

25 yıl önce 5 haziran 1992 de bir Dünya Çevre Gününde yazdığım bir gazete makalemi sizinle paylaşmak istiyorum.Bakalım ülkemizde ve dünyada çevre sorunları ne kadar değişmiş geçen yıllar içerisinde.

 

Bir Dünya Çevre Gününün Düşündürdükleri

 

Sanayi dumanları ile yüklü bir gökyüzü; yağa, mazota bulanmış denizler ve kirlenmenin her türlüsüne terk edilmiş kara parçaları…

İşte, yine bir “5 Haziran Dünya Çevre Gününde” yaşadığımız topyekun çevrenin hali. Günün anlam ve önemi hakkında yazılıp, çizilecek; mavi denizlerden yeşil vadilerden dem vurulacak özlemle. Kısacası; nice ağıtlar yakılacak bugün çevre adına çevreyi katleden “Bizler” tarafından.

 

Gerçek hayatta öyle belirgin çelişkiler sergileriz de farkına bile varmayız. Öyle ki, bir yandan “Yeşili koruyalım, kaplumbağalar da yaşasın!” derken, diğer yandan bacaları filtresiz sanayi işletmelerini, arıtma tesisi olmayan fabrikaları biz kurar; kurşunlu egzoz dumanları atan arabaların anahtarlarını yine biz çeviririz hiç düşünmeden. Yine, giydiğimiz kürkler, yılan derisi ayakkabılar, fildişi kaplamalar “Biz çevre güzellerinin” doğal çevreye uyguladığı katliamın “korku verici aksesuarları” değil midirler?

 

Keşke her şeye rağmen kazanma arzusunun ve lükse olan tutkunluğun getirdiği “Düşünce kirliliğinden” kurtarabilseydik kafalarımızı öncelikle. O zaman özlemini çektiğimiz çevreye çok daha çabuk kavuşabilirdik şüphesiz.

 

Çevre kirliliğinde ciddi olarak endişe duyan fertler olarak çözümü tabii ki sadece yetkililere bırakmamalıyız. Günlük hayatta küçük ve önemsiz gibi görünün öyle çok ihmallerimiz vardır ki, doğal çevrenin korunmasında büyük öneme sahiptirler aslında

İşte göz ardı edilen bu gibi konularda kendimizi bir test etmeye ne dersiniz? Hem biraz oyalanmış, hem de ne kadar “Çevreci” olduğunuzu bir nebze olsun anlamış olursunuz.

 

1- Hangi ev aleti ıskartaya çıktıktan sonra önemli çevre problemine neden olur.

a- Çamaşır makinası, b- Buzdolabı, c-Elektrik süpürgesi,

 

2- Aşağıdakilerden hangisi tuvalete atılmamalıdır?

a- Yemek artıkları b- İzmaritler c- Kedi pisliği

 

3- Kışın, oda sıcaklığını 1 OC indirmekle, ne kadar enerji tasarrufu yapılabileceğini tahmin edersiniz? (Tabii ki o derecede daha az yakıt ve dolaysıyla daha az kirli hava)

a- %0,5 b- % 2, c- % 6

 

4- Sizce yoğurt ambalajı olarak kullanılan bir plastik kap çöplükte doğal olarak ne kadar zaman sonra parçalanır?

a- En az bir yıl, b- 200 yıla yakın c- 10.000 (on bin) yıldan fazla

 

5- Uygun katalizörü olan bir otomobil 1.0 km’lik bir şehir turunda egzozundan ne kadar miktarda zararlı maddeyi çevreye salarr?

a- Hiç b – 10-16 g. c- 50 g

 

Ve İşte Gerçekler

 

Şimdi gelin, verdiğiniz cevapları aşağıdaki açıklamalarla bir kıyaslayın bakalım…

.

1- Kullanım dışı kalmış bir buzdolabının çıkardığı “Ozon tabakasına zararlı gaz” o kadar fazladır ki binlerce kutu spreyden çıkan gaz miktarına bedeldir. Bu nedenle Avrupa’nın bazı şehirlerinde artık kullanılmayan buzdolaplarını toplayıp gazını zararsız hale getiren kuruluşlar vardır.

2- Hiçbiri atılmamalıdır. Bir tek sigara izmaritinin dahi 30 litre suyu kullanılmaz hale getirdiğini bilseydik bunları lavaboya boşaltmaktan vazgeçerdik herhalde.

3- Tasarrufun %6 olduğunu öğrenenler oturma odalarını 21-22 OC yatak odalarını da 18 OC’den daha fazla ısıtmamaya dikkat edeceklerdir mutlaka.

4- Yoğurdun vücuttaki sindirimi için birkaç saat kafi gelirken kabının çöplükte doğal olarak sindirilip yok edilmesi için tam 10.000 yıl (on bin yıl) geçmesi gerektiği gerçeğini “Bu kadar sene kim yaşamış da kim görmüş?” deyip geçebilir miyiz?

5- Bu sorunun doğru cevabı keşke “a veya b şıklarından bir olsaydı” diyoruz. Ama katalizörü olmayan bir arabadan çıkan zararlı maddelerin 50 gramdan fazla olduğunu duyunca da “Arabaların hepsi katalizörlü olmalı” diye şart koşmak geçiyor içimizden.

 

Bir ülkede çevreye duyarlı kişiler oturup hesap etmişler ve sonuçta sadece 1 yıl içinde ülke topraklarını 20 milyon gazlı çakmakla, 50 milyon tükenmez kalemle, 600 milyon sprey kutusuyla ve 3 milyar naylon torba ile kirlettiklerinin farkına varmışlar. Biz bu çeşit kirlenmenin kendi ülkemizde ki boyutlarını bilemiyoruz.

İşin özeti: İç denizler, körfezler can çekişir; kıyılara, göllere her türlü kanalizasyon atıkları sorumsuzca akıtılırken tükenmez kalemin, gazlı çakmağın bu gidişle zor varırız farkına. Belki de hiç varamayız.

 

Çünkü çevre, çevresini acımasızca kuşatıp zapt etmiş insanoğlundan kurtulmak için can havli ile imdat isterken; biz, “Çevre güzeli olmak” ile “Çevrenin güzel olması” arasında kesin tercihimizi bile yapmamışız ki henüz.

 

 

 

 


Yazan - 5 Haziran 2017. Kategori MANŞET, SAĞLIK, ÇEVRE. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x