Bir Garip Öngörü…… Vet.Hek.Özgür Sepin

Vet. Hek. Özgür SEPİN

 

434Bu ay Phibro Hayvan Sağlığı firmasının hazırlamış olduğu tanışma toplantısında sektörün bir çok değerli ismiyle bir araya geldik , hasret giderdik. Megakent İstanbul , Etilerde harika bir otel ve iyi bir organizasyon ile birlikte beni en çok etkileyen şey CNN TÜRK ekonomi müdürü Emin ÇAPA’ydı. İsmini daha önce 1-2 kez duyduğum , sokakta görsem tanımayacağım , uzaktan kumandamın tereddütsüz harcadığı bir isimdi Emin Bey. Hatta sunumu başladığında aklımdan geçen ilk şey bu adamın hayvan sağlığı ya da tavukçulukla nasıl bir alakası olacağıydı. Biran önce sunumun bitip yemeğe geçilmesi ise o an ki öncelikli temennim idi.

 

Güzel bir fıkra ile başladı Emin Çapa… Kimine göre kibar kimine göre feminen tavırları bir yana dursun anlattıklarıyla yavaş yavaş tüm salonun ilgisini kendinde topladı önce ve sonrada herkesi büyüledi adeta . İlk on dakikada ön yargımı derdest etti ve ancak bu kadar donanımlı bir insanın Ulusal bir kanalda ekonomi müdürü olabileceği fikrini zihnime perçinledi.

 

Peki neydi bu Kibar-deha’ nın  anlattıkları ? Nasıl geçtiğini anlamadığım 1 saatin özeti Türkiye tam bir sömürge ülkesiydi. Emeğini ucuza satar teknolojiyi pahalıya alırdı. Örneğin Tonlarca demir satardı ve o parayla sadece 1 tır cep telefonu alabilirdi mesela… Yada Birkaç yüz lüks otomobilin değeri , yaptığımız bor ihracatı kadardı. Eğitimsizliğimizin istatistik dilindeki karşılığını vurguladı bizlere. 3,8 milyon okuma yazma bilmeyen vatandaşımıza karşılık Danimarka’nın tüm nüfusu 5,4 milyondu. İlkokul ve altı seviyede 28 milyon insanımız varken Hollanda’nın toplamda 16,5 milyon insanı vardı. Yani zenginliğin kaynağı adaletsizlik fakirliğin kaynağı ise eğitimsizlikti.

 

Üstad bunları anlatırken aklıma bir kapı açıldı aniden. Avrupa son 3-4 yıldır FREE RANGE türküsü söylüyor. Mevcut kafesler kalkıyor yerine zenginleştirilmiş kafesler geliyor tavuk ve yumurta sayısı düşüyor. Geçiyoruz ülkemize kapasiteler durmadan artıyor dağ taş kafes oluyor herkes üretim çok diyor ama komşuya dayanılmıyor ve  bir yüzbinlik kümes daha dikiliveriyor. Bu durum bir yandan film şeridi gibi geçiyor göz önünden ve diyorum ki içimden Avrupa Türkiye’den sofralık yumurta ithal eder mi ? Hemen ilk cevap kalıntı ve salmonella problemini çözmeden asla!! Ama neden olmasın ? Bu adamlar Bize damızlık satıyor mu ? evet ! Aşı satıyor mu? Evet ! Yem katkı maddelerinin %90 ını satıyor mu ? Evet ! yem rasyonlarının  yegane protein kaynağı soya ve ayçiçek grubunu ithal ediyor muyuz ? Evet! Yani bize sadece işçilik yapmak düşüyor öyle mi ? Evet! Evet! Evet ! Aslına bakarsanız kısa vadede insanın kulağına muhteşem geliyor Türkiye’nin Avrupa’ya yumurta ihracatı yapması özelliklede şu günlerdeki ekonominin bungun havasında. Gel gör ki, işin ayrıntısında uzun vadede kayıp ve emeğimizin sömürülmesi karşımıza çıkıyor.

 

Tarım bakanlığının yem yönetmeliğinde ki iyileştirmesi ve yumurtada yaptığı ani analizler bu savımızı biraz güçlendiriyor.

 

Bir garip öngörü işte sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Hakkımızda hayırlısı…

 

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=39296

Yazan - Nis 1 2013. Kategori HAYVANCILIK, Vet.Hek.Özgür SEPİN, YAZARLAR. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |