Çin Haber Ajansı’nın Zafer Karadağ İle Söyleşisi


13269267_10153648858052717_6458307089643463706_n

 

 

Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı sayın Xi Jinping tarafından bir Devlet projesine dönüştürülen ve bu ciddiyetle gerçekleştirmeye çalışılan; “One belt, one road” yani “Bir kuşak, bir yol” projesi, karadan ve denizden kapsadığı 65 ülke nedeniyle global bir proje haline geldi.

2000 yıl önceki İpek Yolu’nun 21. Yüzyıl versiyonu olan bu devasa proje, Türkiye için de önemli fırsatlar sunuyor, dilerim güzel Ülkem bu tarihi fırsatı kaçırmaz.

 

Çin’in resmi haber ajansı Xinhua’nın Jiangsu Ofisi, bu projeye ilişkin olarak benimle yaptığı röportajı bazı dergi, gazete ve internet portallarında yayınlanmış. 4 soru ve cevaptan oluşan röportajın metinlerini ve online yayınlanan röportajı aşağıya kopyalıyorum.

 

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ

www.harclik.net

20 Mayıs 2016, Şanghay

* * *

ERGENEKONDAN-ÇIKIŞ-Small

 

1- Çin’e yerleştiğim 2004 yılında Pekin’de tanıştığım Çinli bir profesör, binlerce yıl önce Orta Asya’da birlikte yaşayan Türklerin ve Çinlilerin aslında kardeş olduğunu söylediğinde, şaşkınlık ve mutluluğu aynı anda hissetmiştim. O coğrafyada meydana gelen kuraklık nedeniyle Çinlilerin güneye, Türklerin ise batıya göç ettiğini söyleyen ressam profesör gibi ben de, iki Millet arasında binlerce yıldır süren dostluğun, 2000 yılı aşkın bir süredir devam eden ipekyolu sayesinde, sadece ticari değil, aynı zamanda kültürel bir işbirliği ile de taçlandığına inanıyorum. 2012 yılından itibaren birbirini “Stratejik Ortak” olarak kabul eden Türkiye ve Çin arasındaki dış ticaret hacmi, 15 yıl önce sadece bir milyar USD civarında iken, günümüzde 30 milyar USD’a yaklaşmıştır. Eğer her iki ülke bu işbirliğini geliştirmek için üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirirse, 2030 yılında 100 milyar USD’lık bir ticaret hacmine ulaşabiliriz. Ancak böylesine büyük bir hedefi yakalayabilmek için, 1’e 10 oranında Türkiye aleyhine olan ticari dengesizliğin önüne geçmek için, acilen Türkiye’nin ihracatını artırıcı tedbirlerin alınması gerekmektedir, aksi halde böylesine tek taraflı bir büyüme, işbirliğimizin sürdürülebilir olmasını imkansız kılacaktır. Benim 12 yıllık Çin deneyimlerimin ışığında hazırladığım ve Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı tarafından onaylanan “Şanghay Türk Ticaret ve Lojistik Merkezi” projem ile detaylarını www.Gen-Turk.com adresinde görebileceğiniz “Türk İhraç Ürünleri Fuarı ve Kongresi” projem sayesinde Çin’e daha fazla Türk markasının satış yapabileceğine inanıyorum. Aramızdaki utanç verici dış ticaret açığının sadece ihracatla kapatılmasına da gerek yoktur, örneğin geçen yıl 313.000 Çinli turistin ziyaret ettiği ve aşık olduğu Türkiye’de, artık her yıl bir milyondan fazla turist görmek istiyoruz ki, bu bağlamda Türkiye’nin çok önemli bir sağlık turizmi merkezi olduğuna da dikkatinizi çekmek isterim. Ayrıca karşılıklı olarak her iki ülkedeki Çinli ve Türk yatırımcıları teşvik edici tanıtımlara ağırlık vermek te ortak menfaatimize olacaktır. Örneğin Avrupa Gümrük Birliği üyesi olan Türkiye’de üretim yapacak olan Çinli üreticiler, sadece Avrupa’ya gümrük vergisi ödemeden ihracat yapmanın avantajı ile yetinmeyecek, aynı zamanda Asya – Avrupa ve Afrika’nın tam ortasında yer alan Türkiye’de üretim yaparak 3 kıtadaki müşterilerine daha hızlı ulaşacaktır. Uluslararası ticarette nakliye sırasında harcanan para kadar zamanın da çok önemli ve değerli olduğunu hatırlatmak isterim. Aslına bakacak olursanız, Çin’in Türkiye’den ithalini artıracağı pek çok ürün sayesinde, her iki ülke için de “WIN&WIN” şeklinde bir ortak kazanım elde edilebilir.

Bununla ilgili size 3 örnek vereyim:

penne-arabiatta-resimli-yemek-tarifi(11)

a- İlk örneğim gıda sektörüne yönelik olsun. Dünyanın en kaliteli makarnalık durum buğdayı Türkiye’de üretilmektedir, bu nedenle Çin’in en çok makarna ithal ettiği İtalyan markasının bile Türkiye’de fabrikası vardır, dökme halinde İtalya’ya gönderdikleri o makarnaları paketleyerek Çin’e ve tüm Dünyaya satmaktadırlar. Dolayısıyla eğer Çin, makarna ithalatının çoğunu Türkiye’den yaparsa en az %20 döviz tasarrufu sağlayacaktır. Aynı şekilde, Dünyanın ilk zeytinyağı ve şarap üretiminin gerçekleştiği coğrafyanın, bugünkü Türkiye toprakları olduğu tarihi bir gerçektir, dolayısıyla en kaliteli zeytinyağını ve şarabı bizden almak yerine, Türkiye’den dökme yağ olarak alıp şişeledikten sonra Çin’e satan İspanya’dan almakta ısrarcı olan Çinli ithalatçıları Türkiye’den daha fazla alım yapmaları için teşvik etmek gerekir. Taze sebze-meyve, et ürünleri, süt ürünleri, tavuk ürünleri, su ürünleri, kuru gıdalar ve dondurulmuş gıda ürünlerinde Dünyanın önde gelen ihracatçı ülkelerinden biri olan Türkiye’nin, bu devasa Çin pazarından daha büyük pay alması, kaliteli, sağlıklı ve ucuz ürün arayan Çinli tüketicilerle birlikte, Çin ekonomisinin de yararına olacaktır. Halen Dünyanın pek çok ülkesinde kiraladıkları tarım alanlarında üretim yapan Çinli yatırımcılar, Türkiye’deki tarımın modernizasyonu için ortak yatırım projeleri geliştirerek, Çin’e çok kaliteli ve sağlıklı gıda ürünlerinin ihracında işbirliği yapabilirler.

fft99_mf2577930

b- Bir yanda 3 yıldır Dünyanın en çok otomobil satılan ülkesi olan Çin, diğer yanda Dünyanın en kaliteli ve ucuz otomotiv yedek parça üreticisi ve ihracatçısı olan Türkiye var, ama ne yazık ki, Çin pazarında Türk markalarının payı, hala yok denecek kadar az, bir an önce bu payın artırılması her iki ülkenin de yararınadır. Hatırlatmak isterim ki, kaliteli yedek parçaların sadece parasal değeri yoktur, trafik kazalarının azalması ve ölüm oranlarının düşmesi için de kaliteli yedek parçaların tercih edilmesi gerekmektedir.

 

c- Artık Çin’in bir “ucuz işçilik cenneti” olmadığını herkes biliyor, dolayısıyla ihracata dayalı bir büyüme politikası izleyen Çin’in fabrikalarında teknolojiye ve otomasyona daha çok ağırlık verilmesi kaçınılamaz. İşte bu alanda Türkiye’deki üniversiteler, teknoparklar ve yazılım şirketleri ile işbirlikleri sağlanarak, Türk bilgisayar yazılımlarının Çin’e ihracatının artırılması, sadece Türkiye’nin ihracatını artırmakla kalmaz, aynı zamanda Çin’deki üretim kalitesini ve katma değeri de yükseltir.

 

Bu örnekleri çoğaltmak ve iki ülke arasındaki işbirliği imkanlarını geliştirmek mümkündür.

* * *

2- What does Turkey need most from the “one belt one road” strategy? According your opinion, in which areas, the two country can carry out better cooperation? (Türkiye’nin “Bir kuşak, bir yol” stratejisinde en çok ihtiyacı olan şey nedir? Sizin düşüncenize göre, iki ülke hangi alanlarda daha iyi işbirliği gerçekleştirebilir?)

10653654_10152367377287717_5203020446768961574_n

2- Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum nedeniyle, Çin’i biri karadan, biri de denizden Avrupa’ya bağlamak üzere inşa edilecek olan her ki yeni ipek yolunun da en önemli kilit noktasındadır. Bu nedenle, Şanghay’da başlayıp, İzmir’de sona erecek bir hızlı tren projesinin yanısıra, Asya’nın iki ucundaki bu iki güzel kenti ve dolayısıyla yol güzergahındaki tüm ülkeleri birbirine bağlayacak olan bir otoban sayesinde, “One belt, one road” projesinin, iki ülke arasındaki hem ticaretin hem de turizmin gelişmesine çok büyük bir katkı yapması sağlanabilir. Ayrıca, Türkiye’nin lojistik alanındaki önemi nedeniyle, limanların büyütülmesi ve modernizasyonu için de ortak yatırımlar planlanmalı, büyük depolar inşa edilmelidir. Gelişeceğini şimdiden görebildiğim bu projelerde istihdam edilecek Türk ve Çinli gençleri çekirdekten yetiştirmek için de, her iki ülkede eğitim veren üniversiteler arasındaki öğrenci ve öğretim görevlisi değişim programlarının geliştirilmesi, denklik sorunlarının minimuma indirilmesi, Türkiye’de Çince, Çin’de de Türkçe öğrenmenin teşvik edilmesi ve staj yapmak isteyen Türk ve Çinli öğrenciler için özendirici tanıtımlar yapılması, vs… sağlanmalıdır. Bu bağlamda, Çin’in en köklü üniversitelerinden biri olan Doğu Çin Normal Üniversitesi’nin Bilgisayar Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi’nden yazılım mühendisi olarak geçen yıl mezun olan ilk Türk öğrenci, küçük oğlum Fatih Karadağ olduğu için ve büyük oğlumun eşi yani Çinli gelinim Rebecca Li Manting de bir bilgisayar mühendisi olduğu için, Karadağ Ailesi olarak Türkiye ve Çin arasındaki dostluk ve işbirliğinin gelişmesine katkıda bulunmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.

* * *

3- (Özellikle Jiangsu Eyaleti başta olmak üzere, bize Çin’de edindiğiniz iş tecrübelerini anlatır mısınız? Jiangsu Eyaleti’nin karakteristik özellikleri nelerdir ve Jiangsu Eyaleti için hangi alanlar Türkiye ile işbirliğine uygundur?)

10302257_10152219919627717_8132925785223133688_n

3- 2004 yılından beri Çin’de faaliyet gösteren şirketimiz Shanghai KARYA International Trading Co. Ltd., Çin’in pek çok eyaletine olduğu gibi Jiangsu Eyaleti’ne de krom, manganez, bakır ve mermer gibi maden ürünlerinin yanısıra, zeytinyağı, fındık, incir, kayısı, lokum, şarap, meyve suyu, vs… gibi Türk ürünlerinin satışını yapmaktadır. Son olarak 9 Mayıs 2016 Pazartesi günü, Şanghay Limanı’ndaki bir maden deposunda bulunan 3.400 ton (123 konteyner) bakır cevherimizi 4 küçük tekneye yükleyerek Jiangsu’ya gönderdik. Ayrıca Türkiye’deki ithalatçılara danışmanlık ve gözetim hizmetleri de veren firmamız, Jiangsu’da üretim yapan pek çok fabrikadan makine ve malzeme alımları yapmaktadır. Eğer Jiangsu Eyaleti, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istiyorsa, bunun için öncelikle Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden birini hedef almalıdır, böylece elde edilecek başarı ile tüm Türkiye’yi kapsayacak işbirlikleri kurmak daha kolay olacaktır. Bu bağlamda naçizane tavsiyem odur ki, hem sanayinin, hem tarımın, hem de turizmin bir arada geliştiği Ege Bölgesi’de “Win&Win” sonucu doğuracak ortak projeler üretilebilir, bu nedenle Ege, Jiangsu Eyaleti için en doğru seçim olacaktır.

* * *

 

4- “One belt, one road” projesinin başarıya ulaşması, sadece Çin’in değil, kapsama alanına giren 65 ülkenin 2015 yılı itibariyle sahip olduğu 21 trilyon USD değerindeki ekonomik gücün ve pazarın büyümesine de olumlu katkı yapacaktır. Böylece, 1978 yılından beri başarılı bir ekonomik büyüme mucizesi gerçekleştiren ve ihracata dayalı büyüme stratejisi uygulayan Çin Halk Cumhuriyeti de, bu büyümenin sürdürülebilir olmasını kolaylaştıracak büyük pazarlar olan Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Avrasya ve Orta Asya ülkelerine daha kolay ulaşacaktır. Ancak, biri karadan, biri de denizden Avrupa’ya kadar uzanacak olan bu iki yeni ipek yolunun kesintiye uğramaması için, bu zincirin halkalarını oluşturan tüm ülkelerle sadece ekonomik alanlarda değil, sosyal, kültürel, eğitim, spor ve askeri alanlarda da dostane ilişkiler geliştirmesi, Çin’in yararına olacaktır diye düşünüyorum. Son söz olarak, “One belt, one road” projesinin, Türkiye ile Çin arasındaki tarihi dostluğun ve işbirliğinin gelişmesine önemli katkılar sağlamasını diliyorum. (Zafer KARADAG, 17 May 2016, Shanghai)


Yazan - 21 Mayıs 2016. Kategori MANŞET, EKONOMİ, SİYASET. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x