Nazım Hikmet’e coşkulu doğum günü

 

Vatan şairimiz Nazım Hikmet’in 116’ncı yaşı, Dikili’de şiirlerle kutlandı

 

Devrimin ve aşkların şairi Nazım Hikmet Ran, doğumunun 116’ncı yılında Dikili’de “İyi ki Doğdun Nazım” etkinliği ile anıldı.

 

Duygu Dolu Anlar Yaşandı

 

Dünyaca ünlü Türk şair ve yazar Nazım Hikmet’in 116’ıncı doğum günü Dikili Belediyesi’nin düzenlediği duygu yüklü etkinlikle kutlandı.  Dikili Belediyesi Kültür Evi’nde düzenlenen etkinlikte ilk olarak Nazım Hikmet’in yaşamından kesitlerin sunulduğu özel bir barkovizyon gösterimi yapıldı.  Aşkların, sevdaların ve Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet’in vatan hasretliği sürecinden de kesitlerin sunulduğu barkovizyon gösterimi sırasında duygu dolu anlar yaşandı. Gecenin finalinde Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı mezunu Mehtap Kazan, ünlü şairin şiirlerini ve şiirlerinden oluşan şarkılarını seslendirdi. Nazım sevdasıyla adeta Dikilililere sanat şöleni yaşatan başarılı sanatçı Mehtap Kazan’a bağlamada Tahsin Çiftçi, gitarda Ersoy Erkin, akordeon klavyede Ahmet Necdet Soner eşlik etti.

 

“İyi ki Doğdun Nazım…”

 

Dikili Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güney Taner Şen, Nazım Hikmet’e yakışan güzel ve anlamlı bir doğum günü kutlaması gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, “Bugün şiiri ve vatan sevdasını yanı başımıza alıp güzel bir amaç için bir araya geldik. 15 Ocak 1902’de başlayan yaşamına sayısız dize, şiir sığdırmış, Türk edebiyatının en değerli ismi, tüm dünyanın tanıdığı, değer verdiği, önem verdiği vatan şairimiz Nazım Hikmet’e aziz hatırası önünde “iyi ki doğdun” demek için bir aradayız. Bu güzel etkinlikte Nazım’ın sevdasına güç veren herkese Dikili Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü olarak gönülden teşekkür ediyorum. Ve tüm yüreğimle ifade ediyorum ki, dün olduğu gibi, bugün de, yarın da sanatın ve sanatçının dost yüzü olacağız. Dizeleriyle yüreklerimize sevda salan, aşk salan üstat Nazım Hikmet başta olmak üzere tüm aydın ve sanatçılarımız ile onların yarınlara miras bıraktığı eserlerinin ölümsüzleşmesi için elimizden gelen çabayı en üst seviyede göstereceğiz” ifadelerine yer verdi

Bir vapur geçer Boğaz’a doğru.
Nâzım usulcacık okşar vapuru,
yanar elleri”

Varna’nın karşısı, yani karşı yakası memlekettir aslında ve evlada olan hasret, Memet şiirinde mısralara dökülür.

Nâzım, deli hasret, deli hasret diye durmadan akan Karadeniz’den karşı kıyıya seslenir.

“Karşı yaka memleket,
sesleniyorum Varna’dan,
işitiyor musun?
Oğlum sana sesleniyorum
işitiyor musun?
Memet! Memet!”
Sıcak bir Haziran gecesidir. Bor Oteli’nde kalan Nâzım’ı uyku tutmamaktadır.

Sarılır kalemine ve Bor Oteli şiirini yazar. Evet, uyumanın yolu yoktur.

Neden mi? Gelin büyük ustanın dizelerine birlikte göz atalım
yıldızların bolluğundan,
yakınlığından, parlaklığından,
kumlukta hışırtısından ölü dalgaların
sedefleriyle,
çakıllarıyla,
tuzlu yosunlarıyla hışırtısı
denizde bir yürek gibi atan motor sesinden,
İstanbul’dan çıkıp
Boğaz’ı geçip
Odamı dolduran anıların yüzünden
(…)”
Günlerden 3 Hazirandır. Çok hasta, çok muhacir şair, Kurort – Varna’da, Balkan Turist’te balkondan bakmaktadır. Birazdan yemek zamanıdır.
Mavi çanakta cacık
Peynirli pide getirdiler,
-İstanbul’dayım sanki –
peynirli pide getirdiler,
susamlı, sıcak sıcak, yumuşacık…

Sofra

Aradan üç gün geçmiştir. 6 Haziran akşamı yine hasret ve yine hüzün vardır.

Nâzım, denizin kenarından karşı kıyıları izler uzun uzun.

Vakti kerahat gelmiştir. Masaya oturur. Mütevazı bir sofradır.

Öyle lüzumsuz ağırlık yoktur. Acı yeşil biber ve domates söğüş vardır bir tabakta. Az sonra bir başka tabakta kalkan tava gelir sofraya.

Rakıyı doldururken, radyonun da düğmesini çevirir.

Önce lambalar ısınacaktır. Camın arkasındaki kafesli dokumadan lambanın ışıkları kuvvetlenirken radyodan cızırtılı ezgiler yayılmaya başlar.

Nâzım, kulak kabartır. Ahşap radyoda kemençe ezgileri eşliğinde Karadeniz havaları çalmaktadır.

Rakısından bir yudum alır genzine dolan anason kokusu, aynı zamanda memlekettir.

Memleket, hasret demektir büyük şair için. Aynı zamanda memleket, hürriyet kavgası ve Münevver ve Memet demektir. Ve ahbapça, kardeşçe konuşulan dile hasretliktir.

Ve sarılır kaleme, girişir kağıda.

Nâzım’ın sevdaları arasında “kağıt, kalem sevdası” da mühimdir.

Sofra
Şu Varna deli etti beni,
divâne etti.
Sofrada domates, yeşilbiber, kalkan tavası,
radyoda “Ha Uşaklar!” Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,
uy anason kokusu!
Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim…
A be islâh be, islâh be hâlim…

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=124981

Yazan - Oca 17 2018. Kategori ETKİNLİKLER, MANŞET, SİYASET. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |