Dün zeytinyağı,bugün tavuk…


DÜN ZEYTİN YAĞI, BUGÜN TAVUK

İKİSİNİ DE YERİM AMAN…

 

 

13413735_10154157251037570_2353014069555075787_n

Resimdeki kişiyi bilir misiniz? Osman Nuri Koçtürk.

 

 

Okyanus Ötesi’nden pompalanan gıda üretimi ve beslenmeyle ilgili ezberleri bozan bir akademisyen, benim onurlu mesleğimin bir üyesi; Veteriner Hekim…

 

Bir zamanlar gıda yönünden kendi kendine yeten ender ülkelerden olan Türkiye’nin, yanlış tarım politikalarıyla ithal tarım pazarı haline getirileceğini ilk kaleme alan bir yazar… Kimyasal yiyeceklerin insan sağlığını nasıl perişan ettiğini yazdığında kara listelere alınan bir beslenme uzmanı… Ülkesinde dışlanan, aç bırakılan, cezalandırılıp profesör yapılmayan, susturabilmek için emperyalistlerin kendisine düzenlediği suikastan şans eseri kurtulan vatansever bir aydının

Ne de çok sever bizi şu emperyalistler….

İlk itirazı Marshall yardımıyla gelen ABD’nin stok fazlası süt tozunaydı;

”Parasını veriyorduk…
Ama “yardım” diyorlardı…”

Kendi ülkesinin sütü yerine, ABD’nin gönderdiği üretim artığı süt tozlarının dağıtımına karşı çıktı. Çünkü; ülkesinin özkaynaklarının baltalanacağını, kendi ülke insanının bu şekilde başka bir ülkenin eline bakacağını ve karnını bu şekilde doyurmaya mecbur tutulacağını öngördü. Üretim artığı, kendi pazarlarında tüketilemeyecek kadar kalitesiz olan etler, süt tozları ve tereyağlar, Türkiye’de tüketilmiş ve Amerika kendi ülkesinde para etmeyen maddelerini bizim sırtımızdan paraya çevirmişti. İthal edilen ürünler kalite kontrolleri bile doğru düzgün yapılmadan halka satıldı. O yılmadı güya yardım süt tozunda aflatoxin olduğunu ispat etti…

Yardım paketi altında Türkiye’ye ABD’de birikmiş olan margarin,süt tozu gibi besinler verildi. Marşal yardımının koşullarından biri de Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı alması oldu. Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kuruldu. Zeytinyağı ısıtılırsa kanser yapar gibi yalanlar uyduruldu ve basın aracılığı ile yayıldı. Yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek büyük bir kıyım yapıldı. Margarinin fiyatları düşürüldü ve kitleler zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırdı. Zeytinyağını kötüleme içinde TRT’ye “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmada fistan giyemem aman…” diye bir türkü sipariş edildi .Üstelik bu türküye,Türkiye’nin sanayileşmesinde öncü rol oynayan dokuma fabrikalarımızın basması da eklendi. Günümüze gelince, başta da söylendiği üzere, halkın eğitimli ve de orta gelir düzeyine sahip sosyal katmanları margarinin ve naylon kumaşların zararların biliyor. Ancak halkın önemli bir kesimi margarin tüketmeye devam ediyor ve polyester kumaşları giyiyor…Ve de sağlıksız beslenmeden kaynaklanan kalp ve damar hastalıkları ile kanser gibi hastalıklar patlama yapmış durumda.

İz­mir/Kar­şı­ya­ka’da dün­ya­ya gel­di. Babası çift­çiy­di, Kar­şı­ya­ka’da bos­tan ve zey­tin­lik­le­ri var­dı. Kar­şı­ya­ka İl­ko­ku­lu’n­da (1933) ve İz­mir Er­kek Li­se­si’n­de (1937) oku­du. An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Ve­te­ri­ner He­kim­li­ği Fa­kül­te­si’n­den (1943) okul bi­rin­ci­li­ği de­re­ce­si ile me­zun ol­du. Ve­te­ri­ner teğ­men rüt­be­siy­le TSK’­da gö­re­ve baş­la­dı. Mil­li Sa­vun­ma Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan açı­lan sı­na­vı ka­za­na­rak As­ke­ri Ve­te­ri­ner Aka­de­mi­si Bi­yo­ana­li­tik Kim­ya Bö­lü­mü asis­tan­lı­ğı­na atan­dı (1945). Aka­de­mik ça­lış­ma­la­rı so­nun­da “İdrarda Or­ga­nik Kü­kürt Bi­le­şik­le­ri­nin Kim­ya­sal Yön­tem­ler­le Ta­yi­ni­” ko­nu­lu te­ziy­le Kim­ya Uz­ma­nı ol­du (1948) ve bölüm­de ba­şa­sis­tan­lık gö­re­vi­ne ta­yin edil­di. Mar­din-Mid­yat hu­dut ala­yı ve­te­ri­ner­li­ğin­de 3 yıl hiz­met ver­di. An­ka­ra Üni­ver­si­te­si’n­de bi­yo­kim­ya da­lın­da dok­tor un­va­nı­nı al­dı. Mil­li Sa­vun­ma Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan “Or­du bes­len­me­sin­de son ge­liş­me­ler ve ABD Or­du­su’n­da bes­len­me ça­lış­ma­la­rı­” ko­nu­sun­da in­ce­le­me­ler yap­mak üze­re AB­D’­ye gön­de­ril­di ve Mis­so­uri Üni­ver­si­te­si Bes­len­me Kür­sü­sü’ n­de ça­lış­ma­lar­da bu­lun­du.

Mis­so­uri Üni­ver­si­te­si’n­de al­tı ay staj yap­tık­tan son­ra zi­ya­ret­çi pro­fe­sör ola­rak gö­rev al­dı. Mı­sır ve so­ya fa­sul­ye­sin­de­ki vi­ta­min­ler, mi­ne­ral­ler ve ami­no­asit­ler üze­ri­ne yap­tı­ğı araş­tır­ma­lar üni­ver­si­te­nin Jo­ur­nal of Nut­ri­ti­on gi­bi bi­lim­sel der­gi­ler­de ya­yım­lan­dı. Üni­ver­si­te­de­ki ça­lış­ma­la­rı so­nu­cu “Cer­ti­fi­ca­te of Ac­hi­eve­men­t” ödü­lü­nü al­dı. Dört yıl son­ra, 1953’te yur­da dö­ne­rek As­ke­ri Bi­yo­lo­ji Ens­ti­tü­sü kim­ya­ger­li­ği­ne atan­dı. Or­du bes­len­me­si hak­kın­da sun­du­ğu tez ile mü­şa­vir ve­te­ri­ner un­va­nı­nı al­dı. As­ke­ri Ve­te­ri­ner Aka­de­mi­si Bi­yo­kim­ya Kür­sü­sü Ba­şa­sis­tan­lı­ğı gö­rev­le­rin­de bu­lun­du. An­ka­ra Tıp Fa­kül­te­si Bi­yo­kim­ya Kür­sü­sü’n­de ön­ce uz­man son­ra gı­da kon­tro­lü ve hij­yen do­çen­ti ol­du.
1956’da Et ve Ba­lık Ku­ru­mu em­ri­ne ve­ril­di; 5 yıl Mer­kez La­bo­ra­tu­var­la­rı Mü­dü­rü ve Tek­no­lo­ji Mü­dü­rü gö­rev­le­rin­de bu­lun­du.
1957’de Bağ­dat Pak­tı ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen “Rad­yas­yo­nun ta­rım ve bi­yo­lo­ji ala­nın­da kul­la­nı­mı­” ko­nu­lu 6 haf­ta­lık bir kur­sa ka­tıl­dı ve ba­şa­rıy­la bi­tir­di. As­ker­lik gö­re­vin­den ay­rıl­dık­tan son­ra 1961’de Mil­li Eği­tim Ba­kan­lı­ğı’ na atan­dı. UNI­CEF ve CA­RE teş­ki­lat­la­rı­nın il­ko­kul­lar­da or­tak­la­şa uy­gu­la­dık­la­rı il­ko­kul ço­cuk­la­rı­nın bes­len­me­si prog­ra­mın­da tek­nik mü­şa­vir ola­rak gö­rev­len­di­ril­di. Ya­pı­lan­la­rı eleş­ti­ren ma­ka­le­ler ya­zın­ca Ta­rım Ba­kan­lı­ğı’na ta­yin edil­di. An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Bi­yo­kim­ya Kür­sü­sü’n­de öğ­re­tim gö­rev­li­si olarak ça­lış­tı.
Bu ara­da sü­rek­li bes­len­me ko­nu­sun­da bi­lim­sel içe­rik­li ya­yın­lar yap­tı ve kon­fe­rans­lar ver­di. Kon­fe­rans­la­rı­nın ama­cı, in­sa­nın bir baş­ka in­san ta­ra­fın­dan sö­mü­rül­me­si­nin bi­yo­lo­jik yön­le­ri­ni an­lat­mak­tı. Cezalandırıldı, profesör yapılmadı..

1966’da Ta­bi­i Se­na­tör Hay­dar Tunç­ka­nat ta­ra­fın­dan açık­la­nan ve ba­sın­da “Tür­ki­ye’de Nöt­ra­li­ze Lis­te­si­” ola­rak ad­lan­dı­ran CI­A ra­po­run­da, Tür­ki­ye’de pa­si­fi­ze edil­me­si ge­re­ken isim­ler ara­sın­da gös­te­ril­di ve is­ten­me­yen adam ilan edil­di.

O ne yaptı; vatanını milletini sevdi, satılmadı, 4 Ni­san 1994 de aramızdan ayrıldı gitti…

37 copy

Şimdi daha çok geliyorlar üzerimize. Tüm medya kanallarını kullanıyorlar, oluk oluk para akıtıyorlar. İşbirlikçilerinin sayısı daha da fazla. Tavuk yemeyin diyorlar, ölürsünüz, cinsiyetiniz değişir, kanser olursunuz, beyleee olursunuz diyorlar.

Hiç konuşmasına müsaade edilen veteriner hekim var mı? Yokkk…

Neden yok, hiç düşündünüz mü? Veya şunu düşündünüz mü; Anayasa hukuku hakkında bir haber ya da tartışma programında en azından bir hukukçu olmaz mı? Olmazsa ne anlama gelir? Yavuz Dizdar mı geniş mi, birini tutmuşlar, onkolog muymuş, neymiş… Onkolojiden anlamam ama o beyefendinin hayvan besleme, zootekni ya da sağlığı konusunda bir pirinç tanesi kadar bilgisi olmadığını söyleyebilirim. Gerçi Mendel çaprazlamalarını da bilmediğini tahmin ediyorum. Biyoloji bilmeden onkolog olabiliniyor mu acaba o da ayrı sorun… Şimdi nereden anlıyorsun tavuktan anlamadığını derseniz diye sebebimi izah edeyim;

Ben hayvan beslemeci bir veteriner hekimim. Yani iskembe-i kübradan sallamıyorum. Toplam 13 yıl akademik eğitim (M.Sc. + Ph.D), 24 sene tavukçuluk deneyimiyle söylüyorum. Ben ve benim gibi nice meslektaşımı 78 milyon okuttu. Dişinden tırnağından arttırdı, okuttu. Yüksek lisans, doktora yaptırttı. Hangimizi susturacaksınız?

Yeri ve zamanı siz seçin, gözümüzün içine bakarak yalanlarınızı okuyun. Ben gönüllüyüm ama siz birimizi kendiniz seçin. Biz sizi tebessümle dinleyeceğiz. Sıra bize gelince, biz de bilimin ışığını sunup, yalın gerçekleri ifade edelim. Ama sıkı hazırlanın. Öyle Ayşe Teyze, Osman Amca blogları, ak sakallı dede söyledi, bir arkadaşımın akrabasından duydum falan sökmez bize. Halk da yargıç olsun. Ben dahil tüm meslektaşlarım buna hazır. Bir deneyin hadi, belki kolay lokmayızdır, değil mi ya…Olur mu? Olmaaaazzzzzzz….

Neden olmaz?

Çünkü sizler de sizden öncekiler gibisiniz.

Dün türkü siparişi veriyordunuz, bu gün yalanlarınız ortaya çıkmasın diye kendi türkünüzü yine kendiniz çalıp kendiniz söylüyorsunuz.

Fakat itiraf edeyim, Greenpeace beni tam bir hayal kırıklığına uğrattı. Merkezi Hollanda’da olan bu dernek, hiç bir ülkede yürütmediği kampanyayı Türkiye’ye layık görmüş. Greenpeace kimden (CIA, MI6, Mossad vb) ne kadar yardım aldın? Balinaları kurtaralım, savaşmayalım, sevişelimdin sen hani? Çevre diye diye geldin, Türkiye’deki emperyalist operasyona dahil oldun. Senin adın geçince artık sadece aklıma George Orwell’ın Hayvan Çiftliği kitabı gelecek. Meğer sen domuz napoleon’muşsun da haberimiz yokmuş…

Derdiniz Türk Halkının sağlığı falan değil, sadece pazar olması. Üretmesin, sadece tüketsin. Sağlıklı beslenmesin, genetik potansiyeline ulaşmasın. Siz yalanlarınızı söyleyin, şarlatanlar kiralayın söyletin. Ama bilin ki binlercemizin eli yakalarınızda. Bu ülkeyi ve Aziz Milletimizi size yedirmeyeceğiz.

Ey Aziz Milletim;

Bu şarlatanlara inanmayın, tavuk yiyin, sağlıklı ve mutlu kalın.

Saygılarımla.

Dr. İ. Serhan SERİN
Veteriner Hekim


Yazan - 9 Haziran 2016. Kategori Uncategorized. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x