Erdoğan Ber: Üreticinin Perişan Olduğu Yerde Biz Veteriner Hekimlerin Memnun Olması İmkansızdır!

Sosyal medyada paylaş.

 

İstanbul Veteriner Hekimleri, Veteriner Hekim Erdoğan Ber’in 22. 09.2018 tarihinde İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) 47. Olağan Genel Kurulu’nda yapmış olduğu konuşmanın metnini hem hekimleri, hem de kamuoyunu bilgilendirmek için yayınladı.

 

 

Sayın Divan,

Saygıdeğer  Meslek Büyüklerim, Kurultayımızın Değerli Üyeleri,

 

Veteriner Hekimlik; Halkın sofrasındaki eti, sütü, yumurtayı ve balı; et ve süt ürünlerini çoğaltmak ise,

Veteriner Hekimlik; Hayvan hastalıklarının ve zoonozların ortaya çıkmasına ve yayılmasına bariyer olmak ise,

 

Veteriner Hekimlik; Evlerimizi, sokaklarımızı, park ve meydanlarımızı  varlıklarıyla güzelleştiren, hayatı çok daha anlamlı  ve mutlu  kılan can dostlarımızın sağlığını ve varlıklarını korumak ve sürdürmek ise,

 

Veteriner Hekimlik; Medeni  ülkelerin  ve toplumların,  dünyadaki hayvan çeşitliliğini korumak ve onların ekolojik denge içinde sağlıklı biçimde yaşamlarına doktorluk ve rehberlik etmek ise,

 

Veteriner Hekimliği dünya ve ülkede süregelen düzenden; iktisadi, sosyal, siyasal ve eğitsel olgulardan, hali hazırda geçerli olan yasalardan ve  bir bütün olarak hukuktan dahası gelenek ve alışkanlıklardan bağımsız ele alamayız.

 

Sayın Meslektaşlarım,

 

Eskiden savaşlar süvari birlikleriyle  ve kağnılarla kazanılırdı. At, katır ve öküz olmazsa olmazdı. Bu bağlamda, Veteriner Hekimlik de bir odu için stratejik bir birimdi. Şartlar değişti. Veteriner Hekimlerin yerini  makine mühendisleri, elektrik-elektronik/haberleşme mühendisleri aldı. Taktir edersiniz ki, uzun bir süreden beridir asıl faaliyet alanımızı iktisadi ve geçimlik hayvancılık; hayvansal kökenli gıdanın çiftlikten sofraya sağlıklı, kaliteli ve hijyen üretimi;  kontrol ve denetimi; koruyucu hekimlik ve pet hekimliği oluşturmaktadır. Dolayasıyla veteriner hekimlik alanı militarist bir alandan toplumsal bir alana kaymıştır. Öyleyse, eski zihniyetle,  alışkanlıklar ve davranış tarzıyla mesleğimizi ileri bir seviyeye taşımak mümkün değildir. Toplum merkezli iktisadi, siyasi ve sosyal bir bakış açısını geliştirmek durumundayız. Toplumla, hayvancılıkla, gıdayla, halk sağlığıyla, toplumsal barış ve mutlulukla…her alanla ama her alanla ilgili söz söyleyebilmemiz lazım. Türk Veteriner Hekimler Konseyi eski zihniyetin bir devamı. Aynı zihniyetin izleyicilerinin Kurultayımızda da var olduğunu görüyorum. İstanbul odamızdan zaman zaman ses çıkıyor ancak ne yazık ki, çıkan ses topluma, siyasete ve sisteme güçlü, tok ve etkili biçimde dokunur değil.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

Şarbon vakası bütün halkın gündemi. Ortalık toz duman. Tam bir kaos var. Neden? Ülkeyi idare edenler sorunun üstünü kapatarak meselenin yazılı, işitsel  ve görsel medyada  gündem olmasını engelleyerek sorunu kapatmak istiyorlar. Üzülerek belirtmeliyim ki,  belediyelere, odalarımıza, basına tam  ve doğru   bilgi verilmiyor ya da verilemiyor. Vakalar gizlendiği için kamu sorumluluğu bulunan paydaşlar, taraflar rolünü oynayamıyor. Dolayısıyla hastalık bastırılmış, bir tehlike olmaktan çıkarılmış olunmuyor, halk toplum bastırılmış olunuyor. Memleketin haline bakın ki, hastalık korkusunun yerini iktidar korkusu almıştır.  Peki, size sorarım sayın meslektaşlarım, bizler bu işin uzmanlarıyız, bu sorun bu yolla çözülür mü? Bu vb. konularda yürütmenin/idarenin izlediği yol eleştirilmeden, doğruda ısrar edilemeden başarılı olma şansımız var mı? Meslektaşlar olarak, oda olarak halka ve idarecilere ısrarla, kararlılıkla doğruları söylemezsek mesleğe ve topluma sırtımızı  dönmüş olmaz mıyız?

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

Güçlü bir veteriner hekimlik güçlü bir tarım ve hayvancılıkla mümkündür. Türkiye’nin güncel büyük baş ve küçük baş hayvan varlığı 1980 öncesinin gerisindedir. Büyük başta 16 milyon küçük başta ise 40 milyon bandını yeni yeni görmeye başlıyoruz. Peki, bu süre zarfında  ülke nüfusu nereden nereye geldi: 40 milyondan 80 milyona.

 

2016 yılı verilerine göre Türkiye’de kişi başı yıllık kırmızı et tüketimi 12,5 kg iken, AB ortalaması 45 kg, ABD 48 kg, Uruguay’da ise bu miktar 70 kg. Diyebilirsiniz ki, bizim halkımız kırmızı eti değil ama beyaz eti iyi tüketiyor. Bu da doğru değil. Yılda kişi başı kanatlı eti tüketimimiz 16 kg.  Yani, Şili, G. Afrika ve Meksika gibi ülkelerin yaşlaşık yarısı kadar tüketiyoruz.

 

Sadece ette mi? Hayır.

Asya kıtasında kişi başı süt tüketim 77,7 kg. iken Türkiye’de (TÜİK-2016) 17,1 kg’dır.   FAO verilerine göre 2009 yılı Türkiye’de süt ve ürünleri tüketimi 143 kg iken bu miktar AB’de 239 ABD’de ise 255 kg’dır.

 

Dünyada Gıda ucuzluyor biz de artıyor!

 

FAO verilerine göre; 2011-2016 gıda fiyat endeksi yüzde 30 düşmüştür. Bu düşüş, et fiyatlarında yüzde 15, süt ve süt ürünlerinde yüzde 33 olmuştur. Biz de ise hem Euro/Dolar hem de TL cinsinden artmıştır.

 

Fiyat artışından üretici yararlanamıyor. Gelişmiş ülkelerde hayvansal gıda ürünlerinin perakende satış miktarının yaklaşık yüzde 70-80’ni üreticiye dönerken Türkiye’de bu oran  yüzde 50 ve altıdır. Çünkü, üreticimiz örgütsüz. Biz veteriner hekimler üreticiyle bağlantılıyız. O emeğinin karşılığını alamayınca biz de alamıyoruz. Öyleyse, sadece mesleğimizi iyi yapmak yetmiyor, üreticinin bilinçlenmesine, örgütlenmesine destek sunmalıyız. Odalar bu türden sorumluluklarını göz ardı edemezler.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

İthal et ve hayvancılığı başlatanlar dahi artık isyan ediyorlar. Hep beraber basından  takip ediyoruz, eski Hayvancılık Genel Müdürü 52 sayfalık bir raporla ithalattaki kontrolsüz artışın doğurduğu kritik toplumsal sonuçlara  işaret ediyor.

 

Türkiye 2016’da 19 değişik Avrupa ve Amerika kıtası ülkeden büyük baş canlı hayvan ithalatı yapılmıştır. Türkiye’nin yıllık kasaplık büyük baş hayvan sayısının yarısına yakını ithal ediliyor. Büyük baş ithalatına hızla küçük baş ithalatı da eklenmiş durumdadır.  Sadece 2017 yılında 3.1 milyar dolarlık hayvan ve hayvansal ürün ithalatı yapmışız. Öte yandan, 2017 yılında devlet tarafından hayvancılığa güncel döviz kuru üzerinden konuşursak yaklaşık 500 milyon dolar destek verilmiştir.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

Sizinle bir kaç veri daha paylaşmaya müsaade buyurun.

 

İdeal et/yem paritesi 22-25’tir yani bir kilo et fiyatına  karşılık 22-25 kg besi yemi alınabilmesidir. Dünyada genel kabul gören  oran bu. Türkiye’de et/yem paritesi 2006 yılında 27,3 iken 2014’te 18’e düşmüştür. Sütte ise parite 1.5’tur. Bir kilo süt parasına 1,5 kilo süt yemi…  Süt Konseyinin güncel süt alım fiyatı 1.20. Süt ve besi yemleri son altı yüzde 50 ila yüzde 100 oranında zamlandı. Bizde şu aralar üretici sattığı bir kilo sütün parasıyla bir kilo süt yemi dahi alamıyor. Üretici perişan! Üreticinin perişan olduğu yerde veteriner hekimlerin memnun olması imkansızdır.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

Meraları bitirdik! Kaliteli ve ucuz et/süt üretmenin en önemli unsurlarının başında hiç kuşkusuz yeteri genişlikte ve kalitede mera varlığına sahip olmaktır. Türkiye’de 1940’ta 44 milyon hektar olan mera varlığı, 2013’e gelindiğinde  10  milyon hektara gerilemiştir.  Özellikle küçük baş hayvancılığın yaygın olduğu bölge ve illerde yaylaların “özel güvenlik bölgeleri” adı altında kullanıma kapatılması da mera sorununu daha da büyütmektedir.  Almanya tarla arazisinin  %36’ını yem bitkileri ekimi için kullanılıyor. Bu oran, Hollanda %31, İtalya’da %30, Fransa ve İngiltere’de %25; Türkiye’de ise sadece %8.8.

 

Değerli Meslektaşlarım,

 

Son altı ayda ekonomide yaşanan şok gelişmeleri hep beraber izliyoruz. Toplum olarak yoksullaştık, kazançlar, ücretler, maaşlar eridikçe eriyor. Gıda ve diğer tüketim malları fiyatları artıkça artıyor. Kısacası, halkın sofrası daha da yoksullaştı, bizlerin gelirleri de düştü.

 

Artık görev ve sorumluluklarımıza dar pencereden bakma alışkanlığımızı terk edelim. Neoliberalizmi, IMF/DB ve AB programlarının özünü anlamadan, Türkiye’nin iktisadi, sosyal ve siyasal olarak kendisini üretme tarzını çözümleyemeden, sürekli ve güçlü biçimde toplumsal birikim ve değerlerin halktan, üreticiden  alınıp köşe başlarını tutmuş bir avuç zengine doğru  transfer edildiğini görmeden,  gerçekliğimizi, görev ve sorumluluklarımızı anlayamayız. Odalarımızın belli başlı bütün alanlarda uzman komisyonları, görevlendirilmiş kişileri olmalıdır. Odalarımızın dünyayla, ülkeyle, tarım ve hayvancılıkla, et ve sütle,  gıdayla, koruyucu hekimlikle vs. ilgili söyleyecek bir sözü olmalıdır. Bu konularla ilgili raporlar üretebilmeliyiz  sadece kendimiz için değil bilim dünyası, diğer meslek örgütleri, siyasi partiler, gazete ve televizyoncular, araştırmacı-yazarlar için de üretmeliyiz.

 

Sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim. Sağolun, varolun!

 

 

 Veteriner Hekim Erdoğan BER

İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) 47. Olağan Genel Kurulu

22. 09.2018

Kaynak: istanbulveterinerhekimleri.com


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=130471

Yazan - Kas 19 2018. Kategori MANŞET, ETKİNLİKLER. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |