Et İthalatının Sonu


“Hükümet, yaşanacak krizi göremedi. Sektörün uyarıları dikkate alınmadı. Kuraklığa karşı ek önlemler almak yerine hayvancılıkta destekleme politikasını değiştirerek, hayvan başına doğrudan ödeme sistemine geçti. Bu yanlış politika yaklaşık 1 milyon baş süt hayvanının kesilmesine neden oldu.”

 

“2010 yılında, en düşük fiyatla ithalatın yapıldığı dönemde bile tüketici eti ucuza tüketemedi. İthal edilen etler, büyük marketlerde “yerli et” olarak yüksek fiyattan satıldı.”

 

Hükümet et ithalatını fiili olarak bitiriyor. Resmi Gazete’nin 30 Ekim 2012 tarihli sayısında yer alan Bakanlar Kurulu Kararı ile karkas ette gümrük vergisi yüzde 100’e çıkarıldı. Canlı hayvan ithalatında ise gümrük vergisi yüzde 40 oldu. Canlı hayvan ithalatı fiilen durdu. İthalat yapmak isteyen bir firmanın bu ithalatı yapabilmesi için Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın veteriner hekim görevlendirerek hayvan seçimi yapması gerekiyor. Bakanlık veteriner hekim vermeyerek ithalatı dolaylı olarak durdurdu. “İthalat olmazsa veya gümrük vergileri artarsa et fiyatı artar” diyenlere, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in “musluk elimizde” deyiminin arkasında bu önlem var. Yani vergiler çok düşük olsa bile bakanlık bazı engellerle ithalatın yapılmasını engelleyebilir. Ette gümrük vergisinin yüzde 100’e çıkması ile et ithalatının da fiilen yapılamayacağı görüşü var. İthalatın bundan sonra yapılıp yapılmayacağından çok geçen 3 yılda neler olduğuna bakalım.

 

CANLI HAYVAN VE ET İTHALATI NASIL BAŞLADI?

 

Dünyada ve Türkiye’de 2007-2008 yıllarında iki yıl üst üste büyük bir kuraklık oldu. Kuraklık genel olarak tarıma zarar verdi. Hayvancılıkta ise yem bitkileri ve yem hammaddeleri üretiminin azalmasına bağlı olarak sektör yara aldı. O dönemde yem fiyatı yüzde 100’den fazla arttı. Yem yani girdi maliyetleri artarken üreticinin çiğ süt fiyatı yarı yarıya düştü. Böyle bir dönemde hükümet, yaşanacak krizi göremedi. Sektörün uyarıları dikkate alınmadı. Kuraklığa karşı ek önlemler almak yerine hayvancılıkta destekleme politikasını değiştirerek, hayvan başına doğrudan ödeme sistemine geçti. Bu yanlış politika yaklaşık 1 milyon baş süt hayvanının kesilmesine neden oldu. Sütte yaşanan krizin ete yansıyacağı belliydi ancak gerekli önlemler alınmadı. Sütte yaşanan büyük kriz 2009’da ette de yaşanmaya başlandı. Karkas etin kilosu 10 liradan 17-18 liraya kadar çıktı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı fiyat artışınının birkaç spekülatör tarafından yapıldığını belirterek yine önlem almak yerine “yeterince hayvanımız var, ithalata gerek yok” açıklaması yaptı. Etçiler artan et fiyatının durdurulması için ithalat yapılması talebini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a iletti. Başbakan olaya el koydu ve en kısa sürede ithalat yapılacağını söyledi. Kırmızı et fiyatındaki yükselmeyi durdurmak için Hükümet öncelikle Et ve Balık Kurumu’na ithalat yetkisi verdi. Resmi Gazete’nin 30 Nisan 2010 tarihli sayısında yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Balık Kurumu’na 16.000 ton canlı hayvan ve 7.500 ton karkas et ithalatı yetkisi verildi. Bu yetki kapsamında yüzde 135 olan canlı hayvan ithalatındaki gümrük vergisi yüzde 10 düşürüldü. Et ithalatında ise gümrük vergisi yüzde 225’ten yüzde 25’e indirildi.

 

GEÇEN YIL KESİLEN HAYVANLARIN YÜZDE 60’I YERLİ YÜZDE 40’I İTHAL

 

Hükümetin ithalat yapmakla görevlendirdiği Et ve Balık Kurumu, ithalatın başladığı 2010 yılında 132 bin 280 büyükbaş sığır ithal etti. Yerli besicilerden ise, 31 bin 492 hayvan aldı. Kurumun kestiği hayvanların yüzde 75’i ithal hayvandı. Bu oran 2011 ve 2012’de değişti. Geçen yıl kesilen hayvanların yüzde 60’ı yerli yüzde 40’ı ithal oldu. Bu yılın sonunda ithalatın payının yüzde 30’a kadar gerilemesi bekleniyor. Et ve Balık Kurumu ile başlayan ve özel sektörle devam eden ithalat yerli besicilere çok ciddi zarar verdi.Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle ithal ucuz etle rekabet edemeyen besiciler üretimi sürdüremez duruma geldi. Türkiye’nin dev firmaları bile piyasadan çekilmek veya ithalatçı olmak zorunda kaldı. Kurulduğunda Türkiye’nin en büyük hayvancılık işletmesi olan Şanlıurfa’daki Koç Ata Çiftliği besicilikten çekildi. Sektörden çekilen bir başka dev firma ise, kendi restoran zincirlerinin et ihtiyacını karşılamak üzere hayvancılık sektörüne giren dünyanın en büyük fast-food şirketi McDonalds oldu. Türkiye’nin en büyük besicilerinden Banvit ve Kayseri Develi’deki Saray Halı, Yaşar Holding ve diğer bir çok büyük işletme ise ithalat yaparak faaliyetlerini sürdürdü. Büyüklerin baş edemediği yüksek girdi maliyetleri bir çok küçük ve orta ölçekli işletmenin kapanmasına neden oldu.

 

İTHALATIN YAPILDIĞI DÖNEMLER HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜ YARALIYOR.

 

Geçmişe bakıldığında ithalatın yapıldığı dönemlerin hayvancılık sektörünün yara aldığı dönemler olduğu görülüyor. Özellikle 1980 sonrasında yerli üreticiyi terbiye etmek amacıyla yapılan canlı hayvan ve et ithalatı ülke hayvancılığında büyük bir çöküşe neden oldu. Daha sonra 1995-96 yıllarında yapılan karkas et ithalatının da ülkeye yararı olmadığı gibi ülke hayvancılığına ciddi darbe vurduğu biliniyor. Hükümetin 2010’da başlattığı canlı hayvan ve et ithalatının da ülke hayvancılığına yarar getirmediği bir kez daha görülmüş oldu. Üstelik de bu hükümet ülke tarihinde ilk kez kurbanlık hayvan ve saman ithal eden hükümet olarak tarihe geçmiş oldu. Bu kez de ithalat çözüm olamadı. İthalatın başladığı 2010 yılında karkas etin kilosu 17-18 liraydı. Geçen 3 yılın sonunda yine bu seviyeye yaklaştı. Canlı hayvan ve et ithalatının başladığı 2010 yılında en düşük fiyatla ithalatın yapıldığı dönemde bile tüketici eti ucuza tüketemedi. İthal edilen etler büyük marketlerde “yerli et” olarak yüksek fiyattan satıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ve bakanlık bürokratları da sık sık biz ucuza et getiriyoruz ama marketlerde pahalıya satılıyor diye şikayetçi oldu. Et ve Balık Kurumu bu nedenle başlangıçta ithal ettiği canlı hayvanları kestirerek marketlere, kasaplara satarken piyasayı düzenleyebilmek için franchising sitemi ile mağazalar açmak zorunda kaldı. Açılan 79 mağazanın 75’i faaliyetini sürdürüyor.

 

YERLİ BESİCİNİN ZARARI, 5 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE

 

Özetle, hükümetin 3 yıllık ithalat politikası ülkeye ve hayvancılığa çok büyük zarar verdi. Türkiye, canlı hayvan ve karkas et ithalatı için doğrudan 3 milyar dolar dövizi dışarıya akıtırken, ithalat nedeniyle yerli besicilerin uğradığı zararın ise en az 5 milyar lira civarında olduğu tahmin ediliyor. Son üç yılda hayvancılığa verilen destek tutarı da 5 milyar liranın üzerinde. Ayrıca hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi amacıyla verilen düşük faizli kredi tutarı 6 milyar lirayı aştı. Rakamlara bakıldığında bu kadar çok desteklenen, kredi muslukları açılan hayvancılık sektöründe, ithalat politikası nedeniyle üretici de tüketici de memnun değil. Besiciler yüksek girdi maliyetleri nedeniyle kilosu 15-16 liraya mal olan karkas eti ithalat nedeniyle zararına satmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Tüketici ise ithal etin en ucuz olduğu dönemde bile yüksek fiyattan et tüketmekten şikayet ediyor.RetailNews


Yazan - 6 Aralık 2012. Kategori HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x