Et Ürünlerinde Aracıları Kaldıracağız


Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, sektörde aracı et tüccarlarının, kendilerinden daha fazla para kazandığını belirterek, tüccarları aradan çıkarmak istediklerini söyledi.

Türkiye’de üç yıldır tartışma konusu olan kırmızı et fiyatlarındaki artışı azaltmak ve besicilerin verimli ve sürdürülebilir üretim yapabilmeleri için Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği harekete geçti. Başkan Bülent Tunç, sektörde aracıların besicilerden çok kazandığını belirterek, besicilerin de marka oluşturması için çaba harcayacaklarını söyledi. Türkiye’de hep sütçü ırklardan doğan erkeklerin besiye alındığına dikkat çeken Tunç, doğru ırkın belirlenerek doğru destek verilmesi halinde iki yıl içinde ithalat ihtiyacının ortadan kalkarak, ihracatçı konumuna geçileceğini bildirdi.

– Türkiye 2009 yılından beri belki hiç tartışmadığı kadar et ve besicilik sektörünü tartıştı. Tartışmaların odağında ise EBK yer alıyor, sizce bu noktaya nasıl geldik?

– Öncelikle sebebe değil, sonuca bir bakalım. EBK’nın piyasaya girdiğinde et fiyatları 9.5- 10 lira civarındaydı. Piyasaya girince 16-17 liraya çıktı. Hatta ithalat açılmadan önce 19 liraya kadar yükseldi. Daha önce üreticiye “siz hayvan alın biz keseriz” diyen EBK fiyatı 12 liraya çekti. 12 liraya çektiği gibi hayvanı götürüp ‘kes’ dediğimizde bunları da kesmedi. Bir de bu fiyata piyasaya, marketlere, kasaplara et verdi. Vatandaş ucuz et yiyecek diye üreticiyi batırma. Eğer bugün üreticiler batarsa yarın et konusunda bugünleri bile çok ararsınız. Bizim için tüketici çok önemli, 100 bin üretici varsa 75 milyon kişi de tüketiyor. Ancak sosyal konuları dikkate alırken, üreticileri bitirirseniz, bu kez vatandaşlar için et üretecek kimseyi bulamazsınız.

EBK BİZİM YANIMIZDA OLMADI!

– EBK niye böyle davrandı?

– EBK kurulduğunda dengeleyiciydi. Önce üretici için kurulmuş bir kurum. Biz üretici olarak gittiğimizde malımızı satamadık. Bu destek olayı çıkınca, 2009’un sonuna doğru fiyatlar yükseldi, ithalat kararı alındı. Bundan sonra fiyatı indirsek de bir sonuç alamadık.

Öyle bir şey ki bir hayvan yetişti mi yani kesim zamanı geldi mi artık geriye dönüş başlıyor. Bundan sonra yedirdiğin yem bir işe yaramadığı gibi etin kalitesi de bozuluyor. Bu sefer bedava versen alıcı bulamıyorsun. EBK almayınca biz hayvanları elimizden çıkarmakta çok güçlük çektik.

Bir malın alıcısı ve satıcı varsa satılır. En tehlikeli konu bolluktur. Bol olduğu zaman ister istemez işini döndürmek için fiyatı kırıyor, elinden çıkarmaya çalışıyor. Bu süreçte EBK bizim yanımızda olmadı ve 12 liraya piyasaya et verdi. Bu sefer fiyatlar yukarı çıkınca ithal ettiği eti 18 liraya mal etti, biz 14-15 liraya al dediğimiz halde bizden et almadı. En büyük üzen nokta da Sırp üreticilerin EBK’ya plaket vermesi oldu. Genel Müdür bunu aldı ve kurumun internet sitesinde yayına koydu. Bizim malımızı alsa da biz onu sırtımızda taşısak. Çok büyük marifetmiş gibi. Sen adamın malını alıyorsun parasını ödüyorsun.

Bizim mesleğimiz çok zor. Her şeyden önce hayvanla uğraşıyoruz. Bugün bir işletmenin içine gir çık, kokusu üç gün üzerinden çıkmaz. Bir çok kişi bizden kaçıyor. Buna rağmen ancak kendi yağımızla kavrulabiliyoruz. Bu insanları yok etmeyin. Üstelik ciddi istihdam da sağlıyoruz. Ben aslen Erzurumluyum, ben orada yetiştim, şimdi işim İstanbul’da. Benim durumumdaki 5 kişilik bir aileye 6 yaşındaki çocuk dahil kişi başına bin-bin 500 lira maaş verseler, üstelik sadece otur hiçbir şey yapma deseler. İnanın insanlar iki ay durmaz ve tekrar büyük şehre geliyor. Oysa bu insanlar yani besiciler kimseden bir şey istemiyor, bunları destekle, ürünleri para yapsın.

– Sizin eleştirdiğiniz kesim de et fiyatlarını besicilerin yükselttiğini belirterek, aşırı fiyatlardan rahatsız olduklarını dile getiriyorlar? Fiyatlar 30-40 liraya kadar çıktı?

– Bir hayvanın 1 kg eti ne kadara mal oluyor? Bizim için söyleyebilirler mi ki bu adam eti 10 liraya mal edip 17 liraya satıyor diye. Kimse bunu söyleyemez, bunun genel bir üretim maliyeti var. Et şu anda 16 liraya mal oluyor. 16 liraya mal olan eti sen gelip 12 liradan alırsan bu adamlar nasıl ayakta kalsın. Ancak Gıda ve Tarım Bakanı’nın da işi çok zor.

Alınan her karar hemen piyasaya yansımıyor. Hayvancılıkta bugün verdiğin karar doğru veya yanlış 3 sene sonra etkisini gösteriyor. Ana karnına dananın düşmesi ve doğması 9 ay 15 gün. Doğduktan sonra da 2 yaşına geldiğinde toplam süre 3 yılı buluyor. Doğru kararlar verilmeye başlandı, müdahale edildi ama bunlar hemen piyasaya yansımıyor. Birazcık sabırlı olmak lazım.

– Bir üretici olarak ithalata tamamen karşısınız o zaman?

– Hayır, bu sözlerim yanlış anlaşılmasın, yani ithalata tamamen karşı değilim. Üretileni sat, piyasayı dengele ama bütün bu politikaları belirlerken elinde ne olduğuna iyi bak. Biz ne ürettiğimiz ne tükettiğimizi biliyoruz.

Biz üreticiler olarak sesimizi çok iyi duyuramıyoruz. Bugün sektördeki bazı sivil toplum kuruluşları var. Bu etin tam anlamıyla lobisini oluşturan kişiler. Bizim ürünlerimizi elimizden alıp piyasaya satarak çok ciddi paralar kazanıyorlar. Özellikle Ramazan ayında ellerindeki gücü çok iyi kullandılar.

FIRSATÇILARA ‘FIRSAT’ VERMEDİK

– Bu güç nasıl bir şeydir ve nasıl kullanılır?

– Bu adamlar, piyasada et olmadığını söylüyorlar. Bu lafı söylerken kasaba haber uçuruyor. Kasap iki hayvan istiyorsa o gün 1 tane getiriyor. Et olmadığından değil, depoları ağzına kadar dolu. Ancak Ramazan’da biz üreticiler bu oyunu bozduk. Ortaya çıkıp 15 liraya istediği yere eti teslim edeceğimizi taahhüt ettik. Bizim bu söylemlerimiz sonucunda da piyasada korkulan olmadı.

Vatandaş et yesin, zaten benden ucuza alıyorsun. 14 liraya aldığın eti 30 liraya da satma. Tabii 30 liraya satılacak kısmı var. Bakın bir hayvandan çıkabilecek et 300 kilo civarında. Bunu yüzde 1’i bonfile, 5-6 kg antrikot çıkarırsın. Ancak bugün bir kasaba gitsen 25 liradan aşağı kıymayı çok zor bulursun.

– Ayrıca kepek fiyatının buğday fiyatını geçtiğini söylüyorlar?

– Bana göre bu fiyatlar bilinçli olarak yükseltiliyor. Ben hükümetin yerinde olsam gümrüksüz ithal edip sattırırım. Bu yemi hayvanlarıma yedirmek zorundayım. Başka bir seçeneğim yok. Artık piyasada küçük tavuk üreticisi kalmadı, çok büyük işletmeler piyasayı yürütüyorlar. Bunlar hesaplarını kitaplarını yaparak hareket ederler. Ancak kırmızı ette üretici sayısı fazla olduğu için insanlarımız ortak sesini çıkaramıyor. Bizim 72 tane birliğimiz var. Geçtiğimiz hafta Afyon’da bir seminer düzenledik.

Ancak bizim insanımız da artık bilinçlenmeye başladı. Biz de artık kendi ürünlerimizi birlikler üzerinden pazarlamayı düşünüyoruz. İnsanlarımızı çok bilinçlendirip borsalara önem vermeliyiz. Perakende işine girmeyi düşünmüyoruz. Kasap da işini yapsın ama aradaki et tüccarlarını çıkarmak istiyoruz.

Kırmızı et sektöründe çok büyük para dönüyor. Böyle bir parayı sektörün içinde olmamıza rağmen biz kullanamıyoruz.

Bakın bankalar sıfır faizle para verdi. O kadar insan kredi kullandı. Bunun ikinci senesi dolacak ve geri ödenmeye başlayacak. Banka 100 lira verdi, 300-400 lira teminat aldı. Esas sıkıntı o zaman çıkacak.

KÜÇÜK İŞLETMELERİ MARKA YAPMAK İSTİYORUZ

– Tüccarın kar marjı nedir?

– Tüccarlar bu işten en az yüzde 20-30 para kazanıyorlar. Korkunç derecede kar var, hele bir de alıp imalatta kullananlar varsa daha yüksek oranda kazanç elde ediyorlar. Sadece bizden alıp kasaba götüren insanlar benim o ürünü ürettikten sonra kazandığımdan çok daha fazla para kazanıyorlar. Benim bu parayı kazanma şansım yok. Ben bir besi döneminde tüccarların kazandığı parayı kazansam, bir daha sırtım yere gelmez.

Şimdi bizde kültür ve bilinç yok. Elinde 30-40 danası olan adam İstanbul’u bilmez ki… Dolandırılmış, kandırılmış o kadar üretici var ki, insanlar artık bıkmışlar.

Bugün çok büyük markalı et şirketleri var onlar da mesleğimize katkı sağlıyorlar. Biz küçükleri de bir marka yapalım diyoruz. Bunların 10-20 tanesini bir araya getirip güçlerini birleştirelim, şirket gibi bir yapı oluşturalım, maliyetlerimizi aşağı çekelim. Kendi markamızı oluşturalım diyoruz.

– Hayvancılık sektöründe iyi ya da kötü alınan önlemlerin 3 yıl sonra etkisini göstereceğini söylemiştiniz. Bugünkü durumu göz önünde bulundurarak, Türkiye’de kırmızı et sektörü nereye gidiyor?

– Müdahale edildi, belli bir durulma dönemine girdi. Yaklaşık 1.5 sene daha sıkıntı olabilir. Eğer etçil ırklara destek verip, ürüne destek verilip birlikleri güçlendirirsek, bırak ithal etmeyi vallahi ihraç ederiz. Bizde bu altyapı var ya inanın Yunanistan, Bulgaristan gibi ülkelerden ithalat yapıyoruz ama onlar bizim kadar bu işten anlamıyorlar. Ama bu kadar başarılı olmalarının sebebi ırkların çok güzel olması. Bizde halen etçil ırk yok. Süt ineğinden doğacak cinslere bakıyoruz. 2 sene önce et karkas ağırlığımız 160 kg. idi. Biz bununla nereye gidebiliriz?

– Devletin resmi kuruluşlarının açıkladığı rakamların gerçeği yansıtmıyor. Hele tarımdaki kısım hiç karşılanmıyor. Bir ürünün rekolte tahmini için bilimsel verilere dayanmadan sadece ‘olsa olsa’ yöntemi kullanılabilir mi?

– İşletmeye girerken besi danasını kayıt altına alırsın. Bir kere besiye alınacak ve desteklenecek ırk çok önemli. Bunun desteğini ve şap aşısının yapımını besi ırkı olması şartına bağlarsan işin önemli bir kısmını çözersin. İkincisi, bu hayvanı aldığı zaman aşıların tamamını yaptırmasını takip edeceksin. Bütün bunları yaptıktan sonra artık 6 ay sonra ülkede ne kadar hayvan varlığı olduğunu sağlıklı bir şekilde görürsün. İşin talep kısmı zaten aşağı yukarı belli.

O zaman aylık ihtiyacınla varlığını karşılaştırıp varlığın az olması halinde erken kesim primi vererek açığını kapatabilirsin. İhtiyacın 500 birimdir, elindeki mal 400 birimdir, o zaman sen de 1 ay erken kesim primi vererek piyasaya ürün çıkmasını sağlarsın. Bunlar olmaz diye bir şey yok. Ancak ne hikmetse bir türlü, olmuyor, oldurulmuyor ve bizi çok üzüyor.

– Hayvanı satın alma dışında her halde en büyük maliyet unsurunu da yem oluşturuyordur?

– Bizim her zaman kıstasımız şuydu. Eskiden 2 kg. et vererek 1 çuval yem alabiliyorduk. Bugün eti 17 liradan kabul edersen iki kilo için 34 lira alırsınız. Oysa bir torba yemin en düşük fiyatı 45 lirayı aşmış durumda. Hükümet vatandaşın ucuz et yemesini istiyor. Nasıl besicinin tepesine basıp ithalat yapıp piyasaya ucuz et sürdün. O zaman TMO’yu da aç doğrudan üreticiye, bak bakalım o zaman aracılar bu oyunu oynayabiliyor mu? Bu işten çok iyi parayı kazanan, fiyatı belirleyen birkaç büyük yemci var. Benim kaderim bu insanların iki dudağının arasında olmamalı.

– Bugün meralar çoğu yerde boş, bunlar değerlendirilemez mi?

– En büyük tehlike bu aslında. Koyun ve keçi dediğimiz hayvan, bulunduğu merada otladığı zaman otlar yeniden çıkıyor, bir anlamda tazeleniyor. Ayrıca gübreleyerek verimini artırıyor. Her geçen gün buralar kıraçlaşıyor, insan eliyle bunu toplayamazsınız. Aslında şöyle bir şey de yapabiliriz. Hazine yem bitkilerinde kullanmak üzere birliklere yer verebilir. Bize yapılaşma dışı tarımsal amaçlı kullanmak üzere tahsis yapılırsa çok ciddi fayda sağlayabiliriz. Biz yemi ne kadar ucuza mal edersek, piyasaya eti o kadar ucuza verebiliriz.

Bugün 16 liraya mal ettiğim eti 12 liraya satamam ama eğer 10 liraya mal edebilirsem, çok daha uygun fiyata verebilirim. Biz çok güzel bir iklime sahibiz. Benim Urfa’da işletmem var. Bölgeye korkunç su kanalları yapmışlar. Ancak bizim insanımız bilinçsiz sulama yaparak ellerindeki topraktan da oluyorlar ve daha önemlisi bunun farkında değiller.

GERÇEĞİ SÖYLEDİM, TEHDİT ALTIM!

– Siz medyada çok yer alıyorsunuz ve zaman zaman çeşitli kesimlerin işine gelmeyen sivri yorumlar yapıyorsunuz. Sizi uyaranlar oldu mu?

– Biz gerçekleri söyleyince, aba altından sopa da gösterildi, tehditler de geldi. Bu iş sıkıntılı. Ben her sabah annemin duasını alıp çıkıyorum. Benim hiçbir şekilde hiçbir şeyden korkum yok. Ben sıfırdan buralara geldim, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi’nden mezun oldum. Babam besiciydi, küçük bir işletmemiz vardı. Çok çalışarak dişimizle tırnağımızla bir yerlere geldik.

Destek verilirse iki yıl içinde ihracatçı oluruz

Herkes Avrupa’da hayvanlar açıkta çayırda beslendiği için eti çok lezzetli olduğunu düşünür ama işin aslı öyle değil. Onlarda doğa gereği besleme kültürü de yok. Etlerini kestikten iki gün sonra çamur gibi yumuşak oluyor. Sürekli yeşilde yayılan hayvan kaliteli et vermez, ette mermerleşme olmaz. İstediği kadar çeşitli ot olsun, yağmur çok yağdığı için otlar sulu oluyor. Bizim yaylalarımızda ise 6 ay bırakın hayvan ete geliyor. Çünkü kışa doğru otlar kuruduğu için biraz daha yağlı ot tüketiliyor bu da ete lezzet veriyor. İkincisi biz Uruguay’dan gelen hayvanları bilmeden ucuza satın aldık. Alan hiçbir üretici memnun değil, kasaplara satamadığımız gibi, hayvanları da doyuramıyoruz. Bunlar konusunda bilinçlendirilmemiz gerekiyor.

Gerekli destek verilirse sadece iki yıl içinde ithalatçılıktan kurtulup ihracatçı konuma geliriz. Etçi Simental gibi ırkları desteklemeniz gerekiyor. Biz ithal besilik hayvanı getirip 6 ay sonra kesiyoruz. Biz bunları besleyelim dişisi ömrü boyunca 12 tane yavru yapıyor. Yarısı dişi, yarısı erkek olsa sektörde çok şey değişir.

Hüseyin Gökçe – Dünya
 


Yazan - 3 Ekim 2011. Kategori BÜYÜKBAŞ HAYVANCILIK, HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x