Euro’daki değer kaybı Türkiye’yi nasıl etkileyecek?


increase-in-Euro

 

 

 

 

 

ECB tahvil alımı kararının ardından euro/dolar paritesindeki düşüş nedeniyle Türkiye’nin AB’ye ihracatında değer bazında gerileme beklenirken, kararın Türkiye ekonomisine toplam etkisinin olumlu olacağı öngörülüyor.

 

Avrupa Merkez Bankasının (ECB) tahvil alımı kararının ardından Euro/dolar paritesindeki düşüş nedeniyle Türkiye’nin AB’ye ihracatında değer bazında gerileme beklenirken, kararın Türkiye ekonomisine toplam etkisinin olumlu olacağı öngörülüyor. AMB Başkanı Mario Draghi’nin, aylık 60 milyar Euro’luk varlık alımı yapacaklarını açıklamasından sonra Euro/dolar paritesi 1,1113 ile 11 yılın en düşük seviyesine geriledi. Avrupa borsalarındaki yükselişler ise sınırlı kaldı. Ekonomistler, kararın bir bütün olarak ele alındığında, orta vadeli süreçte Avrupa sanayisinin kullanım kapasitesini artırması ve ekonomik verileri iyileştirmesi tahmininde bulundu.

 

AB’ye ihracat olumsuz etkilenebilir

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan hesaplamalara göre, geçen yılın Kasım ayı itibarıyla AB ülkelerine yapılan ihracat 48 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti. AB’ye yapılan ihracatın toplam ihracat içerisindeki payı da yüzde 44’e yaklaştı. Paritenin 1,1113 seviyelerinde seyretmesi ve AB’ye yapılan toplam ihracatın değişmemesi durumunda ihracatta, paritedeki gerilemeden kaynaklanan değer kaybının 9 milyar Euro civarında olması tahmin ediliyor.

 

Olumsuz etkilenebilecek sektörler

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine bakıldığında geçen yıl AB ülkelerine ihracatta hazır giyim ve konfeksiyon, otomotiv, elektrik ve elektronik sektörleri ön plana çıktı. Geçen yıl hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün en fazla ihracat yaptığı AB ülkeleri arasında Almanya 3,9 milyar dolarla ilk sıra yer alırken, bu ülkeyi 2,5 milyar dolarla İngiltere, 1,6 milyar dolarla İspanya izledi. Söz konusu ülkelerin, toplam sektör ihracatı içindeki payı yüzde 43 oldu. Aynı yıl Avrupa’ya önemli oranda ihracat gerçekleştiren sektörlerden biri de otomotiv olurken, Almanya, İngiltere ve Fransa toplam 8,5 milyar dolarla en çok dış satımın yapıldığı ülkeler olarak kayıtlara geçti. Anılan 3 ülkenin toplam otomotiv ihracatı içindeki payı yüzde 38 olarak gerçekleşti. Euro/dolar paritesindeki düşüşten etkilenmesi beklenen elektrik-elektronik sektörü de 2014 yılında Almanya, İngiltere ve Fransa’ya toplam 3,8 milyar dolar ihracat yaptı. Bu ülkelerin toplam sektör ihracatındaki payı yüzde 31 olarak hesaplandı.

 

“Tahvil alımı AB ekonomisini canlandıracak”

 

Ekonomistler, bir bütün olarak ele alındığında tahvil alımı kararının AB bölgesinde iç talebi güçlendireceğini, para ve kredi hacmini de artıracağını kaydediyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Direktörü Erdal Tanas Karagöl, tahvil alımının orta vadede AB’deki talebi artıracağını söyledi. Kararın, Türkiye bakımından toplam net etkisinin pozitif olacağını vurgulayan Karagöl, “AB’nin toplam ihracat içindeki payı da artacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Atılan adımın reformlarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Karagöl, tahvil alım politikası ile reformların uygulanabilmesi noktasında zaman kazanıldığına işaret etti.

 

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun:

 

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Coşkun da AB’nin tahvil adımının kısa ve uzun vadeli etkileri bakımından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kararın, kısa vadede ihracat açısından olumsuz ancak orta vadeli olarak olumlu olduğunu kaydeden Coşkun, “Avrupa ekonomisi canlanırsa bu durum Türkiye’yi olumlu etkiler” diye konuştu. Euro/dolar paritesinden en çok kura duyarlı malların etkileneceğini ifade eden Coşkun, tekstil ve turizmin olumsuz etkilenebilecek sektörler arasında yer alabileceğine dikkati çekti.

 

SPYD Başkanı Ünver:

 

Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği (SPYD) Başkanı Arif Ünver de paritedeki düşüşün Euro cinsinden ihracat gelirlerini olumsuz etkileyecek olmasına karşın, genel ekonomik tablo açısından bu etkinin sınırlı kalacağını söyledi. Türkiye ekonomisi açısından paritedeki düşüş gibi olumsuz etkiler söz konusuyken, petrol fiyatlarındaki gerilemenin de olumlu etkilerinden söz edilebileceğini belirten Ünver, “Olumlu ve olumsuz etkileri yan yana koyduğumuzda Türkiye’nin büyümesini sürdüreceğini söyleyebiliriz” dedi.

 

“Fed politikası rol model oldu”

 

Küresel kriz döneminde Amerikan Merkez Bankası (Fed) 25 Kasım 2008’de başlayan parasal genişlemenin ilk bölümünde 500 milyar dolarlık mortgage piyasasına dayalı tahvil satın alımına başlamıştı. Bu dönemde mortgage devlerinin borç yükümlülüklerinin 100 milyar dolarlık kısmı da Fed tarafından satın alınmış, finans devleri ekonomik açıdan rahatlatılmıştı. Fed, süreç içerisinde mortgage tahvil alımlarını, 750 milyar dolar daha genişleterek, 1,25 trilyon dolarlık tahvil alımına imza attı. Parasal genişlemenin ikinci fazında ise

aylık 85 milyar dolarlık uzun vadeli hazine tahvili satın alan Fed’in varlık alımlarının ardından bilançosu 4,5 trilyon doların üzerine çıkmıştı. Uygulanan politikanın ardından ABD ekonomisi toparlanma eğilimine girerek, GSYH’sini yeniden artırmaya başlamıştı.AA

 

 


Yazan - 25 Ocak 2015. Kategori EKONOMİ, MAGAZİN. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x