GDO ile ilgili Greenpeace açıklaması

Sosyal medyada paylaş.

“Tamamen Duygusal”

11 Nisan 2012, İstanbul- Greenpeace, 9 adet yem amaçlı genetiği değiştirilmiş mısırın ithalatı hakkında Biyogüvenlik Kurulu’nun kararını açıklaması arifesinde, ABD Ankara Büyükelçiliği Tarım Müsteşarı Clay Hamilton’ın GDO’larla ilgili yaptığı olumlu açıklamaları son derece manidar olarak nitelendiriyor.

Clay Hamilton dün verdiği bir röportajda “Türkiye’de biyoteknoloji duygusal bir konu” diyerek GDO’lara karşı ülkemizde var olan haklı hassasiyeti küçümseyen ifadeler kullanmıştı.

Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç ABD Büyükelçiliği Tarım Müsteşarı’nın açıklamalarını şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’ye GDO’ların girmesini istemeyen milyonlar duygusal mı davranıyorlar bilemem, ama ABD’li GDO üreticisi tohum şirketlerinin çıkarlarını korumaya çalışan sayın Hamilton’un açıklamalarının “tamamen duygusal” olduğu aşikar! Ancak Biyogüvenlik Kurulu’nun yem amaçlı kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş 9 mısır çeşidiyle ilgili başvuruyu karara bağlaması beklenen şu günlerde sayın Hamilton’un kamuoyunu etkilemeye yönelik bu açıklamaları talihsiz olduğu kadar da manidardır.

ABD Biyogüvenlik Protokolü’nü imzalamadı!

Hamilton’un “ABD’nin oldukça katı kurallara sahip bir mevzuatı var” sözlerine de değinen Dinç “GDO’lardan kaynaklanan riskleri kontrol etmek amacıyla hazırlanan Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne Dünyanın 163 ülkesi imza attı. Ancak bu 163 ülke arasında Amerika Birleşik Devletleri yok! GDO’larla ilgili biyogüvenlik düzenlemeleri konusunda gerek Türkiye’den, gerek AB’den gerekse dünyanın pek çok ülkesinden çok daha geri düzeyde olan ABD, kamuoyu nezdinde inandırıcılığını korumak istiyorsa artık diplomatları aracılığıyla Türkiye üzerinde GDO baskısı kurma çabalarından vazgeçmelidir” dedi.Greenpeace Clay Hamilton’un GDO’ları öven açıklamalarını Dünya üzerinde en büyük GDO üreticisi ülke olan ABD’nin, Türkiye’deki GDO karşıtı hareketten rahatsız olmasının ve pazar kaybetme kaygısının bir göstergesi olarak görüyor. Hamilton’un açıklamaları ABD’li diplomatların görev yaptıkları ülkelerde GDO’ları dayatma çabalarının bir devamı niteliğinde. Daha önce de Wikileaks belgelerinde ABD diplomatlarının, gerek Türkiye’de, gerekse başta AB ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede GDO’lu ürünleri ticari açıdan stratejik bir zorlama olarak dayattıkları daha önce kamuoyunda yer almıştı. Geçtiğimiz Kasım ayında da ABD ile Türkiye arasındaki Ekonomik Ortaklık Komisyonu’nun tarım müzakereleri sırasında ABD’li yetkililer Türkiye’deki GDO’larla ilgili cezaların ağırlığından şikayet ederek ABD’ye meyve ihracatı karşılığında GDO cezalarımızda düzenleme yapmamız talebinde bulunmuşlardı.

Dinç sözlerini şöyle tamamladı: “Hamilton’un “Çocuklarıma da GDO’lu ürünleri yediriyorum” şeklindeki beyanı zamanında Çernobil felaketi sonrası bir bakanımızın kameralar karşısında içiniz rahat olsun diyerek radyasyonlu olduğunu kamuoyundan gizlenmeye çalıştığı çayı içmesindeki samimiyeti anımsatıyor. Biyogüvenlik Kurulu’nun, GDO’ların riskleri ile ilgili düzenlemelerde Dünya’nın çok gerisinde yer alan ülkelerden gelen diplomatik baskıların gölgesinde kalmadan, halkın sağlığı lehine kararını açıklamalı ve 9 adet GDO’lu mısıra ithal izni vermemeli”.

Hamilton’un GDO’larla ilgili iddialarına cevaplar:

1.“Yüzde 25-35 gibi daha az pestisit kullanımını sağlıyor.”

Özellikle yabancı ot ilacına dayanıklılık geni taşıyan GDO’lar bu tür zirai ilaç kullanımını ciddi ölçüde arttırmaktadır. ABD’de ot ilacına dayanıklılık taşıyan GDO’ların ekim alanlarında kullanılan glyphosate isimli tarım ilacının dönümde ortalama kullanımı 1996-2009 arasında pamukta 3 kat, soyada 2 kat, mısırda yaklaşık 1,5 katına çıkmıştır. Aynı dönemde ABD’de GDO’suz ekim yapılan tarım alanlarında pestisit kullanımı düzenli olarak azalmıştır.

1.“Daha az su ve enerji kullanılmasını sağlıyor.”

Şu anda dünyada aktif ticareti yapılan hiç bir GDO kuraklığa dayanıklılık içermemektedir. Ticarete konu olan GDO’lar ya böceklere yönelik toksin içerir ya da ot ilaçlarına dayanıklılık geni içerir.

1.“Biyoçeşitliliği ve doğal hayata olumlu etki yapıyor.”

En sıkı GDO savunucuları bile bugüne kadar GDO’ların biyoçeşitliliğe katkı sağladığını bugüne kadar iddia etmemişti. 2011 yılında Amerika’nın dört eyaletinde ciddi ölçüde böcek öldürücü toksine dayanıklı mısır kurtları gözlemlendi. Bu çevre felaketini biyoçeşitlilik olarak değerlendirmek pek yerinde olmasa gerek. Amerika’da böcek toksini içeren GDO’ların polenlerine maruz kalan kelebek larvaları ölmektedir. GDO’lardan doğal türlere gen kaçağı olması nedeniyle doğal türlerin genetik yapıları bozulmaktadır. Böceklere karşı toksin içeren GDO’ların köklerinden toksin maddeler toprağa karışmaktadır. GDO’lu üretim, ne kadar uzak alanda olursa olsun rüzgar ve arılar yoluyla organik ürünlere de bulaşır. GDO’lu tarım yapılan alanlardaki haşereleri yiyen kuşların türü tükenir. Canlı türleri açısından tehdittir. Biyoçeşitliliği yok eder çünkü GDO’lu ekinler, tozlaşma yoluyla aynı türden akrabalarının da genlerini değiştirebilir.

1.“Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre, 2050’de yüzde 75 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacak, şu anki teknolojilerle buna ulaşmamız mümkün değil.”

Şu an yaşanılan gıda krizinin altında yatan pek çok faktör vardır: Gıdanın adaletsiz dağılımı, tarım ürünlerinin yakıt olarak kullanılması, iklim değişikliğinden kaynaklanan hasat düşüklüğü, et tüketimindeki küresel artış, tarım araştırmalarına verilen kamusal finansman desteğinin azalması, tarım ürünleri üzerindeki finansal spekülasyon ve petrol fiyatlarındaki artış. Dünya Tarım Raporu GDO’ların verim artışı sağlamadığını ve yaşanan gıda krizine karşı GDO’ların bir çare olmadığını ortaya koyuyor. Rapor, nüfus artışı ve iklim değişikliğine karşı en büyük güvencenin, küçük çiftçilerin korunduğu yerel tohumların çeşitliliği ve doğal varlıklara zarar vermeyen, dünyadaki çiftçilerin yaşam standartlarını iyileştiren ekolojik tarım yöntemleri olduğunu ifade etmektedir.

Daha fazla bilgi için:

Tarık Nejat Dinç, Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu, 0 539 606 02 70,ndinc@greenpeace.org

Deniz Sözüdoğru, Greenpeace Akdeniz İletişim Sorumlusu, 0 532 324 32 04, deniz.sozudogru@greenpeace.org

 


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=26583

Yazan - Nis 11 2012. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |