Hayvanların Susuzluğa Bırakılmaları Sonucunda Gelişen Antidiüretik Hormon Mucizesi

Sosyal medyada paylaş.

 

“Hayvanların susuzluğa bırakılmaları sonucunda gelişen Antidiüretik Hormon mucizesi”

Dr.med.vet. Seçil Çabuk

 

 

Su, hayvansal hücreler dahil tüm canlı hücreler için tüm yaşamsal olaylarının meydana geldiği bir ortam teşkil eder. Dolayısıyla canlıda tüm yaşamsal reaksiyonlar sulu ortamda gerçekleşir. Peki nasıl oluyor da, canlının susuz bırakılması, su almasının engellenmesi sonucundacanlıdaki yaşamsal olaylar devam edebilmektedir? İşte bu durum canlı organizmanın kendi canlılığını devam ettirebilmek amacıyla kendi içindeki su dengesini korumak için olağanüstü bir şekilde işleyen bir mekanizma geliştirmiş olması ile açıklanmaktadır. Bu mekanizma hormonal mekanizmadır ve bu mekanizmada başlıca görev üstlenen antidiüretik hormon (ADH) diğer bir adıyla vasopressindir.

 


Protein yapısındaki bu hormon beynin hipotalamus bölgesinde bulunan hücreler tarafından sentezlenir ki bu hücreler nöroendokrin hücrelerdir. Canlının susuzluğa maruz bırakılması durumunda vücut suyunun azalması durumu dediğimiz dehidrasyon meydana gelir. Bunun sonucunda kanın osmotik basıncı yükselir ve bu durum osmoreseptörler tarafından algılanır.

 

Bu bir anlamda canlının, susuz kaldım imdadıma yetiş mesajıdır ve bu mesaj ADH sentezleyen ve salgılayan nöroendokrin hücreleri uyarır. (Şekil 1) Salınan ADH sinir akzonu boyunca akarak nörohipofize gelir ve bu bölgede bulunan kan damarlarına geçer sonrasında böbrek tubül hücrelerine getirilir. ADH, tubül hücrelerini suya karşı geçirgen yapar ve tubül sıvısından su kana aktarılır. Böylelikle suyun vücutta tutulması sağlanarak idrar aracılığıyla atılması engellenmiş olur. Sonuçta canlı organizma, susuzluğa maruz kalması durumunu kendi geliştirdiği mekanizma ile tolere edip hayatta kalmayı başarır. Sonrasında kanın osmotik basıncı normal seviyeye gelince ADH salgılanması durdurulur.

  


ŞEKİL 1. Antidiüretik Hormon (ADH) ve Etkisi



ADH hormonunun yanı sıra canlı organizmada elektrolit ve su dengesinin muhafazasında görev alan bir diğer hormon Aldosteron hormonudur. Aldosteron hormonu, sodyumun (Na) aktif taşınmasını arttırır. Böbreklerde tubül sıvısından sodyumun emilerek kana geçmesini sağlar. Sodyumun emilmesi, osmotik basınç yaratacağından, böylelikle aynı oranda suyun da emilmesine de sebep olur. Ayrıca Bu mekanizmada sözü edilmesi gereken diğer hormon Adreno-kortiko-tropik hormondur (ACTH). ADH hormonu, ACTH üzerine etki ederek böylelikle sonrasında ACTH böbreküstü bezine etki etmektedir.

 

Canlı vücudundaki su dengesinin korunmasında kan basıncı önemlidir. Böbreklerin çok önemli bir görevi de kan basıncını ayarlamaktır. Damarların içindeki sıvı ne kadar fazla olursa, kan basıncı da bu derece yüksek olur. Kan basıncının artıp azalması durumları beyintarafından algılanır ve beyin buna göre böbreklere giden damarların genişliğini ayarlar.

 

 Hipofiz bezindeki veya nörohipofiziel hat boyunca (Şekil 1) oluşan aksaklığa bağlı olarak ADH hormonunun sentezlenmesinin ve salınmasının engellenmesi sonucunda hipofizer diabetes insipidus (hipofizer şekersiz diabet) hastalığı oluşur. Beyinde hemorajiye neden olan travmalar, beyin bölgesinde oluşan tümoral oluşumlar, kistler, enfeksiyonlar bu hastalığa neden olur. Nefrojenik diabetes insipidus (nefrojenik şekersiz diabet) hastalığında ise ADH düzeyi kanda yeterli olmasına karşın böbreklerde suyun geri emiliminin olmaması söz konusudur. Bu hastalığın şekillenmesine neden olarak kronik böbrek yetersizliği, pyelonefritis, polikistik böbrek hastalıkları sayılabilir. Diabetes insipitus köpeklerde her yaşta ve her ırkta görülebilirken, kedilerde daha nadir görülür. Hastalığın görüldüğü canlıda çok sık ve aşırı miktarda idrara çıkma gözlemlenir. Canlı sürekli su içme ihtiyacı hisseder, devamlı su içer. Veteriner hekimlik açısından hastalığın teşhisi için kan analizleri, ultrason, serumbiyokimya paneli, idrar tahlilleri/ kültürü, safra asitleri testi, thyroid testi, adrenal bezlerin testleri ve en önemlisi su yoğunlık testi gerekebilir. Tedavide ise etkene göre ADH türevi olan desmopressin ve benzerleri kullanılır.

 

Hayvansal organizmanın su dengesinin korunmasında kendi kendine böylesine kusursuz olarak planlanmış bir sistem bulunmaktadır. Böylesine hayranlık uyandıran bu sistemin mevcudiyeti, tüm mesleki yaşamlarını bu canlıların daha sağlıklı olmaları için uğraşan biz veteriner hekimlere kutsal bir görev yüklemektedir.

 

 

KAYNAKLAR

  1. Yaşamda ve hekimlikte fizyoloji, Prof. Dr. Ahmet Noyan 1993, Sekizinci baskı,
    Meteksan Kağıt-Karton Üretim tesisleri, ANKARA
  2. Rijnberk, A., W.J. Biewenga and J. A. Mol (1988): In appropriate vasopressin
    secretion in two dogs. Acta Endocrinol. 117, 59-64


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=130331

Yazan - Kas 13 2018. Kategori MANŞET, Dr. Med. Vet. Seçil Çabuk, HAYVANCILIK, Uncategorized, YAZARLAR. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |