İklim Değişiminin Tarıma Olumsuz Etkilerine Karşı Neler Yapılabilir

Sosyal medyada paylaş.

 

“İklim Değişiminin Tarıma Olumsuz Etkilerine Karşı Neler Yapılabilir”

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz

 

 

FAO’nun son tahminlerine göre 2050’li yıllarda dünya, bugün üretilen tarımsal üründen %70 daha fazlasını üretmek zorundadır. Hâlbuki yıllık tarımsal üretimin daha 2020 ’lerde maalesef % 1,7 azalacağı tahminlenmektedir. İklim değişikliğinin son yıllarda neden olduğu verim kaybı hiç de küçümsenecek gibi görünmemektedir. Örneğin, 1980 ve 2008 arasında, buğday verimi yükselen sıcaklıklar nedeniyle % 5,5 ve mısır  verimi de  % 3.8 düşmüştür. Gerçekten de kuraklıkların oluşma sıklığının geçtiğimiz 30 yılda iki kat arttığı saptanmıştır. Zaten 1850’den beri sıcaklığın 0,8 C° yükseldiği de bilinmektedir.

 

Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan sıcaklık artışları, Kaliforniya tarımında da olumsuzluklara neden olmuştur. O eyalet için 2100 yılına doğru sıcaklı artışının, bağ alanlarda %20, avokado da %50 daralmalar tahmin edilmektedir.

 

Bu ve benzer nedenlerle dünya, biyoyakıtlar başta olmak üzere temiz enerji kaynaklarını devreye sokarak, küresel ısınmanın ana sorumlusu ilan edilen sera gazlarının etkisini en aza indirgemek amacıyla, küresel ısınmaya “dur” demeye odaklanmıştır.

 

Artan nüfusu doyurmak, ayrıca önümüzdeki yıllarda artması beklenen daha fazla günlük kalori gereksinimi karşılamak zorundayız. Diğer taraftan bir hektar tarım arazisinden alınan ürünle 1950’lı yıllarda 2 kişi, 1999’lu yıllarda 4 kişi doyururken, 2025’li yıllarda da 5 kişiye gıda sağlamak zorunluluğu doğmaktadır. Çünkü tarımsal alanlarda bir artış sağlanamamaktadır. Bu durumda insanlığın kendi geleceği için, bu konuda en küçük fırsatı değerlendirmesi beklenmelidir.

 

İşte bu aşamada FAO bir atılıma imza atmış bulunuyor: “Climate-smart agriculture”, iklime duyarlı tarım veya İKLİME UYUMLU TARIM (İUT) diye Türkçeleştirilen bu kavram, tarımı, iklim değişikliğinin yeni gerçekleri altında gelişmelere dönüştürmek ve yeniden yönlendirmek için bir yaklaşım olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifade ile İUT, tarımsal üretimi, sürdürülebilir bir şekilde arttıran,  adaptasyonu özellikle öne çıkaran, mümkün olan yerlerde sera gazı etkisini minimize eden bir sistemdir.

 

İUT gıda güvenirliğini ele alan bütünleyici bir yaklaşımdır. FAO’ya göre gıda güvenirliği, tüm insanların, her zaman, sağlıklı bir yaşam için beslenme ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılayan yeterli, güvenilir ve besleyici gıdaya, fiziksel, sosyal ve ekonomik erişimin sağlanmasıdır. Bu durumda iklim değişikliği, güvenilir gıda üretimi ile birlikte şu üç hedefe odaklanmaktadır:

 

– Tarımsal üretkenliği, çiftlik gelirlerini, gıda güvenilirliğini sürdürülebilir bir şekilde artırarak adil kalkınmayı desteklemek;

– Tarım ve gıda güvenirliği sistemlerini geniş bir perspektifte iklim değişikliğine uyumunu sağlamak;

– Bitkisel ve hayvansal kaynaklı sera gazı salınımlarının azaltılması.

 

Bütün bunlara ek olarak insanlık, ünümüzdeki yıllarda, bugünkü tüketiminden farklı olarak, kişi başına (kg/yıl) daha fazla gıda maddesi tüketmeye başlayacağı beklenmektedir. Örneğin 2000’li yıllarda ki tüketimlerinin 2050 yılarında bitkisel yağlarda %33, ette %26, sütte %19 ve baklagillerde %15 artacağı tahminlenmektedir (Açıkgöz 2014)[1].

 

Şimdi küresel ısınmanın gıda kaynaklarına olumsuz etkilerine karşı neler yapılabilir sorusunu yanıtlamaya çalışalım: Suudi Arabistan yer altı sularını korumak için, buğday tarımına 2015’de son vermesi tarım sistemlerinde değişimler konu için belki de en çarpıcı örnektir. Fakat yanıt sayısı belki de yüzleri bulabilir. Bu yanıtlardan bazılarına kısaca değinmeye çalışacak olursak:

 

 – Sürdürülebilir tarımın desteklenmesi: Bu konuda Brezilya şimdiden anıza ekim, biyolojik azot bağlama, ticari orman plantasyonu, bozulan meraların rehabilitasyonu, bitki-hayvan-orman entegrasyonu gibi yenilikleri devreye sokmaya başladı; (https://csa.guide/csa/what-is-climate-smart-agriculture)

– Kurağa, su basmalarına dayanıklı kültür bitkilerinin ıslahı: Afrika’da şimdiden kurağa dayanıklı yüzlerce mısır çeşidi geliştirilmiştir[2];

– Aynı büyüklükteki çeltik tavalarında, çeltiğe göre 50 kat fazla verim sağlayan pisi balığı yetiştiriciliği[3];

– Et tüketiminde yeni yaklaşımlar: daha az et yiyerek CO2 salınımını azaltmaya da bir seçenek olarak bakılıyor. Yeme alışkanlıklarını değiştirmeden çevremizi düzeltemeyeceğimiz bir gerçek. Sanayisi ile birlikte tarım CO2 salınımının %50’sinden sorumludur;

 

Et üretiminin laboratuvarda gerçekleşmesi halinde veya protein gereksiniminin karşılanmasında, en azından sığırların devre dışı bırakılması halinde, CO2 salınımını ve dolayısıyla iklim değişiminin etkisini azaltabileceğini şimdilik hayal edelim. Ama 2021’den itibaren, laboratuvarlarda üretilmiş etler market raflarında yerlerini alacakları firma duyurularında yer almaya başladı bile[4].

 

Nazimi Açıkgöz

[1] http://blog.milliyet.com.tr/yarinlarin-gida-tuketiminde-carpici-degisimler-/Blog/?BlogNo=445982

[2]  https://ccafs.cgiar.org/bigfacts/#theme=evidence-of-success&subtheme=crops&casestudy= cropsCs2

[3] https://ccafs.cgiar.org/bigfacts/#theme=evidence-of-success&subtheme=fisheries&casestudy =fisheriesCs2

[4] http://www.gfi.org/fortune-features-worlds-first-clean-meatball

 

Kaynak: https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2018/04/03/iklim-degisiminin-tarima-olumsuz-etkilerine-karsi-neler-yapilabilir/


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=130518

Yazan - Kas 22 2018. Kategori MANŞET, TARIM, ÇEVRE, YAZARLAR, Prof. Dr. Nazimi AÇIKGÖZ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |