Kayıtdışı Gıda Pes Dedirtti


Boyanmış iç yağdan kıyma yapılmasından tutun, zeytinin boyayla siyahlaştırılmasına varana kadar   türlü türlü rezalet gıda tehdidi olarak varlığını sürdürüyor.

Ülkemizde maalesef tüm çabalara rağmen kayıt dışı ya da merdiven altı üretim denilen sağlıksız gıda üretimi engellenemiyor. Kaçak ve kayıt dışı gıda insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.

Konuyla ilgili Türkiye Ziraatçiler Derneği’nin hazırladığı rapordan kısa başlıklar ekte
yer alıyor.

*Kaçak ve Kayıtdışı Gıdalar Halk Sağlığını Tehdit Ediyor*

Sorunun bir diğer önemli yanı ise gıda güvenliğidir.Gıda maddeleri genellikle kolay bozulabilir ürünler olduklarından sağlıklı koşullar üretilip saklanmazlarsa sağlık açısından önemli riskler taşırlar.

Bu risk, üretim standartları en yüksek ülkelerde bile ortaya çıkabilir. Örneğin, geçtiğimiz yıllarda tüm dünyayı tehdit eden Deli Dana hastalığı Avrupa’dan kaynaklanmıştı. Geçtiğimiz günlerde yaygın olarak görülen EHEC/e-koli zehirlenmeleri Almanya ve Fransa’dan kaynaklandı. Bu tür yeni hastalıklar henüz niteliği tam olarak bilinmeyen hastalıklar olduğu için bu hastalığı taşıyan etlerin ve gıda maddelerinin gümrüklerde yapılan kontrollerde belirlenmesinde büyük güçlük yaşanmaktadır.

Bu nedenle kendi ülkemizde sağlıklı ürünler üretmek ve tüketmek en garantili korunma önlemini oluşturmaktadır.Ancak maalesef ülkemizde de özellikle üretim aşamasında yeterli bir denetim uygulandığını söyleyebilmek mümkün değildir. Bu sorun, kimi zaman ‘gıda terörü’ olarak nitelendirilebilecek bir tablo yaratmaktadır.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye Ziraatçılar Derneği’nin yaptığı bir araştırmada sağlıksız üretimin yanı sıra hileli üretimin de son derece yaygınlaştığı gözlenmiştir. Bu araştırma sırasında saptanan hileli
üretim yöntemlerinden bazıları şunlardır:

Üretim tarihi geçmiş, küflenmiş peynirin yeniden eritilip kalıplara dökülerek kaşar veya krem peynire dönüştürülmesi,

Boyanmış iç yağdan kıyma yapılması,

Zeytinyağına rafine ay çiçeği, kanola, fındık yağı karıştırılması,

Salam, sosis ve sucukların içine deri, sakatat ve etsel atıklar ile baharatlanmış soyanın karıştırılması,

Zeytinlerin kimyasal boya ile siyahlaştırılması,

Sütün yağının alınarak yağ yerine margarin karıştırılması,

Sahte pekmez ve sahte çikolatalar üretilmesi,

Sarımsağın kireç suyunda soyularak, sucuk, salam imalatında kullanılması,

Toz ve pul biberlere kiremit tozu karıştırılması,

Baharatların içine kurutulmuş ot ve saman karıştırılması,

Tatlandırıcı ve şeker karışımlı sahte bal yapılması,

Deri, bağırsak, paça ve sakatatların ‘tavuk döner’ hazırlanmasında kullanılması,

Metil alkol içeren sahte içkiler üretilmesi,

Gıdaların üretim aşamasında bilinçsizce ilave edilen tatlandırıcı, lezzet verici ve koruyucu maddeler kullanılması.”

Bu tablonun ortaya çıkmasında denetim yetersizliğinin önemli rol oynadığı bilinmektedir.

Türkiye’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına kayıtlı gıda üreten işletme sayısı yaklaşık 40 bin,gıda satan ve dağıtan iş yeri sayısının ise 500 bin civarındadır. Buna karşılık gıda denetçisi sayısı sadece 4 bin 600’dür. 4 bin 600 denetçiyle 500 binin üzerinde işyerinin sağlıklı bir şekilde denetlenmeyeceği açıktır.


Yazan - 19 Kasım 2011. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x