Mersin Balığı Çalıştayı Yapıldı


Mersin Balıklarını Koruma Koruma ve Yaşatma Derneği (MERKODER) ve Karasu Belediyesi tarafından düzenlenen \’Nesli Tükenme Tehlikesindeki Mersin Balıklarını Tanıtım Çalıştayı\’ Şehit Üsteğmen İbrahim Abonoz Lisesi Konferans Salonu\’nda gerçekleştirildi.

Çalıştaya Karasu Kaymakamı Murat Duru, Karasu Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu, İstanbul, Sakarya, Sinop ve Yalova üniversitelerinden akademisyenler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Çevre ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü\’nden uzmanlar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve doğa derneklerinin temsilcileri ile ilçe yöneticileri katıldı.

Çalıştayın açılışında konuşan FAO Temsilcisi Dr. Özgür Altan, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü\’nün dünyada açlığı yok etme konusunda uluslararası çabaları destekleyen Birleşmiş Milletlere bağlı bir uzmanlık kuruluşu olduğunu söyledi. 190 üyesi, Avrupa Komisyonu ortaklığı bulunan ve hükümetler arası bir teşkilat olan FAO\’nun tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerine çok büyük bir destek verdiğini kaydeden Altan, \”FAO Mersin balıkları ile ilgili olarak Devlet Su İşleri ve Tarım Bakanlığı, İstanbul ve Sinop Üniversiteleri, sivil toplum örgütleri ile birlikte “Türkiye\’deki Mersin Balıklarının Popülasyonlarının İyileştirilmesi” projesini yürütüyor. Bu kapsamda Devlet Su İşlerine ait bir tesiste Mersin balığı kuluçkahanesi kuruldu. İlk yavrular alındı. Akuakültür çalışması ve doğaya bırakılması ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Mersin balıklarının göç yollarına yönelik Sakarya, Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinde saha çalışmaları yapıldı\” dedi.

Diğer Haberler:
Balık Üretiminin Dünyaya Maliyeti

Mersin balığının en önemli özelliğinin havyarı olduğunu anlatan Altan, bu balığın havyarının kilosunun 5 bin euro fiyatla satıldığını vurguladı. Mersin balığı yetiştiriciliğinde Rusya\’nın çok ileride olduğunu dile getiren Altan, şöyle konuştu; \”Ruslarda Mersin Balığı\’nın havyarına beyaz petrol diyorlar. Mersin balıklarının nesli tükenmek üzere. Biz bırakın bu balığı tüketmeyi, kendi sularımızda rastlayamıyoruz bile. Bu kadar önemli olan bu balığı yetiştiremiyorsak, avlayamıyorsak, pişirip tüketemiyorsak o zaman bütün bu değerlerin bizim için ne önemi var? Bizim hedefimiz burada, Mersin balığının yetiştiriciliğine, sularımızda daha fazla üremesine, insanların bu balık türünü daha fazla tanımasına yardımcı olmak.Türkiye\’de bu balığın aşırı avcılığına göz yumuldu. Avcılığı yasak türler arasına almakta çok geç kalmışız. Karadeniz Mersin balığının üremesine en iyi ortama sahipken bu alanları setlere, kirliliğe ve hidroelektrik santrallerine bırakmayı uygun görmüşüz.\”

\”DİNAZORLARIN DEVRİNDEN GELİYOR\”

2001 yılından bu yana Mersin balığı yetiştiriciliği konusunda çalışma yürüten İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Memiş ise Mersin balığının neslinin tükendiğini belirtti. \’Balığın nesli tükendi bunu herkes biliyor. Doğada olan balıkları korumak ve yapay koşullarda üretmek zorundayız. Başka şansımız yok\’ diyen Memiş, \”Mersin balıklarına dinazorlar döneminden bu yana yaşayan balıklar deniyor. Mersin balıklarının dünyadaki varlığı 200 milyon yıl öncesine dayanıyor. 21 yüzyılda doğal dengenin giderek bozulması, Mersin balığının nesli tükenme tehlikesi altında bulunan canlılar arasında \’kırmızı lisetede\’ yer almasına neden oldu.\” bilgilerini verdi.

Diğer Haberler:
Balık Çalıştayı (VetAkua) Ankara'da yapıldı

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Mersin balıklarının azalmasındaki ana nedenlerden birinin yumurtlama göçlerinin nehirler üzerindeki baraj ve setlerle engellenmesi olduğuna dikkat çeken Memiş, sözlerini şöyle sürdürdü: \”Diğer nedenler yumurtlamaya gelen balıkların nehir ağızlarında kolaylıkla yakalanması. Akarsuların aşırı kirlenmesi. Yumurtlama alanlarının bozuluması, yasa dışı avlanma, tesadüfi avlanma ve geri bırakmama gibi nedenler oluşturuyor. Mersin balıklarının sularımıza yeniden kazanımı için balıkların ve çevrenin korunmasına yönelik özellikle kamu idaresinin, yerel halkın, sivil toplum örgütlerinin eğitim ve bilinçlendirilme çalışmalarına bir an önce hız vermeliyiz. Bu balıkların Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh Nehirlerindeki doğal yumurtlama alanları acilen belirlenerek rehabilitasyona tabi tutulmalı. Tespit edilen alanı koruma altına almalıyız. Nehirlerde yapılan setlerin yüksekliklerini yeniden kontrol edeceğiz. Barajların, HES\’lerin ve regülatörlerindeki balık geçitlerinin projelerini kontrol edeceğiz. Balık geçitleri projeleri var ama Mersin balıklarına uygunmu, değil mi onları inceleyeceğiz. Mersin balıklarının göç yolundaki kum ve çakıl ocaklarının nehir yatağından uzaklaştırmamız lazım. Nehir kenalarında yapılacak olan eğlence alanları canlıları düşünerek yapılması lazım. Sportif balıkçılık koruma altına alınan yerlerden kaldırılmalı.\”


Yazan - 11 Eylül 2010. Kategori SU ÜRÜNLERİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı