Mikotoksikozis .. Prof. Dr. F. Tahir Aksoy

    t2

 

 

 

MİKOTOKSİKOZİS      

 

Prof. Dr. F. Tahir Aksoy

ftaksoy@yahoo.com

                                                   

 

 

Mikotoksinler, kimi tek hücreli patojen mantar türlerinin yaşam faaliyetlerinin bir sonucu olarak doğada sentezlenirler. Bunların kimileri insan ve hayvanlara zehir etkisi yapan sekonder metabolitlerdir ve kısaca “toksijenik mantarlar” olarak adlandırılırlar. Bunların metabolitlerine “mikotoksin” denmektedir. Bunları yiyen hayvan ve insanlarda latent, akut, subakut veya kronik karakterde zehirlenmeler oluşur. Toksin üreten birçok mantar türü bilinmektedir. Bu mantar türleri içinde aşağıda bildirilen üç tanesi çevremizde yaygın olarak bulunduğu için çok önemlidir. Bunlar: (1) Aspergillus flavus: Bu mantar, on dört ayrı toksin üretir (afla toksinler). Bu toksinler  içinde Bı olarak adlandırılanı en sık rastlanan ve çok toksik olandır. (2) Aspergillus ochracens; Bu mantar türü tarafından üretilen A ve B tipi toksinler (ochratoksinler) önemlidir.(3) Fusarium roseum ve tricintum; Bu mantar türü tarafından birçok toksin (fusariotoksinler) üretilir. En önemlileri, Zeoralenone (F-2) ve Trichothecane (T-2) olarak adlandırılanlardır. Bu toksik maddeler, mantarların üzerinde veya içinde üredikleri dokulara girerler ve yayılırlar. Hayvanlardaki mikotoksikozisler; (1) akut primer mikotoksikozis, (2) kronik primer mikotoksikozis ve /3) sekonder mikotoksikozis bozuklukları tarzında şekillenerek çeşitli formlar altında görülebilir. Tüm kanatlılar bu toksinlere karşı duyarlıdır. Özellikle gençler daha çok zarar görürler. Bu zarar; alınan toksinin çeşidine, türüne, miktarına ve bunu alan hayvanın kondisyon ve konstitüsyon durumuna, hayvanın cinsi, yaşı, duyarlılık düzeyi ve alım süresine bağlı olarak oluşur. Bunun sonucu olarak da yem yememe, ishal, verim kaybı, gelişme sorunu, canlı ağırlık kaybı, bağışıklık sisteminin baskılanması (immunosupresyon), kuluçka çıkım sorunları gibi ciddi ekonomik kayıplar ve ölümlere neden olabilir.

 

 t3

 

Söz konusu mantarlar, uygun sıcaklık ve nem koşulları altında, tahıllar ve diğer yem ham maddeleri üzerinde hızlı olarak üreyebilirler. Üreme sırasında toksinler ortaya çıkar. Özellikle mısır, buğday, arpa, darı, soya fasulyesi küspesi, ayçiçeği küspesi, balık unu, et kemik unu, pamuk çiğidi küspesi gibi yem hammaddeleri ile hazırlanmış ve kötü koşullar altında bulundurulan karma yemler; mantarların üremesi için çok uygun vasatlardır. Uygun sıcaklık koşullarında nem oranı yüzde 13 ve yukarısında iken afla toksinler, yüzde 15.5 ve daha yukarısında iken ise ochratoksinler ve fusariotoksinler için uygun üreme ortamı oluşmuş olur. Piliçlerin az oranlarda ve devamlı olarak mikotoksin almaları halinde büyümeleri yavaşlar, yumurta verimleri azalır, bağışıklık sistemleri bozulacağı için tüm diğer hastalıklara karşı dirençsiz hale gelirler. Broiler sürülerinde bazı piliçlerin geç gelişmesi sonucu sürü bir örnekliğinin bozulduğu görülür. Tavukçuluk sektörü bu (mikotoksikozis) olayından bazı yıllarda büyük kayıplar vermiştir. Özellikle yemlerde az miktarlarda toksin bulunması sorunun anlaşılmasını zorlaştırmakta ve hatta gizlemektedir. Sorun sürüde oluşacak muhtemel bir viral veya bakteriyel enfeksiyon gibi algılanmış ve sonuçta alınması gereken etkin önlemler savsaklanmış olabilir.

 

t1

 

Otopsi Bulguları; Bulgular, hastalığın derecesine göre değişir. Gençlerde karaciğer büyümüş, hepatik tümörler oluşmuştur. Böbreklerde büyüme vardır. Bağırsaklarda peteşial kanamalar ve bir enterit tablosu görülür. Bazı vakalarda visceral gut belirtileri vardır. Kaslarda ve deri altında peteşial kanamalar görülür.

 

Teşhis; Klinik belirtiler ve otopsi bulguları teşhise yardımcı olur. Rutubetli mevsimler ve yemde rutubetli hammadde kullanılmış olması, bu konuda verilecek kararları destekleyen faktörlerdir. İşletmedeki yem depolama olanakları gözlenmeli ve yem ya da yem hammaddesi içinde zararlı mantarların tespiti yapılmalıdır. Yemde mikotoksin aranması için yem örnekleri uygun laboratuvarlara gönderilmelidir.

 

Korunma; Etkili zehirin yemden uzaklaştırılması ile sürü, 3-4 hafta içinde sağlıklı duruma dönebilir. Karma yemlerdeki, protein, enerji, vitamin ve iz element düzeylerini bir miktar yükseltmek iyileşmeyi hızlandıracaktır. Yem hammaddeleri iyi kaynaklardan temin olunmalıdır. Kirli, küflü ve ıslak maddeler yem fabrikalarına kabul edilmemelidir. Hammadde stoklama;  uygun, temiz silolarda yapılmalıdır. Stoklanacak tahıllar gerekiyorsa yeterince kurutulmalıdır. Ambarların belirli aralıklar ile aktarılıp havalandırılması, devreler arası temizlenmesi gerekir. Mantar ve küf üremesini engelleyici bazı maddelerin yeme katılması (mold inhibitors) önerilebilir. Hammaddeler daima kontrol edilmeli, bozulmuş olanlar asla kullanılmamalıdır. Karma yemlerin, yem fabrikasından alındıktan sonra ıslatılmaması, temiz muhafazası da önemlidir. Kümeslerde bulunan yem stokları küçük parçalar halinde olmalı ve çok bekletilmemelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=77242

Yazan - Tem 1 2015. Kategori MANŞET, Prof. Dr. F. Tahir Aksoy, SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |