Dünyada Yeni Islah Teknikleri Meyvelerini Vermeğe Başladı

Sosyal medyada paylaş.

 

YBIT1

Kültür bitki ve hayvanlarında üretimin sürdürülmesi için yeni yeni genotiplerin geliştirilmesi gerekmektedir. Değişen çevre koşullarına uyumlu çeşitlerin – genotiplerin ıslahı için mutasyon ve klasik ıslah teknikleri son yıllara kadar yeterli idi. 20. Yüzyıl sonlarında devreye doku kültürü, gen aktarımı ve diğer moleküler biyolojik gelişmeler devreye girdi. Fakat son on yıl içinde karşımıza, aslında eski bir yöntem olan mutasyonun, farklı bir şekli çıktı. Doğal mutasyonla gelişmiş yeni bitki çeşitlerinin yanı sıra, bitki ıslahçıları tarafından gama ve benzeri ışınlarla geliştirilmiş binlerce çeşitlere rastlıyoruz. Mutasyon, canlı genlerinden birinde kendiliğinden veya amaçlı oluşturulan bir değişimdir. 2010 yılından beri ise moleküler bazda laboratuvarlarda genom içi düzenlemeler yapılmaktadır.  Elde edilen genotipler kısa sürede tescil edilerek üreticilere ulaştırılabilecektir. Yeni bitki ıslah teknikleri (YBIT) diye de tanımlanan bu genom düzenlemeleri (gen editing, gen düzenleme), bir seri yeni gen mühendisliği yöntemlerini kapsamaktadır. Bu yöntemler “Tilling, Protoplast Fusion, Cisgenesis, Oligonucleotide Techniques, CRISPR-Cas9, Zen, Talen, Epigenetics vs.” başlıkları altında toplanmaktadır. Fakat bunlardan “CRISPR-Cas9” biraz daha öne çıkmış durumunda. Bu yöntemlerde, GDO’lardaki gibi dışarıdan herhangi bir gen transferi söz konusu değildir. Tersine, hedeflenen genin, işlem aşamasında uygulanan geçici DNA kesici enzimler yardımı ile susturulması, etkisinin artırılıp azaltılması, mikro-mutasyona tabi tutulması ile yeni genotipler yaratılmış oluyor. Doğal olarak bu yöntemler gen haritaları çıkartılan bitkilerde uygulanabilirler.

 

İşin dikkat çeken tarafı, bu yöntemlerle çeşit geliştirme masraflarının hiç de GDO tekniğindeki gibi bir seri risk analizi gerektirmediğinden, yüzlerce milyon dolarlara ulaşmaması! Yani bu yöntemlerle çeşit geliştirme, küçük ve orta büyüklükteki veya düşük bütçeli yeni müteşebbis bitki ıslah firmaları, üniversite ve kamu kuruluşlarınca gerçekleştirilebilmektedir. Nitekim söz konusu yöntemlerle tescil formalitelerinin, GDO tescil sistemleri ile aynı tutulmadığı ABD’de, son tescil başvurulardan yer alan 23 çeşit adayından yalnız üçü, o büyük – küresel tohumculuk firmalarına aittir. Geri kalanlar ise yeni 5-6 yıllık küçük, orta işletmelere veya yeni müteşebbis firmalarındır.

 

Bu yeni bitki ıslah tekniklerinin Avrupa’da devreye girmesine, mahkeme kararı ile yasak getirilmesi ilginçtir[1]. Küresel ısınma gibi bir olgu arifesinde, dünya gıda güvenliği için kaçınılmaz olacak sıcağa, kurağa, hastalıklara vs. dayanıklı bitki ve hayvan genotiplerin kısa zamanda, daha ucuz bir şekilde geliştirilme kapısının, bir mahkeme kararı ile kapatılması, çağımızda pek akıl kârı gibi görünmemektedir. Avrupa Adalet Divanı’nın (ECJ) gen düzenlemesi hakkındaki Temmuz 2018 kararı ile YBIT, AB’nin GDO yönergeleri kapsamında değerlendirilecektir. Yani bir çeşidin geliştirme maliyeti, bir seri testle yüzlerce milyon dolarlara çıkacak ve ürünün ekimi de yasak olacak. Tanım yerinde ise bilim insanına “bu konuda çalışmayın” deniliyor. Durum böyle olunca, bakın bazı konu uzmanları neler diyor[2]:

 

  • “Bu karar AB’deki akademik araştırma topluluğu üzerinde derin bir etki yaratacak”;
  • “Avrupa, son 30 yılın en büyük biyoloji devriminden kopuyor”;
  • “Avrupa, önümüzdeki on yılda, gıda ve tarımdaki yenilikler konusunda çok geri kalacak”;
  • “Avrupa’da modern bitki biyoteknoloji laboratuvarlarının kapanacağı beklenmelidir”;
  • “Bu kısıtlamalar “biyoteknoloji” bilim adamlarının göçü demektir”;
  • “Bu kararla AB’de son teknoloji ve yenilikçilik için gerileme başlayacaktır”.

 

Bilim camiasının endişesi bunların da ötesinde, araştırma desteklerinin de kesilecek olması. Özellikle bilim kadroları ile uygulayıcı firmaları bir araya getiren “Horizon” tipi çerçeve projelerinde bu konuların yer alamayacak olması, yarının tohumculuk pazarında AB firmalarının şansını zorlayacaktır.

 

Hâlbuki Japon çevre bakanlığı bu konuya çok farklı yaklaşıyor. 20 Ağustos 2018 tarihli uzmanlar toplantısında “ürün, yabani bir tür veya çeşitten nükleik asit içermedikçe, tescil işlemleri GDO kategorisine girmez”[3].

 

TBIT ile geliştirilmekte olan çeşitlere değinmeden, klasik mutasyon ıslahı ile geliştirilen çeşitlerin ekonomik katkılarına bir göz atalım. 20. Yüzyılın ortalarında devreye giren bu yöntemle günümüze kadar 3275 yeni çeşit üreticiye sunulmuştur.  Yeni mutant çeşitler çok sayıda çeşidin geliştirilmesinde de ebeveyn olarak kullanılmışlardır. Örneğin İtalya’da 1970’lerde ıslah edilen mutant Capelli makarnalık buğday çeşidinin geliştirilen yeni genotipler tüm İtalya makarnalık buğday alanının yarısında ekilmiştir. Ülkemizde de birçok mutant çeşit geliştirmiştir: Dikensiz böğürtlen, çekirdeksiz limon ve hastalıklara dayanıklı nohut gibi. Çin bu konuda çok daha etkin çalışmalar yapmaktadır. 30 yıldan beri uzayda da yürüttüğü 6000 mutasyon denemesinden 230’ünde olumlu sonuç alınmıştır[4]. Zaten çiftçiye ulaştırılan tescilli mutasyon çeşidinin %30’u bu ülkededir.

 

Şimdi de bu çiçeği burnunda YTIB ile geliştirilmekte olan çeşit aday listelerine birkaç örnek verelim:

 

-Japonya’da tohumsuz domates;

-ABD de depolamada sorun bir şeker türevini devreden çıkaran patates;

-ABD de yağ asidi düşük soya (2019 yılında pazarda);

-Kanada da yabancı ot ilacına dayanıklı çeltik;

 

-Kanada da yabancı ot ilacına dayanıklı keten. Ve kısa zamanda gıda güvenirliğini garanti edecek yüzlerce yeni çeşitler. Hemen tümü 2020lerin başında ekime hazır olacağı belirtiliyor.

 

Peki, bu yeniliklerden ülkemiz yararlanabilecek mi? Çiftçi ve tüketicimiz için sağlanacak artı değerlere her zaman gereksinim olacaktır. Bu tip yeniliklerden yararlanmak için, belirli kadroların bir an önce harekete geçmesi kaçınılmaz görünüyor….

 

Nazimi Açıkgöz

[1] https://geneticliteracyproject.org/2018/09/07/europes-restrictions-on-gene-edited-crops-may-cause-exodus-of-biotech-scientists/?mc_cid=6be4d0df10&mc_eid=78da822f05

[2] https://www.euractiv.com/section/agriculture-food/news/eu-farmers-hostages-of-unstable-politics-and-technology-gap-report-claims/

[3] https://www.fas.usda.gov/data/japan-japan-holds-second-meeting-discuss-genome-editing-technology

[4] http://eng.belta.by/society/view/china-launches-new-space-breeding-research-center-113935-2018/

 

Kaynak: https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2018/09/10/dunyada-yeni-islah-teknikleri-meyvelerini-vermege-basladi-2/

 

Nazimi Açıkgöz kimdir?

 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz,doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973 yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır.

 

Kendisi “TOAG92” çeltik çeşidinin ıslahçısı olup, özellikle tarımda bilgisayar konusunda yoğun emek harcamıştır. Türkiye’de bazı Üniversitelerde ders olarak okutulan ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir.

 

1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür.

 

TEMA ve TASAM Vakıfları Bilim Kurulu üyesi olan Açıkgöz tarafından veya inisiyatifi ile organize edilen onlarca bilimsel toplantıları arasında “Tarımda Bilgisayar Uygulamaları Sempozyumu” (1994-İZMİR), ve “Enerji Bitkileri ve Yeşil Yakıtlar” sempozyumu (14-15.12.2006 İZMİR) de bulunmaktadır.

 

Kendisi aynı zamanda IAASTD raporu (2008) yazarlarından biridir. Dördü kitap olmaküzere 200’e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak Radikal, Milliyet’le birlikte onlarca portalda analiz ve blog yayınlamaktadır.


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=130223

Yazan - Kas 7 2018. Kategori MANŞET, TARIM, Prof. Dr. Nazimi AÇIKGÖZ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |