Organikçiler neden mayınlı arazi olayında sessiz?

Sosyal medyada paylaş.

ORGANİKÇİLERİN SUSKUNLUĞU ŞAŞIRTIYOR….!  

Çiftlik Haber Merkezi

1992 yılından beri Türkiye’nin gündeminde olan Suriye sınırındaki mayınlı arazilerle ilgili son kararı yöre halkı büyük bir merakla bekliyor.Sınır yöresinde ikamet eden köylüler 1956 yılından beri ekilmeyen mayınlı arazilerin temizlenmesi sonucunda kendilerine verilmesini ve bu arazide ekolojik tarım yapmak istediklerini söylüyorlar.

30 bin hektar üzerinde bulunan mayınların temizlenmesi ile  herkesin özlediği ekolojik tarım arazisine kavuşma umudunu yitirmeyen köylüler, bugüne kadar bu çalışmanın neden sürekli ertelendiğine de bir anlam veremiyor.

Uzman olmadıkları halde sürekli yayın organlarında boy göstererek tüm gıda ürünlerini yerden yere vuran kişilerin dünyanın en ekolojik tarım alanlarından biri olarak gösterilen ve bu mayınlı arazileri konu etmemeleri de merak konusu.

GREENPEACE BU KONUYU NEDEN ELE ALMIYOR

Yöre halkı ve ekolojik tarım ile ilgilenen yetkililerin bir merakı da,sürekli çeşitli konularda gündem yaratan Greenpeace yetkililerinin bu konu ile ilgili olarak neden bir eylem yapmadığını.

YENİ HABERLER UMUT VERİCİ  

 2014 mayınlı arazi kalmayacak

Bakan Yardımcısı Ceylan: Mayınlı arazileri 2014’e kadar temizlemeyi planlıyoruz

Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, GAP Planı ile kalkınmanın yanı sıra ihracatta da önemli ivme kazanıldığını, mayınlı arazilerin temizlenmesinin de başlatıldığını söyledi.   Ceylan, “30 bin hektar alan üzerinde bulunan mayınları 2014 yılına kadar temizlemeyi düşünüyoruz.” dedi.

Anayasa Mahkemesi: “Mayınlı araziler temizlik karşılığı şirketlere devredilemez” demişti   Bilindiği gibi,Anayasa Mahkemesi, mayınlı arazilerin temizlenmesiyle ilgili üçüncü seçeneği iptal etmişti. Araziler, ‘temizlik’ karşılığı şirketlere devredilemeyeceği belirtildi. Buna göre Mayınlı araziler ya Milli Savunma ya da Maliye Bakanlığınca sadece ‘bedeli ödenerek’ ihaleyle temizlenebilecek.

2009 yılında çıkartılan mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin 5903 sayılı yasayla ilgili olarak CHP’nin iptal başvurusunu görüştü. Anayasa Mahkemesi, Meclisi haftalarca kilitleyen yasanın ilk halinde yer alan, ancak muhalefetten gelen tepkiler üzerine daha sonra üçüncü seçenek haline getirilen; arazilerin, mayınları temizleyen şirketlere kiralanmasına ilişkin hükümleri tümüyle iptal etmişti.

BEDEL KARŞILIĞI TEMİZLENECEK

Yasaya göre mayın temizleme işi öncelikle Milli Savunma Bakanlığınca yaptırılacak. MSB’nin sonuç alamaması durumunda Maliye Bakanlığı ‘hizmet alımı’ ihalesi yaparak mayınları temizletecek.

Bu iki yöntemden de sonuç alınamaması halinde üçüncü seçenek olarak Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın ihale yapılacaktı. Bu ihaleyi kazanan şirketlere doğrudan para ödemek yerine, temizlenen araziler belli sürelerle verilecekti. Ayrıca, mayınlı arazilerin bitişiğinde yer alan Hazineye ait araziler de temizliği yapan şirketlere verilebilecekti. Bu hüküm dolayısıyla Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Ceylanpınar Çiftliğine ait arazilerin dahi verilebileceği ileri sürülmüştü.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla üçüncü seçenek tümüyle gündemden çıkmış oldu. Artık mayın temizleme işi Milli Savunma Bakanlığı veya Maliye Bakanlığından hangisi tarafından olursa olsun sadece bedeli ödenerek yaptırılacak. Temizlenen arazilerin şirketlere mayın temizliği karşılığı kiralanması söz konusu olamayacak.

Milli Savunma Bakanlığı, söz konusu yasa uyarınca mayın temizliği ihalesi çalışmalarını sürdürüyor. Bakanlık, temizliği yapacak şirketlerde yabancıların payının en fazla yüzde 49 olacağı şartını getirdi.

 BAŞBAKAN DEMECİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mayın temizleme konusunda muhalefete yüklenerek, “Benim Davos’ta ortaya koyduğum insani tavır karşısında kimlerin süklüm püklüm olduğunu millet apaçık gördü. CHP ve MHP’nin monşer eskilerini İsrail karşısındaki haklı duruşumuzda ne tavır sergilediğini bu millet açık açık gördü” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında mayın temizleme yasa tasarısı ile ilgili partisine ve kendisine yönelik eleştiride bulunan muhalefet partileri ve köşe yazarlarına yüklendi. Konuşmasına, hükümet olarak sadece ülkeye hizmet amacıyla çalıştıklarını söyleyerek başlayan Erdoğan, “Aldığımız her bir nefesi milletimize hizmete adamanın derdi içindeyiz ve gece gündüz bu anlayışla çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi. AKP’nin ilklerin partisi ve öncü bir parti olduğunu söyleyen Erdoğan, 6,5 yıldır girdikleri 4 seçimden birinci parti olarak çıkarak Türkiye siyasi tarihinde bir ilkin altına imza attıklarını vurguladı.

-“MUHALEFETİ ALKIŞLIYORUM”-

Erdoğan, “Önemli olan karanlığa yumruk sallamak değil aydınlık için mum yakmaktır. İktidarda bulunan bir partinin genel başkanı olarak şunu söylemekte hiçbir kompleks duymuyorum. Yöntemler konusunda farklı düşünebiliriz. Ama çözümsüzlüğü bir çözüm olarak düşünen muhalefet, Türkiye’nin hiçbir yere gidemeyeceği konusunda gayret gösteren bir temsilci oldu” dedi. Değişime, dönüşüme yönelik en küçük meseleden en büyük meseleye kadar muhalefetin “ayak direttiğini” bunun ise muhalefete prim sağlamayacağını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: “6,5 yıldır hangi meseleye el attıysak karşımıza hamaset çıktı. Yıldırmaya dönük bir muhalefet çıktı. 6,5 yılda Türkiye’nin meseleleri ile birlikte sadece ‘istemezük’ diyen ama ne istediği belli olmayan bir muhalefet ile karşı karşıya kaldık. Şimdi de aynı tarzı mayınlı arazileri temizleme de kullandığını hep birlikte uygulandığı müşaade ediyoruz. Milletvekilleri arkadaşlarım ve misafirlerimize, vatandaşlarımıza hassasiyetle sesleniyorum. Bu bizim için özellikle çok hassas bir konu. Zira bu denli insaf dışı bir yaklaşımla ortaya konulan, gündeme getirilen kanun tasarısı hakaret, eleştiri ve birbirine karışmış şekilde gündemde tutulamaz. Tasarının Meclis Genel Kurulu’na geldiği andan itibaren muhalefetin provokatif tavrı ve bazı köşe yazarları tarafından verilen destek konuyu farklı yerlere çekti. Konfüçyüs’ün bir sözünü söylemek istiyorum. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir. Toplam 6 maddeden oluşuyor bir sayfalık bir tasarı. Ama ne hikmetse bu tasarı etrafında fırtınalar koparırken muhalefet vekilleri; ya da köşe yazarlarının bir sayfalık metni okumamış olması son derece anlamlıdır. Okumuyorsunuz, bari bu tasarıyı getirenlerle konuşun. Köşe yazarısınız. Tasarıyı anlamayı bırakın, kulaktan dolma dedikodularla, adeta hayaller kurarak hiç olmadığı noktaya taşıdılar. Biz bir yasa tasarısı hazırladık nasıl olduysa birden bire ihale İsrail’e gitti. İhaleyi İsrailliler aldı. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz. Eğer bir yasa ihale kanunu bununla konuşuyorsan, ihale yapılmadan nasıl böyle bir şey söyleyebilirsin. Adrese teslim ihale diyorsun neye göre diyorsun. Bir sayfalık metnin neresinde görüyorsun. Anlıyorum ki bu adamların hayatında yaptıkları bir ihale de yok görünen bu. Bunlar ihale nedir bilmiyor, Kamu İhale Kanunu nedir bilmiyor. Kaldı ki, bizim iktidarımız her ihalesini şeffaf yapmıştır. Bizim bu noktada en ufak bir şikayetimiz yok. Neye dayanarak söylüyorsun? Neresinde İsrail yazıyor. ‘Dünyada İsrail’den başka bu işi yapan yok’ diyorsun. Ostim’e gidersen görürsün. Bu ülkede nelerin olduğunda haberleri yok. Sadece karalama, sadece iftira ve bununla ‘acaba biz milletin bu noktadaki yaklaşımını nasıl lehimize çeviririz de iktidar partisini burada karalarız’ düşüncesindeler. Hudut delindi, vatana ihanet, sınırlarımıza yabancı yerleşti, en verimli topraklarımıza yabancı yerleşti. Geleceğimiz her şey birden bire buharlaşıverdi. Öncelikli bu sınırsız muhayyile sahip oldukları için muhalefeti alkışlıyorum. Komplo teorileri ile ziyan ettikleri için ise üzüntü duyuyorum.”

-“İSRAİL BU TASARININ NERESİNDE?”-

Genel Kurul kürsüsünden, televizyon ekranlarından ve gazete sayfalarından partisine ve kendisine yönelik olarak ağza alınmayacak iddialar ortaya atıldığını söyleyen Erdoğan, “Bu tasarının mayın temizleme işin doğrudan İsrail’e verildiği ve yabancıların sınıra yerleşeceğini söyleyecek ve vatana ihanet olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyorlar. Bunu söyleyenlere sesleniyorum. Yasa tasarını okudunuz mu? Okuduysanız okuduğunuz anladınız mı? İsrailli firmalar neresinde. Soruyorum, tasarını neresinde İsrail var” dedi. Tasarının ikinci maddesine göre mayın temizleme işinin 4 Ocak 2002 tarih ve 4374 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca hizmet satın almak ile yaptırılacağının ifade edildiği belirten Erdoğan, satın alma yolu yapılmaması halinde ise tarımsal faaliyetlerde kullandırılması karşılığında, kullanım süresinden en fazla indirimi yapmak suretiyle verileceğinin öngörüldüğünün altını çizdi. Erdoğan, “Bunun neresinde İsrail, İsrailli firmalar ve 44 yıl 49 yıl var. Burada taban söylendi. ‘En fazla indirene’ kaydı var. Yap işlet devret anlayışı bu. Hizmet satın alma yöntemi ile bu iş yaptırılır” dedi.

-“MSB TARAFINDAN YAPTIRILABİLİR MADDESİ EKLENİYOR”-

İhaleye girmeden, mayın temizleme işini istedikleri firmaya verebileceğini de söyleyen Erdoğan, “Üniversiad’da yaptığımız gibi. Buralarda biliyorsunuz ihaleye girmeden oralardaki davetle istediğimiz firmaya işleri vermek sureti ile özelliği sebebiyle yaptırabilme hakkına kamu ihale kanunu’nun verdiği yetki ile sahibiz. En ağır krizin yaşandığı dönemde ülkenin selametine en uygun yolu araması hükümetin en tabi görevidir. Bu ikinci madde ile ilgili araya bir seçenek daha koyuyoruz. Üç ayrı seçeneğin olduğu bir süreç söz konusu. Kamu İhale Kanunu’nun istisna maddesine dayanarak Milli Savunma Bakanlığı tarafından yaptırılmasına yönelik madde ekliyoruz” dedi.

Suriye ile 1992 yılında yapılan anlaşma neticesinde Suriye’nin sınırdaki mayınları temizlediğine işaret eden Erdoğan, “Mayınlanarak kaybedilen araziyi kazanacağız. Yaptığımız iş bu” dedi. Muhalefettin samimi davranmadığını savunan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Ortada samimiyet olsa 1992 yılından bu yana gündemde olan bu konuda gayret olur ve iktidarlar bir adım atar. Biz bunu Genelkurmay’la da görüşmelerini yaptık. Bu görüşmeler sonucunda önce yapılabileceğini daha sonra yapamayacaklarını söyledi. Ondan sora biz Maliye Bakanlığı’nı devreye soktuk. En son verdikleri birkaç; yeni değil, neredeyse 4 yıllık bir süreçti. Bu süreç içinde de uluslararası, bu noktada işin sertifikasını verecek bir kuruluşla yapılması ki; basın toplantısında kendileri bunu açıkladı. Bununla daha isabetli olabileceğinin değerlendirildiğini söylediler. Bunlar; tabi ki değerlendirilir. Bu önemli. Unutmasınlar ki muhalefet siyaset yapıyor, biz de siyaset yapıyoruz. Ülkemizin hayrı olan neyse onu tercih edeceğiz. Meselenin üzüm yemek olmadığı çok açık. Bunların derdi. Bağcıyı dövmek. Bu işlemlerin çok pahalı olması ve sertifika gerektirmesi nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı tarafından hizmet alımı ile yapılmasını konusunda bizle görüş birliğine vardı. Süreç ihale aşamasına kadar geldi. Bu aşamada Danıştay, Anayasa’ya da aykırı olarak yürütmeyi durdurdu. O dönemde süreç ihale aşamasına kadar geldiği halde ne muhalefet ne de medya bu günkü gibi ve bugünkü tarzda ilgilenmedi. O gün kimsenin dikkatini çekmeyen konunun, bugün siyasi istismar konusu olması düşündürücü. Bu art niyet, demagojidir. Zihinleri bulandırmaktır, kara siyasettir. Köşe yazarlarının kara siyasete alet olması, o da son derece vahimdir.”

 

 


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=27238

Yazan - Nis 22 2012. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |