Rekabet Kurulu perakendeyi raporladı

Rekabet Kurulu’nun hızlı tüketim malları perakendeciliği ile ilgili raporu yayınladı. Raporda şu maddeler öne çıktı:

 

•Hızlı tüketim malları perakendeciliği içinde organize perakendenin payı artmaktadır

 

•Türkiye’de bölgesel/yerel perakendecilik, organize perakende sektörü içindeki payınıartırmaktadır.

 

•HTM perakendeciliğinde yoğunlaşma oranları, Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında hâlâ düşüktür

 

•Perakende zincirleri arasında halka arzlar ile birlikte kurumsallaşma ve şeffaflaşma artmaktadır.

 

•Türkiye HTM perakendeciliği sektöründe alıcı gücü artmaktadır ancak rekabet hukuku bakımından alıcı gücü düzeyi hâlihazırda doğrudan müdahaleyi gerekli kılacak nitelikte değildir.

 

•Özel markalı ürünler (private label), indirim mağazacılığındaki gelişme paralelinde büyümektedir ancak saha çalışması sonuçları bu büyümenin tedarikçi faaliyetlerini zorlaştıracak düzeyde olmadığını göstermektedir.

 

Raporun Önerileri

 

Sektör incelemesi sürecinde yapılan tüm inceleme, araştırma, tespit ve nihai değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan rekabet politikası önerileri şu şekilde açıklandı:

 

1. Yoğunlaşma (Birleşme/Devralma) Kontrolünün Etkin Kılınması Perakende sektöründe alıcı gücü üzerinde doğrudan olmasa da dolaylı olarak en önemli müdahale alanını yaratan geleneksel rekabet hukuku aracı yoğunlaşmaların kontrolüdür. Bu aracın etkin kullanımına yönelik olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da AB müktesebatına paralel şekilde “rekabetin önemli ölçüde sınırlanması” ölçütüne ilişkin düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiği düşünülmektedir. “Rekabetin önemli ölçüde sınırlanması” testi uygulamada genel olarak “hâkim durum” testine paralel sonuçlar üretmektedir. Ancak bu test yerel düzeyde ilgili pazar tanımlarının yapıldığı perakende sektörü bakımından hâkim durum testinden daha kapsayıcıdır. Dolayısıyla “rekabetin önemli ölçüde sınırlanması” testi, hâkim durum yaratmamakla birlikte ilgili pazarda rekabeti önemli ölçüde sınırlayan yoğunlaşmaların kontrolünde etkinlik yaratması yönüyle önem taşımaktadır.

 

Yoğunlaşmaların kontrolünde etkinliği artıracak bir diğer konu ise, ilgili pazarların gerek ürün gerekse coğrafi bakımından tedarik ve perakende pazar yapısını, rekabet koşullarını ve ülkemizdeki tüketici tercihlerini yansıtacak şekilde tanımlanmasıdır. Böylelikle yoğunlaşmaların kontrolü yerel pazarlar ayrımında daha etkin kılınabilecektir.

 

2. Dikey Anlaşmalar Mevzuatına Alıcı Gücünün Dâhil Edilmesi

 

Alıcı gücüne ilişkin geleneksel rekabet hukuku kurallarının etkinliğini artırabilecek bir diğer düzenleme, AB Komisyonu’nun 2010 yılında Grup Muafiyeti Tüzüğü ve Dikey Kılavuza getirdiği alıcı pazar payı eşiğinin ve “listeleme bedelleri” ile “kategori yönetimi” başlıklı alıcı kaynaklı sınırlamaların Türkiye rekabet mevzuatına taşınmasıdır. Alıcı pazar payı eşiğinin, bu eşik AB’de olduğu gibi %30 olarak belirlenecek olsa bile fiili olarak perakendecilerin ilgili pazarda bu eşiğin altında yer alacak olması nedeniyle uygulama alanı bulamayacağı ifade edilebilecektir. Ancak bu noktada eşiğin birçok AB ülkesi bakımından da tek bir perakendecinin sahip olduğu pazar payının üstünde olduğu belirtilmelidir.

 

Alıcı pazar payı eşiği ve alıcı kaynaklı dikey sınırlamalar, sektör dinamiğinin içselleştirilmesive Kurul’un alıcı gücünü analizlerine daha fazla dâhil edeceği anlamını taşıyacaktır. Ayrıca, Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’da öngörülen “benzer dikey kısıtlamaların kullanıldığı dikey anlaşma ağları pazarın %50’sinden fazlasını kapsamakta ise Kurul çıkaracağı bir tebliğ ile [bunları] Tebliğ kapsamı dışına çıkarabilir”1 hükmüne istinaden alıcı kaynaklı dikey sınırlamalara yarattıkları kümülâtif etki temelinde müdahalenin söz konusu olabileceği de belirtilmelidir.

 

3. Alıcı Gücü ve Pazar Gelişiminin Takip Edilmesi

 

HTM perakendeciliği sektöründe rekabetçi süreci tehdit eder boyutta bir alıcı gücü hâlihazırda söz konusu olmasa bile alıcı gücünün özellikle tedarikçi sayısının çok ve dağınık yapıda olduğu ürün pazarları başta olmak üzere sektörde artmakta olduğu da görülmektedir. Bu çerçevede, tedarik zincirinin bütün pazar aşamalarında rekabetçi sürecin korunması ve rekabetçi süreç üzerinde olumsuz etkiler doğurabilecek nitelikte alıcı gücü kaynaklı sorunların zamanında tespit edilebilmesine olanak sağlanmasını teminen sektörün yakından takip edilmesi özel önem arz etmektedir./RetailNews

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=29320

Yazan - May 30 2012. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |