Sahte Gıdadan Bıkan Dünya Helal Gıda istiyor

Hormonlu gıdalar, katkılı gıdalar, merdivenaltı gıdalar, genetiği bozulmuş frankenştayn gıdalar… Liste daha uzayıp gidebilir. Ama şimdilik burada kalsın. Son yıllarda insanların yedikleri üzerindeki işlemler arttıkça ve oyun kazançlı bir hal aldıkça, insanlar da daha çok bilmek istiyor yediğinin aslında ne olduğunu. Tabiri caizse, artık insan yemeğe niyet ettiği şeyle yediği şeyin aynı olduğundan emin olamıyor. Ve burada da devreye dünya çapında hızla revaç bulan helal gıdalar giriyor.
Neler helal, neler haram?
Helal gıda, Allah’ın insan için izin verdiği her şey anlamına geliyor. Yahudilerde Kosher olarak ifade edilen sistem Müslümanlarda helal biliniyor.
Hıristiyanlar içinse günümüzde böyle bir uygulama yok ama tahrif edilmeden önce olup olmadığı ise kesin olarak bilinmiyor.
Helal ve haram, insan sağlığına ve temizliğe göre belirlenmiş. “Neden yasak” denilen pek çok maddenin ya da gıdanın, insanın biyolojik dengesinde birtakım bozulmalar meydana getirdiği uzun yıllar yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Buna göre, İslam dini sığır, deve, koyun, keçi, geyik, tavuk, ördek gibi hayvanların ve av kuşlarının etlerini; İnek, koyun deve ve keçi sütünü; Balı; Sarhoşluk vermeyen bitkileri; Taze veya doğal olarak dondurulmuş meyveleri; Yer fıstığı, antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveleri; Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdaları helal kabul ediyor.
Buna karşılık domuz; Kan; Et yiyen hayvanlar; Ölmüş hayvanın parçaları; Eti helâl olan ancak İslâmi usulle kesilmemiş hayvanlar; Sürüngen ve böcekler; Şarap, Etil alkol ve İspirto haram sayılıyor.
Yahudilerde ise kosher kurallarına göre karada yaşayanlardan geviş getiren ve çift tırnaklı olan hayvanların yenmesi serbesttir. Bu özelliği taşımayanlar ve bunlara ek olarak tavşan ve deve eti; Her türlü böcek, sürüngen ve kemirgen; Kuşlardan Tevrat’ta ismi geçen 20 kuş dışında kalanlar; Balıklardan pullu ve yüzgeçli olanlar dışında kalanlar; Kabuklu hayvanların (Midye, İstiridye) ve Ahtapot, Kalamar, Istakoz, Karides, Kerevit, Yengeç, Deniz Kestanesinin yenilmesi yasaktır. Ayrıca, yenilmesi yasak olan hayvanlardan çıkan yumurta, süt gibi her türlü ürün (Bal hariç) de yasak kabul edilmektedir.
Kosher helâl mi?
İslam dininin yoğunlukta olduğu ülkeler dışında yaşayan pek çok Müslüman gıda konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Yahudiler ise yıllardır kosher konusunda ciddi çalışmalar yapıyor ve kosher sertifikalı ürünleri tercih ediyor. Sektörde uzun yıllar helal etiketli gıdaların olmaması da pek çok Müslümanı domuz etinin yasak olduğunu bildikleri kosher’e yöneltiyor.
Hâlbuki Kosher ile helal birebir aynı değildir. Helal hayatı her yönüyle ele alırken kosher (koşır) sadece gıda ile sınırlıdır. Üstelik Kosher damgalı bir ürün alkol ihtiva edebilir. Mesela, eti ve kesimi helal olarak gerçekleştirilen bir ürünün şarapla terbiye edilmesi Kosher şartına uygun olduğu halde, böyle bir et ürünü müslümana helal değildir. Jelatin, gliserin ve diğer hayvani katkı maddelerinin kökeni ne olursa olsun, Kosher damgalı ürünlerde kullanılabilir. Koshera göre etlerin kesimini “şehita” adı verilen özel kesim tekniği eğitimi alan “şohet” adlı bir yetkili yapar. Oysa kesim esnasında Allah’ın ismi anılmamaktadır. Bu ise Müslümana eti haram kılar. Bu nedenle, daha birçok farklılıklar Kosher ürünlerini Müslümanlar için en azından şüpheli hale getirmektedir.
Bununla birlikte, Amerikalı Yahudilerin sadece % 25’i koşer gıda tüketiyor. Bu demektir ki geri kalan % 75, aralarında Müslümanların da bulunduğu diğer din mensupları tarafından tüketilmekte. 2008’de bu rakam 250 milyar doları buldu. Bu ürünlerin sayısı 36 bin 100 ve bunlar 8100 adet şirket tarafından üretilmekte. Koşer gıdaların ekonomiye yıllık getirisi ise 3 milyar dolar. Amerikan halkı koşeri tanıyor, biliyor ancak helal kavramına henüz yabancı. Öyleyse Müslümanlar nasıl oluyor da koşeri daha çok tercih edebiliyorlar? Bu sorunun cevabı basit: Koşer ulaşılabilir, belki diğer ürünlere göre biraz daha pahalı ancak son derece de temiz. Temelde helal-koşer karşılaştırmasında helal kavramsalının siyasi tanınırlığının olmaması sorun oluşturuyor.
Helal sertifikası yaygınlaşıyor
Helal gıda pazarı henüz daha yeni oluşmaya başlasa da selefi kosher gibi hızla yaygınlaşmakta. Amerika, Endonezya, Arap ülkelerinde ve Avrupa’da özellikle aranılıyor. Bu kapsamda da bir çok şirket ürünlerine “helal” sertifikası almaya çabalıyor.
“Helal”  sertifikasını Endonezya’da MUI, Malezya’da IFRC ASIA, Avusturya’da IIDZ AUSTRIA ve Amerika’da AHF ve ülkemizde GİMDES, uluslararası yetkili bir kurumlar olarak veriyor. GİMDES, MUI, IFRC ASIA, IIDZ ve AHF, aynı zamanda Dünya Helal Konseyi (WHC)’nin de üyeleri olmaları sebebi ile bu konseye üye olan diğer ülke Helal Sertifika Kurumları tarafından da tanınmış oluyor.
Dünya çapında talebi hızla artan kosher ve helal gıdanın tüketitici kitlesi oldukça farklı. Zira farklı din ve kültürden insanlar temiz ve güvenilir olduğuna güvendikleri bu ürünleri arıyor.
Ülkemizde her gıda güvenli değil
Helal kapsamı  sadece domuzla sınırlı değil. Ancak pis bir hayvan olması  nedeniyle en çok karşı çıkılan nokta domuzdan üretilen şeyler. Buna rağmen ülkemizde bilinçli bir üretim ve tüketim anlayışı yok. Türkiye’deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg civarında et üretiliyor bu rakam kırmızı et üretiminin yarısı. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere kıyma olarak satılıyor. Salam, sosis de piyasaya sürmede kullanılan en sık yöntemlerden biri.
Peki, Türk ve İslam kültüründe yer almayan domuz neden ülkemizde üretilip satılıyor? Çünkü domuz yetiştiriciliği oldukça karlı  ve de düşük maliyetli. Bir domuz yılda birkaç kere ve her defasında 15-20 yavru doğurabiliyor ve her türlü leş, çöp vb her şeyi yiyebiliyor. Üstelik yeni doğan bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor. Ülkemizde resmi olarak 5 firma bu çiftliklerden domuz satın alıyor. Resmi olmayanların sayısı ise elbette ki bu rakamın çok çok üstünde. Tabi bir de domuzun yağı, dersi, kılları vs. pek çok yerde kullanılıyor ve hiçbir ürünün etiketinde de bunlar belirtilmiyor. Hâlbuki tüketici ne kullandığını ayrıntıyla bilmeli. Bu kişinin en doğal hakkıdır. Örneğin diş fırçasının sentetik mi yoksa domuz kılı mı olduğu konusunda kullanıcı mutlaka bilgi sahibi olmalıdır.
Helal gıda Türkiye’de ne boyuttadır?
Şu anda helal gıda ticaretinin, dünya helal gıda pazarının yaklaşık yüzde 10’unu karşıladığı bildiriliyor. Talebin yüzde 90’ının karşılanamamasının başlıca sebebi ise Türkiye de dahil, birçok Müslüman ülkenin gıda pazarının uluslararası ticareti yapılamayan basit ürünlerden oluşmasına bağlı olduğu belirtiliyor.
Müslüman ülkelerde üretilen çok sayıda ürün kötü paketleme, istikrarsız arz ve sürdürülemeyen markalaşma yüzünden talep görmüyor. Ayrıca helal sertifikası bulunan her gıda ürünü de uluslararası pazarda kendisine yer sağlayamıyor.
Helal ürünlerin kalite, güvenirlilik, paketleme ve etiketleme açısından evrensel standartlara sahip olması gerekiyor. Çok hassas değerler üzerine kurulu olan helal gıda zincirinde uyumluluk ve bütünlük çok önemli. Helal bütünlüğünün sağlanması için şirketlerin, birliklerin ve ülkelerin farklılıkları birleştirici ortak bir zeminde buluşturulmaları gerekiyor.
Diğer bir önemli sebep de 2 milyara ulaşan bir Müslüman nüfusun, tükettiği ürünler hakkında bilgisizlik ve bilinçsizlik içerisinde olmasıdır. Bu sebepler de Müslümanın tüketmekte olduğu ürünlerin ekonomik, biyolojik ve kültürel içeriklerinin gayrimüslimlerin kontrolünde kalmasına, bu da bu güçlerin ümmet üzerinde baskı oluşturmasına yaramaktadır.
Türkiye’de helal sertifikasını resmi olarak veren bir kurum yok.Helal gıdada hızla artan talep ve bazı Müslüman ülkelerin helal logosu bulunmayan malları kabul etmemesi Türk ihracatçısını  helal belgesi almaya zorluyor.
Türkiye’de Uluslar arası akredite olmuş, Helal Gıda Sertifikası veren tek kuruluş olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) ‘İhracata Dönük Helal Sertifikalama’ çalışmaları ile ihracatçılara yeni imkanlar sunuyor.
Kültürel, coğrafi ve tarihi farklılıklarla oluşan sosyal yapıların gıda sektörüne yansımaları İslam ülkeleri arasında bazı standartlarda farklılıkları da beraberinde taşıyor. Dünyada helal sertifika veren kuruluşlar ağırlıklı olarak vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşu olarak görev yapıyorlar. Bu nedenle helal gıda sertifikası veren kuruluşların uygulamaları da logoları da birbirinden farklı.
Helal gıda konusunda farklı yorumlar olması, karışıklığa da sebep olduğu için, birlik ve beraberliği sağlamak, tek logo ve tek standart uygulayacak küresel bir çatı kurum oluşturma çalışmaları sürdürülüyor. WHC kendi bünyesinde bu çalışmayı başlatmış bulunmaktadır
Dünya genelinde ve Türkiye’de helal gıdanın pazarı  ne kadar?
Helal gıda pazarının bu günkü değerinin 850 milyar ABD doları, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon ABD doları civarında olduğu tahmin ediliyor.
Araştırmalara göre dünyada helal ürünleri tüketen yaklaşık 2 milyar tüketici bulunuyor. Bu nüfusun 950 milyonu Asya’da, 450 milyonu Afrika’da, 350 milyonu Ortadoğu’da, 30 milyonu Avrupa’da, 10 milyonu Amerika’da yaşıyor. Müslüman olmayan ülkelerde de talep gören helal gıda sektörünün AB ülkelerindeki ekonomik büyüklüğü ise yaklaşık 70 milyar dolar.
Pek çok ülke yalnızca gıdada 850 milyar (toplam helal ekonomide 2 trilyon) ABD doları aşması beklenen bu dev pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkat çekiyor. Pazardaki çeşitlilik helal kavramına da yansıyor.
Helal sadece gıda kapsamında olan bir kavram değil aslında. kozmetikten, temizliğe, ilaçtan tekstile geniş bir alanı kaplıyor. Helal sertifikası  bu alanlara da verilecek mi? örneğin önümüzdeki yıllarda bir banka faizsiz bankacılık yapıyorsa helal sertifikası alabilecek mi?
Zehirli ve zararlı madde içermeyen, hijyenik şartlarla hazırlanmış helal ürünler yalnızca gıda maddelerini kapsamıyor. Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi; kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor.  Helal gıda pazarının bu günkü değerinin 850 milyar ABD doları, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon ABD doları civarında olduğu tahmin ediliyor.
Helalden vazgeçmek yok
Bir Müslüman için helal hayatının her alanını kapsayan bir çemberdir. Bilinçli bir müslümanın hedefi de bu daire içerisinde yaşamaktır. Oysa helaller içindeki en önemli halka olan helal lokma günümüzde belirsizlikler, çıkar hesapları, çeşitli politikalar, gıda terörü gibi etkenlerle hasıraltı edilmektedir. Helal gıda söylemi bir bağnazlık veya laiklik karşıtlığı olarak yansıtılmak istense de bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar günbegün artmaktadır.
Sadece Müslümanlar için değil bütün insanlık için maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve kaliteli devam edebilmesinin en önemli güvencesi helal gıdadır. Bu nedenle, üreticiler, satıcılar ve tüketiciler Helal ile yaşama konusunda azami dikkati göstermek zorundadır.
Helal gıda yeni sektör yarattı
Helal gıda pazarı, alt sektörünü yarattı. Helal gıda sertifikası vermek için birlik ve dernekler kolları sıvadı. Bursa’da belge vermek için Dünya Helal Birliği kurulurken kentteki Kalite Derneği de sahte belge konusunda firmaları uyardı.
Dünya genelinde 2 milyara yakın Müslüman tüketicinin hedeflendiği helal gıda pazarı, gıda firmalarının yanı sıra sertifikalandırma yapmak isteyen çeşitli birlik ve derneğin de iştahını kabartıyor. İstanbul’da faaliyet gösteren bir derneğin, ‘Helal Sertifikası’ verdiği firma sayısı 57’ye ulaşırken Bursa’da da bu amaçla Dünya Helal Birliği kuruldu. Dünya Helal Birliği Başkanı Reşit Mogay, 4 temel esas üzerinde yoğunlaşacaklarını belirterek helal ve temiz gıdayı gündemde tutmayı ve araştırma yaparak sonuçlarını üretici ve tüketicilerle paylaşmayı hedeflediklerini söyledi.
Mogay, altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra helal gıda sertifikası vereceklerini açıkladı. Türk menşeli belgelendirme yapmak istediklerini ve akredite olmuş elemanlar yetiştireceklerini belirten Mogan yurtdışının yanı sıra yurtiçinde de en az 20 ilde şube açacaklarını bildirdi.
Belgeye dikkat edilmeli
Kalite Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karaman ise tüketicileri ve ilgili firmaları uyararak helal gıda sertifikasının resmi ve güvenilir kuruluşlardan alınması gerektiğini söyledi.
Halen birkaç derneğin sertifika verdiğini belirten Karaman “Belgelendirme sürecinde dikkatli olunmalı. Yahudilerin ‘Koşer’ belgesindeki gösterdiği hassasiyet ve ciddiyetin aynısını ülkemizden de bekliyoruz. Yönetim belgelendirme sürecinde, ‘parayı veren belgeyi alır’ anlayışı ülkemize yerleşti. Aynı kalitesizliğin helal gıda sertifikasında da devam edeceğinden endişe duyuyoruz” diye konuştu.

Hormonlu gıdalar, katkılı gıdalar, merdivenaltı gıdalar, genetiği bozulmuş frankenştayn gıdalar… Liste daha uzayıp gidebilir. Ama şimdilik burada kalsın. Son yıllarda insanların yedikleri üzerindeki işlemler arttıkça ve oyun kazançlı bir hal aldıkça, insanlar da daha çok bilmek istiyor yediğinin aslında ne olduğunu. Tabiri caizse, artık insan yemeğe niyet ettiği şeyle yediği şeyin aynı olduğundan emin olamıyor. Ve burada da devreye dünya çapında hızla revaç bulan helal gıdalar giriyor.    Neler helal, neler haram?
Helal gıda, Allah’ın insan için izin verdiği her şey anlamına geliyor. Yahudilerde Kosher olarak ifade edilen sistem Müslümanlarda helal biliniyor.
Hıristiyanlar içinse günümüzde böyle bir uygulama yok ama tahrif edilmeden önce olup olmadığı ise kesin olarak bilinmiyor.
Helal ve haram, insan sağlığına ve temizliğe göre belirlenmiş. “Neden yasak” denilen pek çok maddenin ya da gıdanın, insanın biyolojik dengesinde birtakım bozulmalar meydana getirdiği uzun yıllar yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Buna göre, İslam dini sığır, deve, koyun, keçi, geyik, tavuk, ördek gibi hayvanların ve av kuşlarının etlerini; İnek, koyun deve ve keçi sütünü; Balı; Sarhoşluk vermeyen bitkileri; Taze veya doğal olarak dondurulmuş meyveleri; Yer fıstığı, antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveleri; Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdaları helal kabul ediyor.
Buna karşılık domuz; Kan; Et yiyen hayvanlar; Ölmüş hayvanın parçaları; Eti helâl olan ancak İslâmi usulle kesilmemiş hayvanlar; Sürüngen ve böcekler; Şarap, Etil alkol ve İspirto haram sayılıyor.
Yahudilerde ise kosher kurallarına göre karada yaşayanlardan geviş getiren ve çift tırnaklı olan hayvanların yenmesi serbesttir. Bu özelliği taşımayanlar ve bunlara ek olarak tavşan ve deve eti; Her türlü böcek, sürüngen ve kemirgen; Kuşlardan Tevrat’ta ismi geçen 20 kuş dışında kalanlar; Balıklardan pullu ve yüzgeçli olanlar dışında kalanlar; Kabuklu hayvanların (Midye, İstiridye) ve Ahtapot, Kalamar, Istakoz, Karides, Kerevit, Yengeç, Deniz Kestanesinin yenilmesi yasaktır. Ayrıca, yenilmesi yasak olan hayvanlardan çıkan yumurta, süt gibi her türlü ürün (Bal hariç) de yasak kabul edilmektedir.
Kosher helâl mi?
İslam dininin yoğunlukta olduğu ülkeler dışında yaşayan pek çok Müslüman gıda konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Yahudiler ise yıllardır kosher konusunda ciddi çalışmalar yapıyor ve kosher sertifikalı ürünleri tercih ediyor. Sektörde uzun yıllar helal etiketli gıdaların olmaması da pek çok Müslümanı domuz etinin yasak olduğunu bildikleri kosher’e yöneltiyor.
Hâlbuki Kosher ile helal birebir aynı değildir. Helal hayatı her yönüyle ele alırken kosher (koşır) sadece gıda ile sınırlıdır. Üstelik Kosher damgalı bir ürün alkol ihtiva edebilir. Mesela, eti ve kesimi helal olarak gerçekleştirilen bir ürünün şarapla terbiye edilmesi Kosher şartına uygun olduğu halde, böyle bir et ürünü müslümana helal değildir. Jelatin, gliserin ve diğer hayvani katkı maddelerinin kökeni ne olursa olsun, Kosher damgalı ürünlerde kullanılabilir. Koshera göre etlerin kesimini “şehita” adı verilen özel kesim tekniği eğitimi alan “şohet” adlı bir yetkili yapar. Oysa kesim esnasında Allah’ın ismi anılmamaktadır. Bu ise Müslümana eti haram kılar. Bu nedenle, daha birçok farklılıklar Kosher ürünlerini Müslümanlar için en azından şüpheli hale getirmektedir.
Bununla birlikte, Amerikalı Yahudilerin sadece % 25’i koşer gıda tüketiyor. Bu demektir ki geri kalan % 75, aralarında Müslümanların da bulunduğu diğer din mensupları tarafından tüketilmekte. 2008’de bu rakam 250 milyar doları buldu. Bu ürünlerin sayısı 36 bin 100 ve bunlar 8100 adet şirket tarafından üretilmekte. Koşer gıdaların ekonomiye yıllık getirisi ise 3 milyar dolar. Amerikan halkı koşeri tanıyor, biliyor ancak helal kavramına henüz yabancı. Öyleyse Müslümanlar nasıl oluyor da koşeri daha çok tercih edebiliyorlar? Bu sorunun cevabı basit: Koşer ulaşılabilir, belki diğer ürünlere göre biraz daha pahalı ancak son derece de temiz. Temelde helal-koşer karşılaştırmasında helal kavramsalının siyasi tanınırlığının olmaması sorun oluşturuyor.
Helal sertifikası yaygınlaşıyor
Helal gıda pazarı henüz daha yeni oluşmaya başlasa da selefi kosher gibi hızla yaygınlaşmakta. Amerika, Endonezya, Arap ülkelerinde ve Avrupa’da özellikle aranılıyor. Bu kapsamda da bir çok şirket ürünlerine “helal” sertifikası almaya çabalıyor.
“Helal”  sertifikasını Endonezya’da MUI, Malezya’da IFRC ASIA, Avusturya’da IIDZ AUSTRIA ve Amerika’da AHF ve ülkemizde GİMDES, uluslararası yetkili bir kurumlar olarak veriyor. GİMDES, MUI, IFRC ASIA, IIDZ ve AHF, aynı zamanda Dünya Helal Konseyi (WHC)’nin de üyeleri olmaları sebebi ile bu konseye üye olan diğer ülke Helal Sertifika Kurumları tarafından da tanınmış oluyor.
Dünya çapında talebi hızla artan kosher ve helal gıdanın tüketitici kitlesi oldukça farklı. Zira farklı din ve kültürden insanlar temiz ve güvenilir olduğuna güvendikleri bu ürünleri arıyor.
Ülkemizde her gıda güvenli değil
Helal kapsamı  sadece domuzla sınırlı değil. Ancak pis bir hayvan olması  nedeniyle en çok karşı çıkılan nokta domuzdan üretilen şeyler. Buna rağmen ülkemizde bilinçli bir üretim ve tüketim anlayışı yok. Türkiye’deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg civarında et üretiliyor bu rakam kırmızı et üretiminin yarısı. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere kıyma olarak satılıyor. Salam, sosis de piyasaya sürmede kullanılan en sık yöntemlerden biri.
Peki, Türk ve İslam kültüründe yer almayan domuz neden ülkemizde üretilip satılıyor? Çünkü domuz yetiştiriciliği oldukça karlı  ve de düşük maliyetli. Bir domuz yılda birkaç kere ve her defasında 15-20 yavru doğurabiliyor ve her türlü leş, çöp vb her şeyi yiyebiliyor. Üstelik yeni doğan bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor. Ülkemizde resmi olarak 5 firma bu çiftliklerden domuz satın alıyor. Resmi olmayanların sayısı ise elbette ki bu rakamın çok çok üstünde. Tabi bir de domuzun yağı, dersi, kılları vs. pek çok yerde kullanılıyor ve hiçbir ürünün etiketinde de bunlar belirtilmiyor. Hâlbuki tüketici ne kullandığını ayrıntıyla bilmeli. Bu kişinin en doğal hakkıdır. Örneğin diş fırçasının sentetik mi yoksa domuz kılı mı olduğu konusunda kullanıcı mutlaka bilgi sahibi olmalıdır.
Helal gıda Türkiye’de ne boyuttadır?
Şu anda helal gıda ticaretinin, dünya helal gıda pazarının yaklaşık yüzde 10’unu karşıladığı bildiriliyor. Talebin yüzde 90’ının karşılanamamasının başlıca sebebi ise Türkiye de dahil, birçok Müslüman ülkenin gıda pazarının uluslararası ticareti yapılamayan basit ürünlerden oluşmasına bağlı olduğu belirtiliyor.
Müslüman ülkelerde üretilen çok sayıda ürün kötü paketleme, istikrarsız arz ve sürdürülemeyen markalaşma yüzünden talep görmüyor. Ayrıca helal sertifikası bulunan her gıda ürünü de uluslararası pazarda kendisine yer sağlayamıyor.
Helal ürünlerin kalite, güvenirlilik, paketleme ve etiketleme açısından evrensel standartlara sahip olması gerekiyor. Çok hassas değerler üzerine kurulu olan helal gıda zincirinde uyumluluk ve bütünlük çok önemli. Helal bütünlüğünün sağlanması için şirketlerin, birliklerin ve ülkelerin farklılıkları birleştirici ortak bir zeminde buluşturulmaları gerekiyor.
Diğer bir önemli sebep de 2 milyara ulaşan bir Müslüman nüfusun, tükettiği ürünler hakkında bilgisizlik ve bilinçsizlik içerisinde olmasıdır. Bu sebepler de Müslümanın tüketmekte olduğu ürünlerin ekonomik, biyolojik ve kültürel içeriklerinin gayrimüslimlerin kontrolünde kalmasına, bu da bu güçlerin ümmet üzerinde baskı oluşturmasına yaramaktadır.
Türkiye’de helal sertifikasını resmi olarak veren bir kurum yok.Helal gıdada hızla artan talep ve bazı Müslüman ülkelerin helal logosu bulunmayan malları kabul etmemesi Türk ihracatçısını  helal belgesi almaya zorluyor.
Türkiye’de Uluslar arası akredite olmuş, Helal Gıda Sertifikası veren tek kuruluş olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) ‘İhracata Dönük Helal Sertifikalama’ çalışmaları ile ihracatçılara yeni imkanlar sunuyor.
Kültürel, coğrafi ve tarihi farklılıklarla oluşan sosyal yapıların gıda sektörüne yansımaları İslam ülkeleri arasında bazı standartlarda farklılıkları da beraberinde taşıyor. Dünyada helal sertifika veren kuruluşlar ağırlıklı olarak vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşu olarak görev yapıyorlar. Bu nedenle helal gıda sertifikası veren kuruluşların uygulamaları da logoları da birbirinden farklı.
Helal gıda konusunda farklı yorumlar olması, karışıklığa da sebep olduğu için, birlik ve beraberliği sağlamak, tek logo ve tek standart uygulayacak küresel bir çatı kurum oluşturma çalışmaları sürdürülüyor. WHC kendi bünyesinde bu çalışmayı başlatmış bulunmaktadır  Dünya genelinde ve Türkiye’de helal gıdanın pazarı  ne kadar?
Helal gıda pazarının bu günkü değerinin 850 milyar ABD doları, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon ABD doları civarında olduğu tahmin ediliyor.
Araştırmalara göre dünyada helal ürünleri tüketen yaklaşık 2 milyar tüketici bulunuyor. Bu nüfusun 950 milyonu Asya’da, 450 milyonu Afrika’da, 350 milyonu Ortadoğu’da, 30 milyonu Avrupa’da, 10 milyonu Amerika’da yaşıyor. Müslüman olmayan ülkelerde de talep gören helal gıda sektörünün AB ülkelerindeki ekonomik büyüklüğü ise yaklaşık 70 milyar dolar.
Pek çok ülke yalnızca gıdada 850 milyar (toplam helal ekonomide 2 trilyon) ABD doları aşması beklenen bu dev pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkat çekiyor. Pazardaki çeşitlilik helal kavramına da yansıyor.
Helal sadece gıda kapsamında olan bir kavram değil aslında. kozmetikten, temizliğe, ilaçtan tekstile geniş bir alanı kaplıyor. Helal sertifikası  bu alanlara da verilecek mi? örneğin önümüzdeki yıllarda bir banka faizsiz bankacılık yapıyorsa helal sertifikası alabilecek mi?
Zehirli ve zararlı madde içermeyen, hijyenik şartlarla hazırlanmış helal ürünler yalnızca gıda maddelerini kapsamıyor. Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi; kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor.  Helal gıda pazarının bu günkü değerinin 850 milyar ABD doları, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon ABD doları civarında olduğu tahmin ediliyor.
Helalden vazgeçmek yok
Bir Müslüman için helal hayatının her alanını kapsayan bir çemberdir. Bilinçli bir müslümanın hedefi de bu daire içerisinde yaşamaktır. Oysa helaller içindeki en önemli halka olan helal lokma günümüzde belirsizlikler, çıkar hesapları, çeşitli politikalar, gıda terörü gibi etkenlerle hasıraltı edilmektedir. Helal gıda söylemi bir bağnazlık veya laiklik karşıtlığı olarak yansıtılmak istense de bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar günbegün artmaktadır.
Sadece Müslümanlar için değil bütün insanlık için maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve kaliteli devam edebilmesinin en önemli güvencesi helal gıdadır. Bu nedenle, üreticiler, satıcılar ve tüketiciler Helal ile yaşama konusunda azami dikkati göstermek zorundadır.
Helal gıda yeni sektör yarattı  Helal gıda pazarı, alt sektörünü yarattı. Helal gıda sertifikası vermek için birlik ve dernekler kolları sıvadı. Bursa’da belge vermek için Dünya Helal Birliği kurulurken kentteki Kalite Derneği de sahte belge konusunda firmaları uyardı.Dünya genelinde 2 milyara yakın Müslüman tüketicinin hedeflendiği helal gıda pazarı, gıda firmalarının yanı sıra sertifikalandırma yapmak isteyen çeşitli birlik ve derneğin de iştahını kabartıyor. İstanbul’da faaliyet gösteren bir derneğin, ‘Helal Sertifikası’ verdiği firma sayısı 57’ye ulaşırken Bursa’da da bu amaçla Dünya Helal Birliği kuruldu. Dünya Helal Birliği Başkanı Reşit Mogay, 4 temel esas üzerinde yoğunlaşacaklarını belirterek helal ve temiz gıdayı gündemde tutmayı ve araştırma yaparak sonuçlarını üretici ve tüketicilerle paylaşmayı hedeflediklerini söyledi.Mogay, altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra helal gıda sertifikası vereceklerini açıkladı. Türk menşeli belgelendirme yapmak istediklerini ve akredite olmuş elemanlar yetiştireceklerini belirten Mogan yurtdışının yanı sıra yurtiçinde de en az 20 ilde şube açacaklarını bildirdi.  Belgeye dikkat edilmeliKalite Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karaman ise tüketicileri ve ilgili firmaları uyararak helal gıda sertifikasının resmi ve güvenilir kuruluşlardan alınması gerektiğini söyledi. Halen birkaç derneğin sertifika verdiğini belirten Karaman “Belgelendirme sürecinde dikkatli olunmalı. Yahudilerin ‘Koşer’ belgesindeki gösterdiği hassasiyet ve ciddiyetin aynısını ülkemizden de bekliyoruz. Yönetim belgelendirme sürecinde, ‘parayı veren belgeyi alır’ anlayışı ülkemize yerleşti. Aynı kalitesizliğin helal gıda sertifikasında da devam edeceğinden endişe duyuyoruz” diye konuştu.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=302

Yazan - Ağu 30 2010. Kategori SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |