Tavuk Sürülerine Aşı Uygulamanın Püf Noktaları


070820131012421528434

Dr. F. Tahir Aksoy
ftaksoy@yahoo.com

Hayvansal üretimde yeterli verim ancak sağlıklı hayvanlardan alınır. Modern tavukçulukta canlı güvenliği (biyogüvenlik) kuralları bu amaçla geliştirilmiştir. Başarılı bir üretimde hastalıklara yer yoktur. Aşılama biyogüvenlik önlemlerinden bir tanesidir. Amaç; sürüde bağışıklık sistemini etkilemek ve sürüyü klinik ya da sub-klinik belirtiler gösteren infeksiyöz tavuk hastalıklarına karşı dirençli yapmaktır. Zamanında gereği gibi aşılanmış hayvanlar o hastalığın etkeni ile karşılaştıklarında ya hastalanmazlar ya da hastalığı hafif belirtilerle atlatabilirler. Hasta hayvanlara aşı uygulanmaz. Uygun bakım, besleme yapılmayan, sağlıklı yaşam koşulları bulunmayan, sağlık temizliği kurallarına uyulmayan kümeslerde aşı uygulamak beklenen faydayı sağlamaz.

SÜRÜ SAĞLIĞI

Hayvansal üretimde ancak sağlıklı hayvanlardan verim alınır. Üretimin her aşamasında sürü sağlığının korunması önemlidir. Modern tavukçulukta canlı güvenliği (biyogüvenlik) kuralları bu amaçla geliştirilmiştir. Hastalık çıkmaması için tüm gerekli önlemlerin zamanında alınmış olması çok önemlidir. Hastalık çıktıktan sonra yapılan tedavi, çıkan bir yangının söndürülmesine benzer. Duruma göre bazı zararların oluşması engellenemez. Hastalık çıkması halinde erken tanı ve doğru sağaltım zararı biraz indirebilir. Bir sürüde hastalık çıktığı zaman, meydana gelen kayıp, piliçlerin bu hastalığa karşı direnme güçlerine, hastalığın cinsine, tipine ve tavukçuluk işletmesinin yapısına bağlı olarak ortaya çıkacaktır. Hastalık kısaca, “canlının normal sağlıklı durumdan ayrılması” olarak tanımlanır. Hastalıkların ortaya çıkmasında çeşitli faktörler ayrı ayrı ya da birlikte etkili olur.Hastalıkları, nedenlerine bağlı olarak şu şekilde gruplandırmak mümkündür; Bakteriyel hastalıklar, mycoplasmalar ile ilgili olanlar, mantar ve küf hastalıkları, paraziter hastalıklar, viral hastalıklar, beslenme bozuklukları ve metabolik bozukluklar, kötü bakım ve stres şartları ile ilgili hastalıklar, zehirlenmeler, kalıtsal bozukluklar,Hastalıktan korunmak amacı ile geliştirilmiş canlı güvenliği (biyogüvenlik) kuralları kaba hatları ile aşağıda belirtilen üç grup altında toplanabilir.

1.Hastalık etkenlerinin sürülerden uzak tutulması (İzolasyon)

2.Üretimin tüm aşamalarında hayvanlara uygun yaşam koşullarının sağlanması, uygun bakım besleme yapılması ve sağlık temizliği kurallarına uyulması (Hijyen)

3.Hayvanların hastalıklara karşı dirençli bulundurulmaları (Bağışıklık)

AŞILAMADA AMAÇ

Sürülerin aşılanması; yukarıda anlatılan biyogüvenlik kurallarının üçüncü maddesi ile ilgilidir. Yani sürüde salgın bir hastalık çıkması olasılığına karşı sürüdeki hayvanların bağışıklık sistemlerinin söz konusu hastalık etkenine karşı uyarılmasını ve güçlendirilmesini amaçlar. Zamanında gereği gibi aşılanmış hayvanlar ilgili hastalığın etkeni ile karşılaştıklarında ya hastalanmazlar ya da hastalığı hafif belirtilerle atlatabilirler. Bu durum vücuda giren bir yabancı organizmanın tanınması (immunolojik hafıza) ve vücudun onu yok etme (fagositosis) özelliği ile ilgilidir.  Bu özellik “immun yanıt” olarak bilinir.  Tüm omurgalı hayvanlarda özel olan ve özel olmayan olmak üzere iki farklı immun yanıt vardır. Vücudun bu korunma mekanizmaları genel ve özel olan bağışıklık şeklinde tanımlanır. Özel bağışıklık: sıvısal ve hücresel olmak üzere ikiye ayrılır.

Burada unutulmaması gereken husus biyogüvenlik kuralı olarak yukarıda bildirilen üç maddenin bir bütün olduğudur. Şayet hayvanlar hastalık etkenlerinden uzak tutulmuyor (izolasyon) ve onlara sağlıklı yaşam koşulları (hijyen)  sağlanmıyor ise yalnız aşı yaparak onların bağışıklık sistemlerini güçlendirmek ve hayvanları hastalıklardan korumak mümkün değildir.

AŞI PROGRAMI YAPMAK İÇİN BİLİNMESİ GEREKENLER

Parental immünite: Civcivler kuluçkadan çıktıkları zaman yumurtadan almış oldukları (anneden gelen) bazı bağışıklık maddelerine sahiptir. Bu bağışıklık maddeleri civciv çıkımdan yaklaşık 4 hafta gibi bir süre sonra giderek yok olur. Bazı hastalıklara karşı özel olan parental immunite o hastalığa ait aşılarla etkileşim yapar. İlk gün aşılanan civcivlerde o aşıya özel olan parental immünite aşıda bulunan antijenleri bloke eder ve aşıdan beklenen bağışıklık sağlanamaz. Aşılama daha sonraki haftalara kaydırıldığında veya tekrarlandığında daha güçlü bağışıklık sağlanabilir (booster effect / güçlendirici etki). Örneğin cansız ve canlı (inaktif ve aktif) aşılarla IBD”ye karşı aşılanan damızlıklar,  yavrularına daha fazla bağışıklık maddesi geçirirler. Bu damızlıklar ile aynı hastalığa karşı değişik şekilde korunmuş ya da korunmamış sürülerin yavrularının aşı programları farklı olacaktır.
Damızlık sürüler için yapılan aşı programlarının amacı ticari sürülerdekinden biraz farklıdır.  Bu uygulamada hem damızlıkları korumak ve hem de bu damızlıklardan elde edilen ticari sürülere bir miktar parental immunite kazandırmak amaçlanır. Bu bağışıklık maddeleri civcivi ilk haftalarda AE ve IBD gibi hastalıklara karşı koruyabilmektedir. Fakat ND ve IB gibi solunum sistemi hastalıklarına karşı koruyamadığı bilinmektedir.

Sürünün bağışıklık kazanma gücü: Aşı uygulamaları veya başka etkiler altında bir sürünün bağışıklık maddeleri (antibodies) üretme kapasitesi, sürünün bağışıklık kazanma gücü (immunocompetence) olarak tanımlanır.  Tavuk embriyosu bu yeteneğini kuluçkada 9 günlük iken göstermeye başlar. Ancak tüm hayvan türlerinde olduğu gibi tavuklarda da bağışıklık kazanma gücü gençlerde oldukça zayıftır.  İleri yaşlarda bu güç artar.

Bağışıklığın baskılanması: Bazı durumlarda hayvanların bağışıklık maddelerini üretme güçleri baskılanır (immunsuppression). Vücutta bağışıklık maddeleri yeterince üretilemez ve sürü hastalıklara açık hale gelir.  Bağışıklığın baskılanması, canlının vereceği immun yanıtın bir bölümünün ya da tümünün yok olmasıdır.  Kimi infeksiyöz faktörler ve kimi çevresel faktörler bağışıklığı değişik ölçülerde baskılayabilir. Kanatlılarda bağışıklığı baskılayan infeksiyöz faktörler şöyle sıralanabilir:  IBD, ND, IB,  virüsleri,  REO virüsler, Marek hastalığı virüsü, Avian pneumovirus, Chicken anemia virüsü, Avian mycoplasma, çeşitli bakteriler, mantarlar, parazitler ve aşı uygulamaları.  Kanatlılarda bağışıklığı baskılayan infeksiyöz olmayan faktörler ise şöyle sıralanabilir: Sosyal stres, yerleşim sıklığı, gürültülü çevre, çevre sıcaklığı veya soğukluğu, kümes ışıklandırması, hava kalitesi, amonyak gazı, toz, kuruluk veya rutubet, yemde kirli ve zehirli maddeler, afla toksinler, su kirliliği, kümes altlığının kalitesiz oluşu.

Epidemik veya epidemik olmayan durumlar: Çevrede bir salgın hastalığın bulunması (epidemik olması) durumunda bu hastalığın tüm sürülere bulaşma olasılığı vardır. Bu durumda daha güçlendirici bir aşı programının uygulanması gerekir.  Çevrede salgın hastalık olasılığının zayıf olduğu durumlarda daha sıradan bir aşı programı yeterli olacaktır. Örneğin ND virüsü hava hareketleri ile taşınabilir ve bir sürüde her zaman ND hastalığının ortaya çıkması olasıdır.  İşte bu nedenle kuluçkadan yeni çıkmış civcivlere derhal ND aşısı uygulanmaktadır. Çevrede salgın olasılığının bulunmaması durumunda bu uygulamaya gerek kalmaz. Kimi infeksiyöz hastalıklar bir bölgede veya o bölge civarında sıklıkla görülür.  Söz konusu bu hastalıklara karşı aşı uygulanır. Bir bölgede hiç görülmemiş bir hastalığa karşı sürülerin aşılanması gereksizdir. Bazı tavuk hastalıları, bazı yıllarda, tavukçuluk endüstrisine büyük zararlar vermiş ve sonra kaybolmuştur.. Örneğin EDS 76 (egg drop syndrom) 1970″li yılların ikinci yarısında tüm Dünya”da tavukçuların korkulu rüyası olmuştur. Günümüzde EDS 76 salgınlarından artık bahsedilmemektedir ve sürülerin bu hastalığa karşı aşılanmasına gerek kalmamıştır. Ülkemizde bugün ticari kümesleri tehdit eden salgın tavuk hastalıkları arasında en belirgin olarak ; Newcastle (ND), Marek (MD), fowl poks (FP), infectious bronchitis  (IB), avian influensa  (AI), infectious avian encephalomyelitis (IAE), Lymphoid leucosis (LL), infectious laryngotracheitis (ILT), infectious bursal disease (IBD), pullorum, coccidiosis, cronic respiratory disease (CRD), fowl cholera, infectious coryza,aspergillosis sayılabilir. Bu ve benzeri hastalıklardan bölgede sorun yaratanlar aşı programlarına dahil edilmelidir. Sorun olmayan hastalıklara karşı aşı yapmak gereksizdir.

Zamanlama: Değişik aşı uygulamaları arasında yeterli bir zaman aralığı bulunmalıdır.  Bu aralığın amacı vücudun ilk yapılmış aşıya karşı yeterince bağışıklık maddesi üretmesine zaman tanımaktır.  Aşı programlarını yaparken eldeki sürünün verim özellikleri ve yaşama süreleri de göz önünde tutulur. Yumurtacı ve damızlık sürülerde aşı programları, sürü yumurtaya girmeden önce tamamlanmış olmalıdır. Broiler sürüler ise, en fazla 45-50 gün yaşayacakları için, sadece gençlik çağında ortaya çıkabilen Newcastle, Marek ve Gumbora gibi hastalıklara karşı ve gerekli olanlar için aşılanmalıdır.

Aşı çeşitleri: Aşılar, bulundurdukları etkene göre viral, bakteriyel, parasitik aşılar olarak adlandırılabilir.  Aşıların bir diğer sınıflandırılması da (1) canlı (aktif), (2) cansız (inaktif), (3) rekombinant ve (4) nükleik  asit aşılar olarak yapılabilir. Canlı aşılar,  yapılarında canlı virüs, bakteri veya parazitleri bulundururlar. Uygulandıkları zaman söz konusu hastalığı bulaştırmazlar. Çoğu kez zayıflatılmışlardır ya da doğada bulunan zayıf suşlardan üretilmişlerdir. Cansız aşılar aynı zamanda “ölü aşılar” olarak da anılır. Bunlar yapılarında canlı materyal bulundurmazlar. Laboratuar koşullarında üretilen hastalık etkenlerinin çoğunlukla kimyasal yollardan inaktif hale getirilmesi ile elde edilirler. Bu aşılar canlı olmadıkları için her hayvana ayrı ayrı enjekte edilmelidir. Rekombinant aşılar; canlı aşıların bir alt grubudur. İki farklı organizmaya ait nükleik asitlerin yapay yollardan birlikte tutunması ile üretilirler. Üretilen en yeni aşı tipi ise “nükleik asit (DNA)” yapısındaki aşılardır.  Aşılanacak hayvanlara hastalık yapan etkenden alınan nükleik asit (çoğunlukla DNA) enjekte edilir.
Aşı uygulama yolları: Kuluçkahanede aşı uygulaması, yumurta içi enjeksiyon, kas içi enjeksiyon ve sprey (iri damlacıklar ) şeklinde yapılmaktadır. Kümeslerde aşı uygulaması; deri altına enjeksiyon, kas içi enjeksiyon, kanat zarını delmek, tüy follikülüne sürmek, göze ve buruna damlatmak, içme suyuna katmak, sprey (iri damlacıklar veya aeresol), yem üzerine serpmek şekillerinde yapılır. Hasta hayvanlara aşı uygulanmaz. Uygun bakım, besleme yapılmayan, sağlıklı yaşam koşulları bulunmayan, sağlık temizliği kurallarına uyulmayan kümeslerde aşı uygulanırsa başarılı bir sonuç alınmaz.

Kaynaklar
Aini, I. (1990) Control of poultry diseases in Asia by vaccination. World’s poultry science journal.  46 (125-132)
Aksoy, F. T. (1999) Tavuk yetiştiriciliği (üçüncü baskı)
Marangon, S., I. Buani (2006) The use of  vaccination in poultry production. Rev. Sci.tech. of int. Epiz. 26 (1) 265-274
McMullin, P. (1985) Factors which interfere with vaccine efficacy. Proceedings of the 1 st Sta.  Catarina poultry symp. Pp; 10-20
Neumann U. (1988) Kanatlılarda bağışıklık sistemi ve bağışıklığın baskılanması Veteriner Tavukçuluk Derneği yayınları no 1.


Yazan - 3 Temmuz 2014. Kategori MANŞET, HAYVANCILIK, GÜNDEM, Prof. Dr. F. Tahir Aksoy. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x