Tüketici Güveni için “Tek Sağlık” konsepti

 

Elanco’nun Global Ortak Değer Yaratma ve Tek Sağlık Danışmanı bayan Maria Zampaglione, 6. Gıda Güvenliği Kongresinde, “Tüketici Güvenini Kazanmak için Tek Sağlık Yaklaşımı” adlı bir sunum yaptı. Kendisiyle yapılan söyleşiyi paylaşmak istiyoruz.

Bayan Zampaglione, önce 6. Gıda Güvenliği Kongresi hakkında düşüncelerinizi almak istiyorum.

 

MZ: Kongrenin 2 güne yayılan ve 3 ayrı salonda 70’e yakın konuşmacıya konukluk etmesi, yüksek standartta uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapması, konularında uzman Bakanlık ve Üniversite temsilcileri, et, süt ve yumurta üretici temsilcileri, basın ve diğer paydaşların zengin katılımı ile çok başarılı geçtiğini düşünüyorum. Emeği geçen Kongre Başkanı ve Organizasyon Komitesi üyelerini kutlarım.

Dışardan bir bakış açısıyla, benim aldığım en önemli mesaj, Türkiye’nin gıda güvenliği standartlarını AB standartlarına yükseltmedeki kararlılığına yapılan vurgulardı.

Etkilendiğim diğer bir konu, tarım gazetecilerinin basın toplantısında, yaptıkları eğitici yayınlarla gıda güvenliği konusunda oynadıkları rolü görmekti. Bu sayede tarım, hayvancılık ve gıda güvenliğinin ne kadar iç içe olduğunu somut örnekleriyle gördük. Gazetecilerden gelen soruların ve bu sorulara alınan anlaşılabilir net yanıtların, bu alanda sadece uzmanların üzerinde düşündüğü bir konu değil, aynı zamanda bizler gibi tüketicilerin satın alma alışkanlıkları üzerinde etkili olabileceğini gördük.

 

Siz iletişim kökenlisiniz. Bilgi kirliliğinin gıda endüstrisi üzerindeki etkileri üzerine düşünceleriniz nelerdir?

MZ: Kongre’de edindiğim izlenimler, gıda sanayiinin, bilgi kirliliği yüzünden tüketicilere sağlıklı ve güvenli besinleri yeterince ulaştıramadığını gösteriyor. Türk gıda sanayii bu konuda yanlız değil.

Destekleyenler arasında Elanco’nun da yer aldığı Enough Movement, 2016’da beslenme seçimlerinin altında yatan davranış ve algılar hakkında küresel bir çalışma yürütmesi için dünya çapında önde gelen tarım ve hayvancılık piyasa araştırma uzmanı olan Kynetec’i görevlendirmişti. Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin popüler gıda ve beslenme konusundaki kişisel görüşleri ile alışverişteki seçimleri arasındaki bağlantıyı ölçmekti. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı ankete, 11 ülkeden şehirde yaşayan ve çoğunluğu yüksek eğitimli 3337 tüketici katıldı.

Araştırma tüketicilerin gıda ve beslenme konuları ile ilgili olduğu, katılımcıların %96’sı konuyla oldukça ilgili olduklarını ve %71’i bu konunun akran grupları veya ailelerin arasında sıkça tartışıldığını ortaya koydu. Ancak birçok tüketici gıda ve beslenme mekaniğini anlayamamaktadır ve gıda etiketleri, beslenme içeriği ve gıda üretimi hakkında kafası karışık haldedir.

11 ülkede tüketicilerin beslenme ile ilgili en çok kaygı duydukları konular, Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya ve Fransa’da gıda güvenliği, Almanya’da gıdada antibiyotik kalıntıları, İngiltere’de antimikrobiyal direnç, İtalya’da gıdada hormonlar, Türkiye’de GDO iken, Meksika, Kolombiya, Arjantin ve Peru’da gıdaların beslenme değerlerinin azaldığu olmuştur. Mevzuatları görece birbirine yakın batı ülkelerinde tüketicilerin birbirinden farklı kaygı öncelikleri, tüketici davranışlarının bilimsel değil, kamuoyunda yaratılan algıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.

 

Anket sonuçlarına göre, Fransızların %73’ü, Almanların %81’i, İngilizlerin %62’si ve İtalyan katılımcıların %80’i hormonların hayvan yetiştirmek için kullanıldığına inanıyor. Gerçekte ise, tüm hayvanlarda doğal olarak bulunan ve dünyada kanatlı hayvan üretiminde hiç kullanılmayan hormonlar, sadece ABD gibi bazı ülkelerde sığırlarda kullanılmaktadır.

 

Çiftlik hayvanlarında antibiyotik kullanımına ilişkin olarak, katılımcıların % 16’sı hasta hayvanların hiç antibiyotik ile tedavi edilmediğine inanmaktadır. Antibiyotiksiz gıda etiketleri hakkında, katılımcıların % 30’u genel olarak “diğer süt ve etlerde antibiyotikler var, ancak bu üründe bulunmuyor” düşüncesine sahiptir.

Gerçekte ister hayvan hastalanmış ve antibiyotikler ile tedavi edilmiş olsun, ister tamamen antibiyotiksiz yetiştirilmiş olsun satın aldığınız gıdada insanlara zararlı antibiyotik kalıntısı bulunmamaktadır. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinden Prof. Murat Yıldırım sunumunda bu konunun altını net bir şekilde çizdi. Hayvanlarda antibiyotiklerin AB’de olduğu gibi 2006’dan beri rutin kullanımı olmadığını, sadece tedavi ihtiyacı halinde kullanıldığını, yasal arınma sürelerine uyulduğu takdirde, izin verilen limitlerin altındaki miktarlarının gerek zehirlenme, allerjik, gerekse insan bakteri florası üzerine etkisi olmadığı kanıtlandıktan sonra ruhsatlanabildiği belirtildi. Bu kalıntıların hiçbir şekilde kanser etkisi yok, aksi halde Bakanlıktan ruhsat alamamaktadırlar. Hayvansal gıdaların devlet laboratuvarları tarafından Ulusal Kalıntı İzleme Planı  çerçevesinde sürekli denetlendiğini, ayrıca 2014 yılında yayınlanan Zoonoz Hastalıklar Yönetmeliğinin antimikrobiyal direnç izlenmesi ile ilgili gerekli yasal altyapıyı kurmuş olduğunu ve izlendiğini belirtti.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı adına konuşan Neslihan Alper, 2017 yılında Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 670.000 gıda üretim ve satış noktasının,1 milyonun üzerinde denetim geçirdiğini paylaştı. Bu sayı kabaca Türkiye’de gıda ile ilgili her işletmenin her yıl birden fazla denetlendiği anlamına geliyor.

ABD’de yapılan ve “Journal of Science” dergisinde yayımlanan bir araştırma, sosyal medya kullanıcıları arasında yalan haberlerin doğrularından daha hızlı yayıldığını ortaya koydu.

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ile yürüttüğü geniş kapsamlı araştırma çerçevesinde 2006 ila 2017 yıllarında Twitter’da paylaşılan yüz binlerce haber incelendi.  Araştırma, bu tarih aralığında 126 bin yalan haberin yaklaşık üç milyon kişi tarafından yayıldığını, yalan haberlerin sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşılma ihtimalinin yüzde 70 daha yüksek olduğunu gösterdi.

Ayrıca doğru haberlerin ulaşma hızının yalan haberlerden 6 kat uzun sürdüğü tespit edildi. Uzmanlar, yanlış bilgilendirmenin daha hızlı yayılmasının nedenini, “daha fantastik ve şoke edici olması” sözleriyle nitelendirmişler.

 

Özetleyecek olursak bilgi kirliliği tüm dünyada yaygın. Öte yandan gerek otoritelerin, gerekse gıda üreticisi şirketlerin gıda güvenliği standartları da yükseliyor. Biz “Tek Sağlık” konseptinin tüketici ile iletişimde, proaktif bir yaklaşımla güven arttırıcı olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz.

 

Tek Sağlık, et, süt ve yumurta üreticileri için ne anlama geliyor?

Tek Sağlık konsepti, aslında işletmeler için yeni değil. Bilindiği gibi, günümüzde hayvansal gıdalar ile ilgili en önemli konular gıda kaynaklı hastalıklar, antibiyotik direnci, hayvan refahı, karbon ayak izi ve çevre kirliliğidir.  Aslında kayıtlı tüm işletmeler bu konuda mevzuatlar çerçevesinde çalışmaları zaten yapıyorlar. Birkaç örnek vermek gerekirse, Almanya Tarım Bakanlığı antimikrobiyal dirençle mücadele stratejisi çerçevesinde, 1 Nisan 2018 itibarıyla, belirlediği bazı antibiyotiklerin hayvanlarda antibiyogram yapılmadan kullanılmasını yasakladı. Yine İspanya Sağlık Bakanlığı hayvanlarda kullanılan antibiyotikleri sınıflara ayırdı ve ilk basamak tedavide insanlar için kritik olmayan antibiyotiklerin kullanılmasına izin veriyor. Son seçenek olarak kullanılacak bazı antibiyotikleri kullanmak için antibiyogram kanıtlarını göstermek zorundasınız. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından Gonca hanım, Şubat ayında yürürlüğe giren Ulusal Salmonella Kontrol Programından bahsetti. Biz sadece hayvansal üretim yapan firmaların bu çabalarını, bir çatı konsept “tek Sağlık” altında özellikle sosyal medya kullanarak tüketicilere duyurulması  gerektiğini düşünüyoruz.

 

Tek Sağlık, bilimsel bir terminoloji, tüketici iletişiminde önemi nedir?

Tek Sağlık, tarihçesi oldukça eskiye dayanmakla beraber, 2000’li yıllarda özellikle WHO, FAO gibi uluslararası kuruluşlar tarafından sıkça gündeme getirilmeye başlandı. Tek Sağlık özetle, insan sağlığının, hayvan ve çevre sağlığından bağımsız olmadığına ve birbirleri ile ilişkisine vurgu yapan bir konsept. Elanco olarak, Tek Sağlık’ın et, süt ve yumurta üreten gıda şirketlerine olan güveni artırmak için tüketicilerle iletişim kurmada doğru platform olduğuna inanıyoruz. Bugün dünyada tüm ülkelerde değişik seviyelerde bilgi kirliliği, ailelerin satın alma kararlarını etkiliyor, sağlıklı ekonomik hayvansal proteinleri yeterince tüketmelerini engelliyor. Şeffaflık ve sosyal medya kullanımı, et, süt ve yumurta tüketimi önünde bulunan psikolojik satın alma engellerini kaldırarak tartışmaların yönünü değiştirecektir.

Elanco olarak bu alanda hayvansal gıda üreten paydaşlarımıza sosyal medyada kullanımları için çok sayıda materyal sunduk ve sıkça bunları güncelliyoruz.

Özetle, Tek Sağlık sadece bilimsel kuruluşların kullandığı bir terim değil, et, süt ve yumurta üreticilerinin, tüketicilerle diyaloglarında her gün kullanabilecekleri bir platform olmalı. Bu proaktif yaklaşım üreticilerin, sadece değerli bir protein kaynağı ürettiklerini ve medyada gündeme gelen yanlış iddiaları yanıtlamanın yanında, insan, hayvan ve çevreye saygılı bir üretimin altını çizmelerinde anahtar bir rol oynayabilir. Bu iletişim modelinin tüketici güvenini kazanmada şirketlere önemli avantaj kazandıracağını ve sürdürülebilir bir üretim için güçlü bir iletişim stratejisi olacağına inanıyoruz.

Teşekkürler MZ.  

Maria Zampaglione kimdir?

İtalya’da iletişim eğitimi alan Maria, kariyerine iletişim uzmanı olarak KPMG’de başladı.  Avrupa Komisyonu, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü OIE gibi organizasyonlarda 15 yıl boyunca kurumsal iletişim alanında çalıştı. 2012’den bu yana Elanco’da sırasıyla Batı Avrupa ve EMEA kurumsal iletişim yöneticisi olarak görev yaptı. 2017’den itibaren “Ortak Değer Yaratma ve Tek Sağlık” danışmanı olarak görev yapmaktadır. Maria evli ve bir kız annesi olup halen Paris’te yaşamaktadır.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=127449

Yazan - May 9 2018. Kategori GIDA, MANŞET, SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |