Türkiye’de Tarımın Geleceği


 

 

 

İnvenura CEO’su Karapınar: “Türkiye’nin 13 milyar dolarlık gıda ihracatını 100 milyar dolara çıkarabiliriz”

  • Bu yıl İzmir’de 12’ncisi düzenlenen Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda İnvenura CEO’su Burak Karapınar, gazeteci Meliha Okur, Anadolu Meraları Eş Kurucusu ve Türkiye’de Onarıcı Tarım’ın öncüsü Durukan Dudu ve Ziraat Yüksek Mühendisi Hatice Zeybek “Türkiye’de Tarımın Geleceği: Endişelenmeli Miyiz?” panelinde bir araya geldiler.

 

  • İnveura CEO’su Karapınartarımda kimyasal ilaç kullanımının artmasının gıda güvenliği karşısındaki en büyük tehdit olduğunun altını çizdi. Karapınar, çiftçinin kaliteli, yüksek rekolteli ve daha iyi fiyata satabileceği ürünler elde edebilmesi için analiz sürecinin çok önemli olduğunun altını çizdi.

 

  • Gazeteci Meliha Okur, 21’inci yüzyılda Türkiye’nin petrol coğrafyasında sahip olduğu 25 milyon hektar toprak ve 112 milyar metreküp su avantajının altını çizdi: “Türkiye şu an sınır noktasında. Ya tarım, hayvancılık ve gıdada dönüşüm yapacak, ya da dönüşümde Anglosakson geleneğine teslim olacak.”

 

  • Durukan Dudu, hem ekonomik hem onarıcı hem de insan sağlığı için çözüm yaratan bir tarım modelinin mümkün olduğunu altını çizdi: “Danimarka menşeli bir fon, Avustralya’da 60 milyon dolara çöl olan bir alanı satın alarak Onarıcı Tarım’a başladı. Onarıcı Tarım’ın bütün Avustralya’ya uygulanması halindeyse kıtanın su sorunu ortadan kalkabilir.”

 

  • Ziraat Yüksek Mühendisi ve Tarım Danışmanı Hatice Zeybek beyaz yakanın kazanımlarını kooperatif sistemi aracılığı ile küçük üretici ve çiftçilerle paylaşılmasının önemli olacağını, böylece küçük üretici ve çiftçilerin korunabileceğini paylaştı.

 

Türkiye’de tarımın Ege Bölgesi’ndeki merkezlerinden İzmir’de bu yıl Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda 12’nci kez tarım sektöründeki yerli ve yabancı paydaşlar bir araya geldi. 19 Ocak tarihinde başlayan ve 22 Ocak tarihinde sona erecek fuarda İnvenura Holding düzenlediği “Türkiye’de Tarımın Geleceği: Endişelenmeli Miyiz?” semineri ile Türkiye’deki tarımın daha verimli ve daha doğru nasıl yapılabileceğini tartışmaya açtı. Seminerde İnvenura Holding CEO’su Burak Karapınar, ekonomi ve tarım gazetecisi Meliha Okur, Anadolu Meraları Eş Kurucusu ve Onarıcı Tarım uygulamasını Türkiye’de uygulayan Durukan Dudu ve Ziraat Yüksek Mühendisi ve Tarım Danışmanı Hatice Zeybek ülkemizde daha iyi ve doğru tarım ile neler yapılabileceğini paylaştılar.

 

 

Karapınar: “Çiftçi kaliteli, yüksek rekolteli, iyi fiyatlı ürün için analize önem vermeli”

 
İnvenura Holding CEO’su Karapınar, Avrupa Birliği’nin kalıntı limitini düşürmesi sonrası kuru meyve üretici ve ithalatçılarına yönelik yaptıkları uyarılarıhatırlatarak “Çiftçinin Dikkat Etmesi Gereken Gelişmeler” başlıklı sunumunda şunları paylaştı: “Gıda güvenliği gündemimizdeki en önemli madde. Tam bu noktada da başta çiftçiler olmak üzere tüm paydaşlar için analiz süreci en önemli ilk adım. Biz İnvenura olarak analiz sürecinin öneminitüm paydaşlarımıza anlatıyoruz. Eğer çiftçimiz ürünlerini en iyi fiyattan satmak istiyorsa analiz süreçleri ile kaliteli üretime önem vermeli. Çiftçilerimiz, işledikleri topraklarını ve kullandıkları suyu analiz ettirerek doğru üretim modeli, ilaçlama ve gübreleme yöntemleri ile kaliteli ürün ede edebilir, rekolte artışı sağlayabilir ve en iyi fiyattan ürünlerini satabilirler. Böylece Türkiye’nin 13 milyar dolar yıllık tarım ihracatını 100 milyar dolara çıkarabiliriz.”

 

 

Meliha Okur: “Türkiye ya tarım, hayvancılık ve gıdada dönüşüm yapacak ya da…”

 
Ekonomi ve tarım konusunda uzman gazeteci Meliha Okur 21’inci yüzyılın gıda güvenliği için oldukça önemli olduğunun altını çizerek “Tarım Ekonomisini Güçlendirmek İçin 2017 Dönüm Noktası Olabilir Mi?” sorusunun yanıtını paylaştı: “21’inci yüzyılda petrol coğrafyasında su ve toprak çok önemli. 25 milyon hektar toprağa ve 112 milyar metreküp suya sahip Türkiye, petrol coğrafyasında farklı biçimde öne çıkıyor. Ve Türkiye’nin küresel güç olması için sahip olduğu toprak ve su üzerinden tarımda gıda güvenliği kartı oldukça önemli. Dünya siyaseti gıda güvenliği üzerinden yürüyor. Türkiye şu an bir sınır noktasında, ya doğru kararı vererek tarım, hayvancılık vegıdada dönüşüm yaparakyüzyılı kazanacakya da tarımdaki dönüşüm programını Anglosakson geleneğine teslim edecek.”

 

 

“Ekonomik, onarıcı ve sağlıklı çözüm yaratan bir tarım modeli mümkün”

 

 

Anadolu Meraları Eş Kurucusu Durukan Dudu, Onarıcı Tarım yönteminiyleinsan için gıda üretirken ekosistemleri, toprak ve su varlıklarını, her türlü canlı çeşitliliğini koruyan, korumanın ötesinde iyileştiren her türlü teknik, yöntem, uygulama ve araştırmayı kapsayan geniş bir yelpaze olarak tanımlıyor. Onarıcı Tarım’ın Türkiye’deki öncüsü Dudu, dünyada ve Türkiye’de binlerce çiftçi, akademisyen ve işletmecinin bu ekolün üyesi olduğunu, Onarıcı Tarım’ın ise insanın kendisini onarmasıyla başladığını söyledi: “İnsanlık olarak bugüne kadar tarım ve doğa ikileminde her zaman ikisinden birinin kaybetmesi üzerine sistemimizi kurduk. Ya insan doyacak ya doğa kazanacak. Bu çerçeveden bakıldığında sürdürülebilir tarım en iyi adım. Daha az yok etme ya da yoketme hızını yavaşlatma anlamına geliyor. Ki bunu yapmamız gerekiyor, bunun için kaçınılmaz bir noktadayız. İngiltere’demineral döngüsü açısından toprağın tarım için 100 yıllık ömrü kaldığı biliniyor. Türkiye’de de toprağımızıçok hızlı yıpratıyoruz. Ancak tarım yaparken ekolojiyisadece sürdürmek değil onararak insanları doyurabiliriz. Yani hem ekonomik hem onarıcı hem de insan sağlığı için çözüm yaratan bir tarım modeli mümkün.” Danimarka menşeli bir fonun, Avustralya’da 60 milyon dolara çöl olan bir alanı satın alarak onarıcı tarıma başladığını paylaşan Dudu, Onarıcı Tarım’ın bütün Avustralya’ya uygulanması halindeyse kıtanın su sorunu ortadan kalkabileceğini belirtti.

 

 

Hatice Zeybek: “Beyaz yakanın kazanımları küçük üretici ve çiftçi ile buluşmalı”

 
Ziraat Yüksek Mühendisi ve Tarım Danışmanı Hatice Zeybek ise tarım politikasındaki yeni uygulamaların anlattığı konuşmasında şunları söyledi: “Küçük üretici ve çiftçilerimizin korunması gerekiyor. Bu noktada beyaz yakanın kazanımlarını kooperatif sistemi ile yine bu küçük üretici ve çiftçiler ile paylaşılması ciddi bir katkı sağlar. Geçtiğimiz dönemlerde küçük aile çiftçiliğinin korunması ile kırsaldan kente göçün önlendiğine dair örnekler mevcut. Yanı sıra Çiftçinin bilinçlendirilmesi ve sürdürülebilir tarım politikaları da üzerine eğilmemiz gereken bir konu olarak karşımızda duruyor.”

 


Yazan - 21 Ocak 2017. Kategori MANŞET, GIDA, EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x