TUYEM’11 ANTALYA’DA BAŞLADI

Sosyal medyada paylaş.

SERDAR KONURALP

Geleneksel hale gelen “Uluslararası Yem Kongresi ve Yem Sergisi(TUYEM)’in 11.si Antalya’da geniş bir katılımla başladı.

Toplantı ile ilgili bir açıklama yapan Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı M.Ülkü karakuş şu bilgileri verdi:

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIZ  

“Bu yıl Uluslararası Yem Kongresi ve Yem Sergisi TUYEM’in 11.sini 12-15 Nisan 2012 tarihleri arasında Rixos Premium Belek Otel Antalya’da düzenleyeceğiz.

Yem sektörü mensupları, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile diğer Bakanlıkların temsilcileri, sektörümüze hizmet sunanlar ve akademisyenlerimizin bir araya geldiği yem sektörünün nabzının attığı, sorunlarının tartışılıp, sesinin ilgili kesimlere duyurulduğu organizasyonumuzun bu yılında sektörümüzde yaşanan en son gelişmeler siz değerli katılımcılarımızla beraber işlenecektir.   Malumlarınız olduğu üzere, ülkemizde AB’ye yasal uyum çerçevesinde tarımsal mevzuatlarda köklü değişiklikler yaşanmaktadır. Yem, hayvansal üretim, bitkisel üretim ve gıda sektörünün yeni yasal dayanağı olan Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu ile bu kanuna bağlı yönetmelikler yürürlüğe girmiş olup, sektörümüz de bu yeni mevzuatlardan dolayı yeni bir dönemece girmiş bulunmaktadır.

Bu nedenle, TUYEM’in en hareketli bölümü olan Panel oturumumuzun başlığı “Yeni Yem Kanununa Bağlı Yönetmeliklerin Getirdikleri ve Beklentiler” olarak belirlenmiştir.   Yeni yem kanunu ve ilgili yönetmeliklerinin getirdiği yenilikler, uygulamaların pratikte nasıl olacağı ve nasıl denetleneceği gibi konular Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı temsilcilerince katılımcılarımıza aktarılacak ve tartışılacaktır. Yem Hijyeni yönetmeliği ile Yemlerin Piyasaya Arzı ve Kullanımı Hakkında yönetmeliklerince kapsanan; yem işletmelerinin kayıt altına alınması ve onaylanması, HACCP sistemine dayalı risk yönetimi, izlenebilirlik, yem güvenirliği, etiketleme ve yem işletmecilerinin diğer sorumlulukları detaylıca işlenerek sektörümüzün yeterince bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Bununla beraber gıda ve yemin resmi kontrolleri, numune alma ve analiz metotları, gıda ve yemin ithalatı ile ihracatı konusundaki yeni yasal uygulamalar da organizasyonumuzda tartışılacaktır.  ? TUYEM 11’de ayrıca; – Dünya ve Ülkemiz Ekonomisi – Biyogüvenlik Kanunu ve Yönetmeliklerinin Getirdikleri – AB’nde Transgenik Ürünlerin Kullanımı ve Etiketleme – Dünya Yem Sektörü Nereden Nereye Gidiyor – Türkiye Yem Sektörü Nereden Nereye Gidiyor – Yeni Ticaret Kanununun Getirdikleri   Konularında sunumlar yapılarak, tartışılacaktır. Sektörde yaşanan sorunlarınızın, görüş ve düşüncelerinizin ilgililerine aktarılabilmesi açısından bu organizasyona katılımınız büyük önem taşımaktadır. Sesimizin daha güçlü çıkabilmesi, sizlerin katılım ve desteği ile mümkün olmaktadır.   Tüm sektör mensuplarının aileleriyle birlikte bir araya geldiği bu geleneksel organizasyonumuza sizleri davet ediyor, organizasyon komitesi adına birlikte olmaktan memnuniyet duyacağımızı belirtmek istiyorum.”

TOPLANTININ AKIŞI:   1.GÜN

13 Nisan 2012 CUMA

09:00-10:30 Açılış Konuşmaları M. Ülkü KARAKUŞ Türkiyem-Bir Başkanı Patrick Van den AVENNE FEFAC Başkanı Dr. M. Mehdi EKER Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı 10:30-11:30 Sergi Açılışı ve Toplu Fotoğraf Çekimi

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Rüveyda AKBAY 11:30-12:10 1.Sunum Dünya ve Ülkemiz Ekonomisi Süreyya SERDENGEÇTİ – TOBB Üniversitesi 12:10-12:30 Tartışma 12:30-14:00 Öğle Yemeği

14:00-17:00 Panel “Yeni Yem Kanununa Bağlı Yönetmeliklerin Getirdikleri ve Beklentiler” Panel Başkanı: Dr.Sait KOCA – BESD-BİR Başkanı

Panelistler: Dr. Gökalp AYDIN – Yem Daire Başkanı Muharrem KELEŞ –Yem Daire Başkanlığı Grp. Srm. Mehmet ÇOBANOĞLU – Bitki ve Bitkisel Ürünler Sınır Kontrol Daire Bşk. Grp. Srm.

21:30 – 22:00 Havai Fişek, Su Bombası ve Lazer Gösterisi

 2.GÜN

14 Nisan 2012 CUMARTESİ

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Prof. Dr. İbrahim ÇİFTÇİ 09:15-09:55 1.Sunum Biyogüvenlik Kanunu ve Yönetmeliklerinin Getirdikleri Prof. Dr. Hakan YARDIMCI – Biyogüvenlik Kurulu Başkanı 09:55-10:35 2.Sunum AB’nde Transgenik Ürünlerin Kullanımı ve Etiketleme Jorge de SAJA –CESFAC Direktörü 10:35-11:00 Tartışma 11:00-11:15 Çay Kahve Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ahmet ERGÜN 11:15-12:00 1.Sunum Dünya Yem Sektörü Nereden Nereye Gidiyor Patrick Van den AVENNE – FEFAC Başkanı 12:00-12:45 2.Sunum Türkiye Yem Sektörü Nereden Nereye Gidiyor Ayhan KINDAP –Türkiyem-Bir Yönetim Kurulu Üyesi 12:45-13:15 3.Sunum ABD’de Biyoteknoloji Adaptasyonunun Global Arz Sürdürülebilirliğine Etkisi Marc CURTIS – Çiftçi Lideri USB 13:15-13:30 Tartışma

 GALA GECESİ PROGRAMI

20:00-20:45 Açılış Müziği 20:45-21:15

Üyelikte 30 Yılını Dolduran Kurumlara ve Sponsorlara Plaket Verilmesi

21:15-23:45 GALA GECESİ  SANATÇISI “PETEK DİNÇÖZ”

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) tarafından Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek Turizm Merkezi’ndeki Rixos Premium Otel’de düzenlenen 11. Uluslararası Yem Kongresi ve Yem Sergisi Toplantısına katıldı.

Yem sektörünün yerel olduğunu ve yerel gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade eden Eker, yaptığı konuşmada, bunun yanında küresel gelişmelerle yakından ilgilendiğini söyledi.   Yem sektörünün önemine değinen Bakan Eker, şöyle konuştu: “Yem sektörünün gelişmesi, hem tarımsal üretimin, bitkisel üretimin, gerek klasik, yem ham maddelerinin, yeşil yemlerin gerekse karma yemlerin kaynağını teşkil eden hububatı, yağlı tohumları, enerji kaynağı olan yağlı bitkilerin tamamının yoğun olarak ilgi alanında bulunduğu bir sektör. Bir yönüyle bir sektör için talep, diğer alan için arzdır. Böyle son derecede stratejik ve önemli fonksiyonu olan köprü sektördür. Yem sektörünün sağlıklı olması, verimli olması, daha düşük maliyetle elde edilebilmesi, tarımın ve hayvancılığın aslında hizmet ettiği, gıda sektörü başta olmak üzere bütün ihtiyaç alanlarının giderilmesinde önemli bir role sahiptir. O nedenle yem sektörünün gelişmesi tarım sektörünün ve alt hayvancılık sektörünün gelişmesiyle ilişkilidir.”

DÜNYADA YETERLİ KADAR GIDA MADDESİ VAR  

Dünyada yaşanan açlık krizine de değinen Bakan Eker, aslında dünyada yeteri kadar gıda maddesi olduğunu söyledi. Herkese yetecek kadar gıda üretildiğini anlatan Eker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer dünyada 7 kişiden birisi açsa, bir milyar insan açsa yani, bunun üretim dışındaki sebepleriyle de ilgilenmek lazım. Çünkü, toplam üretime baktığımızda buradaki gelişme, ihtiyaçları giderecek kadardır. Bakıyoruz ki anormal şekilde hiç beklenmedik şekilde fiyatlar artıyor. Burada bir müdahale var, örneğin enerji, petrol fiyatları burada zaman zaman devreye giriyor. Örneğin, küresel, mali krizle birlikte değişen piyasalar, fonların başka piyasalara yönelmesi, bir takım spekülasyonlar da gıda fiyatları üzerinde etkili. Özellikle siyasi manada istikrara sahip olmayan ve dolayısıyla ekonomik alanda da istikrara sahip olmayan ülkelerin beslenmeleri, ithalata da bağlı ülkelerde bunun kısa süre içinde krize dönüştüğünü görüyoruz. Burada tabii, insanlık vicdanının harekete geçmesi gereken alan var. Eğer sadece yüksek kar, spekülatif olsa bile yüksek kar güdüsüyle bütün piyasalar, politikalar, müdahale, ticaret politikaları belirlenir veya seyirci kalınırsa, petrol bölgesi ile ilgili uluslararası müdahaleler, bu alandaki politikalar insanlığın önüne başka problemler çıkarmaya devam ederse, küresel açlık sorunu devam eder. Hiç unutmayalım ki, yeryüzünde 7 milyarın 1 milyarı açsa bunların sayısı artarsa, o küre, dünya geride kalan 6 milyar için güvenli yer olmaz. Bunu sadece insanlığın vicdanı açısından değil, dünya güvenlik açısından da değerlendirmek lazım. Onun için dünya küresel politikaları başta olmak üzere her alan bu konuyla ilgilidir.”

TÜRKİYE’NİN TARIMSAL GELİŞİMİ  

Türkiye’nin tarımsal gelişimi hakkında da bilgiler veren Eker, şöyle konuştu: “Türkiye’de tarım sektörü son 9 yıl içerisinde belirlenen stratejiyle sadece kaynakların daha doğru kullanılması, daha rasyonel kullanılması, destekleme politikalarında verimlilik, verimliliği hedef alan stratejiyle oluşturulması ve bunun sonucuyla ortaya çıkarılan yeni destekleme politikasıyla birlikte tarımsal üretim önemli miktarda, değer ve artış gösterdi. Tarım sektörü 8 yılın 7’sinde pozitif büyüdü. Eskiden böyle değildi. Tarım sektörü bir yıl, ya da iki yıl, üst üste büyür, sonra küçülme dönemi yaşardı. Türkiye’de tarım sektörünün böyle bir seyir izlediğini görürsünüz. Ama son 8 yıl içinde 2007 yılındaki çok şiddetli kuraklık dönemi hariç, tüm yıllar pozitif büyüdü”   Türkiye’nin tarımsal üretim değerinin, 2002 yılındaki 23 milyar dolarlık hasıladan 2011 yılında 63 milyar dolar seviyesine çıktığını anlatan Bakan Eker, konuşmasına şöyle devam etti: “Alanımız aynı, tarım nüfusumuz bir miktar azaldı. Aynı alanda daha az insan, bugün 63 milyar hasıla elde ediyor. Türkiye’nin dünya ülkeleri içindeki sıralaması bundan 9 yıl önce Avrupa’nın 4’üncüsü, dünyanın 11’incisiyken Avrupa’nın birincisi, dünyanın 7’si haline geldi. Hazırladığımız politikalarla verimliliği esas alan ölçek ekonomisine doğru gidişi teşvik eden sistemle Türkiye bundan sonraki süreç içinde de tarım sektöründeki potansiyelini daha büyük kısmını kullanmaya gidecek.”

DOĞRULARIN ORTAYA KONMASI GEREK

Meselelerin ele alınırken doğrularında ortaya konması gerektiğine vurgu yapan Bakan Eker, şunları söyledi: “Coğrafya, üzerinde yaşayacak canlıları tayin eder. Bütün canlılar, hangi canlılar orada yaşayacaksa, coğrafya karar verir. Hangi bitkiler yetişecek, hangi canlılar olacak hangi canlılar hangi bitkilerle beslenecek coğrafya karar verir. Anadolu coğrafyası sığır coğrafyası değil, koyun coğrafyası. Avrupa’nın tükettiği hayvansal ürün miktarı et, süt, hayvancılık yemle yağışla coğrafyayla alakalı. Bizde de buna karşı az yağış almamız sebebiyetle, coğrafyamızın istikameti verdiği başka bir ürün çeşitleri var, hububat, meyve sebze var diğer ürünler var. Türkiye olarak kendi doğal avantajlı bulunduğumuz sektörü geliştirmek yerine, tarihsel bir süreç, suçlamak için söylemiyorum. Hakikati paylaşmak için söylüyorum. Önce doğruyu bileceğiz, sonra üzerine bir şey koyacağız”   ”Bizim hayvansal ürün ile temel kaynağımız koyun” diyen Eker, sözlerine şöyle devam etti: “Zaman içinde kentleşme ile koyunculuğu terk ediyoruz, yeni bu coğrafyada tarihsel olarak karşılığı olmayan bir alanı hayvansal ürün kaynağı sektörü benimsiyoruz. Hayvansal üretimi kaynağını sığırcılığa dayandırmaya çalışıyoruz. Mesafe kaydettik doğru ama mevcut potansiyelimizi dikkate almadan değerlendirme yapmamız doğru olmaz. Coğrafya üzerindeki canlıları tayin eder, tarımı belirler ve tarım kültürdür. Kültürü de temin eder. Kültürün içinde de her şey vardır. Yeme içme, gıda, sanayi, ticaret vardır. Avrupalının tükettiği kırmızı etin yarıya yakını domuz etidir. Bizim coğrafyamızda bu yoktur. Onunla bir kıyas yaparsak, bizde koyun ve sığırdır. Avrupa’dakiler ise önemli bir kısmı domuzdur. Bizim de bunu dikkate almamız lazım.”

GEÇMİŞTEKİ ÜÇ TEMEL SORUN  

Konuşmasında, sorgulanması gerekenin Türkiye’nin kaynaklarını doğru kullanıp kullanamadığı olduğunu anlatan   Eker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Topraklarımızı, kapasitemizi ne olduğunu biliyor ve doğru kullanabiliyor muyuz? Bu alanda gelişme var mıdır, yok mudur? Bunu biliyor muyuz. Sorgulamamız gereken alan bu”

Geçmişte Türkiye’de 3 tane temel sorundan bahsedildiğini hatırlatan Eker, şunları söyledi: “Türkiye’nin bir tarım envanteri yok, elimizde bir veri yok. Üretim eğrisi hakkında bilgimiz, yok’ denilirdi. Doğruydu, yoktu. Denildi ki Türkiye’de üretim planlaması yok. O da doğruydu, Türkiye’de tarım politikası yok, doğruydu. Yoktu. Ama şu anda 3’ü de var. Tarım potansiyelleri eğrisini elimize veren büyük bir çalışma yaptık. Türkiye’nin 24 milyar hektar tarım arazisinin her iki bin 500 metrekarelik alanında toplam 528 milyon data kullanmak üzere bilgilerini kullanmak üzere toprağa, iklime ürün çeşidine ait, bütün üretim ile ilgili değişkenlerin tamamını kullanıp, Türkiye sathında hangi bölgede hangi ürün verimli bir şekilde olur artık bunu biliyoruz. 190 havza, bölge olarak değerlendirdik. Bunların yönetilebilir olmasıyla 30’a indirdik. Havzalarda hangi ürünler hangileriyle üretilir, buna sahibiz. Türkiye bugün hem bir tarım envanterine sahip, hem de bir politikası var hem bu alanda üretim planlama yapılmasını teşvik edici, yönlendirici bir tarım üretim planlaması yapmaya imkan oluşturan bir yapıya sahip. Bunu 8-9 yıl içinde kat ettiğimiz mesafe ile bilmemiz lazım. Hâla sorunlarımız var mı ? Var. Ama bunları aşma içinde çaba içindeyiz”   Konuşmasına en büyük sorunun ne olduğuna değinen Bakan Eker, konuşmasına şöyle devam etti: “En büyük sorunumuz şudur. Türkiye’de tarıma alanları babadan oğula geçtiği için tarımsal alanlar bölünüyor. Bu alanlar bugün bir halı alanına kadar küçülmüştür. Bu ciddi bir sorundur. Türkiye’nin rekabet yeteneği açısından son derece önemlidir. Ciddi bir sorundur. İngiltere’de, bu ortalama 450 dekar civarındadır. Almanya’da İtalya’da 420-430 dekar civarındadır. Bize en yakın ülkelerden bir tanesi İspanya bizim 4 kat büyüklüğümüz yaklaşık 140 dönüm. Bizim bu sorunu çözmemiz lazım. Bu sorun çözülmeden gelecekte bu şekilde bölünmeye devam ettiği şekilde bu yapı işletilemez, büyüklüğe ulaşır. Atomize olur kullanılamaz hale gelir. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Bu sektördeki tarihinin en büyük toplantılarını yaptık. Toplumun da bundan rahatsız olduğu görülmektedir. Bu alanda paydaşlarımızın destek olmalarını bekliyoruz. Aksi takdirde bu topraklarda verimli, sürdürülebilir tarımsal üretimi, dünya ile rekabet edebilecek şekilde yapamayız. Bu mümkün değil.”   4 MİLYAR DOLARLIK FAZLALIK   Bakan Eker, Türkiye’nin başarılarından ise şöyle bahsetti: “Türkiye bugün gıda alanında net geçen yıl 4 milyar dolar dış ticaret fazlasına sahip bir ülkedir. Bütün bu şartlara rağmen Türkiye bunu yapıyor. Ölçek ekonomisi bu kadar küçük işletmek, dağınık yapı, bunlar içinde. Eğer biz bunu gerçekte iyi sürdürülebilir hale getirirsek tarımsal işletmelerimizi çok daya iyi noktaya getiririz”

SIĞIR IRKI GELİŞTİRİLMESİ VE KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIĞA DESTEK  

Bakan Eker, sığırcılık sektörü ile ilgili ise şu açıklamaları yaptı: “Türkiye’de 9 yıl içinde hayvancılığı 178 bin tane inek varken, süt sığırın, 4 milyon 200 bin seviyesine çıktı. Saf kültür ırkı, 8-9 yıl içinde yüzde 19’undan yüzde 40’lara varması bu alandaki gelişmelere işaret ediyor. Tarihsel olarak bizim topraklarımızda olmayan sığırcılığımızı geliştiriyoruz. Bu alan üzerinde geliştiriyoruz. Yem çiftçilik sistemi çok farklıdır, coğrafyamızda olmayanı benimseyip kendi şartlarımıza göre hayvancılık sektörümüzü buna göre dizayn etmeye çalışıyoruz. Küçükbaş hayvancılığı destekleme çalışması başlattık. Çölleşmeye yakın alanlarda ancak küçükbaş hayvancılık yapılır. Verimli bir hayvancılık yapılması, ciddi bir kaynak aktarıyoruz. Profesyonel hale getirmeye çalışıyoruz. Karma yem üretimini, yem sanayi ihtiyaçları da son derece önemli. Türkiye’nin kültür ırkı ve bu oluşturuyor.”   KARMA YEM ÜRETİMİ YÜZDE 91 ARTTI   Türkiye’de karma yem üretimi yüzde 91 oranında arttığına dikkati çeken Bakan Eker, şunları söyledi: “Bu çok önemli bir şey yani 2004 yılında 6.9 milyon ton civarındayken karma yem üretimi, 2011 tarihinde 13 milyon 200 bin ton seviyesine ulaştı. Dikkate almak gerekiyor. Bitkisel yem kaynaklarının geliştirilmesi, hayvancılığın genel olarak desteklenmesi biz farklı bir destekleme politikası izledik ve uyguladık. 9 yıl önce tarım desteklerinin yüzde 4.4’ünü hayvancılığa ayırıyorduk. Türkiye’de geçmişte hayvancılık sektörünün ne kadar önem verildiğinin ibreti. 100 lira destek veriyorsa, 4.4 lirası hayvancılığa gidiyordu. Biz bugün bu oranı yüzde 28 oranına çıkardık. 100 liranın 28 lirası hayvancılığa gidiyor. Önemli kısmını da yem üreticilerine veriyoruz. Destek sebebiyle artış var. Mısır üretimi Türkiye önemli kısmını ithal ediyordu, 2 milyon ton civarında üretimi vardı. Bugün Türkiye’de üretim 4 milyon tonun üzerinde. Bizim gerek yem sektörü ile ilgili alt sektörler besicilik, hayvancılık sektörlerinde önemli gelişmeler var. Hayvansal üretim işleme destekleme kapsamına aldık. Faizsiz kredi dönemi açıldı. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 6 milyar lira faizsizlik kredi kullanıldı. 111 bin kişi aldı”   Bakan Eker ayrıca, hayvancılık ve yem sektörü ile ilgili desteklerine devam edeceklerini kaydetti.   Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş ise 10 yıl önce 7 milyon ton civarında olan Türkiye’deki yem üretiminin, bu yıl 13 milyon ton olduğunu ve 2023 için ise 28 milyon ton yem üretiminin ön görüldüğünü kaydetti. Gelişmiş ülkelerde hayvansal gıda ürünlerinin tüketilmesine önem verildiğini ve her geçen yıl tüketimin arttığını kaydeden Karakuş, ”Türkiye’de de hayvansal gıda üretimleri artmakta. Bu da doğru sektörde olduğumuzun ve sektörümüzün yakın gelecekte de büyüme kaydedeceğine işaret ediyor” dedi.   Türkiye’nin son 10 yıl içinde hem siyasi hem de ekonomik alanda gelişmeler kaydettiğini ifade eden Karakuş, dünya için ekonomik ve siyasi bakımından Çin ne kadar önemliyse, Avrupa Birliği için de ekonomik ve siyasi bakımdan Türkiye’nin de o kadar önemli olduğunun altını çizdi. Konuşmasının ardından Ülkü Karakuş, Bakan Eker’e plaket takdim etti.

 

 

 

 


Sosyal medyada paylaş.

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=26701

Yazan - Nis 13 2012. Kategori GÜNCEL. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |