Yağ Sanayicileri Biyoyakıt kararına Çok Tepkililer


Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) benzin türlerine 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren %2, 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle de en az %3 oranında yerli tarım ürünlerinden üretilmiş etanol katılması; motorin türlerinin yerli tarım ürünlerinden üretilmiş yağ asidi metil esteri (YAME) içeriğinin 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle en az %1, 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle %2, 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle %3 olmasını zorunlu kılan kararı tepki çekti.

EPDK’nın cari açığın azaltılması kapsamında aldığı kararı değerlendiren uzmanlar, yerli tarımsal üretimi destekler nitelikte görünse de kararın son derece yanlış olduğunu belirterek, “Dünyada 1 milyar insan açken, tarım ürünlerinin insanlara değil arabalara yedirilmesi yanlıştır. Cari açığı bir miktar azaltsa bile açlığı körükleyecektir” görüşünü dile getirdiler.

Yağ sanayicileri tepkili

EPDK’nın 2013 yılından itibaren akaryakıt ürünlerinde bitkisel yağ katkı zorunluluğu getirilmesine ilişkin kararına bu ürünleri ham madde olarak kullanan yağ sanayicilerinden tepki geldi.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Ahmet Uğur, Türkiye’nin yağlı tohumlar kaleminde yaklaşık 2,5 milyon ton açığı olduğunu, yağlı tohumların katkı maddesi olarak kullanılıp cari açığı azaltma projesinin temelden yanlış olduğunu söyledi. Hammadde olarak %70 dışa bağımlı olunan bu grupta, zaten yeterli olmayan üretimin bir de akaryakıtta kullanılmasının anlamsız olduğunu ifade eden Uğur, “Bugün 1 litre yağ 1 litre akaryakıttan pahalı. Siz yağlı tohumları ithal ederek bunun içine katarsanız, bu kez daha çok yağ ithal etmek zorunda kalacağız. Dolayısıyla aynı ürüne daha fazla para ödeyeceğiz” dedi.

Yemeklik yağ ihtiyacının tamamının ithal edilerek karşılanmasının büyük sıkıntı doğuracağını ifade eden Uğur, dünyanın birçok ülkesinde bitkisel yağdan biyodizel yapılmasının normal olduğuna işaret etti. Uğur, “ABD’de soya, AB ülkelerinde kolza fazlası var. Uzakdoğu ülkeleri palm yağında üretim fazlası yaşıyorlar. Dolayısıyla bunlar ürünlerini bu kalemde değerlendirebilirler” diye konuştu.

Dünya Bioetik Kurulu’nun insan gıdası olarak kullanılabilecek ürünlerin, sanayide kullanılmasının zararına dikkat çeken açıklamaları olduğunu hatırlatan Uğur, atık yağların çevreye de büyük zarar verdiğini söyledi.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği verilerine göre, geçen yıl 950 bin tonu bitkisel ve 530 bin tonu margarin olmak üzere toplam bin 480 ton yağ tüketildi. Buna karşılık yerli üretim 620 bin tonda kalırken, geçen yıl yağlı tohum ve ham yağ ithalatına 2,5 milyar dolar para harcandı.

Türkiye’de halen yıllık 2 milyon ton civarında yağlı tohum üretimi yapılıyor. Bunun yarısını bu alanda kullanılmayan pamuk tohumu oluşturuyor.

Yapılan hesaplamalara göre, EPDK’nın öngördüğü şekilde benzin ve motorine %3 harmanlama yapılması durumunda, 493 bin m3 biyodizel ve 80 bin m3 biyoetanole ihtiyaç duyulacak. Bunun için de 1 milyon 233 bin ton kolza ve aspir, 945 bin ton şeker pancarı veya 223 bin 145 ton mısır üretilmesi gerekiyor.

 

 

 

 

 

Yağ Sanayicileri Biyoyakıt kararına Tepkili

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) benzin türlerine 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren %2, 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle de en az %3 oranında yerli tarım ürünlerinden üretilmiş etanol katılması; motorin türlerinin yerli tarım ürünlerinden üretilmiş yağ asidi metil esteri (YAME) içeriğinin 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle en az %1, 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle %2, 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle %3 olmasını zorunlu kılan kararı tepki çekti.

EPDK’nın cari açığın azaltılması kapsamında aldığı kararı değerlendiren uzmanlar, yerli tarımsal üretimi destekler nitelikte görünse de kararın son derece yanlış olduğunu belirterek, “Dünyada 1 milyar insan açken, tarım ürünlerinin insanlara değil arabalara yedirilmesi yanlıştır. Cari açığı bir miktar azaltsa bile açlığı körükleyecektir” görüşünü dile getirdiler.

Yağ sanayicileri tepkili

EPDK’nın 2013 yılından itibaren akaryakıt ürünlerinde bitkisel yağ katkı zorunluluğu getirilmesine ilişkin kararına bu ürünleri ham madde olarak kullanan yağ sanayicilerinden tepki geldi.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Ahmet Uğur, Türkiye’nin yağlı tohumlar kaleminde yaklaşık 2,5 milyon ton açığı olduğunu, yağlı tohumların katkı maddesi olarak kullanılıp cari açığı azaltma projesinin temelden yanlış olduğunu söyledi. Hammadde olarak %70 dışa bağımlı olunan bu grupta, zaten yeterli olmayan üretimin bir de akaryakıtta kullanılmasının anlamsız olduğunu ifade eden Uğur, “Bugün 1 litre yağ 1 litre akaryakıttan pahalı. Siz yağlı tohumları ithal ederek bunun içine katarsanız, bu kez daha çok yağ ithal etmek zorunda kalacağız. Dolayısıyla aynı ürüne daha fazla para ödeyeceğiz” dedi.

Yemeklik yağ ihtiyacının tamamının ithal edilerek karşılanmasının büyük sıkıntı doğuracağını ifade eden Uğur, dünyanın birçok ülkesinde bitkisel yağdan biyodizel yapılmasının normal olduğuna işaret etti. Uğur, “ABD’de soya, AB ülkelerinde kolza fazlası var. Uzakdoğu ülkeleri palm yağında üretim fazlası yaşıyorlar. Dolayısıyla bunlar ürünlerini bu kalemde değerlendirebilirler” diye konuştu.

Dünya Bioetik Kurulu’nun insan gıdası olarak kullanılabilecek ürünlerin, sanayide kullanılmasının zararına dikkat çeken açıklamaları olduğunu hatırlatan Uğur, atık yağların çevreye de büyük zarar verdiğini söyledi.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği verilerine göre, geçen yıl 950 bin tonu bitkisel ve 530 bin tonu margarin olmak üzere toplam bin 480 ton yağ tüketildi. Buna karşılık yerli üretim 620 bin tonda kalırken, geçen yıl yağlı tohum ve ham yağ ithalatına 2,5 milyar dolar para harcandı.

Türkiye’de halen yıllık 2 milyon ton civarında yağlı tohum üretimi yapılıyor. Bunun yarısını bu alanda kullanılmayan pamuk tohumu oluşturuyor.

Yapılan hesaplamalara göre, EPDK’nın öngördüğü şekilde benzin ve motorine %3 harmanlama yapılması durumunda, 493 bin m3 biyodizel ve 80 bin m3 biyoetanole ihtiyaç duyulacak. Bunun için de 1 milyon 233 bin ton kolza ve aspir, 945 bin ton şeker pancarı veya 223 bin 145 ton mısır üretilmesi gerekiyor.

 

 

 

 

 

Yağ Sanayicileri Biyoyakıt kararına Tepkili

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) benzin türlerine 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren %2, 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle de en az %3 oranında yerli tarım ürünlerinden üretilmiş etanol katılması; motorin türlerinin yerli tarım ürünlerinden üretilmiş yağ asidi metil esteri (YAME) içeriğinin 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle en az %1, 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle %2, 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle %3 olmasını zorunlu kılan kararı tepki çekti.

EPDK’nın cari açığın azaltılması kapsamında aldığı kararı değerlendiren uzmanlar, yerli tarımsal üretimi destekler nitelikte görünse de kararın son derece yanlış olduğunu belirterek, “Dünyada 1 milyar insan açken, tarım ürünlerinin insanlara değil arabalara yedirilmesi yanlıştır. Cari açığı bir miktar azaltsa bile açlığı körükleyecektir” görüşünü dile getirdiler.

Yağ sanayicileri tepkili

EPDK’nın 2013 yılından itibaren akaryakıt ürünlerinde bitkisel yağ katkı zorunluluğu getirilmesine ilişkin kararına bu ürünleri ham madde olarak kullanan yağ sanayicilerinden tepki geldi.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Ahmet Uğur, Türkiye’nin yağlı tohumlar kaleminde yaklaşık 2,5 milyon ton açığı olduğunu, yağlı tohumların katkı maddesi olarak kullanılıp cari açığı azaltma projesinin temelden yanlış olduğunu söyledi. Hammadde olarak %70 dışa bağımlı olunan bu grupta, zaten yeterli olmayan üretimin bir de akaryakıtta kullanılmasının anlamsız olduğunu ifade eden Uğur, “Bugün 1 litre yağ 1 litre akaryakıttan pahalı. Siz yağlı tohumları ithal ederek bunun içine katarsanız, bu kez daha çok yağ ithal etmek zorunda kalacağız. Dolayısıyla aynı ürüne daha fazla para ödeyeceğiz” dedi.

Yemeklik yağ ihtiyacının tamamının ithal edilerek karşılanmasının büyük sıkıntı doğuracağını ifade eden Uğur, dünyanın birçok ülkesinde bitkisel yağdan biyodizel yapılmasının normal olduğuna işaret etti. Uğur, “ABD’de soya, AB ülkelerinde kolza fazlası var. Uzakdoğu ülkeleri palm yağında üretim fazlası yaşıyorlar. Dolayısıyla bunlar ürünlerini bu kalemde değerlendirebilirler” diye konuştu.

Dünya Bioetik Kurulu’nun insan gıdası olarak kullanılabilecek ürünlerin, sanayide kullanılmasının zararına dikkat çeken açıklamaları olduğunu hatırlatan Uğur, atık yağların çevreye de büyük zarar verdiğini söyledi.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği verilerine göre, geçen yıl 950 bin tonu bitkisel ve 530 bin tonu margarin olmak üzere toplam bin 480 ton yağ tüketildi. Buna karşılık yerli üretim 620 bin tonda kalırken, geçen yıl yağlı tohum ve ham yağ ithalatına 2,5 milyar dolar para harcandı.

Türkiye’de halen yıllık 2 milyon ton civarında yağlı tohum üretimi yapılıyor. Bunun yarısını bu alanda kullanılmayan pamuk tohumu oluşturuyor.

Yapılan hesaplamalara göre, EPDK’nın öngördüğü şekilde benzin ve motorine %3 harmanlama yapılması durumunda, 493 bin m3 biyodizel ve 80 bin m3 biyoetanole ihtiyaç duyulacak. Bunun için de 1 milyon 233 bin ton kolza ve aspir, 945 bin ton şeker pancarı veya 223 bin 145 ton mısır üretilmesi gerekiyor.

 

 

 

 

 


Yazan - 5 Ekim 2011. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x