Yanlış Hayvancılık Politikaları Türk Halkının Et Yemesini Engelliyor

969234_521699481234741_1066092623_n
Adnan SERPEN
Veteriner Hekim
 İzmir Veteriner Hekimler Odası Veteriner Halk Sağlığı Çalışma Grubu Sekreterya Görevlisi

 

 

 

 

 

İnsan ile hayvan yaşamları arasında tarihin ilk çağlarından itibaren devamlı ve sıkı iliş-
kiler olmuştur. İnsan ile yakınlığı açısından sığırın, hayvanlar arasında özel bir yeri olmuştur.
İlk çağlarda insan vahşi yaşamdaki sığırı avlamış, onun etini yemiş, derisini giymiş, kemik ve
boynuzlarını korunma aracı ve süs eşyası olarak kullanmıştır. Uygarlığın ilerlemesi ve avcılı-
ğın insan yaşamı için yeterli olmadığının anlaşılması üzerine hayvanların ve bu arada sığırın
evciltilmesi yoluna gidilmiş, bu evciltme ile insanoğlu beslenmesi için yeterli gıda kaynakları-
nın bulunduğu alanlara göç ederek göçebe hayatına başlamıştır. Zamanla göçebe hayatı ile de
bazı gıda maddelerini bulamayacağını anlayan insanoğlu göçebe hayatı bırakıp toprağa bağ-
lanma gereği duymuştur. Toprağın işlenmesi için insan gücüne yardımcı güç aranmasında da
ilk akla gelen sığır olmuştur. Bu süreçte sığırlar daha çok iş amacı ile yetiştirilmeye başlan-
mış ve bir inekten buzağısını besleyecek miktardan fazla süt almak ya da semirtmek sakıncalı
olarak kabul edilmiştir. Eski ve orta çağlarda sığır yetiştiriciliği tamamen tabiat şartlarına bağ-
lı olarak yapılmıştır.
Günümüzden yaklaşık 12000 yıl önce yazının ve madenciliğin ortaya çıkmasıyla başlayan tarih
öncesi dönem olan Neolitik çağda yaşanan gelişmeler tarım ve hayvancılığın ilk gelişmesine
damgasını vurmuştur. Bu dönemde sürekli konaklama yerlerinin kurulması ile insanoğlu
göçebe hayatını terk ederek yerleşik hayata geçmeye başlamıştır. Göçebe hayatının terk edilmesiyle
neolitik çağda bazı toplumlar günümüzden 10000 ve 5000 yıl önce tarım yapmaya ve çoğaltmak
ve ürünlerinden yararlanmak için hayvan yetiştirmeye başlamışlardır. İlk tarım biçimleri,
kuşkusuz yerleşim yerlerinin yakınlarında ve suların çekilmesiyle oluşan alüvyonlu, düzleştirme
gerektirmeyen topraklarda başlamıştır. Bir süre sonra özel olarak seçilen ve tüketilen bitki ve
hayvanlar evcilleştirilmiştir (2).
Yaşanan bu süreçte yerleşik hayata geçen insanoğlunun ilk tarımsal faaliyetinin ilk defa günümüzden 9000 yıl önce Mezopotamya topraklarında ekilmiş olan buğday tarımı olduğunu görüyoruz. Nitekim
dünya üzerindeki çeşitli ülkelerin tarımsal faaliyetlerindeki gelişmesine baktığımızda, ilk
lerinin ekilip biçilmesi, hasat sonrası elde edilen üründen yapılan yiyecekler, yerleşik toplu-
luklarda görülen bir özellikti (3). Tek taraflı tarımsal üretimde, tarladan devamlı olarak hubu-
bat üretimi yapılmasına karşılık karşılığında toprağa hiçbir şey verilmeyince toprağın verimli-
liğinde azalmalar meydana gelmiştir. Toprakta yaşanan bu sorunun giderilebilmesi amacıyla
devrelerde tek taraflı bitkisel üretim faaliyeti hububat tarımı hakim olmuştur (3,4)
gübresinden faydalanmak maksadıyla önce sığır daha sonra diğer çiftlik hayvanları yetiştiril-
miştir. Başlangıçta sığıra verim özelliğinden ziyade iş gücünden tarlanın sürülmesinde ve
taşımacılıkta kullanılmasının yanında sayısal açıdan fazla miktarda yetiştirilmesine önem
verilerek fazla miktarda sığır gübresi elde edilerek toprakta bitki tarımı için kullanımı hedef-
lenmiştir. Daha sonraları inek sütünün ve sığır etinin insan beslenmesindeki önemi anlaşılınca
sığır yetiştiriciliğinde verim özelliği de dikkate alınmaya başlanmıştır (4)
faaliyetin içine hayvan yetiştiriciliği de dahil olmuştur.
Makalenin devamı için lütfen BURAYA tıklayınız. (İnternet gezgininizin PDF desteği olması veya bilgisayarınızda bir PDF okuyucu kurulu olması gerekmektedir).

 

 

URL: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=86410

Yazan - Şub 17 2016. Kategori HAYVANCILIK, MANŞET, Vet.Hek Adnan SARPEN. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı

| Designed by Mavikedi internet Hizmetleri |