AB Ülkelerinde Dana Diye At Eti Yediriliyorsa, Helal Gıda Kaçınılmaz Bir Güvence midir?


2
Öncelikle, Almanya, Fransa, İsveç ve Finlandiya başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde giderek yayılan ve dana eti yerine at eti kullanılarak elde edilen özellikle dondurulmuş gıdalarda tüketiciyi yanıltarak izlenebilirlikle örnek gösterilen AB gıda güvenliği sistemi şüpheli konumuna gelmiştir.

 

 
Ülkemizde de gıdalarda taklit ve tağşişin varlığı hepimizin bildiği bir gerçek olması ve buna karşın, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının periyodik denetimleri ve ayrıca Alo 174 ihbar hattı ile şikayet denetimleri geçmiş yıllara göre İl ve İlçe Müdürlüklerince sürekli sayısal bir artış olmasına rağmen, halen fiziki alt yapı ve personel yetersizliği nedeni ile kayıtlı ve kayıtsız gıda sektörünün tamamına ulaşılamamaktadır.

 

 
Tüketici tek başına kendi kontrolü ile gıda güvenliğini sağlama imkânı bulunmamaktadır. Özellikle et satışlarında gelişmiş ülkelerde uygulanan çiftlikten sofraya RFID izlenebilirlik sistemi ve/veya barkotlama sistemi üretimde yerini almalıdır. Tüketicilerimiz de market içerisinde yer alan veya mahalli esnafımız olan kasabımızı sık sık değiştirmemeli ve kasabımızın sattığı etlerin veteriner sağlık raporu ile bağlı olduğu kasaplar odası üyelik belgesini sorgulamalıdır.

 

 
Eğer güvensizlik böyle devam ederse son günlerde gündem de sık konuşulan HELAL GIDA güvencesi, başta İslam ülkeleri olmak üzere talep eden Batı Dünyası da dahil ihraç ettiğimiz gıdaların beraberinde ülkemizde de tüketicilerimiz tarafından talep oranının arttığını gözlemlemekteyiz. Ancak helal gıda denetimi ve belgelendirmesi yapan kuruluşların farklı yaklaşımları tüketicilerimizi huzursuz etmekte zaman zaman da güven problemi oluşmaktadır. Bizde bu konuları sürekli takip eden bir organizasyon olarak öncelikle şunu belirtmeliyim ki helal gıda uygulaması ISO 9001 veya ISO 22000 gibi kalite sistem belgelendirme denkliğinde olduğundan ve müşteri beklentilerini karşıladığından Devlet kuruluşları tarafından bir kamu hizmeti anlamında düzenlemelerin yapılması uygun olmadığı kendi içinde Ulusal – Uluslararası ve akreditasyon yapılanmasının zaman içinde çatı organizasyonun netleşeceği bu anlamda, son günlerde yapılan toplantılarda sonuca gittiğini görmekteyiz. ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikası almayan kuruluşların güvenli gıda üretmediği anlamına gelmediği gibi tüketiciye yasal zorunlulukların sağlandığı ve buna bağlı olarak Helal Gıda sertifikasyonu veya Helal Gıda muayene raporu almayan kuruluşların Helal Gıda üretmedikleri ve de ürünlerinin Helal olmadığı anlamına gelmemektedir. Ülkemizdeki bu uygulamalara katkıda bulunmak maksadı ile Helal Gıda, akreditasyon, sertifikasyon ve muayene (Inspection) hizmetleri hakkında olgunlaştırdığımız fikirleri sizlerle paylaşmamın zamanı geldiği kanaatindeyim.

 

 
Helal Yasal, meşru, geçerli manasına gelen bir Arapça kelime olup, Allah C.C. Kuran-ı Kerim’de bütün insanlığa helâl olan gıdaları tüketmelerini emrediyor. Bu mesajı bildiren pek çok ayetin arasında yer alan üç ayet meali şöyledir:

“Ey İnsanlar ! Yeryüzünde bulunan gıdaların güzel ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır.” (2/168)

“Ey İman edenler! Size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yiyin, eğer siz gerçekten yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na şükrediniz.” (2/172)

“Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş bulunduğunuz Allah’tan korkun.” (5 /88)

 

 
Helal Gıda Kavramının Doğuşuna baktığımızda özetle, Malezya; helal gıda sertifikasyonu yapan ilk ülkedir. Malezya’da helal gıda çalışmaları devlet kuruluşu olan JAKIM tarafından yürütülmekte olup uluslararası ölçekte sertifikasyon yapmaktadır.

 

 
Helal Gıda Kavramının Doğuşunu araştırdığımızda, İslâm’dan önceki İlahî Dinlerin tahrif olmamış hallerinde de helal gıda bahsinin geçtiğini düşünecek olursak ki Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bu yönde birçok ayet vardır, helal gıda kavramının ilk insan ile birlikte var olduğunu söylemek yanlış olmaz. Musevi’lerin tizlikle uyguladığı Koşer standartları ve sertifikasyonu, tahrif olmuş Tevrat’ta da helal gıda konusunun önemli bir yeri olduğunun işaretidir.

 

 
Osmanlı’da tahirdir damgasının kullanılmasından söz edilmesi -somut örnekleri ile ilgili bilgi olmasa da- sertifikalandırma bağlamındaki uygulamaların ilki olarak değerlendirilebilir. Osmanlı’daki bu çalışmaların temeli ise Peygamber Efendimiz’in bizatihi uygulamalarına ve Hz. Ömer tarafından kurulan “HisbeTeşkilatı”na dayanmaktadır.

 

 
Buradan anlaşılacağı üzere helal gıda; yeni doğmuş bir kavram olmaktan ziyade ilk insandan günümüze kadar çeşitli şekillerde adlandırılıp uygulanan sistemlerin bu günkü karşılığıdır.

 

 
Codex Alimentarius’un Helal İbaresi Kullanımının Genel İlkeleri (General Guidelines For Use Of The Therm “Halal”) Kodeksi 1997 yılında yayınlanmıştır. Burada helal gıda tanımının yanı sıra uyulması gereken ilkeler açıklanmıştır. Haziran 2011’de Codex Alimentarius Komisyonu’ndaki helal kodeksi çalışmaları da dikkati çekmektedir.

 

 
Helal sertifika, Akredite veya Akredite olmayan, yetkin ve tarafsız bir Belgelendirme kuruluşu tarafından, haberli olarak bir plan dahilinde gıda üretimini örnekleme metoduyla denetlemesini, helal standartlarla uygunluk içerisinde üretimin yapıldığının doğrulaması ve buna bağlı olarak, üretimin kapsamının da belirtildiği yönetim sisteminin belgesidir. Ancak bazı organizasyonlar bu haberli denetimin yanında yıl içinde habersiz denetim yaparak bir yıllık sürecin doğruluğunu kontrol etmektedir. Dünyada helal belgelendirme faaliyetleri, çoğunluğun Müslüman olmadığı ülkelerde yaşayan Müslümanların talepleri doğrultusunda “helal gıda” güvencesi sağlamak üzere 1960’lı yıllarda başlamıştır. İlk uygulamalar ABD’de gıda alanında çalışan uzman nitelikteki Müslüman bilim insanı tarafından başlatılmıştır. Gelinen son nokta olarak, 2010 yılında bugünkü adıyla İslami İşbirliği Teşkilatı bünyesinde resmen kuruluşu tamamlanan İslam Ülkeleri Standardizasyon ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC: Standardisation and Metrology Institution of Islamic Countries)’dür.

 

Untitled-1 copy
Bu organizasyonların temel hedefleri arasında Helal Belgelendirme standartlarının uyumlaştırılması, temel anlayış ve uygulama farklılıklarının giderilmesi veya en aza indirilmesi, helal belgelendirmeye yönelik dünya ölçeğinde ortak kabulün sağlanması ve bütün dünyadaki Müslüman ülkeler ile Müslüman toplumlarca/azınlıklarca kabul gören bir akreditasyon çatısının oluşturulması ve geliştirilmesi yer almaktadır. Helal gıda akreditasyonunun Dünya çatı örgütünün tarihimizden gelen islami kuralların yayılmasına ve benimsenmesine katkıda bulunan bir ülke geçmişimiz olmamızdan dolayı, HELAL GIDA akreditasyonunun Dünya ülkelerine yön verecek çatı örgütünün TÜRKAK tarafından üstlenilmesi gerektiğine inanmaktayım. Bu nedenle en son 2013 yılında Antalya’da yapılan toplantıda TÜRKAK temsilcilerin katılımı ve konuya yaklaşımları memnuniyet verici durumundadır. Ümit ederim ki TÜRKAK yönetimi bu konuyu gündeminde tutarak IAF, ILAC gibi helal gıdanın Dünya çatı örgütü olma mücadelesini vermelidirler. Önümüzde ki günlerde TÜRKAK’ı helal gıda akreditasyonunda Dünya yönetimini üstlenmiş olarak görmek Helal Gıda uygulaması yapılan Ülkelerde büyük bir memnuniyet oluşturacaktır.

 

 
Muayene kuruluşu ve muayene ne anlama geldiğini değerlendirdiğimizde, bir ürünün, prosesin, hizmetin veya tesisin ya da bunların tasarımlarının belirli şartlara veya profesyonel hüküm verilerek genel şartlara uygunluğun tespiti anlamına gelmektedir. Muayene kuruluşu kendi başına bir teşkilat olabileceği gibi bir teşkilatın bir bölümü de olabilir. Muayene kuruluşu bir uygunluk değerlendirme kuruluşudur. Gerçekleştirdiği muayeneler sonrasında vede gerektiğinde Teknik uzman ( Teolog “ İlahayatçı” ) görüşlerinide ekler ve sertifika karşılığına denk gelen rapor düzenleyerek muayene personelinin topladığı veri ve bulguları, gerçekleştirilen Lab. analiz ve ölçümleri de hazırladığı rapora dahil ederek, tamamını değerlendirip yüksek deneyimli ve yetkin otoriteye onaylatır.

 

 
Muayene kuruluşları tarafsız yani, Nesnel (objektif) olma durumundadır. Nesnellik, muayene kuruluşunun, muayene hizmetine dair işlemleri etkilenmeyecek şekilde çıkar çatışması yokluğu veya çıkar çatışmasının çözümlenmiş olması demektir. Diğer bir deyişle; bağımsızlık, çıkar çatışmasıyla ilişkili olmamak, hatadan yoksun olma, önyargısızlık, nötr olma, dürüstlük, açık fikirli olma, hakkaniyetli olma, yandaş olmama, dengeli davranmadır.

 

 

 

Resmi denetimin fiziki yetersizliği ve buna bağlı olarak tüketicinin sürekli taklit ve tağşişle karşı karşıya olduğu gerçeği ile birlikte medyadaki olumsuz gıda haberlerinin yarattığı gıda fobisi, tüketicileri ilave güvenceler arayışı içine getirmiş ve bunlardan biride Helal Gıda denetim sisteminin vereceği güvence olduğu kanaatimiz oluşmuştur. Her ne kadar resmi denetimin yerini alması mümkün olmasa da, Helal Gıda Denetim çalışmaları için son bir yıldır yaptığım araştırmalar ile ilahiyatçı ve İslam hukukçusu danışmanlarımızın katıldığı bir dizi toplantılar sonucunda Dünya Helal Birliğinin de desteklediği şekliyle senede bir-iki gün referans standarda göre üretimin denetlenmesi ve buna bağlı olarak ürünün helal olacağı tarafımızca uygun olmadığı ve bu durumda düzenlenen sertifikaların sadece firmanın yönetim sistemini kapsayacağı ve anlam olarak bu firmada örnekleme metodu ile yapılan denetimin bir ISO 22000 formatında olduğundan ürünü garanti etmeyeceği kesinlik kazanmıştır. Böyle bir denetim sonucunda sertifika veren kuruluşlar her ne kadar açıklamalarında yıllık haberli ve bunun beraberinde din görevlimiz istediği zaman gider keyfiyeti ile ürüne helal gıda logosu vurma işlemleri baştan sona kanaatimizce İslami kurallara uygun değildir.

 

 

ISO 22000 Gıda Güvenliği Sistem Belgelendirme işlemi hepimizin bildiği gibi ISO 17021 standardına uygun öncelikle TÜRKAK tan akredite belgelendirme kuruluşlarınca Gıda Güvenliği Sistem Belgesi talebinde bulunan firmanın kapasitesine bağlı olarak ortalama bir- beş gün arasında değişen sürede örnekleme metodu ile yapılmakta ve verilen sertifika 3 yıl geçerli olmakta ve her yıl bir defa ara denetimleri yapılarak standardın uygulamalarının devam edip etmediği incelenir sonuca göre karar verilir. ISO 22000 Standardına uygunluk sağlandığında sertifika verilir ve sertifikaya firmanın kapsamı da yazılır. En önemli konu sertifika alan gıda firması Gıda Güvenliği sisteminin varlığının doğrulandığından, ürünün belgelendirilmediği belirtilmekte ve buna bağlı olarak ürünün hiçbir noktasında büyük ambalajlar dahil ISO 22000 Gıda Güvenliği logo, duyuru, açıklama , belgelendirme kuruluşu logosu ve de TÜRKAK gibi akreditasyon kuruluşu logosu kullanılamaz ve kullanılamayacağı belgelendirme kuruluşu tarafından firmaya açıkça izah edilir, ayrıca sözleşme eki olarak logo kullanma talimatı imzalatılır.

 

 
HELAL GIDA SERTİFİKALANDIRMASI’na esas teşkil eden Gıda Güvenliği Sistemi, analiz boyutu ve hijyen denetimine ilave olarak İslami kuralların gereği yerinde incelenmekte ve uygunluğu karar verildiğinde sertifikası düzenlenmektedir. Bu durumda sistem belgelendirme yapılmasına rağmen ve belgelendirme kuruluşu yıl boyunca sürekli üretime nezaret eden bir eleman bulundurmadığı halde yılda bir kez yaptığı denetim sonucunda ürüne logosunu kullandırtmakta ve ürünün helal gıda statüsünde olduğu izlenimi yaratmaktadır. Bu durum tüketiciyi açıkça yanıltan bir uygulamadır. Bizim kanaatimiz odur ki bu tür sertifika veren kuruluşların sistemi belgelendirdiklerini deklare etmeli ve ISO 22000 de olduğu gibi ürüne helal gıda anlamına gelen hiçbir logo kullandırmamalıdır.

 

 
Yukarıda bahsettiğimiz tanımlamaları dikkate alarak; gizlilik, tarafsızlık ilkeleri ile hizmet veren A tipi muayene kuruluşlarının sertifikalandırma yerine sadece denetlemenin yapıldığı gün/günler süresince üretilen ürünlerin girdileri, imalatı, depolanması, dağıtımı ve nihai tüketicilere satış noktaları tesis bazında muayene edilerek Gıda Güvenliği Yönetim sistemi ile birlikte İslami kuralların uygunluğu gıdanın türüne göre Veteriner Hekim, Gıda Mühendisi veya Ziraat Mühendisi muayene heyeti ekip liderliğinde ve beraberinde teknik uzman olarak Teolog ( İlahiyatçı) dan oluşan özel bir deneyimli heyet tarafından yerinde incelenir ve ISO 17020 Uluslararası muayene kuruluşlarının akredite olduğu standart esaslarına göre sertifikası muayene raporu düzenlenir. Buna bağlı olarak muayene süresince değerlendirilen ürünlerin parti seri numarası ve imal tarihi dikkate alınarak ürün ambalajına logo kullanma hakkı tanınır ve muayene raporunda açıkça inceleme yapıldığı gün için geçerlidir ibaresi belirtilerek HELAL GIDA MUAYENE RAPORU (SERTİFİKASI ) düzenlenir.

 

 
Helal Gıda uygunluğu beklentisinde olan tüketicilerimizin bu haklı taleplerini ISO 17020 Standardına göre hizmet veren A tipi bağımsız muayene kuruluşları tarafından ürünün miktarı ve ilişkili tesisin gıda güvenliği sistemi yönünden durumu muayene raporunda belirtilen ve bunun sonucunda HELAL GIDA olarak kimliklendirilen HELAL GIDA MUAYENE SİSTEMİ uygulanmalı veya HELAL GIDA SERTİFİKALANDIRMA sistemi uygulayan kuruluşlar yıl boyunca yetkin denetçisi tarafından kesintisiz üretimi ve tesisin gıda güvenliği yönetim durumunu denetlemelidir.

 

 
Pratikte bir yıl boyunca sürekli denetçi bulundurma uygulamasının pek mümkün olmayacağı nedeniyle biz HELAL GIDA MUAYENE sistemini önermekteyiz.

 

 
HELAL GIDA ARTIK KAÇINILMAZ, ANCAK; TERCİHİNİZ SERTİFİKA DEĞİL, MUAYENE OLMALI !

 
Bu nedenle her fırsatta dile getirdiğim üzere; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 5996 sayılı gıda yasasının 31. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere başta Yerel Yönetimler, Vakıf, Üniversiteler ve Özel Hukuk tüzel kişilerden kısmen veya tamamen denetim hizmetine dahil ederek denetim görevini daha güçlü hale getirebilecek durumdadır. Ancak yasa ve yönetmelikte açıkça belirtilen ve gerektiğinde Bakanlığa yetki veren bu uygulamanın istihdama da destek olacağı da düşündüğümüzde neden hayata geçirilmediğini anlamakta güçlük çekmekteyiz.

 

 

 

 
Helal gıda muayenesi veya sertifikasyonu resmi denetimin yerini tutması mümkün değildir. Önceki yıllarda gıda güvenliğinin ve denetimlerin özellikle yönetimi ve sorumlusu anlamında Yerel Yönetimler ve Sağlık Bakanlığının da yetkili olmasına bağlı olarak denetimde bir karışıklık örneğin mükerrer denetim veya denetimsizlik sorumluların yetkililiği net olarak bilinmediğinden çok cüzi konuları içeren bir gıda maddeleri tüzüğü ile yürütülen bir sistemsizlik vardı. Günümüzde ise gıda mevzuatının AB ile uyumlu olması özellikle yönetsel yetkilerin tek elde toplanması özetle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında toplanması gıda güvenliğini etkin ve izlenebilirliği olan bir çatı altındaki sistem birlikteliği oluşturmuştur. Bununla birlikte Türk Gıda Kodeksi yürürlüğe girmiş hemen hemen her ürün bazında Kodeksin parçası olarak ürün tebliğleri yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Gıda laboratuvarları kamu ve özel olmak üzere sayısal olarak yüksek sayıda artış oluşmuş ve tamamına yakını Uluslararası geçerliliği olan ISO 17025 akreditasyonunu tamamlamıştır. Ayrıca Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde Ulusal referans laboratuvarı da hizmete girmiştir.

 

 
Bu kadar olumlu gelişmelerin yanında iyi niyetle ve yüksek performansla gıda güvenliği denetimleri periyodik ve şikayete bağlı olarak yapılsa da hepimizin bildiği üzere fiziki ve personel yetersizliğinden dolayı mevzuatta olmasına rağmen denetimin gıda sektöründe periyodik olarak en az yılda bir kez yapılamadığı bir gerçektir. Sadece bir örnek verirsek İstanbul’un en önemli ilçelerinden Kadıköyü incelediğimizde hayvan kökenli gıdaları denetleyecek ve hayvan sağlığı işlemlerini de yürütecek bugün için, üç veteriner hekim istihdam edilmekte ve yaklaşık altı bin gıda işletmesi/satış noktası olmasına rağmen en fazla ortalama bin yedi yüz işletmeye periyodik olarak denetimin gidilebildiği kayıtlarda görülmektedir. Geri kalan dört bin üç yüz işletmenin yılda en az bir kere dahil gidilememesi gıda güvenliği yönünden tüketici aleyhine büyük risk oluşturmaktadır.

 

 

 

Bu nedenle AB mevzuatında 882/2004 EC sayılı resmi kontrollerin genel hükümlerinin belirlendiği şekliyle ve de 5996 sayılı Ülkemize ait gıda yasası ile ilişkili yönetmeliklerde açıkça belirtildiği üzere AB tüzüğünde resmi kontrollerin ana hükümlerine uymak kaydı ile detay uygulamaları her ülke tarafından kendi şartlarına uygun olarak hazırlayabileceğini de açıkça belirtilmiştir. Resmi denetimin tam anlamıyla yapılabilmesi için devletin sürekli memur istihdam edemeyeceği dikkate alındığından resmi denetimin özel sektör, yerel yönetim, üniversiteler, vakıf, vb. mevzuatta belirtilen kuruluşlardan hizmet alımı yoluyla güçlendirilmesi gerektiği günün geldiği ve hatta geç kalındığını belirtmek durumundayım. İlgili yönetmelikte açıkça belirtildiği gibi ISO 17020 den akredite olma şartıyla resmi denetimi tamamen devretmek yerine destekleyici hizmet alımını bir sistem dahilinde gerçekleştirilmelidir.

 

 
Gerekirse bir İlimiz pilot uygulama bölgesi seçerek test edilmeli, uygulamada doğacak boşluklar giderilmeli ve mutlaka denetimsizliğin önüne geçmek için hizmet alımı başlatılmalıdır. Bununla birlikte Kadıköy örneğinde olduğu gibi yılda en az bir kez ulaşılamayan gıda işletmesi kalmayacak gıda güvenliğinin orkestra şefi anlamını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının denetim anlamında ulaşamadığı hiçbir gıda sektörü kalmayacaktır. Doğal olarak denetim artışına paralel olarak analiz talebi de artacağından resmi denetim esnasında alınan denetim numunelerinin kamu laboratuvarları beraberinde ithalat ve ihracat analizlerinde olduğu gibi akredite özel laboratuvarlardan da destek alımına gidilmesi, Gıda laboratuvarlarının sürdürülebilirliği yönünden gelişmelerini sağlayacaktır.

 

 
Bu durum gerçekleştiğinde Gıda sektörünün tamamı etkin bir denetime tabi tutulacak, tüketicinin en üst seviyede gıda güvenliği beklentisinin karşılanması sağlanacak, esas beklentimiz olan çiftlikten sofraya söyleminin tam olarak eyleme dönüşmesi gerçekleşecek ve ayrıca Ülkemizin işsizlik sorununu bir nebze katkı sağlayarak, veteriner hekim gıda mühendisi ziraat mühendisi su ürünleri mühendisi gibi gıda kontrolü olabilecek meslek sahibi gençlerimizin özel sektörde istihdamı artacaktır. Helal Gıda muayenesi ise resmi denetim beraberinde ikinci bir tüketici güvencesi olarak alışverişlerimiz de yerini alacaktır.

 

 

Dr. Can DEMİR
Veteriner Hekim
Gıda Güvenliği ve Hijyen Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı
www.ggveha.com.tr


Yazan - 7 Ekim 2013. Kategori MANŞET, HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x