Amerikan Mutfağı’ndan Türk Yemekleri Kokuları Yayılıyor


Amerikalı yemek uzmanı Sheilah Kaufman’a göre Türk yemekleri hakettiği yerde değil.

Türk mutfağının lezzetlerini anlatan kitabı ABD’de kısa sürede tükenen ve Washington Post’un 2010’un en iyi 10 yemek kitabı arasında yer alan Amerikalı yemek uzmanı Sheilah Kaufman, ikinci kitabıyla, “aşık” olduğu Anadolu’nun birbir çeşit lezzetini Amerikalıların mutfaklarına taşıdı.

Türk kadınlarının, annelerinden gelen alışkanlık ve ağız tadıyla, “1 su bardağı şeker, 1 kahve fincanı yağ” gibi tariflerle yaptıkları birbirinden lezzetli yemekler, Türkiye sınırlarından dışarı çıkınca bir muammaya dönüşebiliyor. Çünkü “su bardağı, kahve fincanı, çay kaşığı, tutam, azıcık, tepeleme” gibi tüm tanımlamalar, Türk yemeklerini, özellikle de hamur işlerini yapmak isteyen yabancıları, ya etrafta Türk bakkalı arayıp bu “ölçü birimlerini” bulmaya yöneltiyor ya da tüm uğraşların sonunda görünüm ve lezzet bakımından ne olduğu belli olmayan bir yemek veya tatlının ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Amerikalıları bu karmaşadan kurtaran ise Türk yemeklerine “aşık” Amerikalı yemek uzman ve yazarı Sheilah Kaufman… Basıldıktan sonra kısa süre içinde tükenen ve Washington Post gazetesinde 2010’un en iyi 10 yemek kitabı arasında yer alan Kaufman’ın Nur İlkin ile birlikte çıkardığı, ikinci Türk yemekleri kitabı “Türk Yemekleri: Bölgesel Tarifler ve Hikayeleri”, Amerikalıların evlerine Türk lezzetlerinin girmesini sağlıyor.

Değişik ülke ve lezzetlere dair bugüne kadar yazdığı 26 kitapla “sıradışı şef” unvanını kazanan Kaufman, evinde, oyalı kolyesi ve mutfaktaki nazar boncuğuyla Türk yemeklerine dair serüvenini anlattı.

İstanbul’un yanı sıra Çanakkale (Truva), Konya, İznik, Edirne, Bursa, Amasya ve Efes’i gezerken tattığı birbirinden güzel yemeklere hayran kaldığını, kitabı beraber hazırladığı İlkin’in “muhteşem yemeklerini” görünce de Türk mutfağına aşık olduğunu belirten Kaufman, Amerikalıları bu lezzetlerle tanıştırmak istediğini söyledi. Ancak, tarifleri yazmanın umduğu kadar kolay olmadığını ifade eden Kaufman şunları kaydetti: “Nur ile yemekleri birlikte yapıp sonra yazacaktık. Ama gördüm ki malzemeleri göz kararı koyuyor. Sonuçta, sizin annelerinizden, kültürünüzden gelen bir lezzet alışkanlığınız var. Bu yüzden Türk kadınları, malzemeleri kabaca bileseler bile kolayca yapabiliyor. Bardak, fincan tarifleri onlar için yeterli. Ama bu yemekleri hiç bilmeyen Amerikalılar için ölçü lazım, tencere boyutlarından kaç dakika kaynayacağına kadar tüm ayrıntılara tarifte yer verilmesi gerekli. Mesela ben Türk çay bardağı almaya gittim, ama 6 ayrı boyutu var, hangisini kullanacağım bilemedim. Özellikle de bir kimyası olan hamur işlerinde, doğru ölçüleri bulmazsanız yapamazsınız.”

Bunun üzerine, tarifler yapılırken malzemeleri ölçü kaplarıyla tek tek hesaplayıp bu ölçülere göre tekrar yemek yaptıklarını anlatan Kaufman, 2001 yılında basılan ilk kitapları “Türk Mutfağının Tatları”nı bu şekilde hazırladıklarını, daha sonra yeni basılan ikincisini yazmanın daha kolay olduğunu söyledi.

Türkiye’deki yemek kitaplarının çoğunda benzer sorun olduğunu anlatan Kaufman, “Genelde ‘1 çay bardağı şeker, bir kahve fincanı un’ deniliyor veya tariflerde, Türk insanının fark etmeyeceği ama bizim için sorun olacak önemli boşluklar var. İngilizceye çevrilen kitaplarda da anlam sorunu olabiliyor. Örneğin çeviride kullanılan fiil ‘doğranmış fındık’a denk geliyor, ama biz ‘dövülmüş’ için başka tanım kullanıyoruz. Ya da ‘cup’ denildiğinde sizin kullandığınızla bizim kullandığımız aynı değil. Bu da tarifi zorlaştırıyor” dedi.

Kaufman, ancak Amerikalıların bu kitabı çok rahat anladığını ve kitaba çok ilgi gösterdiğini belirterek, “Kitabı alan Amerikalıların Türk yemeklerine bayıldıklarını duydum, bazıları daha önce hiç Türk yemeği tatmamıştı. Çok güzel bir deneyim oldu onlar için. Kitap sayesinde Amerikalılar kolayca Türk yemeklerini yapabiliyor” diye konuştu.

Kaufman, Fransız mutfağı denince sosun, İtalyan mutfağı denince makarnanın akla geldiğini, ama Türk mutfağının tek bir özellikle sınırlandırılamayacağını, tatların bölgeden bölgeye, hatta köyden köye değiştiğini vurgulayarak, bu kadar zengin bir mutfağın aslında ABD ve dünyada hak ettiği konumda olmadığını söyledi.

Türk yemeğini sevmediğini söyleyen arkadaşının aslında hiç Türk mutfağını görmediğini öğrendiğini anlatan Kaufman şunları kaydetti: “Çünkü Türk yemeklerini çok baharatlı sanıyor, halbuki en az baharatlı yemekler Türk yemekleri. Üstelik çok sağlıklı ve taze sebzeden yapılıyor. Ama sorun şu ki, insanlar Türk yemeklerini tam olarak bilmiyor. Yoğurdu bile Türklerin bulduğunu, Noel Baba’nın Türkiye’de yaşadığını, lalelerin aslında Türkiye’den Hollanda’ya gittiğini, Avrupa’ya kahveyi, çayı Türkiye’nin tanıttığını bilmiyorlar. İnsanların Türkiye’nin yerini bildiğinden bile şüpheliyim. Amerika’nın her yerinde Türk mutfağını gerçekten yansıtan restoranlar pek yok. Amerikan toplumumun, Türk yemeklerini anlaması için daha çok sayıda restoranlarınız olmalı, onların Türkiye’ye gitmeleri ve dönünce evlerinde Türk yemeklerini yapıyor olmaları lazım. Türk marketlerinin artması lazım. Yani birilerinin bu insanlara Türk yemeklerini göstermesi lazım.”

Kaufman, bu konuda kendi üzerine düşeni yapmaya çalıştığını, kitapta Türk kültürünü de tanıttıklarını, şimdi de her davete maddi karşılık beklemeden gidip Türk yemeklerini ve kültürünü anlattığını söyleyerek, “Son 8 ayda, Nur ile hazırladığımız kitabı okuyan, Türkiye’yi anlattığım 9 kişi İstanbul’a gitti. Şimdi hepsinin Türk dostları oldu” dedi.

ABD’de Türkiye’nin gönüllü elçisi olarak çalışan Kaufman, isteyenlere Türk yemekleri dersi verdiğini, dergilere Türk mutfağını yazdığını söyledi.

Sheilah Kaufman, Türk yetkililerinin destek vermesi halinde de ABD’deki büyük eyaletlerde 1000’in üzerindeki kişiye Türk yemeklerini öğretebileceğini ve Türk tarihini anlatabileceğini belirterek, “Çok bir beklentim yok, ama çabalarımıza küçük de olsa destek verirlerse seviniriz. Tüm dünyaya Türk yemekleri ve kültürünü öğretme gayreti içindeyim” dedi.

Bu tarz etkinliklerin reklamlardan çok daha etkin olduğuna dikkati çeken Kaufman, “Yunanistan’a giden arkadaşlarıma Türkiye’yi öneriyorum. Örneğin Yunanistan’da olan her şey Yunan, ama Türkiye’yi kazdığınızda, farklı tarihlere, kültürlere, dinlere ulaşabilirsiniz, yemekler de öyle. Diğer ülkelerde nereye gitseniz aynı yemekleri yersiniz, ama Türkiye’de öyle değil, her noktasında ayrı lezzet var” diye konuştu.

Türk yemekleri konusunda, vejeteryanlar için sebze ağırlıklı üçü ncü kitabı da çıkarmayı planladıklarını belirten Kaufman, Türklerin tarih boyunca Yahudilere sahip çıktığını belirterek, Türkiye’deki Yahudilerin tarihi ve Türk-Yahudi mutfağı hakkında da kitap yazmak istediğini kaydetti.

Öte yandan kitapta Türk yemeklerinin kökenine dair bilgilere de yer verdiklerini belirten Kaufman, “Mesela Türklere Persler, eti sebzeyle karıştırmayı öğretti. Mantıyı öğretenler de Çinliler. İspanyollar da Türk mutfağını Avrupa’ya aktardı” dedi.

Kaufman, Osmanlıların da yönettiği her yerin yemek kültürünü saraya taşıyıp uyarladığını belirterek, “Osmanlılar, hem fethettikleri yerlerdeki yemek kültürlerini kendilerine uyarladılar hem de oradaki insanları dinlerini ve dillerini değiştirmeye zorlamadılar. Bu bence çok ilginç bir durum, çünkü diğer birçok ülkeye, İspanyollara, Fransızlara bakıyorum da, ‘Ya Katolik olacaksınız ya da yakılacaksınız’ dediler, ama Osmanlılar zamanında böyle bir şey olmadı” dedi.


Yazan - 11 Aralık 2010. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x