Angus Eti Rengi ve Kokusu Şikayet Konusu Oldu


Angus Etlerinin Rengi ve Kokusu Şikayet Konusu Oldu?

Yurt dışından getirilen Anguslar bu kez etleriyle tartışma konusu oldu. Bayramda Angus kesen onlarca vatandaş, etlerin tadında bir tuhaflık olduğunu hissedince ilgilileri aradılar.

Bu arayanların içinde  yer alan Yılmaz Uran adındaki bir vatandaş, 6 arkadaşı ile birlikte Angus cinsi bir hayvan satın aldı.Bayramda kesilen hayvan ortaklara pay edilmek üzere parçalandı. Ancak 24 saat geçmeden etin kokusu ve renginin değiştiği fark edildi. Yılmaz Uran, etteki koku artınca hemen İl TarımMüdürlüğü’nü arayarak yardım istedi.

Şikayetçi Yılmaz Uran’a Tarım İl Müdürlüğü’nün  yönlendirdiği bir laboratuvar ile veteriner hekim tavsiye edildi. Veteriner Hekim,bu bayramda Angus etleriyle ilgili onlarca şikayet aldıklarını söyledi.

Kalibrasyon ve Deney Laboratuvarları Derneği Genel Sekreteri, Veteriner Hekim Can Demir kokuşmuş angus etinde ne olduğunu anlamak için basit bir test yaptı. Ön bilgi için Eti yağsız kızgın bir tavada 2-3 dakika kızarttı. Kokuşma testiyle ne olduğunu anlamaya çalıştı. Bu işlemleri bitiren Veteriner Hekim Can Demir, etlerin yanmaması yani kokuşmaması için önemli uyarılarda bulundu. Etin saklama koşullarını anlattı. Veteriner Hekim Can Demir, etin kararması gibi bir durumla karşı karşıya kalanların durumu yetkililere bildirmesinin çok önemli olduğunun altını çizdi.

NEDEN OLUYOR?

Bu konu ile ilgili görüştüğümüz uzmanlar Angus’ların serbest ortamda yetiştirildiğine dikkat çekerek “Bu hayvanlar toplarak gemilere konuluyor ve bir buçuk ay gibi uzun süre  birlikte hareketsiz kalarak dışkıları  içinde seyahat ediyorlar.Hareketsiz de kaldıklarından kas yorgunluğu meydana geliyor.Bu sürede de normal olarak tıp dilinde Asetilkolin dediğimiz bir oluşum meydana geliyor. Bu hayvanların etlerinin koyulaşmasına ve  ağır kokmasına neden oluyor.Hayvanların bir süre dinlenmesi gerekiyor. Dinlenmeden hayvanları kesiyoruz ve yukarıda bahsedilen olumsuzluklar meydana geliyor” diyorlar.

KAS YORGUNLUĞU

Kas yorgunluğu, kas hücresindeki iç ortam dengesinin bozulmasıyla alâkalıdır. Aslında yorgunluğa yol açan birçok faktör bulunduğundan, bunun sebepleri hakkında tam bir görüş birliği yoktur. Kas hücresinde lâktik asit gibi bazı maddelerin artması, glikojen gibi bazı maddelerin ise azalması, kasta iç ortam dengesinin bozulmasına yol açabilir. Bu değişiklikler kasın uyarılmasına ve/veya kasılmasına menfî tesir eder ve yorgunluk gelişir.Kas yorgunluğuna yol açan faktörlerin adale içerisinde bulunması da gerekmez; kası uyaran sinirlerde veya kas-sinir kavşağında da yorulma olabileceği genellikle kabul edilmektedir. Bu durumda yeterli sayıda kas hücresi uyarılamadığı veya bazı kas hücreleri sadece zayıf bir şekilde uyarılabildiği için, kas kuvvetinde azalma ortaya çıkar.

Diğer yandan insan vücudunda glikojen asla tamamen tüketilmez; çünkü en hayatî organımız olan beynin her zaman taze glikoza ve oksijene ihtiyacı vardır. Bu yüzden glikojenin bir miktarını her zaman yedek tutacak şekilde metabolizmamızı ayarlamaktadır. Bu sebepten, dayanıklılık gerektiren dallardaki sporcular, aynı yoğunluktaki egzersizde enerjilerini yağ yakarak kazandıkları için daha geç yorulurlar.

Maraton koşucularında genellikle 29 ile 35. kilometrelerde kas glikojeni tükenmeye başlar. Bununla eşzamanlı olarak, kaslara giden kan akımında da -beynin kan ihtiyacı daha acil ve öncelikli olduğu için- belirgin bir azalma olur. Bu durumda oksijen yetmezliği ve potasyum gibi çeşitli maddelerin birikmesiyle anî bir yorgunluk ortaya çıkar. Bu durum, ‘duvara toslama’ olarak tarif edilir. Yorulan kasın kasılma süresi uzar ve meydana getirilen kuvvet azalır. Yorgunluk fazla olursa adale tam olarak gevşeyemez. Bundan dolayı bazı bilim adamları kas yorgunluğunu kas kullanmayla dinlenme arasındaki dengenin geçici olarak bozulması şeklinde tarif ederler. 

ASETİLKOLİN

Sinir lifleri ve sinir lifi kas arası uyartıların iletiminde başlıca görevi olan bir kimyasal maddedir. Parasempatik sinir sisteminin çalışmasında da önemli rol oynar. (bkz. Sinir Sistemi). Asetilkolin, vücutta, kolinesteraz adlı madde tarafından parçalanır. İçinde fosfor bulunan böcek öldürücülere uzun süre maruz kalınması gibi hallerde, kandaki kolinesteraz miktarı azalırsa, dolaşımda normalin üstünde asetilkolin bulunacağından, parasempatik sinir sistemi fazla uyarılmış olur. Bu takdirde, kalbin çalışması yavaşlar, kaslar gevşer, bulantı, baş dönmesi, baş ağrısı duyulur, gözbebekleri ufalır ve görmede bozukluklar olur. Bu durumu düzeltmek: için, asetilkolin antagonisti olan atropin zerk edilmelidir; aksi halde, şiddetli bağırsak spazmları ve diğer ağır belirtiler ortaya çıkar ve sonunda hastada şiddetli kasılmalar ve koma hali belirir. Özellikle ziraatle uğraşan kişilerde yukarda belirtilen şikâyetler olduğu zaman, bu olasılığı hatırlamak lâzımdır


Yazan - 19 Kasım 2010. Kategori GIDA, ET VE ET ÜRÜNLERİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x