Avrupa Ekonomisi Nereye?


AVRUPA EKONOMİSİ NEREYE?

TASAM Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Toy
ihsantoy@tasam.org

Ekonomide beklentiler genellikle kötü senaryonun gerçekleşmesi ile neticelenir. Çünkü ekonomik sapmanın önlenebilmesi ve iyi senaryonun gerçekleşebilmesi; alınan önlemlerin uygulanmasında güçlü siyasi irade, toplumsal sahiplenme, belirlenen yol haritası ilkelerine sadık kalma, sadece ülkesel bazda değil uluslararası finans otoritelerinde de güven uyandırılması ve alınacak tedbirlerde tutarlılık gerektirir. Bu da çok fazla değişkeni başarıyla kontrol etmek, yönetmek ve yönlendirmek anlamına gelir.

Benzetme yapmak gerekirse bir ip canbazının ip üzerinde dengede kalarak yürüme çabası yoldan çıkmış bir ekonomide becerilmesi gereken “denge”nin yanında çocuk oyunu gibi kalır.

Bir buçuk yıl önce “Gözler Avrupa’da, Krizin Ekseni mi Kayıyor?” başlıklı bir makale kaleme almıştım.

Söz konusu yazımın sonunda YUNANİSTAN’I KURTARMAK KOLAY AMA YA DİĞERLERİ başlığı altında şunları söylemiştim;“Aslına bakılırsa ülke borçlarının ağırlığının AB ülkelerine olduğu Yunanistan’ı kurtarmak –etik ve ahlakî değerler bir yana bırakılırsa- Avrupa Birliği için hiç de zor değil. Üstelik neredeyse ciddi hiç bir sorun yaşamadan 16 ülkenin parasını birleştirebilen AB’ne, Euronun rezerv para olarak sağlamlığının denenmesi bakımından Yunanistan krizi bulunmaz bir fırsat bile sunabilirdi. Ne var ki benzer makroekonomik göstergeleri taşıyan EUROSİTEM’e dahil bazı AB üyesi ülkeler var. Bu ülkelerin oluşturduğu grup, ülke isimlerinin baş harfleri yanyana getirilerek artık Avrupa’da PIGS (domuzlar) olarak anılmaya başlandı. Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan (Greece) ve İspanya (Spain)’dan oluşan bu ülkelerin mali durumları da pek iç açıcı değil. Üstelik bazıları “batmasına izin verilemeyecek  kadar büyük”. Bunun anlamı; eğer batmaları diğer AB ülkelerince kenardan seyredilirse, seyircilerini de kendisiyle birlikte batırır. Etik kaygılar ve AB değerleri öne sürülerek bazı gazetelerde yer bulan, Yunanistan’ı Euro bölgesinden çıkarmak gibi bir seçeneği ise benzer şartları taşıyan diğer ülkelerin varlığı imkansız kılıyor.

Eğer Euro bölgesi 16 ülke (16 maliye bakanı, 16 merkez bankası, 16 Ulusal İstatistik Kurumu v.s.) değil de tek ülke olmuş olsa idi, adları artık finans kesimlerinde PIGS olarak anılan ülkelerin açıkları kolaylıkla absorbe edilebilirdi.

AB’nin onayladığı ve Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun açıkladığı Ekonomi ve İstikrar Programı’nda, bütçe açığının GSYH’ya oranının 2010 yılında yüzde 4’e düşürülmesi çok iyimser bir yaklaşım olarak önümüzde duruyor. Ancak sonuç olarak bu bir “hedef”. Görünen o ki Yunanistan AB ülkelerinin  -örtülü ya da açık- finansal kredi desteği ile çok çetin 5 yıl geçirerek Maastricht Kriterleri’ni tekrar ama bu kez “dürüstçe” yakalamaya çalışacak.

Ekim 2008’de başlayan küresel mali kriz ile batık bankaların “batmayacak ya da batırılmayacak kadar büyük” olanlarını kurtarmak için trilyonlarca dolarlık yardım paketleri açıklayıp uygulayan devletler özel sektörün risklerini kendi üzerlerine almışlardı. Şimdi bu fatura önlerinde.

Asıl küresel korku ise; bir şirket (banka) olan Lehman Brothers’ın Eylül 2008’de batmasıyla işaret fişeği atılan küresel mali krizin bu kez Yunanistan’ın işaret fişeği ile devletler bazında yeni bir aşamaya geçme ihtimali. Bu kez iki fark var; biri krizin ekseninin Avrupa’ya kayacağı, ikincisi şirketler değil devletler bazında yaşanacağı”.

Yaşananlar artık Yunanistan’ın iktisadi olarak son nefeslerini aldığını gösteriyor. Şimdi temel soru şu; Yunanistan beraberinde kendisiyle benzer makro ekonomik göstergeleri taşıyan diğer Avrupa ülkelerini girdabına çekebilir mi?

Belçika Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Didier Reynders bahsettiğim riski bir kaç gün önce dile getirdi. Lehman Brothers’ın batışıyla yaşanan tetiklenmenin bu kez Yunanistan’ın batışıyla PİGS ülkelerini(!) etkisine alabilecek domino etkisi oluşturabileceğini söyledi.

2010’da Türkiye bütçe açığını % 3.6’ya çekerken rakam AB genelinde ortalama % 6.4 oldu. Akla ironik biçimde “AB üyelik için koyduğu Maastrich kriterlerini yakalayabilecek mi?” sorusu , ardından da insanın şu cümleyi sarf edesi geliyor; “Siz bu kriterleri yakalayın sonra tam üyelik konusunu oturup konuşalım.”

ABD Merkez Bankası (FED) eski Başkanı Alan Greenspan daha da ileri giderek Yunanistan’ın batmasının ortaya çıkaracağı dalganın ABD’yi bir başka resesyona itme potansiyeli taşıdığını belirtti. ABD’nin geçen yıl verdiği bütçe açığı GSYH’nin yüzde 11’ine ulaştı. Bu yılın beklentisi ise yüzde 10 civarında. Düz mantıkla bakıldığında mevcut oranlarla Yunanistan’ın başına gelenin ABD’nin de başına gelmesi beklenir. Yunanistan’daki olası ekonomik batış bizzat Yunanistan’da açık pozisyonları bulunan ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs gibilerini elbette etkileyecektir. Ama dalganın ABD’yi başka bir resesyona düşürmesi ihtimali çok düşük. Çünkü Yunanistan kurtlu bir küçük elmadır. ABD ise büyük ama hormonlu bir elmadır. Eğer Greenspan’ın endişesi gerçekleşirse “kelebek etkisi” teorisine olan inancım pekişecek.


Yazan - 6 Temmuz 2011. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x