Avrupa’da helal kesim; tabii yersen!


260520100114054925218_3Geçen günlerde Avrupa’da patlak veren at eti skandalı Müslümanları da tedirgin etmeye başladı. Zira skandala adı karışan firmalar arasında ‘helal’ sertifikalı ürün satanlar da var.

 

 

Almanya’da uzun süre boyunca işleri kötü giden Pakistanlı bir market sahibi, bir gün dükkânın camına bir kâğıt yapıştırır. Zamanla marketin işleri açılır. Camdaki kâğıdı gören müşteriler dükkâna daha sık gelmeye başlamıştır. Marketin cirosu artmakta, adamın yüzü gülmektedir. Marketin karşısında dükkânı bulunan Alman bir berber duruma hayret eder. Sonunda dayanamayıp market sahibine sebebini sorar. Market sahibi, berbere ‘Helal’ yazılı kâğıdı gösterip Müslümanların hassasiyetini anlatır. Alman berber, yeni ticari yöntemi hiç düşünmeden hayata geçirmeye karar verir. Ertesi gün Alman berberin camında da ‘Helal’ yazılı bir kâğıt vardır. Kâğıt, berberin beklediği ilgiyi çeker çekmesine ama gelen müşterilerden hiçbiri dükkâna girmez. Herkes bir süre kâğıda bakar, sonra kahkahayı basıp gider. Hatta bazı Alman müşteriler de buna anlam veremeyip başka bir berbere gitmeye başlamıştır. Olanlara bir türlü anlam veremeyen berber, soluğu yeniden market sahibinin yanında alır. Durumu anlatır ve akıl ister. Market sahibi bir süre güldükten sonra ‘Helal’ meselesinin iç yüzünü anlatır. Alman berber dersini almıştır, o günden sonra bir daha Müslümanların dinî hassasiyetlerini kendine gelir sağlamak için kullanmaz…

 

 

Avrupa’da hızla artan Müslüman nüfusu, helal gıda sektörünün büyümesine vesile oldu. Pew Araştırma Merkezi’nin verilerine göre, hâlihazırda Avrupa genelinde 44 milyon 138 bin Müslüman yaşıyor. Müslümanların nüfus artış hızı dikkate alındığında, bu rakam 2030’da 58 milyon 209 bine ulaşacak. Bu durum yerli-yabancı çok sayıda firmanın helal gıda sektörüne girmesine sebep oluyor. Mesela Nestle, tüm dünyada üretim yapan 456 fabrikasından 85’inin helal sertifikasına sahip olduğunu, bir pazarlama stratejisi olarak her fırsatta dile getiriyor. Danimarka’da helal kesim sertifikasına sahip mezbahaların  tamamı Danimarkalılara ait. Son dönemde helal gıda sertifikası alabilmek için başvuru yapan Alman firmalarının sayısı hızla artıyor. Fransa ve İngiltere’de de durum farklı değil. Söz konusu firmalar helal sertifikasını sadece yaşadıkları ülkelerdeki Müslümanlar için değil, dünyanın değişik yerlerindeki Müslüman ülkelere ihracat yapabilmek için de talep ediyor. Bununla birlikte diğer bütün sektörlerde olduğu gibi helal gıda sektöründe yaşanan hızlı büyüme de beraberinde çeşitli sorunları getiriyor. Her şeyden önce helal kesimle ilgili tartışmalar yıllardır dinmek bilmiyor. İlerleyen teknolojiye paralel yeni kesim teknikleri, sorunu çözmek bir tarafa daha da karmaşık hâle getiriyor. AB genelinde hayvana eziyet verdiği gerekçesiyle boğazlamanın yasaklanmasından sonra gündeme gelen tabanca ya da elektrikle şoklama yöntemi, İslam’ın helal kesim konusundaki kuralları son derece açık olmasına rağmen, sadece sıradan Müslümanlar değil, din adamları arasında da tartışmalara sebep oldu.

 

 

Diğer Haberler:
Greenpeace'in efsane gemisi İstanbul’da  

Öte yandan Avrupa’da herkesin helal kesim meselesine hayvanın eziyet çekip çekmemesi zaviyesinden yaklaştığını söylemek çok güç. Mesele birçok ülkede iç politika ve seçim malzemesi hâline dönüştürülmüş durumda. Oy kaybeden aşırı sağcı partiler sık sık helal kesim meselesini gündeme getirerek İslam karşıtı milliyetçilerin oylarını devşirmeye çalışıyor. Bunun en çarpıcı örneği, geçen yılki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Fransa’da yaşandı. Aşırı sağcı lider Le Pen’in seçim propagandalarından biri helal kesimin yasaklanmasıydı.

 

 

Geçen günlerde patlak veren at eti skandalı Avrupa’da ‘helal gıda’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Zira İrlanda ve Hollanda’da kesilen atlar, Avrupa’nın birçok ülkesine satılmıştı ve satın alanlar arasında ‘helal sertifikalı’ ürün sattığını iddia eden firmalar da vardı. Hollanda Gıda ve Tüketim Malları Güvenliği Kurumu (NVWA), at eti skandalıyla gündeme gelen W. Selten firmasının 2011‘den beri piyasaya 50 bin ton sorunlu et sürdüğünü açıklamıştı. Söz konusu etleri Avrupa genelinde 370 firma almıştı ve bunlar arasında sattığı ürünlerin üzerinde helal sertifikası bulunan bazı firmalar da vardı. İlk açıklama Danimarka’dan geldi. Danimarka Gıda İdaresi, Hollanda merkezli W. Selten firmasından et alan 14 firmayı açıkladı. Bunlar arasında Müslümanların sıklıkla tercih ettiği 2 firma da vardı: Anadolu Gıda ve Full House…

 

 

Bu durum ister istemez akıllara ‘helal sertifikası’ veren kurumların güvenilir olup olmadığı sorusunu getiriyor. Hâlihazırda helal sertifikaları konusunda Avrupa genelinde faaliyet gösteren ve bütün İslami sivil toplum kuruluşları tarafından kabul edilen bir üst kuruluş bulunmuyor. Bununla birlikte son dönemde bu alanda kayda değer birtakım çalışmaların yapıldığı söylenebilir. Türkiye’de helal sertifikası verme yetkisine sahip iki kurumdan biri olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES), geçen yıllarda Avrupa’da düzenlediği konferanslarla konuyu gündeme getirdi. Derneğin Başkanı Hüseyin Kani Büyüközer’e göre, Avrupalılar, Müslümanların helal gıda konusundaki hassasiyetinden rahatsız. Büyüközer, Avrupa’da helal gıda sertifikası veren bazı kuruluşlarda çok ciddi sorunların bulunduğunu kabul etmekle birlikte Avrupalıların helal gıda meselesine yaklaşımının problemli olduğunu söylüyor. Büyüközer, “Helal gıda sektörü dünya genelinde 2 trilyon doların üzerinde pazara sahip. Bu durum ister istemez Avrupa’da birilerinin iştahını kabartıyor. Helal gıda sektörünü tamamen kontrolleri altına almak istiyorlar.” diyor. Danimarka Müslümanları Ortak Konseyi Basın Sözcüsü Mustafa Gezen de “Eminim, bu süreçten sonra Müslümanlar helal et konusunda çok daha seçici olacaktır. Yaşananların sektörün daha iyiye gitmesine vesile olmasını diliyorum.” şeklinde konuşuyor.

 

 

Peki, Avrupa’da helal kesim sorununun çözülmesi için neler yapılmalı? Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi’ne  (ZMD) göre öncelikle helal damgalarının istismar edilmemesi için ‘yasal düzenlemeler’ yapılmalı, yasal boşluklar bir an evvel giderilmeli. At eti skandalı sonrası Alman hükümetine çağrıda bulunan ZMD, helal gıda sektöründe yaşanan hızlı gelişmenin sektörü istismara açık hale getirdiğini belirttikten sonra helal sertifikası veren  güvenilir kurumların oluşturulmasını talep etti.

Diğer Haberler:
Sisi'den Putin'e, Türkiye'den yüzde 40 daha ucuza gıda teklifi

 

Avrupa’da helal gıdanın serencamı

 

 

ALMANYA: Helal kesim tekniklerinin hayvanlar için eziyet verici olduğunu düşünen Almanlar, yıllarca helal kesime müsaade etmedi. Ancak bu durum 2002’de değişti. Almanya Federal Anayasa Mahkemesi tarihî bir karara imza atarak İslami kurallara uygun kesimin önünü açtı. Müslümanları çok sevindiren bu karar, Almanya’da helal gıda sektörünün hızla büyümesine vesile oldu. Alman firmaları bile helal sertifikalı ürün satmaya başladı. Yaklaşık 4,2 milyon Müslüman’ın yaşadığı Almanya’da helal sertifikasına sahip çok sayıda firma bulunuyor. Ancak at eti skandalı helal sertifikalarının güvenilirliğini tartışmaya açtı. Zira geçen şubatta Berlin ve Leibzig’de helal sertifikalı ürünler sattığı söylenen 20 dönerciden üçünde domuz etine, birinde at etine rastlandı. Şu an ülkede helal sertifikası veren birçok kuruluş var ama kontroller yetersiz. Almanya Tüketiciyi Koruma Bakanı Ilse Aigner, at eti skandalı sonrası yaptığı açıklamada helal gıda üretiminde standartların belirlenmesi ve denetim için Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi’nden  kendilerine yardımcı olmasını istedi.

 

 

HOLLANDA: Ülkede helal kesim tartışmaları 2011’de tırmandı. Hollanda Parlamentosu’ndaki Hayvanlar Partisi öncülüğünde çok sayıda politikacı, hayvanlara eziyet çektirdiği iddiasıyla helal kesim tekniklerinin yasaklanmasını talep etti. Konu, Haziran 2011’de parlamentoda oylandı. Hıristiyan Demokratlar, Hıristiyan Birlik ve Reformist Devletçi Parti’nin karşı çıkmasına rağmen 30’a karşı 116 oyla kabul edildi. Karar ülkede yaşayan Müslümanlar ve Yahudiler tarafından büyük tepki çekti. İki dinin temsilcileri Hollanda Parlamentosu’nun üst kuruluşu Senato’ya başvurdu. Kararın yürürlüğe girebilmesi için Senato’nun onayı gerekiyordu. Yapılan oylamada 21 üye tasarıya evet oyu verirken, 51 üye tasarının reddedilmesini istedi. Neticede Hollanda’da helal kesimin kanun gücüyle yasaklanması son anda engellenmiş oldu. Pew Araştırma Merkezi’nin verilerine göre 914 bin Müslümanın yaşadığı  ülkede  Helal Gıda ve Yem İdaresi, Yüksek Kalite Helal Sertifika Kurumu, Helal Kesim Kontrol Merkezi gibi çeşitli kuruluşlar helal sertifikası veriyor. At eti skandalı, söz konusu sertifikaların güvenilir bir şekilde kontrol edilmediğini ortaya çıkardı.

 

 

FRANSA: Yaklaşık 5 milyon Müslüman’ın yaşadığı ülkede helal kesim tartışması, Montaigne Enstitüsü’nün 2011’de İslam’la ilgili araştırmalarıyla maruf Gilles Kepel’e yaptırdığı 2200 sayfalık “İslam, Göç, Kimlik ve Güvensizlik” konulu araştırmayla ayyuka çıktı. Kepel, araştırmanın yayımlanmasından birkaç gün sonra France 2 kanalında yaptığı açıklamada, Fransa’daki banliyölerin neredeyse tamamının helal kesim yaptığını söyledi. Bu açıklama  aşırı sağcı lider Marine Le Pen tarafından genel seçimler öncesinde helal kesim karşıtı bir kampanyaya çevrildi. Fransa Başhahamı Gilles Bernheim, “Fransa’nın çok büyük sorunları var. Bir kriz içindeyiz. Yahudilerce temiz, Müslümanlarca helal kabul edilen etler, nasıl Fransa’nın en büyük sorunu hâline gelebilir?” diyerek şaşkınlığını ifade etse de konu uzun süre gündemden düşmedi. Fransa Müslüman Konseyi Başkanı Muhammed Musavi ise Müslümanların seçimler için günah keçisi hâline getirildiğini ve buna bir anlam veremediklerini söyledi. Fransa’da halihazırda 50’den fazla kuruluş helal sertifikası veriyor. Ciddi bir denetimden söz etmek oldukça güç. Fransa Müslümanlar Konseyi, ülkedeki bütün İslami kuruluşlarca kabul edilebilecek tek bir helal sertifikası oluşturmak için çalışma yapıyor.

Diğer Haberler:
23 Nisan tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor

 

 

İNGİLTERE: 2011’de parlamentoda bulunan 23 restoranda helal diye servis edilen yemeklerin tamamının helal olmadığının ortaya çıkması, Müslümanların tepkisini çekmişti. Helal kesime karşı çıkan bazı vekiller, parlamentodaki restoranlara helal et servisini yasaklamış ancak Müslüman vekiller bilgilendirilmemişti. Bir süre helal zannederek necis et yiyen parlamentonun Müslüman temsilcilerinden Lord Ahmed, kandırıldığını belirterek Müslümanlar için hakaret sayılan yasağın derhal kaldırılmasını istedi. Lord Ahmed’e İngiltere Kilisesi üyelerinden Alison Ruoff’tan destek gelince yasak kısa süre sonra kaldırıldı. Ancak bu, helal et tartışmalarını tamamen bitirmedi. At eti skandalı sonrasında yapılan kontrollerde helal diye satılan birçok üründe domuz ürünlerine rastlandı. Bunlardan birinin Westminster şehrindeki St. Mary’s Bryanston Square İlkokulu olması Müslüman kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yapılan incelemelerde okulun kantininde satılan helal sertifikalı sosislerde domuz DNA’sına rastlanmıştı. Daha önce de cezaevlerinde dağıtılan helal sertifikalı börek ve mantılarda domuz DNA’sı tespit edilmiş, cezaevlerine dağıtım yapan şirketin anlaşması iptal edilmişti. İngiltere’de çok sayıda helal sertifikası verme yetkisine sahip kuruluş bulunuyor. Bu kuruşların tamamı sertifika verme hakkına sahip olsa da ülke genelinde yaşayan Müslümanların tamamı tarafından güvenilen ortak bir  helal sertifikasından bahsetmek çok güç. Helal sertifikalarının güvenilirliğini kontrol eden herhangi bir mekanizma da bulunmuyor. İngiltere Gıda İdaresi, sadece kesimin hijyen şartlarına uygun olup olmadığını ve satılan etin paket üzerinde yazan içindekiler bölümüne uygun olup olmadığını kontrol  ediyor.

 

 

POLONYA: Avrupa’nın birçok ülkesine helal damgalı et ihraç eden Polonya’da  Anayasa Mahkemesi, geçen yıl İslam ve Yahudi usullerine göre hayvan kesimini yasakladı. Mahkeme, hayvanların uyuşturulmadan kesilmesinin ‘işkence’ olduğuna ve bu uygulamanın Polonya Anayasası’na ters düştüğüne hükmetti. Helal kesimin yasaklanmasının dinî ritüellere uygun kesim yapılmasına müsaade eden Avrupa Birliği normlarına aykırı olduğunu iddia eden Müslümanlar, kararı protesto etti. Yahudiler adına Polonya Devlet Başkanı Bronislaw Koromowski’ye bir mektup yazan Haham Menachem Margol ise Yahudi dinine uygun olan ‘koşer’ kesimin kendileri için vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Mektubunda söz konusu kesim tekniğinin hayvana eziyet vermediğinin bilimsel olarak kanıtlandığını ifade eden Margol, Anayasa Mahkemesi’nin kararının iptali için destek istedi. Polonya’da yaklaşık 20 bin Müslüman yaşıyor. Ülkede helal kesim kanunen yasak olduğu için sertifika veren herhangi bir kuruluş da bulunmuyor.

 

Aksiyon

 

 


Yazan - 1 Mayıs 2013. Kategori MANŞET, HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı