Beyaz Et Gerçeğimiz…… Erdal TOKMAK


321885-svetik

 

Erdal TOKMAK

 

 

Çevremde ve yeni tanıştığım ortamlarda, ne iş yaptığımı öğrenenler biraz sohbetin ardından o çok bilinen ve hemen hemen herkesin aynı şekil ve hafif mahcubiyet içinde sorduğu soru soruluyor “Sizin evde tavuk yeniyor mu?” Tabi ki bu soruya cevap vereceğim ama öncelikle sizlere bunca emeğin ardından ortaya çıkarılmış bu güzel ve lezzetli piliçlerin nasıl üretildiğini anlatmak isterim. Bence beyaz et sektörünün en büyük eksikliği yaptığı bu güzel ve değerli görevi yeterince anlatamamasından kaynaklanıyor. Bunu yapamayınca da bilgi sahibi olmayanlar bu konuyu manipule ediyor oysa teknik bilgi, altyapı ve üretim kalitesi ile dünya ile rekabet ettiğimiz bir sektördür beyaz et sektörü.

 

Toplumumuzun büyük bir kısmı kırsaldan geldiği ve hala kırsal ile ilişkisi devam etmektedir. Tavuk denildiğinde çocukluğunda köyünde yetiştirmiş olduğu tavuğu biliyor, orada kazanılan bu deneyimi marketten aldığı tavuk ile mukayese ediyor. Bu karşılaştırmayı ben normal karşılıyorum ancak bugün dünyada üretilen et ırkı tavukların %85’i endüstriyel üretimlerdir. Pilicin endüstriyel üretimden kaynaklandığını söylerken kimse konuyu başka yerlere çekmesin lütfen. Köylerimizde üretilen tavuklar tamamı lokal ırklardır; bu ırklar besi ve yumurta bakımından herhangi bir ıslaha tabi tutulmadığından verim  performansları oldukça düşük olduğu için üretimleri de maliyetlidir. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse süt sığırcılığında yurdumuzun lokal (yerli) ırklarına baktığımızda BOZ ırk, DAK ve benzeri yerli ırkların laktasyon süreleri 200 gün olup bir lokasyon süresince süt verimleri 750-900 kg’ı geçmez. Oysa çoğumuzun bildiği siyah-beyaz alaca (HOLŞTAYN IRKI)  olarak bildiğimiz inekler aynı süreçte 5500-6000 kg süt verdiklerinde bu karşılaştırmayı pek yapmayız. Oysa Holştayn ırkı yıllarca süren ıslah çalışmaları sonucu elde edilen yüksek maliyeti ve yoğun bir emeğin olduğu gerçeğini pek sorgulamayız.

 

Bugün üretilen etlik piliçler doğal seleksiyonlarla yapılan ve  40-50 yıl süren ıslah çalışmaları sonucu elde edilen melez azmanlarıdır. Bundan dolayıdır ki bu hayvanlar yüksek enerjili yemler ile dengeli beslenme programları uyguladığımızda ekonomik olarak en uygun canlı ağırlığa ulaştığında kesime sevk edilir.

Beyaz et sektöründe yetiştirme maliyetleri incelendiğinde ilk sırayı yemden gelen maliyet alır; bu da toplamı canlı maliyetin %64-65 ‘ne tekabül eder. Bu piliçlerin kesim yaşını uzattığımızda hayvanların yem tüketimleri artarken, yemin ete dönüşüm oranı da artar. Yani 150 gr yemle 100 gr canlı ağırlık yerine 200 gr yemle 100 gr canlı ağırlık alır, böylece ürettiğimiz pilicin maliyeti yükselmiş olur. Bunun için şu an da en ekonomik, canlı maliyetlerinin en düşük olduğu dönem 40-42 güne kadar yapılan yetiştirmelerdir.

 

Sohbetler sırasında etlik piliçleri kemiklerinin lastik gibi olduğu, akşamları kümeslerden kırılan kemik seslerinin geldiği gibi tamamen bilim dışı sorularla fazla miktarda muhatap olmaktayım. Bina inşa edilirken temeli için uygun beton ve demir ne kadar önemli ise etlik piliçlerde de iskelet yapısı o denli önem arz eder. Zira bu iskelet yapısını dengeli bir şekilde oluşturamadığımızda, et tutma kabiliyeti yüksek olan bu ırklar vücut ağırlıkları arttıkça iskelet yapısı bu yükü taşıyamaz ve çöker. Sonuçta bu hayvanlar beslenemediklerinden ve suya gidemediklerinden üretim dışı bırakılır, böylece üretici firmanın maliyetleri yükselir. Verim amaçlı üretilen tüm canlı varlıklarda en önemli sistemlerden birisi de sindirim sistemidir. Bu sistemde bağırsaklar daha da büyük bir öneme sahiptir, en küçük bir olumsuzlukta vücutta ilk tepkiyi bağırsaklar verir ve sağlıklı bir bağırsak yapısında alınan gıdaların yararlanımı en yüksek olur. Önceleri bu bağırsak sağlığını korumak amacıyla kimi antibiyotikler yemle birlikte kullanılmakta idi. Ancak 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren bu ilaçların yemlerde kullanımı Tarım Bakanlığı’nca yasaklanmıştır. Bu tarihten sonraki süreç firmaların biyogüvenliği ve hayvan refahı yüksek kümeslere yöneltmiş olup, hayvanların sevk ve idaresinden kaynaklanabilecek problemler minimize edilmiştir. Koruyucu hekimlik ise daha fazla ön plana çıkmıştır. Haklı olarak “Bu hayvanlar hiç hastalanmıyor mu?” sorusu aklınıza gelecektir Tabii ki bunlarda canlı ve diğer tüm canlılar gibi hastalanabilmektedirler. Gerektiğinde hastalanan bu hayvanlara bizde içme suyu ile antibiyotik tedavisi uyguluyoruz, ancak burada kritik nokta son uygulanan antibiyotiği takiben ilacın tamamının vücuttan atılmasından sonra kesime sevk ederiz. Bu durum karkasta kalıntı izleme metoduyla hem firma hem de Tarım Bakanlığı tarafından çok sıkı takip edilmektedir. Hormon tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanatlı yetiştiriciliğinde kullanılmadığı gibi ülkemizde hormon kullanımı, imal edilmesi, satılması ve bulundurulması yasaktır. Hormon kullanımı gerek maliyetleri yükseltmesi, gerekse uygulama güçlüğünden dolayı kullanımı rasyonel değildir.

 

Türkiye  bulunduğu coğrafyada genç ve dinamik nüfus yapısına sahiptir, sağlıklı ve zeki nesiller için hayvansal proteinlere ihtiyacımız vardır, özellikle proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin büyük bir bölümü vücutta üretilmediğinden mutlak suretle hayvansal ürünlerin tüketimiyle alınmalıdır. Günümüzde insanların önemli sağlık problemlerinden biride obezitedir. Ülkeler bu sorunla mücadele için ciddi kaynak ayırmaktadırlar. Beyaz et bu mücadelede artı değer yaratacak gıdaların başında yer almaktadır.

 

SEÇİLMİŞ ÜLKELERİN 2014 YILI KİŞİ BAŞINA  ET TÜKETİMİ (KG)

Clipboard14(1)

Kaynak: World Meat: FABRİ 2010 Agricultural Outlook

 

Tabloda da görüldüğü üzere gelişmiş ülkeler incelendiğinde bizlerle aynı model ve teknolojilerle üretim yapan bu ülkelerin yönetimleri herhalde en az bizim kadar kendi vatandaşlarının sağlıklarını düşünüyorlardır. Ülkemizde et tüketimi gelişmiş ülkelere bakıldığında gerçekten çok düşük kalmaktadır.

Gelecekte bunu beyaz et ile aşabiliriz zira dünyadaki trendlerde kırmızı etten beyaz ete kayma eğilimi göstermektedir. Dünyada obezite ve kaolguları arasında yakın bir ilişkinin bulunduğu bilimsel bir gerçektir. Ülkelere göre kanser tiplerinin olma sıklığına bakıldığında Türkiye de en yaygın akciğer kanseri onu da sırasıyla meme ve prostat kanseri izliyor.

 

Evet ben kendimi, ailemi ve arkadaşlarımı seviyorum. Haftada en az iki gün tavuk yiyoruz. Bu kadar temiz, kaliteli ve ucuz protein kaynağını severek tüketiyoruz, üretim süreçlerini tamamı yani tarladan çatala kadar tüm süreç Tarım Bakanlığı uzmanları tarafından sıkı şekilde denetlenen bu güvenilir protein kaynağını gönül rahatlığı ile tüketin ve sevdiklerinize tükettiriniz.

 

Saygılarımla.

Kaynak:

apelasyon-logo-361x64


Yazan - 3 Mart 2015. Kategori MANŞET, KÜMES HAYVANCILIĞI, HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x