Birecik-Bağdat-Basra Nehir Yolu


Hamza TAŞKESER Denizcilik Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı

Tarihten Geleceğe: FIRAT NEHRİNDE YOLCU VE YÜK TAŞIMACILIĞI POTANSİYELİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Fırat Nehri, Ülkemiz topraklarını terk ettikten sonra Suriye ve Irak üzerinden Basra Körfezi’ne dökülmektedir. Birecik-Bağdat-Basra nehir yolu güzergahı binlerce yıl birçok uygarlık tarafından kullanılmıştır Sümer, Akad, Asur, Babil, Pers, Roma, Arap ve Safevi uygarlıklarından sonra, Osmanlı Devleti döneminde de, Fırat Nehrinde özellikle Birecik ile Basra arasındaki bölümde nehir taşımacılığı oldukça etkin bir şekilde yapılmıştır. Uzun bir dönem boyunca Halep, Rakka, Diyarbakır, Musul ve Adana bölgelerinden Birecik’e kervanlarla gönderilen yükler nehir yoluyla Bağdat’a ve Basra’ya taşınmıştır.

Osmanlı Arşivlerindeki 1552 tarihli Kanuni Sultan Süleyman’ın Halep beylerbeyine gönderilen fermanda, Birecik’te 300 gemi yapılması, şehirde bulunan dört reis ve elli beş gemiciden istifade edilmesini emretmiş olduğu görülmektedir.1830’lu yılların başında İngilizlerin,  Fırat nehri üzerinde buharlı gemi işletmeciliği yapmak ve Hindistan’a alternatif başka bir yolla ulaşmak amacıyla bir fizibilite çalışması için Osmanlı Devletinden izin aldıklarını biliyoruz. İngilizler bu izinden sonra 1840 yılında Birecik Tersanesinde Fırat (Eurphrates) ve Dicle(Tigris)) isimli iki adet buharlı gemi inşaatını tamamlamışlardır.  Birecik Tersanesi çok yakın zamana kadar mevcudiyetini devam ettirmiştir.

Nehir taşımacılığı 1862 yılında Fırat ve Dicle buharlı gemi şirketlerinin kurulması ile hız kazanmıştır. Filo yeni gemilerle takviye edilmesine rağmen, değişen siyasi konjonktür, Bağdat demiryolunun yapılması ve I. Dünya savaşından sonra Irak ve Suriye’nin Osmanlı Devletinin elinden çıkmasıyla nehir taşımacılığı önemini kaybetmiştir.

Nehir yolu taşımacılığı hem karayolu hem de demiryoluna göre çok daha ucuz ve emniyetli bir taşımacılık şeklidir.  Asırlardan beri iç suyolu taşımacılığının yapıldığı Tuna Nehri, bu avantajın da etkisi ile 1993 yılında Ren Nehriyle birleştirilmiş, böylece Karadeniz Kuzey Denizi’ne bağlanmıştır. Benzer avantaj nedeni ile 1952 yılında Volga ve Don Nehirleri birleştirilerek Karadeniz’in Azak Denizi üzerinden Hazar Denizi’ne bağlanması gerçekleştirilmiştir. Avrupa içi taşımacılığın tonaj olarak ortalama %43’ü iç suyolları ile yapılmaktadır. ABD’de Mississippi, Chicago, Illinois ve Calumet Nehirlerinin birbirine bağlanması ile Meksika Körfezi, Büyük Göller bölgesine bağlanmıştır. Bu iç suyolu, halen dünyanın en yoğun iç suyolları içerisindedir.

Türkiye iç suları coğrafi ve fiziki durumlar sebebiyle akarsu veya iç su taşımacılığı açısından malesef Avrupa veya Amerika kadar şanslı değildir. Ancak, Fırat Nehri’nin hem tarihteki uygulamalarına hem de mevcut fiziki yapısı ve coğrafi konumuna bütüncül bir anlayışla bakıldığında,  tarihi Birecik-Bağdat-Basra (BBB) nehir taşımacılığının yeniden canlandırma imkânları araştırmaya değer bir husus olarak göze çarpmaktadır.

Tarihi Birecik Tersanesi

Birecik’ten Basra’ya İç suyolu güzergahı boyunca Suriye sınırlarında Tişrin Barajı, Tabka Barajı ve Baas Barajı, Irak sınırlarında ise Haditha Barajı, Ramadi Barajı, Fallujah Barajı ve Hindiya barajları bulunmaktadır. Bunlardan sadece Hindiya barajında gemilerin geçişini sağlayan lock sistemi mevcuttur.

Birecik ile Basra arası Fırat nehri üzerinden 1100 deniz milidir. Aynı yere deniz yolu ile gidilmek istendiğinde öncelikle İskenderun’a kadar kara ulaşım vasıtaları kullanılması, daha sonra da 3600 millik bir deniz yolculuğu yapılması gereklidir. Ayrıca bu sefer sırasında Süveyş Kanalının da kullanılması elzem olduğundan taşıma maliyetleri ve süresi önemli ölçüde artmaktadır. Bundan dolayı bölgede sadece karayolu taşımacılığı yapılmakta, bu da taşıma maliyetlerini su yoluna göre kat kat arttırmaktadır.  Halbuki Fırat Nehri iç su yolu taşıma potansiyeli yeniden canlandırılabilirse GAP Bölgesi ve tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ihraç ve ithal ürünleri Suriye ve Irak pazarlarına, Bağdat’a oradan Basra Körfezine çok daha kolaylıkla indirilebilecek; yurt ve bölge ekonomisi ile bölge insanlarının refahına çok olumlu etkileri kısa sürede görülecektir. Bununla birlikte, Irak nüfusunun yüzde 80’lik bir kesiminin Fırat ve Dicle nehirleri civarında yerleşik olduğu da hesaba katıldığında, Türkiye ve Suriye’de Irak bölgesine yapılacak taşımacılığın potansiyeli daha iyi anlaşılmaktadır.

Yukarıda örneklerinden anlaşılabileceği üzere tarihte çok önemli ekonomik işlevler ifa eden bu doğal otobanın, modern teknolojinin de kullanımı ile yeniden canlandırılmasının; ekonomik, siyasi ve bölgenin barışına yapacağı katkı gibi avantajları nedeniyle büyük bir öneme ve potansiyele sahip olduğu  söylenebilir.

Projenin yapılabilirliğinin görülmesi açısından Fırat Nehri’nde; •   Gemi seyrine uygunluk araştırmaları, •   Barajlarda gemilerin geçişini sağlayan lock sistemlerinin teknik olarak kurulma imkanları, •   Uygun nehir gemisi tip ve boyutlarının belirlenmesi gibi fizibilite çalışmalarının yapılması projenin uygulanabilirliği, yaklaşık maliyetlerin belirlenmesi hususlarına ışık tutacaktır./aktueldeniz

 


Yazan - 12 Şubat 2012. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x