Brexit’le Doğrudan Ticaret imkânı doğabilir


Kıbrıs Harita [AJT]_1

 

 

KKTC AB Koordinasyon Başkanı Akay:”Çözüm gerçekleşmezse Brexit’le (Birleşik Kırallık) Doğrudan Ticaret imkânı doğabilir”

 

 

Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün devamı halinde İngiltere’nin AB’den çıkış anlaşmasının içeriği, ‘Doğrudan Ticaret’i gündeme getirebilir…

 

İngiltere’nin AB’den çıkışını ve Kıbrıs’a etkilerini Kıbrıs Postası için değerlendiren AB Koordinasyon Merkezi Başkanı, Sosyolog Kudret Akay’a göre bu olasılık, Birleşik Krallığın EEA (Avrupa Ekonomik Alanın) veya EFTA yani Avrupa Serbest Ticaret Alanı üyesi olup olmamasına bağlı…

 

Akay,olası etkilerin İngiltere’nin nasıl bir anlaşma ve ne zaman çıkacağına bağlı olduğuna dikkat çekerek Kıbrıs’taÇözüme varılmaması halindeYeşil Hat Tüzüğü’nün Birleşik Krallık için geçerli olmayabileceğini bu nedenle de Doğrudan Ticaretin ‘bir olasılık olarak’ ortaya çıkabileceğini söyledi…

 

“Tek pazarın ve serbest dolaşımın olmayacağı bu durumun etkileri olacak” diyen Akay, İkinci bir AB ülkesi vatandaşlığı olmayan Birleşik Krallık vatandaşlarının herhangi bir KKTC limanından giriş yaptıkları takdirde Güneye geçemeyeceklerini; aynı statüdeki kişiler Larnaka’dan giriş yaparak KKTC’ye geçebilecekken, burada uzun süreli ikamet yapamayacaklarını da belirtti.

 

Birleşik Krallık’ın Kıbrıs politikasını AB’den bağımsız olarak değerlendirme olanağına da sahip olacağına işaret eden Akay, Birleşik Krallık’ın EEA (Avrupa Ekonomik Alanın) veya EFTA yani Avrupa Serbest Ticaret Alanı üyesi de olabileceğinibu durumda ise büyük ihtimalle Yeşil Hat tüzüğünün Birleşik Krallığı da bağlayıcı olacağını, ‘Doğrudan Ticaret’ olasılığınında bu anlamda zayıf bir ihtimal olarak kalacağını söyledi.

 

İngiltere’nin referandumla AB’den çıkışını ve olası Kıbrıs’a etkilerini Kıbrıs Postası için değerlendiren AB Koordinasyon Merkezi Başkanı, Sosyolog Kudret Akay ‘ayrılığın olası etkilerinin İngiltere’nin nasıl ve ne zaman çıkacağına bağlı olduğunu kaydetti.

 

Kudret Akay, AB’nin temellerinin atıldığı 1950’de başlayan, genişleyerek ve derinleşerek devam eden ihtişamlı yürüyüşünün en büyük tökezlemesiyle karşı karşıya olduğumuza dikkat çekti ve ‘AB dağılıyor mu?’ sorusunun dahi tek başına ciddi bir durumu gösterdiğini ifade etti.

 

İngiltere’nin AB’den çıkışını ve Kıbrıs’a etkilerini Kıbrıs Postası için değerlendiren AB Koordinasyon Merkezi Başkanı, Sosyolog Kudret Akay’a göre bu olasılık, Birleşik Krallığın EEA (Avrupa Ekonomik Alanın) veya EFTA yani Avrupa Serbest Ticaret Alanı üyesi olup olmamasına bağlı…

 

“İhtişamlı yürüyüşünün en büyük tökezlemesiyle karşı karşıyayız”

 

Kıbrıs Postası’na konuşan Akay şöyle dedi; “Günlerdir diğer birçok ülkede olduğu gibi biz de Brexitreferandum sonuçlarıyla meşgulüz…

 

AB’nin temellerinin atıldığı 1950’de başlayan, sürekli genişleyerek ve derinleşerek devam eden ihtişamlı yürüyüşünün en büyük tökezlemesiyle karşı karşıyayız çünkü.

 

Öylesine bir tökezleme ki, üzerine inşa edildiği temellerini de sarsmakta…

 

Bu tökezlemenin nedenleri üstüne şimdiye kadar çok şey söylendi, yazıldı, söylenmeye ve yazılmaya devam da edilecek.

 

Çünkü bırakın AB’yi biz dâhilbirçok ülkeyi ilgilendiren sonuçları olacak bu tökezlemenin…”

 

‘Londra ve Brüksel elitlerinin reddedilişi’ değerlendirmesi…

 

“Bu tökezlemenin nedenleri üzerine yazılanları yakından takip etmeye çalışıyorum. Bu değerlendirmeler arasında bence en önemli ve dikkat çeken değerlendirmelerden bir tanesi Birleşik Krallığın eski Fransa Büyükelçisi Sir Peter Ricketts’e ait:

 

‘Brexit, globalizasyondan kaybederek çıkanların intikamı, tekdüze çözümler öneren Londra ve Brüksel elitlerinin reddedilişidir… Şimdi artık parlamenter politik kesimin Avrupa Birliğinin neden gerekli olduğunu açıklamalarının zamanıdır” (Guardian 4 Temmuz 2016)

 

Yine benzeri bir şekilde Avrupa Parlamentosunun etkili ismi GuyVerhofstadt’ın‘reddedilen AB değildir, reddedilen bu (yani şimdiki KA) Avrupa Birliğidir’ sözü de çok önemlidir.

 

Yine Guy Verhofstadt’ın ayni konuşmasında Birleşik Krallığın seçmenin AB’den çıkmak isteyişini “batan gemiyi terkeden fareleri anımsattı” demesi AB’nin geleceği açısından çok önemlidir…”

 

“AB dağılıyor mu?’ sorusu tek başına ciddi bir durum”

 

“AB dağılıyor mu? Bir referandum sonucunda AB’nin önde gelenleri bu soruyu soruyorsa durum gerçekten ciddidir ve bizleri de yakından ilgilendirmektedir.

 

Ancak tarihi bilimsel olarak öngöremeyiz maalesef. Gelecekle ilgili tahayyülümüz çeşitli olasılıklar üzerinde değerlendirmelerde bulunmaktan öteye geçemez.

 

Yani nasıl “Kıbrısta çözüm olmaz” iddiasının bilimsel temelleri yoksa “Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganı da bilimsel olarak doğru değildir.

 

Gelecekte ne olacağını bilimsel olarak söyleyebilmek mümkün olmadığından, bu gibi iddialı söylemlerisadece bir slogan olarak değerlendirmek zorundayız.

 

Benzeri bir şekilde AB dağılır mı sorusunun cevabını da bilimsel olarak vermemiz mümkün değildir.

 

Birleşik Krallık referandum sonuçlarının bir başka etkisi ama gözardı edilmemeli: Sanırım bu konu da en azından öncelikle akademik çevrelerde ve sonrasında ise politik alanda ciddi olarak tartışılacak.

 

Bahsettiğim konu demokrasinin ta kendisi ve referandumun bir demokrasi enstrümanı olarak kullanılmasıdır…”

 

kibris-turlari

 

“Tartışma AB’nin geleceğini şekillendirmesine de yardımcı olabilir”

 

“Böylesi bir tartışma AB’nin geleceğini şekillendirmesine de yardımcı olacak sanırım. Ve konu tabii ki, bizim içinde bulunduğumuz durumla çok yakından ilgili: 2004’te bir kez denedikten sonra biliyoruz ki görüşmeleri yürüten liderlerin hedefi yakın zamanda bir başka referandum.

 

2004 yılı referandum sonrası yaşanan siyasi ve sosyal travmanın etkilerinin hala sürdüğüne inanıyorum.

 

Bir başka travmaya hazır değiliz bence ama bu konun bir başka dolaylı boyutu. Bunun derinlerine girmek istemiyorum şu an.

 

Ancak bu aşamada şunu söylemek istiyorum; referandumlar her zaman ‘sağlıklı’ sonuçlar doğurmayabilirler.

 

Brexit referandumuna dönecek olursam: Referandum günü Yougove isimli kuruluş tarafından yapılan ‘exitpoll’ yani oy kullanan seçmenle oyunu kullandıktan hemen sonra yapılan bir çalışmaya göre, genç nüfusun AB’de kalmaktan, yaşlı nüfusun ise AB’den çıkma yönünde oy kullandığı tespit edilmiş…”

 

“Gençlikle ilişkilendirilen dinamizm AB taraftarı olarak gösterildi..”

 

“Bazı yorumcular Birleşik Krallıktaortalama yaşın 80 civarında olduğunu belirterek, 15 yıldan az ömrü kalan kişilerin, ortalama 50 yıl daha yaşayacak nesillerin geleceğini belirleyecek şekilde oy kullandıklarını belirterek, yaşlı nüfusu genç nesillerin geleceğini AB dışında tutmakla sorumlu tutmuşlardır.

 

Ayni argümanın gizli bir parçası ise gençlikle ilişkilendirilen dinamizm AB taraftarı olarak gösterilmiş yani pozitif bir imaj çizilmiş, yaşlılıkla ilgili olarak ise “yaş yetmiş iş bitmiş” söylemini hatırlatır şekilde gelecektenbeklentisi olmayanların AB dışında kalmayı tercih ettikleri işlenmiştir.

 

Belli ki AB’den yana olan bu argümanların sahipleri nerede yanlış yapıldığını, nelerin yanlış olduğunu düşünme fırsatı olmamış hala…”

 

“Birleşik Krallık nüfusunun önemli bölümü AB öncesini hatırlıyor: İşin ürkütücü boyutu burada…”

 

“Birleşik Krallık 1973 yılında AB, o zamanki ismiyle AET’ye katılırken 16 yaşında olan kişiler bugün 59 yaşındadırlar. Bir başka deyişle Birleşik Krallık nüfusunun önemli bir bölümü AB öncesini hatırlamaktadırlar. İşin ürkütücü boyutu da bence burada yatmaktadır.

 

Geçmiş geleceğe tercih edilmiştir ama bu geçmişin daha iyi olmasından mı kaynaklanmakta yoksa, geleceğin içerdiği belirsizlikler daha mı korkutucu oldu? Bu sorunun cevabı eminim aranacaktır…”

 

Kıbrıs’ı ve bizi nasıl etkiler?

 

Kudret Akay, Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmaması halinde Birleşik Krallık’ın yeni konumunun AB üyesi ve üyelik süreci olmayan herhangi bir ülkeye dönüşeceğini; Bu durumda Birleşik Krallık önce AB ile sonrasında ise bugüne kadar AB üyeliği üzerinden yürüttüğü ekonomi ve savunma gibi tüm uluslararası ilişkilerini taraf olan tüm ülkelerle teker teker yeniden düzenleyeceğini; Güney Kıbrıs’ın da bu ülkelerden biri olması nedeniyle anlaşmaların bağlayıcı olacağını belirtti.

 

“Tek pazarın ve serbest dolaşımın olmayacağı bu durumun bizlere bazı etkileri olacak” diyen Akay, İkinci bir AB ülkesi vatandaşlığı olmayan Birleşik Krallık vatandaşlarının herhangi bir KKTC limanından giriş yaptıkları takdirde, Güneye geçemeyeceklerini; aynı statüdeki kişiler Larnaka’dan giriş yaparak KKTC’ye geçebilecekken, burada uzun süreli ikamet yapamayacaklarını; Yeşil Hat Tüzüğü’nün ise Birleşik Krallık için geçerli olmayacağını; Doğrudan Ticaretin de bu anlamda ‘bir olasılık’ olarak ortaya çıkabileceğini söyledi.

 

Akay şöyle dedi; “Şimdi sanırım ‘Birleşik Krallığın AB’den çıkmasının bizlere olan etkileri neler olur?’sorunuzun cevaplarını vermeye başladığım da ortaya çıktı.

 

Ancak bu sosyal/psikolojik etkileri bir yana bırakırsak ve pratikte, günlük yaşamda bizlere etkisi ne olur kısmına dönersek, sorunun cevabı Birleşik Krallığın ne zaman ve ne şekilde AB’den ayrılacağına bağlıdır diyebilirim.

 

Şimdi söyleyeceklerim, Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmaması, içinde bulunduğumuz durumun devamı halinde geçerli olacaktır:

 

Birleşik Krallık ayrılığı birden fazla şekilde gerçekleşebilir.

 

Öncelikle şu faktörü değerlendirelim: Birleşik Krallık yeni konumu AB üyesi ve üyelik süreci olmayan herhangi bir ülkeye dönüşür. Örneğin Rusya.

 

Bu durumda Birleşik Krallık önce AB ile sonrasında ise bugüne kadar AB üyeliği üzerinden yürüttüğü tüm uluslararası ilişkilerini (ekonomik, savunma vs) taraf olan tüm ülkelerle teker teker yeniden düzenler. Kıbrıs da bu ülkelerden biri olur.

 

Ancak Kıbrıs AB üyesi olduğundan, Birleşik Krallık ve AB arasında varılacak anlaşmalar Kıbrıs’ı da bağlar.

 

Tek pazarın ve serbest dolaşımın olmayacağı bu durumun bizlere bazı etkileri olacaktır…

 

İkinci bir AB ülkesi vatandaşlığı olmayan Birleşik Krallık vatandaşları herhangi bir KKTC limanından giriş yaptıkları takdirde, Güneye geçemeyeceklerdir.

 

Ayni statüdeki kişiler Larnaka’dan giriş yaparak KKTC’ye geçebilecekken, burada uzun süreli ikamet yapamayacaklardır…”

 

“Yeşil Hat tüzüğü Birleşik Krallık için geçerli olmayacaktır”

 

Doğrudan Ticaret bir olasılık olacaktır

 

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı kararları Birleşik Krallık’ta uygulanamayacaktır.

 

KKTC (tanınmasa da) Birleşik Krallıkla olan ilişkilerini AB bağlamı dışında geliştirmek durumunda kalacaktır en azından böyle bir olasılık sözkonusu olacaktır.

 

Birleşik Krallık da, Kıbrıs politikasını AB’den bağımsız olarak geliştirme olanağına sahip olacaktır (Dikkate almadan demiyorum).

 

Bahsettiğim bu konuların her birinin tabii alt etkileri olacaktır. Bunlara şu anda girmeyeyim…”

 

EEA ya da EFTA üyesi olursa…

 

“Bir başka olasılık, Birleşik Krallık EEA (Avrupa Ekonomik Alanın) veya EFTA yani Avrupa Serbest Ticaret Alanı üyesi olabilir.

 

Bu durumda büyük bir ihtimalle Yeşil Hat tüzüğü Birleşik Krallığı da bağlayıcı olacaktır.

 

Birleşik Krallık vatandaşları serbest dolaşım hakkına sahip olacaklarından, KKTC’ye gelip buradan Güneye geçebileceklerdir.

 

Doğrudan Ticaret olasılığı zayıf bir ihtimal olacaktır.

 

Bir diğer olasılık ise Birleşik Krallığın ayrılma sürecinde yaratılacak, yeni duruma özgü bir Birleşik Krallık modeli olacaktır.

 

Bu modelin bize olan etkilerini ise ancak AB ile Birleşik Krallık müzakere süreci tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak detaylara bakarak yorumlayabileceğiz.

 

Ancak AB içerisinde tartışmalara baktığımız zaman, AB liderleri Birleşik Krallığa çok sert bir şekilde şu mesajı vermektedirler: Tek pazara ulaşmak istiyorsan emeğin de serbest dolaşımınaEvet demek zorundasın…”

 

Birleşik Krallık üstünde demokles kılıcı

 

“Yani Birleşik Krallığın AB’den ayrılmak istemesine neden olan serbest dolaşımın varlığı, şimdi Birleşik Krallık üstünde demoklesin kılıcı gibi durmaktadır.

 

Birleşik Krallık hangi yolu seçecek bilemiyorum tabii… Herşeyden önce referandumun hukuksal olarak bağlayıcı olmadığını, son kararı Birleşik Krallık parlamentosunun vereceğini; İskoçların, Kuzey İrlandalıların nasıl bir tavır takınacaklarını bilemiyoruz şimdiden.

 

Sonuç nasıl şekillenirse şekillensin, daha önce söylediğim gibi tarihi öngöremediğimizden nasıl şekilleneceğini söylemem ama gerçekten tarihi bir an yaşadığımızı söyleyebilirim.”

 

AB dili İngilizce bizim için bir avantajdı. Şimdi bu avantajın ortadan kalkma riski var”

 

“Son olarak bir konuya daha dikkat çekeyim;Her türlü ayrılık olasılığın muhtemel bir sonucu İngilizcenin AB dili olmaktan çıkmasıdır. Bizim açımızdan bu bir kaç nedenle önemlidir.

 

Her şeyden önce AB dokümanlarına ulaşmak için bizim kullandığımız dil İngilizcedir.

 

Nüfusumuzun önemli bir bölümü ikinci bir dil veya bir AB dili olarak sadece İngilizceyi kullanmaktadır. Bunun sıkıntılarını yaşayacağız.

 

Çözüm olursa eğer sonrasında bir başka sıkıntı yaşayacağız. Çözüm sonrasında Türkçenin AB dili olacağını varsayarsak dahi Avrupa Birliği kurumlarında iş bulabilmek için bir başka Avrupa Birliği dili de bilmek şartı vardır. İngilizce bizim için bir avantajdı. Şimdi bu avantajın ortadan kalkma riski vardır…”

 

Kıbrıs Postası – Vatan Mehmet


Yazan - 9 Temmuz 2016. Kategori MANŞET, EKONOMİ, SİYASET. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x