Büyükbaş hayvanlarda üç gün krizi!


Büyükbaş hayvanlarda üç gün krizi!

Yerli Kurbanlıklarımızı, Damızlıklarımızı ve Süt inekçiliğimizi yok eden, BOVİNE EPHEMERAL FEVER ( ÜÇ GÜN HASTALIĞI ) ile ilgili tüm gerçekleri Vet.Dr.Can Demir olay yerinden yazdı.

Vet.Dr. Can DEMİR; Hatay, Adana ve Mersin’den bildiriyor.

Yerli Kurbanlıklarımızı, Damızlıklarımızı ve Süt inekçiliğimizi yok eden,BOVİNE EPHEMERAL FEVER  ( ÜÇ GÜN HASTALIĞI ) ile ilgili Bilinmezler

Halk arasında Üç gün olarak bilinen ( Bovine Ephemeral Fever ) hastalığı, sığırlarda oluşturduğu ekonomik kayıplar nedeniyle önem arz etmektedir. Kısa süreli ateş, titreme, topallık ve kaslarda güçsüzlükle ortaya çıkan, Asya, Avrupa Avustralya ve Orta doğuda epizootic ( hayvanlar arasında ) bir sığır hastalığıdır. Hastalık süt veriminde düşüş, kondisyon kaybı, abort ( yavru atma ), kısırlığa neden olmaktadır. Ölüm oranı genellikle düşüktür (%5-15), bakımı iyi olan hayvanlar hastalıktan daha çok etkilenmektedir, yağ oranı yüksek olan hayvanlarda ise ölüm oranın 0 a kadar çıkabildiği literatürlerde belirtilmiştir. Deneysel çalışmalar dışında bu güne kadar koyunlarda hastalık rapor edilmemiştir.

Etiyolojisine baktığımızda; Hastalığa Rhabdoviridae ailesinin Ephemerovirus genusunda bulunan Bovine ephemeral fever virus neden olmaktadır. Sadece tek serotiptir. Bu genusta bulunan diğer üyeler  (Adelaide River virus, Kimberley virus, Berrimah virus, Puchong virus and Malakal virus) serolojik testlerde kros reaksyon oluşturabilirler.

Üç gün hastalığı sığırlar arasında hastalığın bulaşması artropodlar, uçucu insektler (sivrisinek ve ısırıcı sinekler ) ile olmaktadır. Vektör veya vektörler bilinmiyor fakat BEFV Culine ve Anofel cinsi sivri sineklerden izole edilmiştir. Sivri Sineklerin önemli bir biyolojik vektör olduğu düşünülmekte. Saçılma küçük bir miktar kanın damar içi inokulasyonu ile de olabilir. Hastalık yakın temas, vücut sıvısı veya damlacık enfeksiyon ile bulaşmadığı bilinmektedir. Virüs ülkemize güney komşularımızdan bulaşmakta ve genellikle de Temmuz-Ekim ayları arasında çıkmaktadır. Gündemdeki Suriye sınırında yaşanan olumsuzluklarında bölgede hastalığın yayılma nedenlerinin başında gelmektedir.

Üç gün hastalığının olduğu alanlarda otlatılan sığırların çoğunda hastalık gözlenmektedir. Virüse bir kere maruz kalan sığırda uzun süren bir bağışıklık gelişir. Buzağılar altı aylık yaşa kadar üç gün hastalığına nispeten bağışıktırlar. Yaşlı sığırlar hastalığı geçirdiklerinden dolayı bağışıklığa sahiptirler, hastalığa ilk kez maruz kalan veya genç büyüme dönemindeki sığırlar çok hassas bulunmaktadır. Bulaşmadan hemen sonra doğal enfeksiyon 3 ile 5 gün arasında hastalığın oluştuğu görülmüştür.

Sığırlardaki Klinik Belirtilere baktığımızda özetle, tipik olarak, hastalığın üç safhası tanımlanmıştır. Akut ateşli dönem, özellikle süt sığırlarında aniden ortaya çıkmaktadır. Sığırlar ateşle birleşik semptomlar gösterir. Rectal ısı genelde 40 derecenin üstündedir. Sık sık göz ve burun akıntısı vardır. Yeme ve geviş getirme durmuştur, özellikle süt sığırlarında süt verimi düşmüştür.  İkinci safha bir ya da daha dazla bacaklarda kas güçsüzlüğü ve topallıktır. Topallık bacaklar arasında değişebilir. Eklemlerde gözle görülebilen şişlikler olabilmektedir.

İyileşme döneminde, etkilenen hayvanların büyük çoğunluğu yem yemeye su içmeye devam ederler. Hastalıktan çok etkilenmiş iyi bakımlı ağır hayvanlar kilo kaybedebilirler. Bazı hayvanlar kas hasarından dolayı zaman zaman yerde kalabilir ve genellikle, yaklaşık 1% ölüm yada yıkımlanma olur çünkü ayağa kalkamazlar, hatta bu durum 10%’kadar çıkabilir. Üç gün hastalığından kurtulan bazı hayvanlar bel omurunun zarara uğramasından dolayı sendeleyebilmektedir.

Bazı hayvanlarda depresyon hali, hareket etmede isteksizlik görülebilmekte Hastalığın ikinci gününde hastalık semptomları daha şiddetli olabilmektedir. Hayvanlarda genellikle kalp atışında artış (taşikardi),  burun mukozasında mukoz ve seröz akıntı görülür. Ayrıca bol miktar salya, kas seyirmesi veya gözde sulu çapak görülebilir.

Morbidite ve Mortalite yönünü değerlendirdiğimizde, BEFV  lokalize salgınlar şeklinde veya geniş coğrafik alanlarda epizootik salgınlar şeklinde görülebilir. Vakaların çoğu yaz ayları ve sonbaharın başında yağışlarla ilgili olarak görülür. Yağışın çok olmadığı yerlerde hastalık su kaynaklarının etrafında bulunan hayvanlarda rapor edilmiştir. Salgınlar genellikle ilk ağır soğuk ile sonlanır. Morbidite oranı oldukça değişkendir ve% 80 gibi yüksek veya % 1-10 gibi düşük olabilir. Hastalık hayvanın  yaşı, kondisyonu durumu, bağışıklığına göre değişir.

Klinik semptomlar yetişkinlerde buzağılara oranla daha şiddetli olmaktadır. Literatürler ölüm oranı birçok salgında %1-2 olarak bildirilmiştir.

Teşhise gelince, salgınlar süresince üç gün hastalığının teşhisi sürü içerisinde hastalığın hızlı yayılması, topallık, kas güçsüzlüğü, ağrı, hızlı solunum ve kısa süren ateş in varlığı ile anlaşılmaktadır. Üç gün hastalığının virüsü hastalığın ateşli erken dönemindeki hayvanlardan alınan bir kan örneğinden sık sık kültür edilebilir.

Literatürde hastalığın ölüm oranının düşük seyretmesi gerektiği belirtilmesine rağmen Hatay, Adana ve Mersin’de, yüksek seviyede bir ölüm oranı olduğunu ( günde ortalama 150-200 arası ) öğrendim. Her gün yüzlerce hayvan telef olmakta, hastalığın ateşli devresi üç gün ama 3 güne kalmadan hayvanlar kesime gönderilmek zorunda kalındığı bizzat meslektaşlarım ve çiftçilerimiz tarafından anlatıldı.

Hasta hayvanlarda önce bir kırgınlık, ardından ani bir ateş yükselmesi, geviş getirmelerinin durması gözleniyor. Hayvan sahipleri 24 saat hayvanlarının başında, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Hasta hayvanları yıkayıp ateşlerini düşürmeye çalışıyorlar. Bu arada meslektaşlarım  ilaç tedavisini de talebe göre uygulamaktadırlar. Ateş düşürücüler, destekleyici uygulamalar, sekonder enfeksiyonları engellemek için antibiyotik uygulamaları, kortizon içeren ilaçlar vb. Yapılan bu uygulamalar sonuç vermeyince de hayvan sahibi Veteriner Hekimine bilgi vermeden ölüm anında hayvanlar kesilip, ucuza et almaya çalışan et tacirlerine veriliyor. Tacirler bu etlere zaten hayvan başına 200-300 TL.’den fazla para vermedikleri belirtiliyor. 4000-5000 TL.lik büyük süt inekleri, tosunlar ilaç parasını dahi kurtarmayacak bir ücrete yok pahasına satılıyor. Zaten kasaplar da artık dana etine doymuş durumda, etleri şoklayıp saklıyorlar. Bu ölüm anında satılan etler de kıyma, salam, sosis olarak veya hazır yemek ve lokantalarda hepimizin masasına gelmesi kaçınılmazdır. Bölgedeki Mezbahaneler her gün hasta olduğu için kesime sevk edilen hayvanlarla dolu durumda.

Tek geçim kaynağı ineğinden sağdığı süt olan hayvan sahipleri, ineklerini kurtarmaya için mücadele ediyorlar. Kendi hayatlarını idame ettikleri  parayla, hasta hayvanlarına ilaç vb. klinik masraflarını ödeyerek hayvanlarını tedavi etmeye çalışanlar, pahalı olduğu için süt yemi alamayan hayvan sahipleri  (Sütün kilosunu 60 krş.a satan üretici onların deyimiyle bir torba ( 50 kg.) süt yemini 45.TL’ye alıyor. ) bölgedeki çiftçiler ilaç parasını dahi karşılamada inanılmaz sıkıntı yaşadıklarını belirttiler.

Bölgeden ayrılacağım bir hayvan sahibi yanımıza geldi, ineği yavru atmış. Gebe hayvanlarda hastalığa bağlı olarak yavru atmalar meydana geliyor. Bir yavru elde etmek için 1 yıl bekleyen hayvan sahibi, bazen hem yavrudan, hem de ineğinden oluyor.

Bazı hayvanlar iyileşse de ayağa kalkamadığı için ya da hastalığa bağlı olarak mastit sonucu memeleri körleşen inekler süt veremediği için yine yok pahasına et tacirlerine satılıyor. Yurtdışından ithal edilen damızlık hayvanlar daha hassas oldukları için bölgede büyük kayıplar veriliyor. Bazı çiftliklerdeki hayvanların yarısından fazlası, bazı çiftlikler de ise çiftçi tüm hayvanlarını kaybetmiş durumdadır.

TARSİM den sigortalı olan hayvanlar için belirli bir ücret ödense de, sonuçta sigorta kapsamı 6 aylıktan büyük hayvanları kapsıyor. Ya ölen dana ve düveler açısından neler yapılması gerektiği ve zararın tazmini bilinmezlerin başında geliyor. Literatürde 6 aylığa kadar olan hayvanların nispeten bağışık olduğu söylense de hayvanların kurtulamadığı durumlar da gözleniyor. Bu olgu birden fazla virüsün olduğu ihtimalini güçlendiriyor kanaatindeyim.

Ya parası olmadığı için hayvanını zaten sigortalatamayan hayvan sahipleri! Ölen hayvanların kulak küpe numaraları İl Müdürlükleri tarafında saha da yapılan kontrollerde toplanmakta ve bilgilendirme çalışmaları yapılmakta. Bakanlık ölen hayvanlar için borç erteleme v.b. gibi uygulamalar için bölge insanı umutla beklenti içine girmiştir. Ölen hayvanlar tazmin edilsin elbette ama hastalığı atlatan işletmeleri de unutmamak gerekir. Et tacirlerine satılamayan ve ölen hayvanlar ne oluyor? Hayvan sahipleri ölen hayvanlarını kanallara mı , nehirlere mi atıyorlar ve hastalık taşınmaya devam ediyor mu , yoksa Bakanlığın bölgedeki teşkilatı nezaretinde usulüne uygun dezenfeksiyon, çevreyi koruma v.b. gömme işlemleri yapılıyor mu, bu konuda bölgedeki bilinmezlerden birisini de oluşturmaktadır.

Aslında bu bölgeyi ve benim gidemediğim aynı sıkıntılarla yaşayan çiftçimizin mağdur kaldığı salgın hastalıktan dolayı afet uygulamalarında olduğu gibi özel destek kapsamına alınması gerektiğini belirtmek isterim. (*) Van depreminden sonra oradaki tüm hayvanlara yem yardımı yapıldığı örneğinde olduğu gibi.

Sonuçta bölgedeki hayvan sahipleri dertli, kurban bayramı için yetiştirmeye çalıştıkları hayvanlar  ellerinden kayıp gidiyor. Sadece hayvanları değil, umutları, gelecekleri de kayboluyor. Ne yapmaları gerekir ? Geçen gün kurbanlıklarını paraya çeviremeyen hayvan yetiştiricisinin intihar etmesi hepimizi üzmüştür. Bunları dikkate alarak konuya acil odaklanılması gerekmektedir.

Hastalığın hep maddi boyutunu anlattım, ama hayvanların gözlerinizin önünde inleyerek, size yardım beklentisi içinde bakarak, acı içinde ölmesi! Çiftçiler ise perişan bir halde  hayvanlarının yatmasını engelleyerek onların rahat nefes almasını sağlamaya çalışıyorlar. Bir mücadele ki anlatılmakla olmaz gidip görülmesi lazım.

Bölgedeki Belediyeler, Çevre Bakanlığı İl – İlçe Teşkilatları, Özel İdare Müdürlükleri de sinekler konusunda gerekli çalışmayı yapıyor mu? Aralarında belli bir koordinasyon ve işbirliği var mı ? Diğer bir bilinmezlerden biri de bu konu.

Bölgede kulak küpesi uygulaması mevcut ancak TURKVET sistemine bildirilen sığır varlığımız ortalama P olarak kayıtlara geçmesine rağmen , gerçekte sayısal farklılık vardır. Örneğin Hatay ilimizde TURKVET kayıtlarına göre 200.000 olarak bildirilen sığır sayısı gerçekte 101.000 olduğu tahmin edilmektedir. Bölgedeki hayvan yetiştiricileri ile yaptığım görüşmede işletmelerindeki her türlü hayvan hareketlerini (doğum, ölüm/kesim ve nakil) 7 gün içinde ilgililere bildirmeleri gerekirken bildiremediklerini, bunun sebebi olarak bildirimde bulunmadıklarında  ( 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 36.Maddesinin e fıkrasının 7.Maddesi gereğince Bakanlıkça belirlenen esaslara uygun olarak  hayvanlarını tanımlatmayan, işletmelerini ve hayvanlarını kayıt altına aldırmayan, gerekli bildirimlerde bulunmayan, kayıt  tutmayan hayvan sahiplerine 593 TL. )ceza ödemeleri söz konusu olduğundan bir yığılma olduğunu gördüm ve hayvan yetiştiricisinin bu konuda bir af beklentisi içinde olduklarını yaptığımız sohbetlerde belirttiler. Bence bu konuya derhal el atılmalı af veya gerekli düzenleme derhal yapılarak gerçek sayısal verilerle Bakanlık verilerinin birebir aynı duruma gelmesi acil olarak sağlanmalıdır.

Yukarıda detaylı olarak bahsettiğim üç gün hastalığının ölüm oranının düşük olacağı literatürlerde açıkça belirtilmesine rağmen, daha birinci günde hayvanın kesime gönderilmesi ve  destekleyici tedaviye cevap vermeyişi aklımıza diğer bir viral hastalıkla birlikte üst üste geleceğini düşündürürken,  bölgedeki Veteriner Hekim oda başkanları ve vaka ile uğraşan bay ve özellikle bayan genç veteriner hekim meslektaşlarımın cansiperane ve mesai gözetmeksizin verdikleri mücadeleyi gözlemledim ve gururlandım. Konuya hakim bu meslektaşlarımızla yaptığımız yorumlar neticesinde; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yıllık olarak  ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yapılan şap aşılamasının Adana, Hatay ve Mersin Bölgesinde ilkbahar aşılamasının yapıldığını ancak sonbahar dönemi için yapılmadığı ve uygulama planından çıkarıldığı tarafıma bildirilince, bizde tahmin olarak klinik semptomları değerlendirdiğimizde şap virüsü ile üç gün hastalığının ve belki de bilemediğimiz IBR ve diğer bir viral enfeksiyonun aynı anda sığırlarda hastalık oluşturması neticesinde üç gün bile sürmeden ölümle sonuçlanması şüphelerimizin doğrulandığının kanaatindeyim.

Suriye sınırlarındaki kontrolsüzlükler, kaçak hayvan girişleri dikkate alındığında IBR, Tüberküloz vakalarının da yaygın olduğu, bölge çiftçisi ile veteriner hekim meslektaşlarımın bu konuda da beni bilgilendirmesinden sonra bölgede durumun, acil eylem planı gerektirecek seviyede olmasına rağmen ve de 16.10.2012 tarihinde Mersin’de inceleme yaparken Erdemli’de 103 hayvanın bu nedenlerle kesildiğini ve hastalığın (birden fazla viral bulaşmanın) hızla yayıldığı ve Ankara Bakanlık Merkezi’nden özellikle Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden ilgili Genel Müdür Yardımcı’larının veya Yetkililerin bölgeye gelmediklerini sadece hayvanların resimleri ile sayılarının istendiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Bu durum ziyadesiyle çiftçiyi üzmüş ve her ne kadar valilik ve Bakanlık il ve ilçe müdürlükleri yoğun mesai yapsalar da bölge insanı kendilerinin kaderiyle baş başa bırakıldığını düşünmektedir.

Ayrıca, gerçekten hastalıktan mı öldüklerini anlamak için hayvan yetiştiricisinden ölen ya da kesilen hayvanlardan iç organ numunesini istemektedirler. Hayvan sahibi ölen kocaman ineğini keserek, iç organlarını alması gerektiği ve bunun bölgedeki enstitüye götürüp teslim etmesi gerektiği gibi bilimsel olmayan otopsi ve numune toplama çalışmalarını anlattılar yorumlamadım bu durum doğruysa vay halimize demekten başka çarem yok. Bu hastalık sineklerle bulaşıyor, kesilme anında etrafa yayılan kanlar, iç organları çıkarılırken konan sinekler !   Hastalığa davetiye mi çıkarılıyor? Bunlar mutlaka değerlendiriliyordur. Bilimsel otoritelerin belirttiği gibi ölen hayvanlardan usulüne uygun organ alıp daha sonra ilgili laboratuvara taşınması ve ölen hayvanın usulüne uygun gömülmesi için Bakanlığın donanımlı ekibi olduğunu görmedim ancak böyle bir ekiplerin varlığını duymak istiyorum.

Ben Vet. Dr. Can DEMİR olarak ben bölgedeydim. Ankara’daki Yönetici Makamındaki meslektaşlarım neredeler ve bölgeden mesleğimin ve çiftçilerimizin adına soruyorum;

1-    Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü nerede, Bölgeye gitti mi veya ne zaman gidecek?

2-     TVHB merkez konseyi meslektaşlarımın, imkânlarının kısıtlı olduğunu ve bölgedeki bu yayılmayı ne zaman dile getirecek ve bence bölgedeki meslektaşlarımın arkasında, yanında durması gerekmez mi, konunun hassasiyeti ile ilgili basın açıklaması yapmışlar mı?

3-    Et ve Balık Kurumu kapasitesi dolduğundan, acil kesim olmasına rağmen alamayacağını belirttiği hayvan yetiştiricileri tarafından benimle paylaşıldığından sormak istiyorum; bölgedeki hayvan yetiştiricisi ne yapacak? Şimdi olduğu gibi sağlıksız ortamlarda, çevreyi kirletip, su kaynaklarına bulaşmalar yaparak, aynı zamanda sivrisineklerin bol olduğu bu ortamlarda hastalığın yayılmasına yetkililerimiz göz mü yumacak?

4-    Yavru atma dâhil süt verimi düşen inekler kesime gönderiliyor, akciğer karaciğer böbrek gibi organlardan alınan numuneler bölgedeki araştırma enstitülerine gönderiliyor mu, sonuçları nelerdir, fakültelerimizin viroloji bölümleri ile ortak çalışmalar yapılmakta mıdır?

5-    Son üç ay içinde; tedavi maksatlıda olsa veya hayvan sahipleri gelişi güzel uyguladıklarını belirttikleri yoğun antibiyotik ve kortizon yasal arınma süresi dolmadan kesilince gıda güvenliği yönünden riskli olan bu etler yol kenarında bekleyen et ürünleri imal eden veya onlara et pazarlayan organizasyonların çok düşük fiyatlara satın aldığı bu etlerin insanlar tarafından tüketilmemesi için bir tedbir alınmadığı gerçeği ile karşı karşıya mıyız? Gıda güvenliğinden sorumlu Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ve ilgili Genel Müdür yardımcısı bu konuda tedbir almışlar mı, ele geçirdikleri hayvanlar var mı, bu tür hayvanların etinden kortizon ve antibiyotik analizleri yapılmış mı, zorunlu kesime gönderildiği ve bu nedenlere bağlı olarak etinin tüketilmesinin sakıncalı olduğuna dair karar aldıkları ve imha ettikleri hayvan sayısı ve et olarak kg miktarı nedir? Eğer imha edilen etler yoksa ve benim gördüğüm şekilde satın alınıyor ve et ürünleri olarak piyasaya veriliyorsa yeterli önlem almadıkları için tüketiciye gıda güvenliğini sağlayamadıkları için Sn. Gıda ve Kontrol Genel Müdürü ve yardımcısı vicdanen rahatlar mı?

6-    Akredite Veteriner Hekimliğin yerine oluşturulan yetkilendirilmiş Veteriner Hekim sisteminin kısmen büyük illerde resmi Veteriner Hekim görevlendirilmesine rağmen,  parçalama tesislerininde dahil olduğu ve bu tür zorunlu kesimlerde et tacirlerinin takibi için önemli bir görev olan ortalama 750 yetkilendirilmiş Veteriner Hekimin ( resmi veya özel kişilik ) tam olarak istihdamı neden gerçekleştirilmemektedir?

7-    TARSİM başta olmak üzere sigorta işlemlerinin yetersizliği nedeni ile çiftçinin hayvanlarını bedellerini ödenmediği ve Ziraat Bankası’nın borç yükünde ezildiği en azından iki yıllık borç erteleme beklentisinin çiftçinin lehine; bir uygulama yapılması gündemlerinde mi?

8-    Özellikle ithal ve hassas süt inekleri ile damızlıkları elden çıkaran çiftçinin ve hayvan yetiştiricisinin mağduriyeti ile birlikte bölgedeki damızlık varlığımızın kayıplarını telafi etmek için, önlemler planlaması yapılıyor mu?

9-    Kurbanlık hazırlığı içinde olan ancak hayvanları telef olan çiftçilerimiz için Bakanlığın bakış açısı ve iyileştirme çalışmaları nelerdir?

(*) Van´da Deprem Nedeniyle Zarar Gören Hayvan Yetiştiricilerine Yem Desteği Verildi Van’da meydana gelen depremler nedeniyle büyükbaş ve küçükbaş hayvanları doğrudan veya dolaylı olarak zarar gören yetiştiricilere, bir defaya mahsus olmak üzere yem desteği sağlanacaktır. İl hasar tespit komisyonlarınca hasar tespiti yapılan yerleşim yerlerindeki yetiştiriciler (kamu kurum ve kuruluşları hariç) bu destekten yararlanabilmektedir. Bu kapsamda depremler nedeniyle zarar gören hayvan yetiştiricilerine büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar için iki alt başlıkta aşağıdaki şekilde yem desteği verilecektir: 1    Büyükbaş (Sığır, Manda)    400 TL/baş 2    Küçükbaş (Koyun, Keçi)    60 TL/baş Söz konusu destekler, Ziraat Bankası aracılığıyla verilecektir. ) Bilgi :dtAjans http://www.dtajans.com/node/78


Yazan - 23 Ekim 2012. Kategori HAYVANCILIK, SAĞLIK, Dr.Can DEMİR, YAZARLAR. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
servet
servet
8 yıl önce

çok güzel çalışma yapmışsınız teşekkürler

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
1
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x