Çiftci Neden Tohum Satamaz?


ÇİFTÇİ NEDEN TOHUM SATAMAZ!

Nazimi  Açıkgöz

 

Tohum tohumcu, çiftçi ve tüketici açısından farklı kavramlardır. O nedenle son günlerde tohumculuk konusunda bilerek veya bilmeyerek, gerçekleri saptıran, toplumu yanıltacak beyanlarda bulunan, GDO ile hibriti bile birbirine karıştırabilen STK mensuplarına ve akademisyenlere rastlanmaktadır. Aslında onları konuları dışına çıkmaya zorlayan da sansasyon peşinde koşan, gündem yaratma özentisi içinde olan medyadır. Diğer taraftan tohum ve tohumculukla ilgili gerçeklerin tam olarak topluma aktarılması teknik olarak olanaksızdır. Fakat en azından “çiftçinin neden tohum satamayacağı” gibi kitleleri birbirine düşürecek beyanda bulunanların olayın gerçeğini öğrenmeleri için bazı önemli noktaları özetlemekte yarar görülmüştür.

 

 

  1. Tohumda iki farklı kavramı birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi tohumluğun bir ticari meta oluşu, ikincisi ise tescilli bir çeşidin tohumunda, o çeşidi geliştiren kişi veya kuruluşun yıllarca verdiği emek, yaptığı masrafın oluşturduğu “fikri mülkiyet hakları” karşılığı olan “ıslahçı hakları (royalite)”nin varlığıdır. Çünkü bu TEKNOLOJİK bir yeniliktir, bulgudur, eserdir. “Çeşitler” tescil edilmiş ve yasalara göre “koruma altına” alınmış olmalıdır. İşte bu çeşidin üretilmesi, hasadı, işlenmesi, kontrolü, sertifikasyonu, paketlenmesi, depolanması, nakli, pazarlanması gibi bir seri aşamadan sonra çiftçiye ulaştırılması söz konusudur. Tüm bu aşamalarda tohum üreticisi, toptancısı, bayi, alt bayi kontrol edilir. Çünkü tohum ilaç gibidir. İlaçtaki “sağlık” riski yerine tohumda “güvence” öne çıkar. Bir tohumun “adına uygun” performans vermesi garantilenmelidir. Kılçıksız fasulye diye kılçıklı fasulye tohumluğu satımının devlet tarafından kontrol edilmemesi durumunda doğacak kaosun kimseye yaşatılmaması gerekir. Tohum sahtekârlığı, tohumu alan üreticinin sezon-yıl ürün alamamasına kadar gidebilir. Bu risk yalnız o çiftçi için değil, milli servete de yöneliktir. Hindistan’daki çiftçi intiharlarında tohum sahtekârlığının da büyük payı vardır.

 

 

  1. Ülkemizde tohumculuk yasalarla düzenlenir. 5553 sayılı yasadan önce de 308 sayılı yasamız vardı. Kanunun amacı “bitkisel üretimde verim ve kaliteyi yükseltmek, tohumluklara kalite güvencesi sağlamak, tohumluk üretim ve ticareti ile ilgili düzenlemeleri yapmak ve tohumculuk sektörünün yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi için gerekli olan düzenlemeleri gerçekleştirmektir”

 

  1. Bitki çeşitlerinin tescili, üretim izni ve standart tohumluk çeşit kaydı ile genetik kaynakların kütüğe kaydedilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılır. Islah edilmiş çeşitler farklılık, yeknesaklık ve durulmuşluk ve/veya biyolojik, teknolojik özellikleri ile tarımsal değerleri belirlenmek suretiyle; genetik kaynaklar ise morfolojik ve/veya moleküler karakterizasyonun yapılarak kayıt altına alınır. Yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin verilir.

 

  1. Bu tohumluklar, Bakanlık tarafından belirlenmiş nitelik ve standartlara uygun, sertifikalı veya kütüğe kaydedilmek üzere kabul edilmiş veya standart tohumluk olarak ambalajlı ve etiketli olarak ticarete arz edilir.

 

  1. Tohumluğun bakanlık kontrolü dışında satanlar, dağıtanlar, satışa ve dağıtıma arz edenler veya şahsî ihtiyacından fazlasını ticarete konu olacak kadar elinde bulunduranlara onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.

 

  1. Tohum ve tohumculukla ilgili yasa ve yönetmeliklerde konu hep yetki ve sorumluluk çerçevesinde ele alınmaktadır. Yetki verilen tohumcu yasalar çerçevesinde sorumluluk almıştır. Herhangi bir olumsuzlukta tohumcu adli muhatap olacaktır. Yetkisiz bir kişi (örneğin çiftçi) veya kuruluştan alınan tohumun sorumlu tutulma şansı yoktur. İşte belki de çiftçinin tohum satışının engellenmesinin ana nedenlerinden biri de bu noktadır.

 

  1. Çiftçinin tohum satışı yapamayacağı ele alınırken o kadar ileriye gidiliyor ki bazı kaynaklarda iddialar çiftçinin kendi tohumunu dahi ekemeyeceğine kadar vardırılıyor. Hâlbuki tohumculuk kanununun 14. maddesine göre: “ticarete konu olmamak ve şahsî ihtiyaç miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla, çiftçiler arasında yapılacak tohumluk mübadeleleri bu Kanun hükümlerinden müstesnadır”. Bu saptama yine 5042 sayılı “Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun”un 17. maddesinde de, dile getirilmiştir: “kanunun ilgili diğer hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla çiftçiler için “tarımsal üretimin korunması ve kollanması amacıyla, çiftçilerin kendi arazilerinde yaptıkları üretim sonucunda elde ettikleri üründen, yine kendi işlediği arazilerinde yapacakları yeni üretimler için, hibrit ve sentetik çeşitler hariç olmak üzere, korunan bir çeşidin çoğaltım materyalini kullanabilmeye yetkileri vardır”. (http://www.ttsm.gov.tr/TR/belge/1-27/kanun.html). Dolayısıyla, yürürlükteki mevzuata uygun olmak üzere çiftçiler kendi ihtiyaçları olan çoğaltım materyalini üretmelerinde hiçbir sorun yoktur.  

 

  1. Çiftçilere tohum ticaretinin bir an için serbest bırakıldığını varsayalım. Kontrolsüz bu serbestliğin beraberinde neler getirebileceğini mi merak ediyorsunuz? Aşağıda örnekleri verilen ceza davaları belki meraklarınızı giderebilir.

 

 

İşte bu nedenlerle tohum sıradan bir ürün değildir ve devlet kontrolü zorunludur. Dolayısıyla çiftçi tohumcu değil onu kullanandır.

 

Tohumculuk konusuna karşıt görüş sahipleri bugün için marjinal-azınlık-çığırtkan guruplardır deyip geçemeyiz. İlginçtir, onlar gerçeklerden habersiz sokaktaki vatandaşa ulaşmada, olayın önemini kavramada zorluk çeken tohumculuk camiasından birkaç adım öndeler (Gıda ve tohuma saldırılar, http://blog.milliyet.com.tr/gidakrizivebilim). Görüşlerini açıklarken de bakın yerli firmalarımızı adeta hiçe sayıyorlar ve ayrıca daha neler dile getiriyorlar: “…ancak kayıt altına alınmış tohumların’ ekimine olanak tanınacak. Tohumuna patent alamayan çiftçiler ise, tekel durumundaki uluslararası şirketlerin insafına terk edilecek. 2011′den itibaren kayıt altına alınmamış tohumluklarını satan köylüler, ağır para cezasına çarptırılacak ve el konulan ürünler imha edilecek. Böylece Anadolu’nun zengin türleri doğallığını yitirecek”

 

Böylesine bilgiden, gerçekten uzak ifadelerle tohumculuğa saldırıların sektöre ne denli zarar vereceği tahmin dahi edilemez. Sektörün bu konuda karşı tedbir almasının zamanı gelmiş de geçiyor!

 

 


Yazan - 4 Temmuz 2012. Kategori GIDA, YENİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
İslam
İslam
8 yıl önce

“ticarete konu olmamak ve şahsî ihtiyaç miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla” ne demek yahu? Çiftçi tavuk mu tohumu yemlik mi üretecek? Tabii ki satacak. Bu üretime yıllarını veren tohumcular kimler? Çok uluslu MONSANTO mu? Anadolu 10 bin yıldır tohum üretilen bir yer. Çevremizde 1895 yolında Bulgaristan, Romanya, Makedonya’dan gelen tohumlar var. Bunların ıslahını hangi firmalar yaptı? Görmezden gelinen “yerli” firmalar mı? Ticari emtia ise bu zaten “HİBRİT” üretiyorsun kardeşim. İkinci yıl kimse ekmez bunu. YEMEZLER::: Siz anadolu tohumunu elinde bulunduran çiftçiyi bezdirip MONSANTO gibi devlere peşkeş çekeceksiniz. Bunun farkındalığı anadolunun her köyündeki en cahil dediğiniz ferdine kadar vardır. Partneriniz AK… Read more »

Nazimi Açıkgöz
8 yıl önce
Reply to  İslam

Sayın yorumcu
Yazıyı bir kez daha oku. Tohumun ne olduğunu öğren. Ticaretin, üretimin ne olduğunu öğren. Tarımı bil. Tohumu siyasi malzeme olarak kullanmaya kimsenin hakkı yok.
Yorum yapmak için işiin biraz işin içinde olmak gerek. Kulaktan dolma, taraflı bilgi ile yorum değil karalama olur!

2
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x