Demir İçin Ispanağı Süslediler,Şimdi de Kanser İçin de Brokoliyi


Yıllar önce Amerika’da üreticinin elinde kalan ıspanakları pazarlamak için demiri bol diye yayarak “Temel Reis” çizgi filmi ile de dünyaya duyuran reklamcılar.Bu kez de brokoli’yi ele aldılar.Brokoli’ninde bu özelliği bilim adamları tarafından tartışılmaya başlandı bile.

 

Nobel ödüllü bilim adamı Dr. James Watson, brokolinin kanserli hücrelerin vücuttaki yayılımını engellemediğini aksine kansere neden olduğunu iddia etmişti. Bu iddiaya bilim adamlarından açıklama geldi: “Brokoli kanser savar bir bitkidir”

 

Son yıllarda en önemli sağlıklı gıda gelişmelerinden biri olan brokoli filizinin, yoğun vitamin ve minerallerin yanısıra  çok güçlü anti-kanserojen madde olan “Sulphoraphane” içermesiyle en güçlü kanser savaşçısı bitkilerden biri olduğu belirtildi.

 

DR. JAMES WATSON: BROKOLİ KANSER YAPIYOR

 

Prof. Dr. Paul Talalay’ın uzun yıllardır brokoli üzerinde sürdürdüğü çalışmalar da bu noktada büyük değer taşıyor.   Brokoli ve antioksidanların kansere karşı yürütülen savaştaki yararları konusunda bilim insanlarının açıklamaları şöyle:

 

Prof. Dr. Paul Talalay

 

John Jacob Abel Ödüllü Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Moleküler Bilimler Bölümü

Brokolinin lifleri, A vitamini, C vitamini, folik asit ve kalsiyum gibi beslenme açısından değeri olan birçok fayda sağlar. Bunun yanı sıra brokoli glukosinolatlar denilen fitokimyasalları (bitkilerde doğal olarak var olan bir kimyasal bileşik) içermektedir. Aynı zamanda SGS™ olarak bilinen bir glukosinolat –glukorafanin- vücudu kansere ve diğer hastalıklara karşı koruyan bir grup enzimin faaliyetini arttıran sulforafanı üretmektedir.

1992 yılında, bizim laboratuar ekibimiz brokoli ve lahana gibi kireçli sebzelerde mevcut olan sulforafan glukosinatın (SGS) öncüsü olduğu sulforafanı izole ettiğini belirledi. Kanıtlar sulforafanın dolaylı bir antioksidan olarak fonksiyon gösterdiğini ve uzun dönemlerde tek seferde birçok serbest radikali nötralize etmeyi başardığını göstermektedir.

Vücutta hücreleri oksidanların, toksinlerin ve her gün hücrelerimize saldıran diğer tehditlerin verebileceği hasara karşı korumaktan sorumlu bir enzimler ailesi –Faz 2 enzimleri- bulunduğu keşfettik. Bu Faz 2 enzimleri sistemi vücudun kendisini korumasına yardım etmek için milyonlarca yıllık bir süreçte doğa tarafından geliştirilmiştir. Ancak bu enzim sistemleri her zaman maksimum verimle çalışamamaktadır. Biz bu enzimleri harekete geçirebilen ve böylece hücreyi bu tür hasarlara karşı koruyabilen belirli bileşikler belirledik.

Bu bileşiklerden biri antioksidanlar olarak bilinmektedir. Antioksidanlar serbest radikallerin sebep olduğu hasardan hücrelerimizi koruyan fitokimyasalar, vitaminler ve diğer besin maddeleridir. Oksidasyona bağlı hücre hasarının kanserin ortaya çıkmasında, yaşlanmada ve birçok kronik hastalıkta rol oynadığı düşünülmektedir. Antioksidanlar oksidasyonu engelleyemeye yardımcı olabilir, bağışıklık sisteminin tepkilerini artırabilir ve muhtemelen enfeksiyon ve kanser riskini azaltabilir.

Bitkiler üzerine uzman  Dr. Jed Fahey’de brokoliyi bu derece önemli kılan sırların ne olduğunu araştırmaya başladı. Kısa bir süre içinde Dr. Fahey bitki ne kadar küçük olursa, kemo-koruyucu veya kanserle mücadele etkisinin de o kadar fazla olduğu buldu. Tohum sulforafanın öncü molekülünün (sulforafan glukosinolat veya SGS) en konsantre durumda yer aldığı kısmıdır ve bu madde bitki büyüdükçe sulanmaktadır. Genetik de bu işte bir rol oynamaktadır; bu yüzden çok yüksek seviyelerde sulforafan glukosinat içeren bitki türleri yetiştirdik.

Johns Hopkins Üniversitesi bilim adamlarının gerçekleştirdiği çalışmaların sonunda brokolinin içinde keşfettikleri sulforaphane glucosinolate maddesinin kanserden korunmaya yardımcı olduğuna dair 700’e yakın bilimsel çalışma yayınlanmıştır.

 

Doç. Dr. Canfeza Sezgin

 

İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi

 

Brokoli filizinde bulunan sülforafan isimli doğal bileşik, kanser hücrelerinin yanı sıra kanser kök hücrelerini öldürmektedir. Ayrıca hava kirliliği, sigara içilmesi, hepatit hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi durumlarda insanlarda ciddi yararı olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu nedenle üzerinde en çok durulan antikanser doğal ürünler arasında gelmektedir. Bilimsel alanda yapılan yüzlerce araştırmada kaliteli standardize brokoli filizinin gerek laboratuar, gerek hayvan, gerekse insan çalışmalarında ciddi bir yan etkisi olmadığı gösterilmiştir.   Kanser riskini arttırdığına dair hiçbir bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Brokoli ve benzeri grupta bulunan sebzelerin sağlık için yararı bilim dünyasında tartışmasız kabul görmektedir. Daha yeni yapılan ve Annals of Oncology dergisinde Aralık ayında yayımlanan yüz binlerce sağlıklı insanın değerlendirildiği meta-analizde başını brokolinin çektiği sebzelerin bol miktarda tüketilmesinin kalınbağırsak kanserini riskini belirgin şekilde azalttığı gösterilmiştir.

 

Özellikle; alkol tüketimi, sigara tüketimi, ciddi hava kirliliği, damar sertliği, şeker hastalığı, sinir sistemi hastalıkları ve kanser gibi hastalıklarda serbest oksijen radikali olarak isimlendirilen ve normal sağlıklı hücrelerin gerek hücre duvarına gerekse genetik şifresine hasar vererek hücrelerin yapısının değişmesine, fonksiyonlarının bozulmasına neden olan maddelerin vücuttaki miktarı artar. Doğal antioksidan bileşenler (brokoli filizinde, sulforafan; zerdeçalda, curcumin; zenzefildeki, gingerol gibi) bu hasarın azaltılmasında, normal hücrelerin korunmasında yararlı olmaktadır ve bu birçok bilimsel araştırmada gösterilmiştir. Günümüzde de saygın bilim adamları tarafından tamamlayıcı ‘Yeşil Tedavi’ konsepti bilimsel araştırmalar neticesinde geliştirilmiş ve uygulanmaktadır.

 

  ‘FAZLA İÇİLDİĞİNDE SU BİLE ÖLDÜRÜR’

 

Prof.Dr. Erdem Yeşilada

 

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı

 

DNA sarmalını keşfeden Nobelli ünlü bilim adamı James Watson’un yayımlanan bir yazısında ifade ettiği görüşlerine dayanarak antioksidanların zararlı olduğu konusunda yapılan yorumlar ne derece gerçekçi? Bu kadar ünlü ve saygın bir bilim adamının görüşlerini tartışmak elbette haddim olamaz. Ancak burada tartışılması gereken husus, Prof.Watson’un görüşleri değil, buna bağlı olarak yapılan yorumlar.

 

Bunca teknolojik gelişmeye rağmen insanoğlu hâla doğanın ve insan vücudunun gizemi karşısında çaresiz. Bizler içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, insanların Mars gezegenine üs kurmaya hazırlandığı çağda, hâla “Vitaminler etkisiz mi?”, “Yüksek Kolesterol yararlı mı- zararlı mı?” konularını tartışıyoruz. Komik değil mi? Kanımca burada önemli husus herkesin konuya dar bir açıdan bakması. Çünkü herkesin “yarar” ve “zarar” tanımı farklı. Çünkü insanlar “etki” veya “yararı” çizgi karakter Temel Reis’in ıspanak konservesi gibi görmek istiyor. Aslında tüm insanlar ya da bilim adamlarının  beklentileri bu; bir ıspanak konservesi yediğinde müthiş bir güce erişmek.

 

Esasında gazetelerde yer alan haberi hazırlıyanlar yaratıcılıklarını kullanarak manşete Watson’un yorumunu değil de herkesin gözdesi antioksidanlar ürünleri taşımışlar. Brokoli, yaban mersini, nar, sarımsak, portakal, böğürtlen, zeytinyağı, zencefil; ne kadar antioksidan varsa… Kanserlerden koruduğu bildirilen ne kadar antioksidan varsa hepsi. İnsanların kafası duman içerisinde; tam bir hayal kırıklığı.

 

Gelin şimdi işin aslına bakalım! Prof. Watson’un söyledileri zaten yeni bir şey değil. Biraz bilimle uğraşan herkes biliyor; antioksidanlar fazla miktarda kullanılırsa “prooksidan” da olabilir. Yani hücreye, amaçlananın aksine, oksidatif hasar vermeye başlayabilir. Ben bu konuyu yazılarımda sıklıkla gündeme getiririm. Fazla kullanıldığında “su bile öldürebilir”. Önemli olan dengeli, ölçülü, uygun kullanımdır.

 

Gelelim brokoliye; haberlerde yazılanın tersine “Brokoli bir Antioksidan değildir”. Haberi hazırlayanlar belli ki antioksidan konusunda bilgi sahibi değil. Brokoli etkisini vücutta faz II detoksifikasyon enzimlerini (glutatyon-S-transferaz) uyararak gösterirler. Yani vücutta meydana gelen zararlı maddelerin (metabolitler) etkisiz hale dönüştürülerek böbreklerden atılmasını sağlayan vücudun savunmacı, temizlikçi elemanlarını desteklerler. Tamamen bir destek kuvveti. Bu etkileri bilimsel olarak ortaya konulmuş, gerek klinik çalışmalar ve gerekse saha çalışmaları ile doğrulanmıştır.

 

Aklıma gelen bir başka benzeri bir konuyu hatırladım. Bundan otuz yıl kadar önce bazı deneysel bulguları yorumlayarak “elmanın kansere yol açtığı” bilgisi gündeme bomba gibi düşmüştü. Tabii o zamanlar internet olmadığından fazla kişinin haberi olduğunu sanmıyorum. Ancak bu gün gelinen noktada Amerikan Kanser Enstitüsü “NCI” web sitesinde “günde bir elma kanseri önler” diye yazıyor.

 

Dr. Yasemin Bradley

Bradley Beslenme Danışmanlık

Obezite ve kanser üzerine değişik ülkelerde  sürekli çeşitli  bilimsel konferanslara katılıyorum. Bu konferanslarda araştırmaları yapan dünyaca ünlü üniversitelerden bilim adamları, profesörler şimdiye kadar hep dile getirilen yüksek antioksidan içeriği olan sebze ve meyveleri bol tüketmenin kanserden koruduğunu paylaştılar.

 

Uzun yıllardır edindiğim tecrübemle çok güçlü bir  gözlemim var: Uzun ve sağlıklı yaşayanlarla konuştuğum, nedenlerini araştırdığım TRT Haber’de yayımlanan  ‘Dr. Yasemin Bradley  ile Reçetesiz Hayat’ adlı bir programım var. Bu  program için Anadolu’yu dolaşırken uzun yaşayan insanlarda hep tanık olduğum yüksek antioksidan  içeren gıdalarla beslenmeleri. Ben  beslenme üzerine çalışan bir tıp doktoru olarak yüksek antioksidan  gücü olan besinlerle beslenmeye devam edeceğim.


Yazan - 11 Ocak 2013. Kategori MANŞET. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x