Atatürk Orman Çiftliği


Ankara’da cumhuriyetin ilk yıllarında bir kent çiftliği olarak kurulmuş olan ve bugün yaklaşık 33.500 dekarlık bir alan kaplayan Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerinde oynanan rant oyunları hız kazanmışken, çiftliğin geçmişine ve bugününe göz attık.

1925 yılı Mayıs ayında Ankara’da içinden sadece tren yolunun geçtiği 20 bin dekarlık çorak ve bataklık bir arazinin ıslah edilmesiyle o zamanki adıyla “Gazi Çiftliği”, tarımda sanayileşmenin göstergesi olacak bir devlet çiftliği olarak kurulmuştu. 1937’ye dek bizzat Mustafa Kemal tarafından işletilen, 1937’den sonra çiftliğin başka mülklerle beraber Hazine’ye devrine dek yaklaşık 52 bin dekarlık bir alana ulaştırılan AOÇ’nin, modern tarım ve sanayi tekniklerinin ilk defa uygulandığı bir kent çiftliği olarak genç cumhuriyet için bir üretim modeli oluşturması ve Anadolu’daki diğer şehirlere bir örnek teşkil etmesi amaçlanıyordu.

AOÇ’nin kuruluş amaçları arasında “hububat cinslerinin ıslahı için İç Anadolu Bölgesi’ne uygun yeni türlerin araştırılması, halka tanıtılması ve dağıtılması; hayvancılığın geliştirilmesi, yeni hayvan ırklarının araştırılması; elde edilen tarım ürünlerinin işlenmesi; tarım öğretimini uygulamalı olarak halka aktarmak için pratik kurslar ve stajlar düzenlenmesi; Ankara halkına temiz ve ucuz gıda maddeleri sunularak kooperatifleşmenin sağlanması; makineli tarıma geçiş ve büyük alanlarda tarım için ziraat, alet ve makineleri üreten bir atölye kurulması; bilimsel yöntemlerle ağaçlandırma çalışmalarının yapılması, yapay korular, ormanlar ve fidanlıklar yapılması; Ankara çevresinin ağaçlandırılması; halkın gezeceği, eğleneceği, sosyokültürel ve rekreatif alanların yapılması” bulunmaktaydı. Kentlilerin ortaklaşa zaman da geçirebildiği kamusal bir kent çiftliği ve ormanı olarak işletilen AOÇ, burjuva cumhuriyetinin modern kent yaşamının üretim araçlarından biriydi.

Devlet çiftliği olarak AOÇ

Kurulduğu yıllarda büyük bir kısmında sebze ve meyve tarımı yapılan AOÇ arazisi üzerinde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, atçılık, tavukçuluk, arıcılık, bağcılık, şarapçılık, sütçülük, peynircilik, yoğurtçuluk da yapılmaktaydı. Ayrıca bir meyve suyu fabrikası, bal ve dondurma fabrikası, ziraat aletleri üretim ve onarım fabrikası, yapağı ve tiftik üretim merkezi, güvercin üretim merkezi ile süt ve süt ürünleri imalathaneleri de bulunmaktaydı. Bozkırda yetiştirilmesi çok zor olan gül ve çilek gibi bitkilerin de yetiştirildiği Gazi Çiftliği, aynı zamanda hem orman hem çiftlik olarak Ankara halkının gıda ve kamusal yeşil alan ihtiyacını karşılıyordu. Ankara ve İstanbul’da açılan Gazi Çiftliği Ürünleri Örnek Satış Mağazaları ile Türkiye ölçeğinde kamuya ucuz sebze-meyve, süt, meyve suyu, alkol ve gıda satışı sağlanıyordu.

Cumhuriyetin ilk bira fabrikası da “Ankara Birası” adıyla Gazi Çiftliği’nde kurulmuştu. Ülke çapında bira üretimi ve satışının gerçekleştirildiği Ankara Birası’nın tanıtımı devlet eliyle yapılıyordu. 1937-50 yılları arasında işletimi TEKEL’e devredilen Ankara Bira Fabrikası’nın, TEKEL’in alkollü içki üretim sanayisinin 27.02.2004 tarihinde Nurol-Limak-Özaltın-Tütsab Ortak Girişim Grubu’nun kurduğu Mey İçki San. Ve Tic. A.Ş.ye 292 milyon ABD doları bedelle satılmasının ardından, AOÇ arazisi üzerinde alkol üretim ve satımı özel sektörün eline bırakılmış oldu.

Çiftlikte yaşam nasıldı?

Atatürk Orman Çiftliği, makineleşmiş tarım ve sanayi teknolojisi ile üzerinde tarım yapılan bir devlet arazisi olmaktan öte, modern yaşamı üretimden boş zaman kullanımına örgütleyecek bir deney sahası olarak da işliyordu. Çiftlikte, tarım araçlarını kullanacak işçilerden arazide tarım yapacak işçilere değin kadınlı erkekli tüm çiftlik çalışanları Atatürk Orman Çiftliği’nde eğitim görüyordu. Ayrıca Anadolu çiftçileri ve köylü çocukları da modern tarımsal üretim teknikleri hakkında uygulamalı olarak eğitiliyordu.

Çiftlikte çalışan işçiler, şoför ve makinistler için lojmanlar ve çalışanların çocukları için okullar inşa edilmişti. Ortak yaşamın sağlanması için bir kiler ve çamaşırhanenin de inşa edildiği çiftlikte, çiftlik çalışanlarının iş arasında vakit geçirebilecekleri kameriyeler, lokaller ve köşkler sağlanmıştı. Ayrıca fabrikalardan konutlara binalarının çoğu Avusturyalı mimar Ernst Egli tarafından tasarlanan çiftlikte, gene mimarın elinden çıkma “Bira Fabrikası Hamamı” fabrika çalışanlarının hijyen ihtiyacını karşılıyordu.

Köşkleri, gazinoları, lokantaları, parkları, hayvanat bahçesi ve yüzülebilen havuzları ile kentte modern kentlilerin toplumsallaşabilmeleri için gereken alanların sağlandığı AOÇ arazisi içindeki Bira Parkı, kadın ve erkeklerin beraberce Ankara Birası içebileceği bir açık alandı. Kuruluşundan itibaren ilk sekiz yıl içerisinde yaklaşık dört milyon ağacın dikildiği AOÇ, bugün ODTÜ arazisi ile beraber Ankara’nın nefes aldığı en geniş yeşil alanlardan biri.

Devlet eliyle “kamu yararı için” tarımsal üretimin yapıldığı bir kent çiftliği olarak kurulmuş olmasına rağmen, Ankaralıların artık yararlanamadığı bir “kamu malı” olan AOÇ arazisinde, bugün AKP milletvekilleri “bireysel” tarım yapabiliyor. Evi çiftlik arazisinin sınırları içinde bulunan Tarım ve Gıda Bakanı Mehdi Eker, Ekim ayında NTV’ye verdiği bir röportajda “evinin organik bahçesinde tarım yapmaktan büyük keyif aldığını” söylemişti.

Ankara’da bir zamanlar “deniz” vardı

Çiftlik arazisinde, Ankara halkına sosyal bir dinlence ve eğlence mekanı yaratabilmek için Karadeniz ve Marmara Denizi’nin tıpkısı havuzlar inşa edilmişti. Bu havuzlardan, kurak günlerde tarlaları sulamakta da yararlanılıyordu.

Yüzeyi ve kütlesi daha büyük olan Karadeniz Rekreasyon Havuzu Ankara halkının yüzebileceği, su sporları ile uğraşabileceği, kürek çekebileceği ve etrafında güneşlenebileceği bir havuz olarak hizmet verirken, daha küçük olan ve 1926 yılında inşa edilen Marmara havuzu ise, kıyısındaki Marmara Köşkü Ankara halkına ve uluslararası davetlilere bir araya gelebilecekleri bir gazino ile sosyalleşebilecekleri bir açık mekan sağlıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında hafta sonları kentlilerle dolup taşan Marmara Havuzu kıyısında başta Riyaseti Cumhur Orkestrası olmak üzere ve Klasik Türk Müziği ve Batı müziği üzerine çeşitli konserler verildiği biliniyor.

Geçmişte yüzme derslerinin verildiği, yüzme yarışlarının düzenlendiği Karadeniz havuzu, bugün Devlet Mezarlığı sınırları içinde bulunuyor ve uzun yıllardır Ankaralıların kullanımına kapalı. Marmara Köşkü ise 70’li yılların başında Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kullanımına tahsis edilen arazide bulunduğundan bugün havuzuyla beraber halkın erişimine kapalı.

AOÇ arazileri ne zaman ranta açıldı?

Ankara’nın güneydoğusundan kuzeybatısına kadar uzanan ve Mustafa Kemal’in vasiyetinde yaklaşık 52 bin dekarlık bir araziyle “halka emanet edilen” Atatürk Orman Çiftliği, kuruluşundan bugüne kadar yaklaşık 116 bin 500 dekar arazisini kaybetti.

5659 sayılı kanunla 24 Mart 1950’de kurulan Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü’nün kuruluş kanununda “devlet malı” olarak tespit edilen AOÇ arazilerinin kamulaştırılması ya da gerçek veya tüzel kişilere devrinin özel kanunlarla gerçekleştirilebileceği belirtilmekteydi. Buna göre, kuruluşunda 52 bin dekar olan AOÇ arazileri, 1950-83 yılları arasında çıkarılan 8 ayrı yasa ile müdürlüğün kiralama, kamulaştırma ve devir yoluyla elden çıkardığı yaklaşık 18 bin 770 dekar arazi ile beraber AOÇ’nin mevcut arazisi yaklaşık 33 bin 500 dekara indi.

Kamuya ait olan AOÇ arazilerinin büyük kısmı yakın zamanda özelleştirilen Şeker Fabrikası, Türk Traktör, Çimento Fabrikası, TİGEM, MİTAŞ, Ankara otobüs terminali AŞTİ, Gençlerbirliği ve Ankaragücü Spor Kulüpleri, Toprak Malzeme Ofisi, Devlet Mezarlığı gibi çeşitli kurum ve şirketlere kiraya verilmiş ya da satılmış durumda. Ayrıca çiftlik müdürlüğü tarafından yasasız ve protokolsüz kiraya verilen alanlarda örneğin bowling salonları, çiftlik taşınmazları olmalarına rağmen özel işletmelere kiraya verilen halı sahalar ve Alparslan Türkeş’in ölümünden sonra Devlet Mezarlığı’na verilen anıt mezar bulunmakta.

AOÇ’de neler oluyor?

İş merkezleri, rezidanslar, alışveriş merkezleri ve “küçültülen devletin simgesi” kamu kurumları ile hızla çevrelenmekte olan kentin sermaye aksı Eskişehir Yolu, sanayi aksı İstanbul Yolu ve Konya Yolu ile sınırlanan çiftlik arazisi, uzun yıllardır iktidarların gözünü diktiği bir alandı. Ancak arazi AKP iktidarı ile hızla ve parça parça ranta açılıyor; bir bütün olarak kamu arazisi olan AOÇ, topraklarının parsel parsel yağmalanması ve her köşesinden özel mülkiyete peşkeş çekilmesi sağlanarak kamu arazisi niteliğinden çıkarılıyor.

2008 yılında 5659 sayılı yasanın 10. Maddesi uyarınca, Atatürk Orman Çiftliği’nden üzerinde spor yapıları bulunan 258 bin 186 m2 arazi koparılarak “spor hizmeti ve faaliyetlerinde kullanılmak üzere” 49 yıl süreyle bedelsiz olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne tahsis edilmişti. Ancak “sporu destek amaçlı” çiftlikten koparılan bu arazi, çiftliğin kuruluşundaki temel saiklerden biri olan, kentliye spor yapabileceği bir alan sağlanması niyeti hiçe sayılarak çeşitli özel spor kuruluşlarına kiraya verildi. Bugün bu arazi üzerinde kamuya açık ücretsiz olarak spor yapılabilecek bir alan bulunmamakta, aksine, halihazırda Gençlerbirliği Spor Kulübü, Ankaragücü Spor Kulübü, Türkiye Jokey Kulübü, Atlı Polis Kulübü gibi özel tesislerin kullandığı kapalı arazilere ek olarak, 126 dönüm arazi de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün elinde.

Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun AOÇ’yi ‘1. Derece Tarihi ve Doğal Sit Alanı’ ilan eden 02.06.1992 tarihli 2436 sayılı ve 07.05.1998 tarihli 5742 sayılı kararları, son olarak kurulun 10.08.2011 tarihli 6281 sayılı kararı ile “artık AOÇ’nin 1. Derece Tarihi ve Doğal Sit özelliği taşımadığı” iddia edilerek değiştirilmiş; ‘Tarihi Sit’ statüsü kaldırılarak çiftliğin statüsü ‘3. Derece Doğal Sit’e düşürülmüştü. AOÇ üzerinde oynanacak rant kavgasının önünü açan bu düzenlemeden kısa süre önce, AOÇ arazileri üzerinde serbestçe oynayabileceği şekilde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kontrolüne verilmişti.

Gökçek AOÇ ile ne yapmaya çalışıyor?

08.07.2006 tarihli 5524 sayılı kanunla onanan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile beraber gerçekleştirdiği “Atatürk Orman Çiftliği Nazım İmar Planı” tasarısı, AOÇ arazisinin yüzde 5’lik bir kısmının imara açılmasını öngörüyordu. AOÇ Nazım İmar Planı’nda “özel proje alanı” olarak tanımlanan alanların ranta açılması planlanırken, Gökçek AOÇ arazisinden geçen demiryolu hattına paralel gidecek “yeni AOÇ Bulvarı”nın inşa çalışmalarıyla beraber alt ve üst geçitlerin inşası için kolları sıvamıştı. Tasarının uygulamasının, meslek odalarının ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin itirazı üzerine 2008 yılında Ankara 13. İdari Mahkemesi tarafından durdurulması üzerine AOÇ’yi bir süreliğine bir kenara bırakan Gökçek, gözünü ODTÜ arazisine çevirmişti.

2006’da Hayvanat Bahçesi’nin içinde bulunduğu yaklaşık 2 milyon metrekarelik arazinin 10 yıllığına Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesi için yasal çalışmalar yapılırken, Gökçek çiftliği 10 bin hayvanın yaşayacağı bir “safari park”a dönüştürmekten bahsediyordu. Mayıs ayında “yol, meydan, alt geçit, üst geçit, raylı toplu taşıma araçları, yeraltı tünelleri ve yeraltı hizmetleri için gerekli arazi ve dere ıslahı yapılması planlanan araziler üzerinde” Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne “bedelsiz olarak intifa” hakkının kesin olarak verilmesi, yani çiftlik arazisinin kontrolünün tamamıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesinin üzerine Gökçek harekete geçti. Çiftliğin yaklaşık 2 milyon metrekarelik arazisi üzerinde bir “Temapark” ve mega hayvanat bahçesi kurulacağını ilan eden Gökçek, hayvanat bahçesini yap-işlet-devret modeliyle hayata geçireceklerini söyledi. Gökçek, artık AOÇ üzerinde yapılaşma hakkına sahip.

AOÇ’de TOKİ eli

Geçtiğimiz günlerde bir KHK ile daha önceden “toptancı hali” yapılması niyetiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımına verilen 167 dönüm arazi de Adalet Bakanlığı’nın kullanımına tahsis edildi. Bu kararla, Sıhhiye’deki Adliye Binası’nın yıkılacağını ve yenisinin “başka bir yerde” inşa edileceğini geçtiğimiz aylarda duyurmuş olan AKP’nin, yeni adliye binası için Atatürk Orman Çiftliği arazisine gözünü dikmiş olduğu anlaşıldı. Yeni adliye binası inşaatını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlanmış olan ve AKP’nin inşaat firması haline gelmiş olan TOKİ’nin gerçekleştirileceği varsayılırsa, AOÇ’nin geleceğinin Gökçek ile beraber TOKİ’nin ellerine bırakılacağını tahmin etmek ne yazık ki güç değil.

Ayrıca geçtiğimiz hafta, çiftlikten yaklaşık 30 dönüm arazi çalınarak 60 dönümlük arazide kaçak olarak inşa edilen ve “kaynak yetersizliği” iddiasıyla yaklaşık 5 yıldır inşaatı bitirilmeyen, Eskişehir Yolu kenarındaki “Söğütözü Kongre ve Ticaret Merkezi”, nam-ı diğer “Demir Kafes”in yıkılacağı ve “aslında çiftliğe ait olan” arazisinin 180 milyon lira karşılığında satılacağı da duyurulmuştu.
Sıla Karataş (soL)

* Haberde kullanılan görsellerin tamamı, Ayşe Duygu Kaçar’ın Eylül 2010’da ODTÜ Mimarlık Doktora Programı’nda tamamladığı “Cultivating the nation: Atatürk’s experimental farm as an agent of social and cultural transformation” başlıklı doktora tezinden alınmıştır.


Yazan - 9 Kasım 2011. Kategori TARIM. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x