Dış Ticaret Dengesini Yine Bulamadı


Ahmet ATALIK
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Başkanı  
 7542_623407637673745_1500681853_n
TÜİK, dış ticaret verilerini 29 Kasım 2013 tarihi itibarıyla açıkladı. Veriler, dış ticaretimizin ithalat odaklı istikrarını aynı şekilde devam ettirdiğini göstermektedir.
1990’lı yıllara kadar 1,5-2 milyar dolar fazla veren Türkiye’nin tarım ürünleri dış ticaret dengesi, özelleştirmelerin ve neoliberal politikaların etkisinin iyice hissedildiği 1990’lı yıllar boyunca bozulmuştur. 2000’li yıllarla birlikte denge, ithalat lehine değişim göstermiştir.
TÜİK’in Uluslararası Standart Sanayi Sınıflaması (ISIC-Rev.3) verilerine göre tarım ürünleri dış ticaretinde 2013 yılı Ocak-Eylül döneminde 1,87 milyar dolar olan açık, Ocak-Ekim döneminde 1,89 milyar dolara yükselmiştir. Tarım ürünleri dış ticaretindeki açık 2010 yılından günümüze 9 milyar dolara ulaşmıştır.
Tarımsal üretimini artırmayı hedefleyen bir ülkenin öncelikle tarım arazilerine sahip çıkması gerekmektedir.
Ancak, son 10 yıllık dönemde ülkemizdeki tarım arazileri yaklaşık olarak 30 milyon dekar küçülmüştür. Bu alan Belçika’nın yüzölçümüne eşdeğer bir alandır.
Tarım alanlarımızın artık üretimde kullanılmıyor olmasının en önemli nedenleri çiftçinin üretimden para kazanamaması ve bununla bağlantılı olarak da verilen tarımsal desteklerin yeterli olmamasıdır. AB, bütçesinin %45-55’lik bölümünü tarımsal desteklere ayırırken, ülkemizde bu oran %2-2,5 civarındadır.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü tarafından 2007 yılında hazırlanmış olan “Tarımda Mazot Kullanımı” başlıklı rapora göre ülkemizde yaklaşık 1,5 milyar litre mazot tarım sektöründe kullanılmaktadır. Mazotun fiyatının yaklaşık %65’ini vergiler oluşturduğuna göre çiftçi tarımsal üretimde kullandığı mazot için 4,3 milyar TL vergi ödemektedir. Tarımsal üretime 2013 yılı için ayrılan toplam desteğin 9,4 milyar TL olması, desteklerin ne denli yetersiz olduğunu göstermeye yeterlidir. Çiftçi, aldığı desteğin neredeyse yarısını, tarımdaki girdilerden sadece biri olan mazota ödediği vergi ile geri iade etmektedir.
Çiftçinin güçlenebilmesi ve üretimde söz sahibi olabilmesinin en önemli yollarından bir tanesi kooperatif çatısı altında örgütlenmesidir. Çiftçinin kazanabilmesi, tüketicinin gıdaya ucuza ulaşabilmesi için üreticinin kooperatifleşmesi zorunludur. Ancak, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması kapsamında 2011 tarihli 639 sayılı KHK ile kooperatifleşmeyi teşvik etmek artık Bakanlığın görevleri arasından çıkarılmıştır.
Bu ve buna benzer nedenlerle tarıma yeterince önem ve destek verilmemesi, tarım alanlarının daralması, artan nüfusumuza karşın üretimin artırılamaması, giderek artan miktarlarda tarım ürünleri ithalatına yol açmakta, ülkemizin döviz stokları ithalat yaptığımız ülke halklarının refahına sunulmaktadır.
Üretime değil ithalata dayalı politikalar nedeniyle çiftçi tarlasını boş bırakırken ziraat, su ürünleri, balıkçılık teknolojisi ve tütün teknolojisi mühendisleri arasındaki işsizlik giderek artmakta, gıda güvenliği ve gıda güvencesi sorunu büyümektedir.
Sorunun çözümü Sudan’dan tarım arazisi kiralamaya çalışmak değildir!
Ülkemizin gıda arzında sorunla karşılaşılmaması için tarım alanları şehirleşmeye açılmamalı, üzerleri boş bırakılmamalı tarımsal üretimde değerlendirilmeli, çiftçi gerçek anlamda desteklenmeli ve mühendis desteği satın alabilecek refaha ulaştırılmalı, kooperatifleşme teşvik edilmeli, tarımla ilgili kamu kurumları güçlendirilmelidir.
Aksi taktirde, bugün yaşandığı gibi ülkemizde artan ithalattan kimse bahsetmezken, sadece artan ihracat ile övünülür durulur!

Yazan - 1 Aralık 2013. Kategori MANŞET. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x