Dünya Çiftçiler Günü Kutlanıyor


Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen törene Erdoğan’la CHP lideri Kılıçdaroğlu arasında yaşanan “süt kavgası” damga vurdu.

Erdoğan öğrencilerden gönül rahatlığıyla dağıtılan sütleri içmesini isterken, Kılıçdaroğlu başbakan Erdoğan’a yanıt verdi ve “rahatsız olman için eleştiriyoruz” dedi.         Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bütün çocuklarımıza, bütün velilerimize sesleniyor ve okullarda dağıtılan sütleri gönül rahatlığıyla içmelerini istiyorum” dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen törende, hayvancılık alanında Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla 2010 yılı Ağustos ayından 2011 sonuna kadar 6 milyar 322 milyon lira faizsiz kredi kullandırdıklarını söyledi.

Çiftçinin krediyi geri ödeyebilmesini sağlamanın, kredi kullandırmaktan daha önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, “2002 yılında Ziraat Bankası kredileri geri dönüş oranı neydi ama şimdi ne?” diyerek, bunun çok güzel bir gelişme olduğunu kaydetti.

Başbakan Erdoğan, 2011 yılında bu gelişmeler yaşanırken, gerek süt gerek et-besi hayvancılığında da çok ciddi gelişmeler olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“2002 yılında hayvancılığa verilen destek 83 milyon lira iken bu rakamı 2012 yılında 2 milyar 100 milyon lira düzeyine çıkarıyoruz. Hayvancılık desteklerinin toplam destekler içindeki payını da 2002 yılındaki yüzde 4’ten seviyesinden 2012 yılında yüzde 28’e yükseltiyoruz. 2003 yılından bu yılın Mart ayı başına kadar hayvancılığa verdiğimiz nakit destek tutarı 7 milyar 900 milyon lirayı buldu. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapanlara 2010 yılından itibaren sıfır faizli 7 yıl vadeli yatırım ve işletme kredisi vermeye başladık. Bugüne kadar 111 bin kişiye 5 milyar 900 milyon lira bu kapsamda kredi kullandırdık.”

-“Sütleri gönül rahatlığıyla içmelerini istiyorum”-

Erdoğan, ülkenin imkanlarını, değerlerini ve üretimini daima kendi insanının hizmetine vermenin, kendi insanı için kullanmanın gayreti içinde olduklarını ifade ederek, bu doğrultuda çok önemli bir çalışmayı 2 Mayıs tarihi itibarıyla başlattıklarını kaydetti.

Türkiye’nin ilçe, belde ve köyleriyle 81 vilayetinde 32 bin 600 okulda her gün 7 milyon 200 bin adet süt dağıttıklarına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti: “Sütün çocuklarımızın gelişimindeki önemi hepimizin malumu. Biz imkanı olan olmayan ayrımı yapmadan sadece aileleri tarafından sağlık açısından süt içmesinde sakıncası olduğu bildirilenler hariç bütün çocuklarımızı bu uygulamaya dahil ettik. Böyle kapsamlı ve büyük bir projeyi organizasyonda ciddi hiçbir aksaklık yaşanmadan başarıyla gerçekleştirdik. Projenin ilk günlerinde toplam 7 milyon 200 bin çocuğumuzdan küçük bir bölümünde süte karşı hassasiyetten kaynaklanan rahatsızlıklar ortaya çıktı. Bunlara da derhal sağlık kuruluşlarımızda gerekli müdahaleler yapıldı ve tedavileri gerçekleştirildi.

Bunun üzerine sağlık Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız gerekli çalışmaları gerçekleştirdi, tetkikler yapıldı. Sonuçta yaşanan sıkıntıların gıda zehirlenmesinden kaynaklanmadığı yani sütlerle ilgili herhangi bir sorun bulunmadığı ortaya çıktı. Buradan bir kez bütün çocuklarımıza, bütün velilerimize sesleniyor ve okullarda dağıtılan sütleri gönül rahatlığıyla içmelerini istiyorum. Böylesine kapsamlı bir projede ortaya çıkan ve toplam içinde çok az sayıda olan öğrencilerimizin rahatsızlanması konusunu bir istismar vesilesi yapmak isteyenleri özellikle dikkate almamalarını rica ediyorum. Olayın önünü arkasını anlama zahmetine girmeden, araştırıp sormadan, doktorların değerlendirmelerini, tahlilleri, raporları görmeden ön yargıyla söylenen sözler kimseyi tereddüte sürüklemesin. Çünkü bu çocuklarımızın gelişimini ilgilendiren, sağlıklı, güçlü nesiller yetişmesine katkı sağlayacak bir projedir.”

-“Öz evlatlarımız olarak görüyoruz”-

Başbakan Erdoğan, okullarda süt verdikleri her bir çocuğu kendi öz evlatları olarak gördüklerini her aşamada bu hassasiyetle hareket ettiklerini vurgulayarak, “Nitekim ilk günlerde yaşanan bu sorunlar, süte hassasiyeti olan çocuklarımız durumları ortaya çıktığı için daha sonraki günlerde ortadan kalkmıştır. Bir şikayet gelmedi. Meselenin gıda zehirlenmesinden kaynaklanmadığı anlaşılırken, bu olay üzerinden sergilenen fırsatçılıkta bütün milletimiz tarafından gayet açık şekilde görülmüş oldu” dedi.

Sütün bol ve az olduğu mevsimlerin olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti: “Sütün az olduğu mevsimde bu işin ticaretini yapanların bunu istismar ettiğini görüyoruz. Buradan çok büyük rantlar elde etmekte olduklarını görüyoruz. Bol olduğundan da benim süt üreticisi kardeşimin mağduriyetini görüyoruz. Onun da elinde bu defa süt kalıyor. Öyle mi? Ve elinde kaldığı için de ne oluyor? Hem istediği gibi sütünü satamıyor, satamadığı gibi bazıları da sütünü kullanamıyor. Bunları yaşadık. Bu problemi de biz bunu sübvanse etmek suretiyle böylece sütü yıl boyu ne yaptık sübvanse etmenin yanında bir de avanse ettik. Fiyatları böyle bir aynı noktaya taşımış olduk. Böylece üretici tüketici arasında sütün sanayisini yapanlar da artık bu işin istismarını yapamıyor. Bir kez daha ifade ediyorum. Süt meselesi istismar edilmeyecek, siyaset malzemesi olarak kullanılmayacak kadar önemli bir konudur. Çocuklarımız söz konusu olduğunda, onların sağlığı geleceği söz konusu olduğunda diğer her şey bizim için ikinci plandadır. Bunun aksini düşünebilen, aksini iddia edebilen bir anlayış hiç kusura bakmayın bizim tasvip edebileceğimiz bir anlayış değildir.

Bizim bu projeyle asıl amacımız çocuklarımızın sağlıklı beslenmeleri, sütün faydalarından azami derecede istifade edebilmeleridir. Bununla birlikte elbette bu proje de özellikle hayvancılık sektöründe, yem sektöründe, tarımda da önemli bir canlanmaya yol açıyor. Okullarda süt dağıtımını aynı zamanda tarım ve hayvancılık sektörü için dolaylı bir destek projesi olarak da ifade edebiliriz.

Böylesine çok yönlü faydaları olan bu projeyi inşallah planladığımız şekilde sürdüreceğiz ve sonucu da ulaştıracağız.” Başbakan Erdoğan, geçmişe devletler ve milletler için ikamesi en zor olan hususun yiyecek temini olduğunu ifade ederek, bu konuda geçmişteki sıkıntıların yaşanmaması için gerekli tedbirleri aldıklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından, Bakanlar Kurulu toplantısına katılmak üzere, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve diğer protokol üyeleriyle tokalaşarak, salondan ayrıldı.

Erdoğan, törenin düzenlendiği salondan çıkarken, bazı çiftçiler ile kısa süreli görüşerek, fotoğraf çektirdi.

Kılıçdaroğlu: Rahatsız ol diye eleştiriyoruz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, okullarda süt dağıtıma ilişkin, “Binin üzerinde çocuk hastalanacak, koluna serum takılacak. Hastanelere gidilecek, gözümüze bant çekeceğiz, biz görmeyecekmişiz. Sayın Başbakan eleştirirsek rahatsız oluyor. Eleştiriyoruz ki rahatsız ol diye, eleştiriyoruz ki bu uygulamayı düzelt diye” dedi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından JW Marriot Otel’de Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen törende, tarımın insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir sektör olduğunu söyledi.

Tarımın desteklenmediği hiçbir ülkenin olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, dünyada 3 milyara yakın insanın bu sektörde çalıştığını belirtti.

-Okul Sütü dağıtımı-

Konuşmasında okullardaki süt dağıtımı ve buna bağlı yaşanan gelişmelere de değinen Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın bu konunun polemik konusu yapılmaması gerektiğini söylediğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Doğru söylüyor. Doğruya doğru. Okullarda süt dağıtılması gerektiğini söyleyen ilk parti CHP’dir. Niye bunu kabul etmiyorsunuz? Ben bunu seçim meydanlarında söylediğim zaman iktidar kanadı, ‘Olur mu efendim o çağ dışı bir şey. Okullarda süt mü dağıtılırmış. Bizim büyük projelerimiz var…’ Biz sütü yerel yönetimlerin olduğu belediyelerimizde zaten yapıyoruz. Bizim projelerimiz uluslararası ödül aldı zaten. Bizim eleştirdiğimiz konu; niye süt dağıtıyorsunuz değil, verdiğiniz sütün kalitesinden ötürü ben sizi eleştiriyorum. Bazı çocuklarda rahatsızlık oluyormuş. Doğrudur. Bazı durumlarda rahatsızlık olabilir. Biz bunu anlayışla karşılarız, ama benim merak ettiğim, nasıl oluyor da aynı sınıftaki, aynı okuldaki bütün öğrenciler aynı rahatsızlıktan dert yanıyorlar. Demek ki bir sorun var.”

Hasta hayvanlardan sağlıklı ürünler almanın mümkün olamayacağını da vurgulayan Kılıçdaroğlu, süt konusunda yaşanan sıkıntıların bu açıdan da değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Kılıçdaroğlu, “Biz bunları söylemeyecek miyiz? Binin üzerinde çocuk hastalanacak, koluna serum takılacak. Hastanelere gidilecek, biz görmeyeceğiz, gözümüze bant çekeceğiz, görmeyeceğiz. Binin üzerinde çocuk hastalandı, hastanelere gitti, biz görmeyecekmişiz. Sayın Başbakan eleştirirsek rahatsız oluyor. Eleştiriyoruz ki rahatsız ol diye, eleştiriyoruz ki bu uygulamayı düzelt diye” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 7 yıldır okullarda süt dağıttığını, tek bir çocuğun dahi hastalanmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, belediyenin sütü de nakliye dahil 37 kuruşa mal ettiğini, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda dağıtılan sütün maliyetinin ise 53 kuruş olduğunu kaydetti.

Parti olarak çiftçinin, üreticinin, alınteri döken herkesin yanında olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Evine ekmek götüren insanı seviyoruz.Sevmediğimiz bir grup adam var, onlar da hortumculardır hiç kimse kusura bakmasın” dedi.

 

 


Yazan - 14 Mayıs 2012. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x