Dünya Gıdada Sürdürülebilir Sistem Arayışında: Türkiye’nin Öncelikleri Neler Olmalı


Prof. Dr. Nazımi AÇIKGÖZ

Tüm ülkeler için tarım giderek önem kazanmaktadır. Dünyanın geleceği ile ilgili tüm kuruluşlar tarım sistemlerini irdelemeye başladılar. FAO yeni tarım sistemleri üzerine hazırladığı raporda konuyu derinlemesine irdelerken, BM Gıda Sistemleri Zirvesi (UNFSS) konuyu tartışmak, iş birliği olanaklarını aramak ve daha iyi bir gelecek seçenekleri için halkın görüşünü de alacak bir diyalog sistemi oluşturdu  Tam bu aşamada Tarım ve Orman bakanlığımız internet üzerinden bir webinner gerçekleştirdi: “Sürdürülebilir Gıda Sistemlerine Doğru Türkiye’nin Ulusal Yol Haritası Lansmanı”ı. Doğal olarak ana başlıklara yer verilirken 3. Tarım Şurasında alınan kararlara da değinildi. Gönül isterdi ki gıda sistemlerimizin büyük bir eksiliği olan ve özellikle ARGE konusunun özel sektör, kamu ve üniversitelerin bir çatı altında toplandığı bir sistem, Ulusal Yol Haritasında yer alabilsin. Aslında 3. Tarım Şurası sonuç bildirgesindeki 60 karardan, bu yazıyı ilgilendiren 28. maddesi “Ar-Ge ve inovasyonda kaynakların daha etkin kullanılması için kamu, özel sektör ve üniversiteleri de kapsayacak yeni bir kurumsal altyapının oluşturulması” şeklindedir. Bu karar, henüz %42 sini yerli çeşitle sürdürdüğümüz tohumculuğumuz için bir çıkış hamlesi olabilir. Çünkü tohumculukla ilgili birçok konu, söz konusu üç kurumun bu konuda birlikte çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Örneğin gen düzenleme gibi dünyada 4 yılda yeni bir çeşit geliştirme tekniklerine henüz ne kamu ve ne de özel sektörümüzün vakıf olduğu söylenebilir. Diğer taraftan, batıda tarımla ilgili yüksek öğretim kurumlarına ait araştırmalarının %80’i uygulamalara dönükken, ziraat fakültelerimiz araştırmalarının yalnız %20si pratik hedeflidir.

Sürdürülebilir Gıda Sistemlerinin ele alındığında özellikle son yıllarda ekonomik ilerleme sağlayan bazı ülkelerin neler yaptıklarına bir göz atalım.

Ülkelerin ekonomik göstergesi olarak Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) yanında Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP kriterleri kullanılır. SAGP ülke kazancının satın alabilme gücünün ifadesi olup, ülkeler arası fiyat farkı etkilerinden arındırmakta ve ekonomilerin gerçek yüzünü yansıtmaktadır. Çizelgede, 2021 yılının, GSMH’ya göre ekonomisi en büyük 10 ülke ilk üç sütunda sıralanmaktadır. 4, 5 ve 6. sütunlarda ise 2020 yılının SAGP sıralamasına göre 10 ülke yer almaktadır. İlk sıralamada yerini koruyamayıp ikinci sıralamada sıra kaybedenlere v, tersine üst sıralara çıkanlara ^ da simgeleri verilmiş ve bunlar da çizelgenin son sütunda yer almışlardır.  Bu simgelerle gerçek ekonomik sıralamada Çin, Hindistan, Rusya, Endonezya, Brezilya’nın öne çıktıkları açıkça görünüyor. Bu ülkelerin çoğunun BRİC ülkeleri olarak bir araya geldikleri de bilgilerimiz dahilindedir. Yerlerini üst sıralara çeken ülkelerin genel özelliklerine bakıldığında; nüfus artışı, fiziki ve insan sermayesindeki artışlar, bilim ve ileri teknolojilerden yararlanma oranlarının öne çıktığı kolayca anlaşılabilir. Fakat bazı ülkeler, belirli sektörlere ağırlık vererek öne çıkmışlardır. İşte bu ülkelerinin tarımsal üretim ve gıda sistemlerinde ne gibi yenilikler yaptıklarına bir göz atalım:

BREZİLYA: 2001 yılında 17 milyar US$’lık tarımsal ürün ihracatını 2019’larda 97 milyar US$’a çıkaran bu ülke teknolojiye ve araştırmaya verdiği önemin meyvesini toplamaktadır. İlginçtir, diktatörlük zamanında çıkarttıkları bir yasa ile tarımsal araştırma faaliyetlerinde kamu, üniversite ve özel sektörü tek bir çatı altında toplayarak (EMPRAPA), tarımda büyük gelişmeler sağlamıştır. Asidik savanaların toprak ıslahı ile yola çıkılarak geliştirilen yeni mera bitki çeşitleriyle, açık alan sığırcılığında dört yıl olan kesim ağırlığına ulaşımı, 20 aya düşürebildiler. ABD’den sonra transgenik çeşit geliştiren ilk ülke olarak biyotek soya, mısır ve pamuk tarımı yapılırken, tarımsal biyoteknolojide, şeker kamışı, fasulye, papaya, patates ve bazı ağaç türleri tarla deneme aşamasındadır .

ÇİN: Dünyada tarımsal araştırmalara en fazla kamusal yatırım yapan Çin, tarımsal biyoteknolojide daha 2004’lerde sonuç almış ve kendi transgenik pamuk çeşitlerini üretime sokmuştur. Çin Tarım Bilimleri Akademisi (ÇTBA), Çin’in kendi kendine yeterli olabilmesi için, 2030 yılına kadar bazı bitkisel ve hayvansal ürünlerde verim ve kaliteyi yükseltmeyi hedef olarak belirlemiştir. Son yıllarda, ÇTBA poliploid ıslahı, gen düzenleme ve genetik olarak değiştirme dahil temel biyoteknolojik yöntemlerde önemli atılımlar yaparak gelecekteki araştırmalar için sağlam bir temel oluşturdu. Akademi bu doğrultuda 50 hedef belirlerken yenilikçi araştırmalara, tohumculukta girişimciliğe, bilim ve teknoloji platformunun oluşturulmasına öncelik verileceğini ve böylece tohumculukla ilgili ana sorunların çözümlenebileceği ve 2030 yılına kadar yüzde 10 olan kendine yeterlilik oranını yüzde 50’ye ulaştırmayı hedeflemektedir.

HİNDİSTAN: 2003 yılında transgenik pamuk tarımına onay veren bu ülkede, 2004 yılında 11,6 milyon hektar ekim alanın %93’ünde biyotek çeşit ekilmiştir. Böylece verim %34-42 oranında artırılırken, %50 civarında ilaç masrafları azaltılmış ve ilaçlamadan kaynaklanan çiftçi ölümleri %88 oranında azalmıştır. Gen düzenleme yöntemi ile dört yılda geliştirilen nohut çeşitleri, yeni ıslah tekniklerini uygulama konusunda Hindistan’ın öncülüğünü sergilemektedir. 

RUSYA: Biyoteknoloji konusunda oldukça geç kalmıştır. Putin’in imzaladığı ve 2012-2015 ve 2016-2020 yıllarında iki aşamada uygulanacak 1,18 trilyon rublelik bir programın asıl amacı, dünyada önemli yeri olan biyoteknolojinin artılarından Rusya’nın da yararlanmasıdır.  Ve tabiiki meyvelerini toplamaya başladılar bile: Russia’s First Gene-Edited Calf Turns One (Rusya’nın gen düzenlemesi ile elde edilen buzağısı bir yaşına girdi). 

Tarımsal biyoteknoloji konusunda Türkiye başka ülkelerin ürünlerini ithal edip, yem sanayisinde kullanarak, o ülkelerin çiftçisini desteklerken, kendi çiftçisine bu artı değerlerden yararlanmayı yasaklamıştır. Bu yasak bilimsel araştırmalara dahi öylesine yansımıştır ki, bu konuda ülkemizde “yaprak kımıldamamaktadır”. Gelecekte kurulacak kamu, üniversite ve özel sektörün bir çatı altında toplandığı, Brezilya’nın EMPREPA benzeri bir “Türkiye Tarımsal Araştırma Kurumu” gıda sistemlerimizi dünya ile entegre edebilecektir.

  1. nasil-oluyor-da-bric-ulkeleri-2050-lerin-ekonomisinde-liderlige-oynayabiliyorlar
  2. http://blog.milliyet.com.tr/brezilya-nin-tarimsal-mucizesi/Blog/?BlogNo=372462
  3. http://blog.milliyet.com.tr/cesit-gelistirme-4-yila-indi/Blog/?BlogNo=612792
  4. Biyoteknolojide Rusya’nın aklı başına yeni geldi,
  5. http://iasvn.org/en/homepage/Russia%60s-First-Gene-Edited-Calf-Turns-One-10187.html

20 Aralık 2021. 15:36
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x