Dünya Tarımında Verimin Önemi: Buğday Örneği


Prof. Dr. Nazımi AÇIKGÖZ

Dünyanın en güncel konularından biri gıda krizidir. Bu kriz, savaşlardan çevre ve iklim değişimine, ekonomik krizlerden sağlık krizlerine kadar bir türlü çözülmeyen yoksulluk ve eşitsizliğin birbirini tetiklemeleri sonucu ortaya çıkan çok faktörlü bir sorun yumağıdır.

Olayın net olarak kavranması için kriz nedenlerini birlikte değil de tek tek ele almak belki pek sağlıklı bir yaklaşım olmayabilir. Fakat söz konusu nedenlerin, en azından krizin azaltılmasındaki payı belirlenmiş olur. O nedenle burada buğday örneği ile dünyada tarımsal ürünlerin birim alandan elde edilecek verim artışının gıda krizinde ne gibi bir rol oynayabileceği ele alınacaktır.

1960’larda 110 kg/da olan dünya buğday veriminin, 2020’larda 347 kg/da a çıktığı bilinmektedir. Bu rakamın artan nüfus ve iklim değişiklikleri nedeniyle 2050’lere doğru 380 kg/da a çıkartılması zorunlu görünüyor. Aksi takdirde söz konusu yıllarda, yıllık tüketim beklentisi 860 milyon tonu karşılamak olanak dışı görünüyor

Kişi başına yıllık tüketimi artmayacak, tersine azalacak tek gıda maddesi buğday olarak tahmin edilmektedir (2005 de 68,5 kg/yıl/kişi den 2023 de 66,2 kg/yıl/kişi ye düşüş)[2]. Özellikle buğday ağırlıklı beslenen ülkelerde, kentleşme, yaşlanma, küreselleşme, gelir artışı ve kültürel farklılaşma gibi bir seri sebebin yanı sıra tüketim alışkanlıkları nedeniyle söz konusu tahminin gerçekleşmesi beklenmelidir. Gelir düzeyi arttıkça karbonhidratlı ürün tüketimindeki düşüşe karşın sebze ve et tüketiminin arttığı yadsınamaz. Diğer taraftan son yıllarda buğdayın, gluten içeriği nedeniyle sebep olduğu çölyak dışında, bazı nörolojik hastalıkların tetikleyicisi olduğu da öne sürülmektedir.

Birim alandan daha fazla ürün kaldırmak için tüm tarım paydaşları bir yarış içindedir. Bilim adamından üreticiye hep daha yüksek verim hedeflenmiştir. Hatta politikacılar da bu yarışa katılmışlar ve Birleşik Krallıkta 2020 yılında buğday veriminin 20 ton/hektara çıkartılabileceğini, araştırıcılarına hedef olarak göstermişlerdir. Bu konuda bitki ıslahçılarının gayretleri YEŞİL DEVRİMİ beraberinde getirmiştir.

2015 yılına gelindiğinde, Yeni Zelanda’lı Mike Soalris’in Guinness’e kayıtlı 1,56 ton/da buğday verim rekoru İngiliz “The Beal Farm” tarafından egale edilerek, yeni bir dünya rekoru gelmişti: 1,65 ton/da[3].

Şimdi bazı ülkelerin 2000, 2010 ve 2020 yıllarında bir dekardan elde ettiği buğday verimlerine grafikte bir göz atalım. Hemen Britanya ve Almanya gibi yağışlı kuzey ülkelerinin verim ortalamalarının 700 kg/da civarında olduğu izlenebilir. Yalnız son 20 yılda Britanya’da verim düşerken, Almanya’da artması ilgi çekicidir. Genelde verimin son 20 yılda Rusya ve Ukrayna’da olduğu gibi %84 ve %92 düzeylerinde artırılabildiği bir gerçek.

Olayı Türkiye açısından ele alacak olursak, son 20 yılda %29’luk bir artış sağlamamıza rağmen henüz dünya ortalamasını yakalayamadığımız anlaşılıyor. Çin ise dünya ortalamasının üstünde bir performans ve %54’lük bir artışla sanki ileride kendi buğday gereksinimini karşılayabilecek gibi görünüyor.

Teorik biyolojik buğday verimi değil de rekor verimi olan 1600 kg/da verimlere ulaşma olasılığı her zaman gündemde kalacaktır. Biz gelin o rekor verimin nasıl elde edildiğine bir göz atalım:

1,65 ton/da ile yeni dünya rekorunu kıran, agronomist danışman destekli İngiliz “The Beal Farm”da (Newcastle) en uygun çeşit olan yemlik DICKENS’i seçip, ideal tohum teknolojilerini ve en uygun agronomik koşulları (ekim zamanı, sıklığı, toprak hazırlığı vs.) yerine getirip, su, gübre, ilaç, hormon vs. girdileri en ideal şekilde uygulanmıştır. Özellikle toprak iyileştirmesi için en uygun alet-ekipmanı kullanarak, taban taşı kırması, toprağın gevşetilmesi, ufalanması ve karıştırılmasını sağlanmış, ayrıca yıl boyunca çok miktarda humus da toprağa karıştırılmıştır. Doğal olarak toprak ve yaprak analizleri de sürdürülmüştür. 2014 yılının eylül ayının üçüncü haftası yapılan ekimde dekara 18,5 kg tohum kullanılmıştır (m2’ye 333 tohum). Yapılan yaprak analiz sonuçlarına göre bakır, çinko, bor ve magnezyuma dayalı yaprak gübreleme işlemleri yerine getirilmiştir. Ayrıca, çiçeklenmeyi ve hücre bölünmesini teşvik etmek ve değişik streslere dayanıklılık sistemin geliştirmek amacı organik asit uygulanmıştır. 31 kg/da azotlu gübre dört aşamada verilirken, dört de fungusit uygulaması yapılmıştır. Hasat ise 1 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Böyle bir verimin gerçekleşme şansı pek sınırlı görününse de insanlığın gelecek kaygısını biraz hafifletiyor. 

[1] http://www.bloomberg.com/news/articles/2016-04-20/america-is-losing-out-to-russia-in-the-wheat-wars

[2] Buğday Gluteni Çölyak Dışında da mı Etkili

[3] http://www.fwi.co.uk/arable/northumberland-grower-breaks-world-wheat-yield-record/


8 Haziran 2022. 23:27
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x