Ekmeklik Buğday Ekimine Devlet Desteği Bekleniyor


Türkiye un üretiminde 14.5 milyon ton ile dünyanın en büyük üçüncü ülkesi konumunda iken, kaliteli hammadde bakımından sorunlar yaşıyor. Hammadde konusunda devlet desteği bekleyen sektör, aksi durumda kaliteli buğdayda tamamen dışa bağımlı olma durumuyla karşı karşıya.

Üreticisi, işçisi, tüketicisi ve fırıncısıyla milyonlarca insanın hayatını yakından etkileyen Türkiye un sektörü önemli bir istihdam ve faaliyet alanı teşkil ediyor. Böylesi önemli iş kolu olan un sektörü, kaliteli hammadde temini konusunda sıkıntı yaşıyor ve sektör temsilcilerine göre bir tarım ülkesi konumunda bulunan Türkiye’de kaliteli buğday üretimi neredeyse yok denecek kadar az. Kaliteli hammadde temin edemeyen un üreticileri ise kaliteli un üretememekten şikayetçi. Kaliteli hammadde temini konusundaki sıkıntıdan Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerden yapılan ithalatlarla kurtulmaya çalışan sektör, devletten destek beliyor. Devletin başarılı tarım politikalarıyla çiftçileri kaliteli buğday üretmeye teşvik etmesi gerektiğini vurgulayan sektör temsilcilerine göre, ancak sertifikalı tohumculukta sağlanacak başarıyla hammaddedeki kalite ve dışa bağımlılık sorunu ortadan kalkabilir. Aksi durumda Türkiye, şuanda hammadde ithal ettiği Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelere tamamen bağımlı olma durumuyla karşı karşıya kalabilir.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gıda sanayinin hammaddesi yüksek oranda tarım sektöründen karşılanıyor. Türkiye’deki yıllık buğday üretimi ve stok miktarı tüketime yetecek kadar olmanın yanında mevsimsel dalgalanmalara bağlı olarak buğdayda, özellikle kaliteli buğday konusunda ithalata başvuruluyor. Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu’ndan alınan verilere göre; Türkiye’de tarımsal üretimin yüzde 25-30’unu hayvansal üretim, yüzde 70-75’ini bitkisel üretim oluşturuyor. Türkiye’de ekili ve dikili alanların önemli bir bölümü tahıl ve baklagil alanlarından oluşurken, Türkiye’de tahıl üretimi, tarım sektörünün olduğu kadar genel Türkiye ekonomisinin de temelini oluşturuyor. Tarım sektörünün GSMH içindeki paylarına baktığımızda 2005 yılında yüzde 9.4 olan oran 2007-08 döneminde yüzde 7.6’ya gerilerken, 2009 yılında tekrar yükselişe geçerek, yüzde 8.2 oldu. Bu süreçte tarım sektöründe kuraklığa bağlı sıkıntılar yaşanırken, aynı ölçüde olmasa bile 2010 yılında mevsim dışı alınan aşırı yağışlar rekolte düşüşlerine ve kalite kayıplarına neden oldu. Türkiye’de, tarım ve gıda sanayi içinde yüzde 40’a yakın bir payla tahıl ve nişasta ürünleri ilk sırayı alırken, bunu yüzde 15’er pay ile süt ve et ürünleri takip ediyor. Şeker, meyve ve sebze ile bitkisel yağların payları ise sırasıyla yüzde 11, yüzde 9 ve yüzde 6. Türkiye’deki gıda ve içecek işletmelerin dağılımına baktığımızda ise 22 bin 275 işletme üzerinden yapılan çalışmaya göre bu işletmelerin yüzde 26.6’sını işlenmiş unlu mamuller, yüzde 17.9’u meyve ve sebze, yüzde 14.1’i süt ve süt mamulleri, yüzde 8.4’ünü bitkisel ve hayvansal yağlar, yüzde 7.6’sını ise un ve unlu ürünler oluşturuyor. Un ve unlu ürünler ile işlenmiş unlu ürünler toplamının ise yüzde 34.2 olarak en yüksek paya sahip olduğu görülüyor. 2009 İSO “En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu” içinde beş, ikinci “500 Sanayi Kuruluşu” arasında ise 10 un firmasının yer alması da sektörün gerek iç tüketimin karşılanmasında, gerekse dünya ticaretinde oynadığı rolü ve büyüklüğü göstermesi açısından bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

14 milyon tonla dünyanın üçüncü büyük üreticisi

Dünyanın başlıca buğday üreticileri, aynı zamanda en fazla un üretimi gerçekleştiren ülkelerini oluşturuyor. Türkiye 2009 yılı itibariyle un üretiminde 14.5 milyon ton ile dünyanın en büyük üçüncü ülkesi konumunda bulunuyor. Üretimin 12 milyon tonu iç piyasada tüketilirken, geriye kalan 2 milyon tonluk kısmı ise Irak, Endonezya, Filipinler gibi ülkelere ihraç ediliyor. 2009 yılı itibariyle 1 milyon 806 bin ton un karşılığı 581 milyon 470 bin dolar değerinde ihracat gerçekleştiren Türkiye, satışının büyük bir kısmını Irak’a yaptı. Bu dönemde Türkiye’nin un ihracatında Irak yüzde 43 pay ile başı çekerken, Endonezya yüzde 24 ve Filipinler yüzde 5 ile ihracatta dikkat çeken ülkeler oldu. Kapasite kullanımında dünya ortalaması yüzde 65 iken bu oran Türkiye’de yüzde 45 seviyesinde yer alıyor. 700 firmanın faaliyet yürüttüğü sektörde yaklaşık 14 kişi de istihdam ediliyor. Türkiye un sektöründe şuanda 715 un fabrikası faal durumda. Bu fabrikaların yüzde 28’si İç Anadolu, yüzde 20’si Karadeniz, yüzde 19’u Marmara, yüzde 13’ü Güneydoğu Anadolu, yüzde 7.5’i Ege, yüzde 6.4’ü Akdeniz ve yüzde 4’ü ise Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunuyor. İşletmelerin kuruluş yeri ve yatırım planları incelendiğinde hammaddeye, pazara ve altyapıya yakınlığın önemli olduğu, ayrıca Türkiye’de buğday ekim ve üretim alanlarının bu seçimde önemli rol oynadığını söyleyebiliriz.

Temel sorun atıl kapasite

Üretim ve dış ticaret potansiyeliyle göz kamaştıran Türkiye un sektörü, kaliteli hammaddenin temini dışında atıl kapasite konusunda da sorun yaşıyor. Dünya gelenlinde firmaların kapasite kullanım oranı ortalama yüzde 65 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 45 seviyesinde bulunuyor. En büyük sıkıntıyı kaliteli hammadde temini ve atıl kapasite konusunda yaşayan sektörün, toplam ihtiyacından çok daha fazla üretim kapasitesi var.  Ayrıca bilinçsiz tarım faaliyetlerinden ötürü kalitesiz buğday haddinden fazla üretilirken, bölgesel bazda fiyatta aşırı bir rekabet de yaşanıyor. Sertifikalı buğdayın kullanılmamasının kalitede düşüşün yaşanmasına neden olduğunu savunan sektör temsilcilerine göre, Türkiye’de toprak reformunun yapılması, bölgesel ekim alanları planlanarak Türkiye’deki tarım ürünlerinin kalitesinde artış yaşanabilir.


Yazan - 8 Aralık 2010. Kategori TARIM. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x