‘Et Balık Kurumu’nu Bize Verin, Kırmızı Et Krizini Sağlıklı Sona Erdirelim’


Bu hafta Ankara Sohbetleri’ne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Sekreteri Hüseyin Velioğlu, konuk oldu.
 
ANKARA – Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Sekreteri Hüseyin Velioğlu, süt hayvanlarının yeniden kesime gitmeye başladığını belirterek, böyle giderse et fiyatlarının yeniden yükselişe geçeceğini söyledi.

Velioğlu, mevcut politikaların devamı halinde iki yılda bir et krizi yaşanacağını vurgularken, “10 milyon hayvan varlığının olduğu bir ülkede 5 bin hayvan el değiştirince piyasa etkileniyorsa sistem sıkıntıdadır” dedi. Tarım sektörünün iyi yönetilmesi halinde Türkiye’nin AB’nin gıda tedarikçisi olacağına dikkat çeken Velioğlu, Damızlıkçılar ve benzer örgütler olarak Et ve Balık Kurumu’na (EBK) talip olduklarını, bu işin devlet eliyle yürütülemediğini söyledi. Tarım Bakanılığı TÜGEM Genel Müdürlüğü’nden ayrıldıktan sonra bir süre TARİŞ’te de yöneticilik yapan Hüseyin Velioğlu Ankara Sohbetberine konuk oldu. Velioğlu Dünya Ankara Temsilcisi Ferit B. Parlak ve Ankara Haber Müdürü  Hüseyin Gökçe’nin sorularını cevaplandırdı.

Bürokrat olduğunuz dönemde de görev alanınızda bulunan hayvancılık sektöründeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Hayvancılığın genel sıkıntısı, sektöre yönelik uzun vadeli kararların olmaması. Hayvancılık sektörüne verilecek desteklerle ilgili 2005 yılında, 2010 yılına kadar geçerli olan bir kararname çıkarılmıştı. Ne bu tarihten önceki 20 yılda, ne de bundan sonraki dönemde bu kadar uzun süreli bir kararname çıkmamıştı. Zaten bu siyasal yapı içinde de çıkabileceğini düşünmüyorum.

Siyasal yapıdan kastınız, iktidar partisinin ideolojik yapısı mı yoksa politik sistemin işleyişi mi?

Bu ulusal bir iş. Bu işin partisi olmaz. Temel hedef ülkemizde yaşayan 73 milyon insanın sağlıklı et ve süt ile beslenmesi. Eğer sektöre yönelik ortak yol haritasını çizmezseniz, günlük politika ve aylık kararnamelerle gitmeye çalışırsanız bu iş yürümez ve bugün yaşanan sıkıntılar ortaya çıkar.

Dünyanın hiçbir gelişmiş ulusunda işi bu şekilde götüremezsiniz. ABD ve Avrupa çiftçisi geleceğinin ne olacağını biliyor.  Ancak bizim çiftçimiz sıfır faizli kredi desteklerinin bu yıl da devam edip etmeyeceğini bilmiyor.

Bürokratlıktan ayrıldıktan sonra bir süre de kooperatiflerde görev yapmıştınız, o sektörleri nasıl görüyorsunuz?

Ben Tarım Bakanlığı’ndan emekli olduktan sonra TARİŞ’te çalıştım. Aldığımız ürün miktarı az olmasına rağmen, piyasayı ciddi ölçüde biz belirlerdik. Ürünlerin yüzde 90’ını satın alan tüccar oturup bizi bekler, biz fiyat vermeden fiyat vermezdi.

‘EBK’yı istiyoruz’

Hayvancılıkta da mı TARİŞ benzeri kurum öneriyorsunuz?

Şimdi ülkemizde tarımsal faaliyetlerle uğraşanların yüzde 90’ı küçük çiftçi. Yüzde 85’i de 5-10 baş hayvana sahip işletmeler. Dolayısıyla siz bunları koruyucu önlem getirmezseniz, bunların ürünlerini değerlendiren yapı olmazsa bu insanlar dışarıdan gelebilecek rüzgarlardan çabuk etkilenirler.

ABD ve Avrupa’da bu işleri düzenleyen çiftçi kuruluşları var. Bunların işleme paketleme tesisleri vardır. Ürünün tamamını almazlar ama çiftçinin maliyetin altında satış yapmasını engellerler.

Biz Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve diğer benzer sivil örgütler olarak EBK’yı istiyoruz. Çünkü bu iş devlet eliyle yürütülemiyor, zaten mevcut sistem AK Parti politikalarına da ters düşüyor. EBK bir anlamda tekrar devletleştirildi ve buna rağmen son bir kaç yılda gelinen nokta belli. Türkiye bir kaç kg ete muhtaç kaldı.

Peki EBK’yı aldığınızı varsayarsak, piyasayı nasıl düzenlemeyi öngörüyorsunuz?

Halen et ve sütte piyasa düzenleme kurumu yok. Biz piyasanın tamamını istemiyoruz zaten, yüzde 10 ile piyasayı rahatlıkla düzenleriz. Biz piyasaya girince özel sektör bizim altımızda süt alamaz. En fazla 2-3 tane büyük ölçekli fabrika Türkiye’yi kurtarır. Aynısı ette de geçerlidir. Yani fiyatlar düşünce piyasaya girebilecek bir sistem olur. Örneğin Antalya’da mezbaham yoksa, fiyatlar yükseliyorsa özel mezbaha ile sözleşme yapar fiyatı düşürürüm.

Hububatta TMO vasıtasıyla devlet istediği zaman istediğini yapabiliyor. Daha doğru olan, lisanslı depoculuk sistemi faal hale getirilmesi, devletin de içinde olacağı, ancak ağırlığın kooperatif ve özel sektörde olacağı bir yapı oluşturulmasıdır. Bunun dışında Tarım Ürünleri Kurumu adı altında bir kurum oluşturularak piyasa düzenlemelidir.

Et fiyatlarındaki yükselişin temel sebebini neye bağlıyorsunuz?

Müsteşar beyin Mart ayında bir açıklaması vardı hatırlayın. Temel sıkıntı, süt fiyatları düştüğü için 800 bin süt veren ‘annenin’ kesilmesiydi. Bunu kesince 2 yıl dana da alamazsın. İthal gelen hayvan sayısı 60-70 bini bulmadı. Biz 800 bin süt veren annenin kesilmesiyle, yeni dönemde kesime gidecek 400 bin hayvandan olduk. Şimdi yurtdışına gidip ülkelerden 1 ton et istiyoruz. Bir kaç istisna dışında bu işi doğru şekilde sorgulayan medya da yok. Bugüne gelindiğinde eğer süt fiyatları tekrar 65 kuruşluk maliyetin altına inerse, kimseyi tutamazsınız, verilen kredilerin hepsi hikaye olur.

‘Et sorunu yok ot sorunu var’

Peki diğer ülkeler niye eti bizden  daha ucuza et mal edip daha ucuza tüketiyorlar?

Avusturya ve Yeni Zelanda hayvanı ucuza mal ediyor, çünkü hayvanları tamamen doğada yetişiyor. Doğal meralardaki otları tüketiyor. Geçmiş yıllarda görev yapan Nedim Erkmen adında bir Tarım Bakanı vardı. Erkmen, “Türkiye’de et süt meselesi değil ot meselesi vardır” diye güzel bir laf etmiş. Tarım Bakanlığı yeterli desteği veriyor ama ot yok. Mera ıslahlarına ağırlık vermek lazım. Yem bitkileri üretimi destekleri artması lazım.  Binlerce dönüm mera var, bunların tespiti bir kaç yıla kadar biter, bu meraların üretime döndürülmesi lazım.

Girdi fiyatlarını tutamıyorsunuz, bugün bir kentli olarak ne kadar elektrik parası veriyorsan, mazotu kaça alıyorsan çiftçi de aynı fiyata tüketiyor.

‘Et ithalatı pahalılaşacak’

Hep piyasayı konuştuk, peki fiili durum nasıl? yani ithalat kararından sonra sektörün durumu nedir?

Biliyorsunuz EBK’nın ithalat yetkisi 2011 yılı sonuna kadar uzatıldı. Bugünkü fiyatlarla hayvan alınıp  beslenip satılırsa, maliyet fiyati EBK’nın ithalat fiyatına göre iki katına çıkıyor. Bu gidişat insanların yakında dükkanını kapatması anlamına gelir. Bu süreç Allah korusun 2008 yılında kuraklık dönemindeki bütün hayvanların kesime gitmesi, et ve süt azalması ve ardından yeniden ithalat dönemini getirir. Bugün Türkiye’ye 2-3 euroya et veren ülkeler yarın fiyatlarını 5-10 euroya yükseltecekler. Zaten bir çok ülkenin fiyatlarını yükseltmeye başladığını görüyoruz.

Hileli üretim

İşin sanayicilik boyutunda kısmi istismarlar yaşandığını gözlemliyoruz, özellikle hileli üretim sanki giderek artıyor gibi….

Burada piyasa denetimlerinin önemi çok büyük. Örneğin bazı marketlerin ilanlarına bakıyorsunuz, 4.9 liraya 1 kg tam yağlı beyaz peynir satıyorlar. Normal şartlarda bu özellikteki bir peynirin 4.9 liraya satılması mümkün değil. 1 kg peynir 8 kg sütten çıkar. Bunun da asgari maliyeti 5.6 liradır. Üstelik işçilik ve paketleme gibi ücretler hariç. O zaman bunlar palm yağı, margarin gibi katkılar kullanarak peynir üretiyorlar.

Bağımsız Kurullar oluşturulmalı

Bir de bu Türkiye’nin gıda güvenliği meselesidir. Bugün ucuz verirler, yarın hiç vermezler. Bu işi partiler üstü görülmesi lazım, benzer konular bir çok tarımsal ürünlerde de var. Dolayısıyla tarımın alt sektörleriyle birlikte yol haritasını çizip yürümek gerekiyor. Bugünkü 11 milyar dolarlık gelir anlamlı değil. Tarımın 4-5 yıl içinde geliri 40 milyar doları aşar. EPDK gibi, BDDK gibi özel sektör, kooperatifler ve devletin bir arada olacağı bir kurum oluşturulmalı.

Kamu, özel sektör, çiftçi birlikleri bir araya gelerek önümüzdeki 5 yıllık dönemde uygulanacak  stratejiyi belirlemek durumundalar.

Velioğlu’nun dikkat çektikleri

Ferit B.PARLAK

Birçok sektörde olduğu gibi…

Hayvancılıkta da un var, şeker var, süt var, tencere var, ocak var, usta da var ama helva yapmayı beceremiyoruz.

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Sekreteri Hüseyin Velioğlu da bu resme dikkat çekip, “İçim sızlıyor…” diyor.

Haklı.

Sadece çevremize bakarsak Orta Asya ve Kafkaslar yaklaşık 60 milyar dolarlık et ithalatı gerçekleştiriyor.

Velioğlu’nun da dediği gibi, “Bu Türkiye için fırsat.”

Velioğlu bu fırsatın kaçmaması için öneriler de sunuyor.

“EBK’ye TARİŞ modeli…” o önerilerinden sadece biri.

“Orta Asya ve Kafkaslar…” dedik ya, Velioğlu, “Önerilerim dikkate alınırsa AB’nin dahi tedarikçisi oluruz.” diyecek kadar da iddialı.


Yazan - 14 Şubat 2011. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x