Et İthalatı ile İlgili TVHB Bilim Kurulu Açıklaması


TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ BİLİM KURULU’NUN ET İTHALATINA İLİŞKİN KAMUOYU AÇIKLAMASI

Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme gelişmişliğin en önemli göstergelerinden olup, bir toplumun gelişmişlik seviyesi fertlerinin tükettiği hayvansal gıdaların miktarı ile ölçülmektedir. Hayvansal gıdalar içerisinde kırmızı et, içerdiği yüksek kaliteli protein, vitamin (B12) ve mineraller (demir, çinko vb.) açısından başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm insanlar için önemli gıda kaynakları arasındadır. Özellikle nüfusun büyük bölümünü gençlerin ve çocukların oluşturduğu ülkemizde kırmızı et toplumun sağlığı ve gelişimi için stratejik öneme sahiptir.

Son zamanlarda ülkemizde ortaya çıkan et açığı ithalat yoluyla giderilmeye çalışılmaktadır. Bu kapsamda 19 Haziran 2010, 29 Haziran 2010 ve 28 Ekim 2010 tarihli kararlar ile Et ve Balık Kurumu ve özel sektör canlı hayvan ve et ithalatına başlamıştır. Et ithalatı ekonomik ve politik yönleri yanında halk sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı boyutlarıyla da dikkate alınması gereken önemli bir konudur.      

Yapılan çalışmalar sonucunda son 25 yılda ortaya çıkan 38 yeni patojenin % 75’inin hayvan kaynaklı olduğu bildirilmektedir. Bununla birlikte, uluslararası ticaret hızının artması hastalıkların taşınmasında alınan kontrol önlemlerini yetersiz hale getirmektedir. Yapılan canlı hayvan ve et ithalatı ile Türkiye’de bulunmayan veya kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden ülkeye girmesi riski göz önüne alınmalıdır. Nitekim, Türkiye’de görülmeyen birçok hastalığın ithalat yoluyla ülkemize girdiği ve ülkemiz hayvancılığına zarar verdiği bilinen bir gerçektir. Sürdürülen izleme programları kapsamında Avrupa’da halk sağlığı krizine yol açan BSE (Bovine spongiform encephalopathy–Sığırların süngerimsi beyin hastalığı) Türkiye’de mevcut hayvan popülasyonunda şimdiye kadar tespit edilmemiştir. Değişik ülkelerden yapılan canlı hayvan ve et ithalatında BSE yönünden gerekli kontrol ve izlemeler titizlikle yapılmalıdır. Son zamanlarda ithal edilen hayvanlarda mavidil ve sığır leukozu saptandığına ilişkin olarak kamuoyu endişeleri ortaya çıkmıştır. Mavidil hastalığı OIE’nin (World Organisation for Animal Health–Dünya Hayvan Sağılığı Organizasyonu) en önemli gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. İlk kez 2006 yılında saptanan BTV-8 serotipi hastalığın seyrini ve bakış açısını değiştirmiştir. Türkiye’de şimdiye kadar söz konusu serotipin görülmediği bilinmekle birlikte, ilerleyen dönemlerde bu serotipin veya komşu ülkelerde seyreden diğer serotiplerin ülkemize girebileceği riski göz ardı edilmemeli ve bunların önlenmesine ilişkin gerekli tedbirler alınmalıdır.

Hangi ülkelerden ithalatın yapılacağı ve/veya yapıldığı belli olmasına, ülke ve bölgelerin riskli yerlerden oluşmamasına dikkat edilmesine karşın yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı hayvan sağlığı, halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından her türlü önlem alınmalıdır. Bu nedenlerden dolayı yapılan ithalatın usul ve esaslarının net bir şekilde ifade edilmesi gereklidir. İthalatın yapıldığı orijin bölgelerdeki et muayenesi, veteriner organizasyonunun yapı ve kapasitesi de bu kapsamda önem taşımaktadır. Ayrıca yapılan anlaşmalarla ithalat öncesi ve sonrasında Türkiye’nin resmi kontrolleri ve et muayenesini kusursuz bir şekilde yapması gerekmektedir. Hayvan ithalatında dikkat edilmesi gereken bir nokta da söz konusu hayvanların portör olabilecekleridir. Uzun süreli taşımaya bağlı olarak oluşan stresin portör hayvanlarda yol açacağı etkiler de göz önüne alınmalıdır.

Tüm tarımsal üretim payı içerisinde hayvansal üretim payının % 25’ler seviyesinden daha yukarıya çekilmesi yani hayvansal üretim miktarının arttırılması gereklidir. Türkiye sığırcılıkta önemli mesafeler kaydetmiş olmasına karşın üretimin ülke ihtiyaçları açısından yeterli olmadığı ve sığırcılığın gelişmiş ülkeler seviyesine yükseltilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, kırmızı et ihtiyacının karşılanmasında sığır etine alternatif olarak koyun etinin üretim ve tüketim kapasitelerinin arttırılması ülkemiz açısından önemli faydalar sağlayacaktır.

 Sonuç olarak, ülkenin kırmızı et ihtiyacının karşılanması için halen uygulanan ithalat politikası soruna çözüm olmaktan uzaktır.  Et ve canlı hayvan ithalatının ekonomik olduğu kadar hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve halk sağlığı boyutları da dikkate alınmalıdır.


Yazan - 8 Mart 2011. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x