Gelen turistik tercihi beyaz et


Bir turistin günlük yeme-içme karnesi

Antalya’ya tatil için gelen bir turist, otellerde günlük 110 gram kırmızı et, 180 gram beyaz et, 80 gram deniz ürünü, 75 gram sebze, 70 gram meyve tüketti.

Tüm Gastronomi Yöneticileri Derneği (TGYD) Başkanı Aydın Özdemir, Antalya’ya gelen 10 milyonu aşkın turistin yiyecek içecek tüketimini değerlendirdi.

Dernek olarak 12 turistik tesiste yaptıkları araştırmaya göre, 5 yıldızlı otellerde kalan turistin günde 4 kilogram yiyecek, 3,5 litre de içecek tükettiğini belirten Özdemir, ”Bu tabağa ve bardağa alınan yiyecek ve içecek miktarı. Ancak alınan bu yiyecek ve içecekler tüketim olarak kabul ediliyor” dedi.

Otelde konaklayan bir turistin 110 gram kırmızı et, 180 gram beyaz et, 80 gram deniz ürünleri, 75 gram sebze ve 70 gram meyve tükettiğini kaydeden Özdemir, ”10 milyon turistin ortalama 7 gün kaldığını kabul edersek geçen 10 aylık dönemde 7 milyon 700 bin kilogram kırmızı, 12 milyon 600 bin kilogram beyaz et, 5 milyon 600 bin kilogram deniz ürünleri, 5 milyon 250 bin kilogram sebze, 4 milyon 900 bin kilogram meyve tüketiliyor” diye konuştu.

Aydın Özdemir, otelde konaklayan turistin günlük 20 cl bira, 12 cl rakı, cin, votka, 8 cl beyaz şarap, 15 cl kırmızı şarap tükettiğini kaydetti.

10 MİLYON TURİST YİYECEK İÇECEK MALİYETİ 490 MİLYON EURO

Bir turistin günlük 4 kilogram yiyecek, 3 litre içecek tükettiğini bildiren Aydın Özdemir, ”Bir kişinin oteldeki yiyecek içecek tüketiminin maliyeti 7 Euro’ya geliyor. Antalya’ya yılın 10 ayında 10 milyon turist geldi. Kişi başı 7 gün konaklama hesap edildiğinde, gelen toplam turistin yiyecek içecek maliyeti 490 milyon Euro’yu buluyor. Bu rakamlar aşılacak çünkü Aralık ayına kadar Antalya’ya gelen turist sayısında 11 milyon hedefleniyor” diye konuştu.

Ağırlanan turistin yiyecek içecek tüketimini ”yerinde ihracat” diye değerlendiren Özdemir, ”Kendi seramızdan domatesi, kendi çiftliğimizden eti, balığı yerinde turiste ikram ediyoruz” dedi.

Türk mutfağını özleyip de gelen misafirler olduğunu kaydeden Aydın Özdemir, Almanların kuzu etini tercih ettiğini, en çok dolma, sarma, baklava, deniz ürünleri, bira ve şarap tükettiğini söyledi. Rusların tüm etli yemekleri sevdiğini kaydeden Özdemir, ”Ruslar taze şeftaliye dayanamıyor, karpuz, kiraz, kanyak, votka, şampanya tercih ediyor” dedi.

Fransızların ızgara et ve kırmızı şarabı tercih ettiğini belirten Özdemir, ”Turistlerden gelen en çok şikayet deniz ürünlerinin sunulmaması” dedi.

Yılda sadece 8 kilogram balık yiyoruz

Beyin gelişiminden, kanser ve şeker hastalığından korunma, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi birçok faydası bulunan balık, Türkiye’de az tüketiliyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de balık tüketimi, önerilen miktarların oldukça altında bulunuyor.

Türkiye’de kişi başına balık tüketimi yılda 8 kilogram iken, dünyada ortalama 16 kilogram, Avrupa Birliği’nde (AB) ise 22 kilogram olarak gösteriliyor. Olumlu etkilerin sağlanabilmesi için haftada en az 2 kez (300gr.) balık tüketilmesi öneriliyor.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, balık tüketiminde dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.

Balığın insanların en eski besin kaynaklarının başında geldiğini, protein içeriği ve A, D, K ve B grubu vitaminler (B1, B2, B6, B12) açısından zengin olduğunu belirten Çom, iyot, selenyum, fosfor, magnezyum ve çinko mineralleri bakımından da iyi bir kaynak olan balığın, insan vücudunda üretilemeyen ve bu nedenle mutlaka besinler yoluyla vücuda alınması gereken yağ asitlerinden olan çoklu doymamış yağ asitleri, EPA (eikosapentoenoik asit) ve DHA’nın (dokosaheksaenoik asit) en önemli kaynağı olduğunu söyledi.

EPA ve DHA’nın Türkiye’de oldukça sık görülen kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı ve kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli sağlık etkilerine sahip olduğunu vurgulayan Çom, olumlu etkilerin sağlanabilmesi için haftada en az 2 kez (300g.) balık tüketilmesinin önerildiğini belirtti. Çom, ”Ancak Türkiye’de balık tüketiminin önerilen miktarların oldukça altında. Türkiye’de kişi başına balık tüketimi yılda 8 kilogram iken dünyada ortalama 16 kilogram, Avrupa Birliğinde (AB) 22 kilogramdır. Bu nedenle tüketiminin artırılması teşvik edilmelidir” diye konuştu.

BALIK, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ KUVVETLENDİRİYOR

Özellikle beyin gelişiminin çok hızlı olduğu anne karnından başlayan ilk 0-3 yaş dönemi için balığın ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Çom, ”Biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel amino asit kaynağı olan balık, içerdiği omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri ile beyin gelişimine olumlu katkı sağlar. Bu nedenle özellikle gebelikten itibaren anne adaylarının ve 7. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeye başlayan bebeklerin tükettiği balığın beyin gelişimini olumlu yönde etkileyeceği belirtilmektedir” dedi.

Çom, bununla birlikte, protein içeriği zengin olduğundan diğer besinlerde olduğu gibi balık da saklama, hazırlama ve pişirme kurallarına dikkat edilmediğinde çabuk bozularak sağlık risklerine yol açabildiğine dikkati çekti. Bu nedenle vatandaşların besinlerin sağlıklı ve güvenilir şekilde tüketilmesi konusunda bilgilendirilmesinin önemine değinen Çom, şunları kaydetti:

”Özellikle soğuk kış günlerinde tüketilen balık, içerdiği yağ asitleri dolayısı ile bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine destek olmaktadır. Kış mevsiminde güneşten fazla yararlanılamadığı için kemik ve diş sağlığında önemli olan D vitamininin karşılanmasında yine balık tüketimi önem kazanmaktadır.

Halk arasında balığın, süt ürünleri (yoğurt, ayran gibi) ile bir arada tüketiminin zehirlenmeye neden olacağına dair yanlış bir kanı bulunmaktadır. Balık ve yoğurdun her ikisinin de taze olması durumunda bir arada tüketilmesi her hangi bir sağlık problemine neden olmamaktadır.”

TAZE BALIK, İKİ SAATTEN FAZLA ODA SICAKLIĞINDA BEKLETİLMEMELİ

Çom’un verdiği bilgiye göre, balık satın alırken, hazırlarken ve pişirirken dikkat edilmesi gerekenler şöyle:

”Balık satın alırken, gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı-pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olması ve sert etli kısmına parmak ile basıldığında parmağın bıraktığı izin hemen düzelmesi gerekmektedir.

Her balık bol bulunduğu mevsimde satın alınmalı.

Konserve balık satın alırken, mutlaka etiket bilgiler okunmalı. Son kullanma tarihine, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan üretim/ithalat izni bulunmasına, kutuda delik, hasar veya bombeleşme olmamasına dikkat edilmeli.

Taze balıklar satın alındıktan sonra iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemeli, pulları ve içi hemen temizlendikten, yıkanıp, iyice kurulandıktan sonra pişirilinceye kadar uygun bir kapta buzdolabı ısısında muhafaza edilmeli. Balıkların, buzdolabı ısında 1-2 gün, derin dondurucuda ise 3-6 ay saklanmalı.

Balık pişirmede en uygun ve sağlıklı yöntemler, buğulama, haşlama veya yağsız tavada pişirmedir. Kızartma yöntemi balığın besin değerinin azalmasına ve zararlı maddelerin oluşumuna neden olduğundan tercih edilmemeli.

Çiğ balık ve deniz ürünleri parazitler, bazı bakteri ve virüsler açısından risk oluşturur. Ayrıca, B1 vitamininin yetersizliğine yol açması nedeniyle balığın çiğ veya az pişmiş şekliyle tüketiminin sakıncalı olabileceği unutulmamalı.

Aynı şekilde, süt ve süt ürünleri alınırken de ambalajlı ürünler tercih edilmeli, etiket bilgileri okunmalıdır. Son kullanma tarihine, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan üretim/ithalat izni bulunmasına, kutuda delik, hasar veya bombeleşme olmamasına dikkat edilmeli ve uygun koşullarda saklanmalı.”

 


Yazan - 5 Kasım 2011. Kategori GIDA, ET VE ET ÜRÜNLERİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x