Gıdada savaş rüzgarları esiyor


İklimsel nedenler ve finansallaşmanın uzantısı olarak spekülatif müdahaleler gıda fiyatlarını alt üst etmeyi sürdürüyor. Ekonomistler giderek daha sıklaşan bir biçimde 2007-2008 yıllarına gönderme yaparak bir “gıda krizi” olasılığına dikkat çekiyor.

Gıdanın zengini ülkeler de ellerindeki ürün üzerinden, aldıkları kararla sıkıntının daha uzun vadeli olacağı endişeleri yaratıyor.

Diğer bir deyişle gıda ürünleri ülkeler için “varlıkta da yoklukta da” adeta bir silah gibi kullanılıyor. Rusya “elinde bulunmayan” buğday ile tüm dünya emtia piyasasını son üç aydır tam anlamıyla yönetirken, en büyük tüketici Çin alım yapmama tehditleri savuruyor, Avrupa Birliği korumacı önlemleri tartışıyor, Asya ve Ortadoğu ülkeleri gelişen orta sınıfının ihtiyaçlarına paralel olarak et talebini giderek artırıyor, Mozambik’te binlerce insan zamlara karşı ayaklanıyor.

Günden güne artan gıda sıkıntıları zincirinin son halkası yine Moskova’dan gelen haber ile tetiklendi. Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Rusya’nın tahıl ürünleri ihracatına yönelik getirdiği yasağı, gelecek yıl hasadın yapılacağı döneme kadar uzattı. Putin, Rus televizyonlarından yayınlanan açıklamasında, tahıl ürünleri ihracatına yönelik yasağın, sadece 2011 yılındaki ekinlerin toplanmasıyla ortaya çıkacak sonuca göre kalkabileceğini söyledi. Rusya’da haziran ayının ortalarından ağustos ayının ortasına kadar devam eden sıcak hava dalgası yüzünden çıkan yangın ve meydana gelen kuraklık yüzünden, buğday üretiminde ciddi bir düşüş yaşanmıştı.

90-95 milyon ton civarında mahsul bekleyen Rusya’nın, bu yıl ancak 60-65 milyon ton ürün elde edeceği tahmin edilirken, Putin önlem olarak tahıl ürünleri ihracatını geçici olarak, 15 Ağustos’tan itibaren yasaklamıştı.

FAO” ACİL” TOPLANACAK
Putin’in buğday fiyatlarını yeniden zıplatan açıklaması Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’nü (FAO) harekete geçmeye zorladı. Örgüt genel olarak gıdada özel olarak ise buğday piyasasındaki sıkıntıları konuşmak için “acil” toplantı çağrısı yaptığını duyurdu. FAO’nun Roma’daki temsilcilerinden Abdulrıza Abbassian, “Bu oldukça ciddi bir durum. Rusya’nın iki yıl boyunca ihracat yapmayacak olması, rahatsızlık yaratabilir” dedi.

Uzmanlara göre gıda alanındaki sıkıntıların önemli bir diğer nedeni ise finansallaşma. Son 10 yılda artan bir biçimde piyasa oyuncularının insafına bırakılan tarımsal emtia ürünleri, pek çok zaman fiziki nedenlerden bağımsız olarak fiyat artışlarının kurbanı oldu. Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü eski yöneticisi Joachim von Braun Financial Times gazetesine yazdığı makalesinde gıdanın finansallaşması ile ilgili sıkıntıların acilen kontrol altına alınması gerektiğini söyleyerek şu uyarıda bulunuyordu: “Bu nedenle şimdi ulusal hükümetlerin önlem alması ve bunun uluslararası bir düzeyde sonuçlara bağlanması için gerekli önlemlerin farkına varmalıyız. Gıda fiyatlarındaki oynaklığa çözüm ancak bunun global anlamda düşünülmesi ile mümkün olabilir. Pazarın kurumsal ihtiyaçlarını düzenleyecek şekilde saydam ve uygulanabilir bir açık ticaretin teminatını sağlamak bu durumda bir elzem. Gıda emtia ürünlerinde aşırı spekülasyon mutlaka frenlenmeli.”

AYAKLANMALARDAN KORKULUYOR
Tüm bu gelişmelerin 2007-2008 gıda krizi ile benzerlikler taşıması ekonomistleri korkutuyor. Özellikle Mozambik’te yaşananlar bu kaygıları giderek güçlendiriyor. Hükümetin ekmek fiyatlarını yüzde 30 artırma kararı almasından sonra, Mozambik’in başkenti Maputo’da bir ayaklanma başlamış ve 280 kişi yaralanmıştı. Fiyat artışını protesto etmek amacıyla toplanan ve lastik yakıp, gıda depolarını yağmalayan binlerce kişiye polis ateş açmıştı. 2007-2008 döneminde, gıda sektöründe son 30 yılda görülen en ağır kıtlık yaşanmıştı. Bu durum Bangladeş’ten Meksika’ya birçok ülkede isyanların başlamasına neden olmuş, Haiti ve Madagaskar gibi ülkelerde hükümetleri devirmişti.

KÜRESEL POLİTİKALAR İLE AŞILABİLİR
Dünya gündemine “ülkelerin gıda savaşı” gibi yansıyan bu duruma karşı ise yapılacakları yine Braun şöyle özetliyor: “Sonuç olarak, tarım ve gıda için, küresel bir politikanın omurgasının kurulması için harekete geçmek bir zorunluluktur. Şu andaki sistem sorumluluklar, etkililik ve inovasyon boyutlarında eksik kalmıştır. Yaklaşan G-20 zirvesi ve Birleşmiş Milletler Konferansı’nın milenyum hedefleri içinde gıda ve beslenme güvenliği konusu belirgin bir şekilde işlenmelidir. İki yapı G-8’in bitmemiş olarak bıraktığı bu konunun takipçisi olmalıdır.”

HANGİ ÜLKENİN ELİNDE HANGİ GIDA SİLAHI VAR
ABD: Pek çok gıda ürününde en büyük üretici ve tüketici. Temel gıdalarda mısır, beyaz-kırmızı et, süt ve soya pazarını yönlendiriyor. 2009’da 23.7 milyar dolarlık kırmızı et, 23.2 milyar dolarlık mısır, 19 milyar dolarlık soya üretimi gerçekleştirdi.

ÇİN: Özellikle ithalat kararlarıyla dünya gıda piyasasını alt üst edebiliyor. Üretim tarafında domuz eti, patates ve pirinç için dünyanın önemli merkezi. 2009’da 37 milyar dolarlık pirinç üretimi, 8.3 milyar dolarlık patates üretimi, 14 milyar dolarlık çay üretimi gerçekleştirdi.

RUSYA: Dünyanın dördüncü büyük buğday üreticisi. Olası gıda krizinin bugünlerdeki en büyük aktörü. Getirdiği tahıl ihracatına yasağı uzatırsa uzun vadeli sıkıntılar gıda piyasasında Rusya kaynaklı olarak sürecek. Kırmızı-beyaz et, inek sütü ve patates için en büyük oyunculardan biri.

HİNDİSTAN: Şeker piyasasının en büyük oyuncusu. Şeker kamışında dünyanın en büyük tüketicisi ve en büyük ikinci üreticisi olma özelliği var ve son yıllarda iklimsel nedenlerle arz sıkıntıları yaşıyor. Bu nedenle şeker piyasasındaki boğa etkisinin en önemli sorumlusu.

BREZİLYA: Emtia borsalarında işlem gören donmuş portakal suyu fiyatlarındaki hareketliliğin fiziki nedeni. 18 milyon tonluk portakal üretimi ile dünya birincisi. 15 milyon tonluk şeker kamışı üretimi ile de sıralamada en üstte.

FİLDİŞİ SAHİLLERİ: Kakao piyasasının baş aktörü. Dünya çapında 70 bin kilometrekarenin üzerinde bir ekim alanına sahip kakaonun üretiminin yüzde 40’ını gerçekleştiriyor. Bu ülkeyi yüzde 15’er payları ile Gana ve Endonezya izliyor.

AVRUPA: Birliğe üye ülkelerden Hollanda süt ve süt ürünlerinde önemli merkezlerden durumundayken, Fransa özellikle üzüm ve buğdayda öne çıkıyor. Rusya krizinin ardından ülkenin Mısır pazarını Fransa, Ürdün pazarını ise Almanya kaptı.
Spekülatif müdahaleler gıda fiyatlarını alt üst etmeyi sürdürüyor. Ekonomistler giderek daha sık 2007-2008 yıllarına gönderme yaparak bir “gıda krizi”…


Yazan - 4 Eylül 2010. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x