“Hamsi de biter!”


Uzmanlar uyarıyor: “Hamsinin kuzeye yaptığı göç, küresel ısınma nedeniyle ya azalacak veya duracak. Bu da ülke ekonomisine ciddi zararlar verecek!!!”

Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Levent Bat, ”Karadeniz’de özellikle soğuk mevsimlerde hamsinin kuzeye yaptığı göç, küresel ısınma nedeniyle ya azalacak veya duracaktır. Bu da ülke ekonomisine ciddi zararlar anlamına gelmektedir” dedi.

Bat, küresel ısınmanın etkileriyle ilgili Karadeniz’de canlıların varlığının temel olarak deniz suyu sıcaklığı ve tuzluluğuna bağlı olduğunu söyledi.

Küresel ısınmayla alakalı yapılan araştırmalar ışığında hava sıcaklığının 2100 yılında günümüz değerlerinden ortalama 2 ile 4 derece yüksek olacağı görüşünün hakim olduğunu ifade eden Bat, bu durumun deniz suyu sıcaklıklarında da 2 derece yükseliş göstereceği fikrinin öngörülmekte olduğunu belirtti.

Bat, ”Küresel ısınmayla Karadeniz su sıcaklığındaki ve değişen atmosferik rejim nedeniyle yağış oranları değişecek, denize besleyici maddelerin dengesiz bir şekilde girmesine neden olacak, bunun sonucunda da aşırı plankton çoğalmaları yaşanabilecektir. Bu organik plankton yığışımı dipteki hidrojen sülfürün artışına neden olabilecektir. Bu da Karadeniz’deki canlı türlerinin yaşam alanlarının daha da sınırlandırılması anlamına gelebilir” diye konuştu.b

Küresel ısınmaya bağlı deniz seviyelerinde de artışın yaşanabileceğini vurgulayan Bat, ”Deniz seviyelerindeki artış ciddi boyutlarda olmayabilir ancak az da olsa artışların olacağı kuşkusuzdur. Bu artışlar kıyısal ekosistemi etkileyecek. Özellikle dalgaların kıyıya vurup çekildiği bölgedeki zengin canlı yaşamı olumsuz etkilenecektir. Bu öngörüler düzenli olarak yapılacak bilimsel izleme çalışmaları ile takip edilmeli ve canlıların değişimlerden nasıl etkilendiği araştırılmalıdır. Çünkü küresel ısınmanın etkileri, açık denizden çok kıyısal sularda daha kendini gösterecektir” diye konuştu.
        
SICAKLIK ARTIŞI NEDENİYLE ”HAMSİ” GÖÇÜ YAŞANABİLİR

Deniz suyu sıcaklığının artışıyla özellikle bazı balık türlerinin fizyolojik yapılarında, üreme dönemlerinde ve eşeysel olgunluğa erişim zamanlarında önemli değişimler olabileceğini belirten Bat, şunları kaydetti.”Karadeniz’de tespit edilemeyen değişik Akdeniz türlerinin dağılım alanlarını genişleterek Karadeniz’e giriş yaptığını yürüttüğümüz çalışmalarda görmekteyiz. Yeni türlerin Karadeniz’e girişi ilk bakışta olumlu gibi görülebilir. Ancak yeni gelen bu türlerin mevcut türler üzerindeki etkisini henüz bilmiyoruz. Birçok mevcut türün bolluğunda önemli azalışlar görülürken belli bazı türlerin bolluğunda artışlar görülebilecektir. Canlıların yaşadığı habitatların değişimi ise daha uzun vadede gerçekleşecektir. Yaptığımız son 20 yıllık çalışmada, deniz suyu sıcaklığında yükselme olduğunu tespit ettik. Bu durum, balıkların üreme, beslenme ve göç yollarını da değiştirebilir. Sıcaklık artışında değişiklik olursa hamside bile göç yaşanabilir. Hamsinin yumurtalarının dağılımı ve yumurtlama alanları değişebilecektir. Karadeniz’de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçler ya azalacak veya duracaktır. Bu da ülke ekonomisine ciddi zararlar anlamına gelmektedir.”

Akdeniz ve Karadeniz ülkeleri arasında Türkiye’nin 1981 yılından buyana denizlerden en fazla balık avlayan ülke olduğunu vurgulayan Bat, Karadeniz’in Türk balıkçılığında özel bir yerinin olduğunu, 1970’den beri Türkiye’nin yıllara göre yakaladığı toplam balık miktarının yüzde 70’den fazlasını Karadeniz’den elde ettiğini kaydetti.

Karadeniz’den yakalanan hamsinin 1980 ve 1988 yılları arasında toplam avın yüzde 72’sini oluşturduğunu, ancak 1988’den sonra hamside ve dolayısıyla Türk balıkçılığında planktonlara bağlı yaşanan ani bir düşüşün dikkat çektiğini ifade eden Bat, ”Resmi istatistiklere göre Türkiye’nin Karadeniz’de avladığı hamsi miktarı 1988’deki 295 bin ton değerinden 1989’da 97 bin tona ve 1990’da 66 bin tona düşmüştür. Bu, 1988 ve 1990 yılları arasında yaklaşık 4 kat azalma demektir” dedi.
        
”NE ZAMAN GÖÇE BAŞLIYORLAR?”    
   
Hamsinin yazın yumurta bıraktıktan sonra sonbahar aylarında yoğun olarak beslenmesinden dolayı büyük oranlarda yağ biriktirdiğini, su sıcaklığı azaldığında ise beslenmenin durduğunu vurgulayan Bat, bu dönemde yoğun hamsi sürülerinin oluştuğunu ve beslenmek için özellikle Karadeniz’in kuzeyinden güneye Caucasus yakınları ve Türkiye kıyılarına doğru kış göçüne başladığını belirterek şunları kaydetti:”Hamsinin göçe başladığı zamanda su sıcaklığı ile hamsi vücudunda biriken yağ düzeyi arasında yakın bir ilişki olduğu görülmüştür. Örneğin hamsi yağlanması yüzde 11 seviyesindeyken su sıcaklığının en az 11 derece olmasıgerekir ki göç başlasın. 2007 döneminde Türkiye kıyılarındaki hamsi beslenmemiştir. Yaklaşık balıkların yüzde 90’ının boş mideye sahip oldukları belirlenmiştir. Türkiye sularındaki hamsinin yağ bileşikleri, Kırım açıklarında yakalanan hamsiye göre daha fazla bulunmuştur. Böylelikle Ekim ayında hamsi kışa farklı çapta hazırlanmıştır. Fazla yağlı olanlar Karadeniz’in güneyine göç etmişlerdir. Zayıf veya yağsız olanlar Kırım kıyılarında kalarak beslenmişlerdir. 2007 balıkçılık sezonunda hamsi Ekim ayında hem Kırım hem de Türkiye kıyılarında görülmüştür. Yağlanma boyunca, su sıcaklığı ile hamsi kışlama göçü arasında güçlü bir etkileşim ve bunu takiben stok dağılımı vardır. Hamsi dağılımının nasıl olduğunu kısaca yorumlarsak beslenme kondisyonlarına ve bunu takiben çevresel değişkenlere bağlı olduğunu söyleyebiliriz.”Bat, hamsi dağılımının büyük ölçüde su sıcaklığı kontrolünde gerçekleşeceğini, eğer hakim kuzey rüzgarlardan dolayı Karadeniz’in kuzey suyu soğursa, hamsinin daha sıcak olan güney Karadeniz’de kışlamak üzere göç edeceğini öne sürdü.

Karadeniz’deki, ekonomik öneme sahip olan küçük pelajik balıklar içerisinde hamsinin yerinın yarı olduğunu belirten Bat, şunları söyledi: ”Yapılan hamsi kondisyon çalışmaları ve kondisyonlarındaki uzun-dönem değişiklikleri çok yararlı bilgiler içermekte ve stokun mevcut yapısı, tahmini ve değerlendirilmesinde çok yararlı olacaktır. Ülkemizdeki deniz araştırmalarına verilen önemin artması ve sağlam bir deniz araştırma ve izleme politikası oluşturulmalıdır. Karadeniz’de mevcut canlıların henüz tam bir envanteri mevcutdeğildir. Öncelikle bu listenin oluşturulup Karadeniz’e giren yabancı türlerin de takibi yapılmalıdır.”


Yazan - 2 Mart 2011. Kategori SU ÜRÜNLERİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x