Hayvancılığın Gelişmesindeki En Büyük Engel Yem Sorunu..


Hayvancılık sektöründe giderin yüzde 70’ini yemin oluşturduğuna dikkat çeken Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Genel Sekreteri İ. Hakkı Erdoğdu,  “Bu alanda yaşanan sorunlar giderilmeden hayvancılığımızın geliştirilmesi mümkün değil” dedi.

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Genel Sekreteri İ. Hakkı Erdoğdu, Türkiye’deki hayvancılık işletmelerinde giderin yüzde 70’ini karma yemin oluşturduğunu belirterek, “Bu alanda yaşanan sorunlar giderilmeden hayvancılığımızın geliştirilmesi mümkün değil” dedi. Bu noktada hayvancılığa verilen desteklerde karma yem kullanımının teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğdu, “Karma yem kullanımına yüzde bazında destek verilmesi, hayvancılığımıza doğrudan bir destek niteliği taşıyacak. Bu sayede hayvancılıkla uğraşanlar rasyonel olmayan besleme şekillerini terk edecek ve zaten kıt olan yem hammadde kaynaklarımızın da israf edilmesi önlenmiş olacak” diye konuştu.

Karma yem sektörünün en önemli sorununun ise Türkiye’deki bitkisel üretimin karma yem sanayi ihtiyacına yetmemesi olarak açıklayan Erdoğdu, bu yemlerin ana hammaddesini oluşturan hububatlar ve yağlı tohum küspelerindeki üretim rakamlarına dikkat çekti. Erdoğdu,

“Ülkemizde 80’li yıllarda 30 milyon ton civarında olan hububat üretimi günümüzde 33 milyon ton, 2.3 milyon ton seviyesinde olan yağlı tohum küspeleri ise 2.4 milyon ton seviyesine geldi. Karma yem üretimiz ise o günlerden bu güne 6 milyon ton artış kaydetti. En iyi ihtimali düşünerek, hububattaki 3 milyon ton artışın karma yem sektörüne geldiğini varsaydığımızda bile 3 milyon tonluk bir yem hammadde açığımız olduğunu söyleyebilirim. Bu 3 milyon tonluk yem hammaddesini maalesef ithal etmek zorunda kalıyoruz” ifadesini kullandı.

“Uygun koşullarda hammadde temini fiyatlara doğrudan etki eder”

Hammaddenin temini konusunda başta yağlı tohumlar olmak üzere bitkisel üretimin artırılması önerisini yapan Erdoğdu, söz konusu üretimde kalite unsurlarının da dikkate alınmasıyla sektörde önemli bir açığın kapatılacağına işaret etti. Erdoğdu, “Yem sanayicisinin uygun fiyatlarda hammadde temin edebilmesi, yem ve hayvansal ürün fiyatlarına doğrudan etki eder. Bu nedenle Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım ve satım politikaları belirlerken, mısır ve arpa gibi yem hammaddeleri için dünya fiyatlarına ilave prim sistemini benimseyip uygulaması önem taşıyor” şeklinde konuştu. Erdoğdu, yine ithalatı kısacak üretim gerçekleşene kadar g ithal edilen yem hammaddelerinde gümrük vergilerinin makul seviyelerde tutulması gerektiğine vurgu yaptı. Erdoğdu, “Bunlara ilave tarımsal ürün borsalarının geliştirilmesi, alternatif yem bitkilerinin üretilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması, demir ve deniz yolu taşımacılığının geliştirilmesi, enerji desteklerinin artırılması, yemlerdeki KDV’nin yüzde 8’den yüzde 1’e indirilmesi, koyun varlığı ile damızlık hayvan sayısının arttırılması sıralayabileceğimiz öneriler arasında bulunuyor” dedi.

Sektörde yem hammadde fiyatlarının son dönemde sürekli arttığına işaret eden Erdoğdu, “Son yıllarda başta küçükbaş hayvan sayılarında görülen azalma, yem hammaddelerinin fiyatlarının aşırı artması gibi olumsuzluklardan sektörümüz olumsuz etkilendi. Karma yem fiyatları yem hammaddelerindeki fiyat artışlarından dolayı aşırı arttığı için hayvansal ürün fiyatları da bu artıştan etkileniyor. Bir zamanlar et ihracatı yapan ülkemiz maalesef son günlerde yurtiçi kırmızı et fiyatlarının aşırı artması sebebiyle kırmızı et ithal eder hale geldi. Bu durumun düzeltilmesi için gerekli önlemlerin bir an önce alınması ve kırmızı et konusunda kendi ürettiğini tüketen bir ülke konumuna geri dönmemiz önem taşıyor. Bu noktada zincirin bir halkası olan yemde de gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor” değerlendirmesini yaptı.

“Yeni kanunu önemsiyoruz”

Aynı zamanda dernek olarak yeni yem kanuna bağlı çıkacak yönetmelikler ve bunların uygulanabilirliği konusunu da Birlik olarak önemsediklerine dikkat çeken Erdoğdu, AB’ye uyumlu olarak çıkarılması hedeflenen bu yönetmelikler ile tarladan sofraya gıda güvenliğinin amaçlandığını söyledi. Erdoğdu, “Birlik olarak yeni yem kanunun önemsiyoruz. Bu kanun ile gıda güvenliğine katkı vereceğimizin bilincindeyiz. Kanundaki yönetmeliklerini uygulanabilirliği için tarlada üretim yapanlardan, son tüketiciye kadar güvenli gıda üretim bilincinin yerleşmesini bekliyoruz” ifadesini kullandı. Sektör içinde tartışılan önemli bir konunun da GDO’lar olduğunu aktaran Erdoğdu, şöyle devam etti: “Özellikle kanatlı yemlerinin ana hammaddesi olan soya fasulyesi ve bazı yıllarda da mısır yerli üretimimizin yetmemesi nedeniyle ithal ediliyor. Soya fasulyesinin asıl üretilip dünya pazarına sunulduğu ülkelerinin başında ABD, Arjantin ve Brezilya geliyor. Dünya soya pazarına hakim olan bu ülkelerde üretilen soyaların ise neredeyse tamamı GDO’lu olarak üretilip ihraç ediliyor. Bu noktada AB gibi bu ürünü ithalat etmeye mecbur olan ülkemizde de GDO’lar konusunda çıkarılan yönetmeliğin uygulanabilirliği önem taşıyor. Sektörümüzün önünün açılması, yem hammadde teminimizde bir sıkıntının yaşanmaması için GDO’lar konusundaki uygulamaların bir sistematiğe bağlanması gerekiyor.”

Türkiye yem sektörünün yenilikleri takip ederek, gelişen teknolojiye ayak uydurduğunu sözlerine ekleyen Erdoğdu, “dinamik bir yapıya kavuşan sektörümüzle hayvancılığın gelişmesine katkı sağlıyoruz. Özellikle son dönemde hayvancılıkla uğraşanların daha bilinçli hale gelmesi, karma yem sektöründe çok yoğun bir rekabetin olması gibi sebepler sonucunda kaliteli karma yeme yönelik talep gün geçtikçe artıyor. Bu durumun bilincinde olan sektör temsilcileri, kendilerine rekabet avantajı yaratacak yeni teknolojileri, yeni hammaddeleri kullanarak daha kaliteli ve daha uygun koşullarda yem üretme yoluna gidiyorlar” diye konuştu.

Son olarak Avrupa Yem Sanayicileri Federasyonu (FEFAC) ve Uluslararası Yem Sanayicileri Federasyonu (IFIF) üyesi olan birliklerinin yapmış olduğu çalışmalar hakkında da bilgi veren İ. Hakkı Erdoğdu, yemler ve yemlere yönelik AB’deki mevzuatları yakından takip ettiklerini açıkladı. Erdoğdu, “Yem yönetmeliklerinin yayınlanmasından sonra, iyi yem üretim uygulamaları konusunda da bir rehber hazırlamayı amaçlıyoruz. Yine sektöre ilişkin istatistik tutan birliğimiz bünyesinde her iki yılda bir Uluslararası Yem Kongresi ve Yem Sergi TUYEM’i düzenliyoruz. Yerli ve yabancı özel sektör temsilcilerini, akademisyenleri ve bakanlık temsilcilerini bir araya getiren bu organizasyonla ülkemiz hayvancılığı ve yem sektörü konusu geniş kapsamlı bir şekilde tartışılıp, sorunlarına çözüm getirilmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu.


Yazan - 11 Kasım 2010. Kategori YEM & KATKI. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x